Sisi garip halleriyle Nasır’dan daha ziyade onun şakirdi olan Kaddafi’ye benzemekle birlikte Arap dünyasında heveskârlara kötü bir örnek oldu. Darbe heveslilerini ve siyasi macera düşkünlerini cesaretlendirdi. Bu heveskârlardan birisi de adı yakında ‘darbe çılgınına veya kaçığına’ çıkacak olan Halife Hafter. Son sıralarda Halife Hafter Sisi benzeri açıklamalar yaptığından dolayı Sisi’ye benzetilir oldu. Evet! Sisi’ye benzemeye hevesli ama aynı imkânlara haiz değil. Bakmayın süslü askeri kıyafetler giymesine; kendisi muvazzaf değil emekli bir asker! Ama askercilik oynuyor! Bu nedenle de Sisi-Hafter benzetmesi kıyas maalfarik (tutmayan eksik benzetme) seviyesinde kalıyor. Kendisi olsa olsa kifayetsiz bir muhteris. Elbette profesyonel yalancı olduğunu söylemeye gerek yok. ‘Kerame’ ve ‘Temizlik’ sloganı veya kampanyasına karşılık Bingazi’de varlık gösteremedi sadece bir kaç milisinin ‘temizlenmesine’ neden oldu. ‘Libya’yı İslamcılardan temizleyeceğim’ gibi iddialı sloganlarına rağmen sahada bir başarı sağlayabilmiş değil. Bingazi’ye yapmış olduğu savlet ve hamleden geriye sadece oraya buraya serpilmiş cesetler kaldı. Etrafına 70 bin civarında asker topladığını söylüyor. Libya’daki bütün asker varlığını toplasanız o kadar eder mi Tartışılır. Libya’ya heybetini ve saygınlığın iade etmek isteyen Hafter sahte bir saygınlığın peşinde. Yalanlarla Libya’ya değil kendine saygınlık kazandırmak istiyor. Libya’ya kötülük yaptığı aşikâr. Kargaşayı körüklemekten başka bir işe yaramıyor. Mısır’da doğan ve kendi beyanıyla 1973 savaşında Mısırlılarla omuz omuza çarpışan Hafter kendisini bir Mısırlı olarak telakki ediyor. Sisi’ye özendiği de kesin. Bununla birlikte Libya açısından tamamlanmamış bir Sisi modeli olduğundan dolayı Sisi’nin Nasır’a benzediğini ama kimsenin Sisi’ye benzemediğini söylüyor. Böylece başarılı oluncaya kadar bu benzerliği mahfuz tutuyor, askıda bekletiyor! Zahir akıllılık ediyor! Başarılı olursa Sisi benzerliğini daha rahat ilan edebilecektir. Erken benzetme ile kendisiyle birlikte Sisi’yi de yakmak istemiyor! Sisi’nin de Hafter’in de kime veya kimlere benzedikleri tartışılabilir. En azından Sisi’nin Müslüman Kardeşler’e yönelik sürek avı ile Nasır’a özendiği söylenebilir. Lakin şahsiyet itibarıyla Nasır’ın hitabetinin yanından bile geçmez. Benzerlik sadece İhvan’a düşmanlığıyla sınırlı kalıyor. Keza Hafter’in Sisi’ye özentisi de İslamcılara olan düşmanlığıyla sınırlı.
***
Halife Hafter blöfleriyle ve musab olduğu megalomani hastalığıyla birlikte elbette aradığı takdirde kendisine birçok selef bulabilir. Lakin Dubai Polis (eski) Şefi Dahi Halfan’a benzerliği daha gerçekçi duruyor. Birisi Halfan diğeri ise Halife. İkisi de laf cambazı ve laf üreticisi. Halfan, ‘twitter’dan sorumlu polis şefi’ ünvanına daha çok yakışırken Hafter de 14 Şubat 2014 tarihinde canlı yayın veya ekran darbecisi olmuştur. Aslında hepsi de birbirine benziyor. Kaht-ı ricalin yaygın olduğu ve rubeybide’lerin (hadis diliyle adam bozuntuları) ortalığı istila ettiği bir dönemde hepsi de kifayetsiz muhteris olarak birbirlerini tamamlıyor. Şaka gibi adamlar. Onlardan iyi asker şakacısı olur! Son sıralarda Sisi’nin bir marifeti daha ortaya çıktı. Bu marifetle birlikte Nasır’ın halefi Sedat’ı daha çok andırıyor. Bu yeni, marifeti durup durup konuşması. Nasreddin Hoca’nın hindisi gibi Sisi’nin marifeti de Nasır’ın bülbül gibi ötmesi karşısında tefekkür özelliğidir. Kaddafi, Sisi’nin selefi Sedat’ın konuşma özürlü açığını değerlendirirdi. Sedat’ın konuşmaları arasındaki boşlukları merkep sesi veya konuşma parçaları ilave ederek doldurur ve ‘Sedat’ı dinleriniz’ şeklinde radyo veya televizyonlarda servis ettirirdi. Şimdi de Mısır Darbe Lideri Sisi televizyonlarda canlı yayınlarda adeta meditasyon yapıyor. Bu marifetiyle de hem hindilere hem de Hindlilere taş çıkartır vesselam!
***
Mısır hariciyesini de Hafter’in desteksiz atmaları karşısında hafakanlar bastı ve ‘bizi Libya’nın işlerine karıştırmayın’ şeklinde tarizde bulundu. Mısır darbe rejimi de İhvan düşmanı olmakla birlikte komşunun başarısızlıklara sahip çıkmak istemiyor. Ayrıca Mısır rejiminin Libya’daki olaylara bulaştığının ayyuka çıkması Mısır’ın bölgesel ilişkilerini de olumsuz yönde etkileyecektir. Sözgelimi, Tunus ve onun ötesinde Cezayir gibi ülkeler Mısır’ın Libya’ya müdahalesine hoş bakmayacaklar ve böylece Mısır’daki darbe idaresi kendisini fazladan gereksiz bir külfetin altına sokmuş olacaktır. Elbette Mısır’daki darbe yönetimi Libya’nın içişlerine karışıyor. Hafter ve çetelerine eğitim verdiği de su götürmez bir gerçektir. Lakin bunların aleniyete dökülmesini, özellikle de Hafter’in geri tepen sakar vur kaç darbe teşebbüslerinden sonra istemeyecektir. Sisi ile Hafter’in ortak söylemi Müslüman Kardeşler’in başarısız olduğu ve Arap dünyasını karıştırdığı tezidir. Bu söylem üzerinden durumdan vazife çıkarması ve darbelere gerekçe ve mazeret üretmeleridir. Kısaca İhvan’ı yıkıcı, batakçı kendilerini de kurtarıcı pozisyonunda. Kimse ayranım ekşi demez!