Banka kartları insan hayatına girince insan hayatı arka kapıdan çıktı gitti. Araç olması gereken bir nesne artık adeta yaşamın olmazsa olmaz unsurlarından biri halinde. Ulusal ve uluslararası para dolaşım sistemi paranın yerini almış gibi kalmadı insan hayatına hâkim. Para insan için bir araçken banka kartları para için bir araçtı, son yirmi yılda para araç olmaktan çıktı amaç haline geldi dolayısıyla banka kartları da araç olmaktan çıktı amaç haline geldi. Eskiden para insan için varken şimdi insan para için var. Para olması için çalışmak şart! Çalışmadığın gün açsın fikri insanlara yeni iman şartı gibi kabul ettirilmiş durumda. Kapitalist sistemin ana unsuru para ve banka, hayatın her alanında tek geçerli hayat gereği şeklinde. Ülkemizde ikibin yılına kadar uygulanamayan kapitalist sistem, ikibin yılından sonra sert bir şekilde uygulamaya konuldu. İnsanlar yaşamam için çalışmam gerek fikrinden çalışmam için yaşamam gerek fikrine inandırıldı. Yaşamanın bir gereği olarak çalışmak yerine çalışmanın bir gereği olarak yaşamaya başladı. Hayat çalışmak para elde etmek yine çalışmak yine para elde etmek şekline getirildi. Peki, yaşamak ne oldu? İnsanın yaşaması lazım. İnsan yaşaması gereken bir varlık. Dur be çalışıyoruz para kazanıyoruz sonra yaşarız! Sonra? Öldükten sonra mı? Ülkemizdeki kapitalist sistemde insanlar yaşamıyor; çalışıyor para elde ediyor sonra yine çalışıyor yine para elde ediyorlar. Bu deveran sonsuz sıkıcı bir halde devam ediyor. Yakın zamanda insanlar yaşamak diye bir şeyin var olduğunu unutacak. Masal gibi gelecek yaşamak, eskiden biz insanlar yaşardık, şimdi öyle mi ya denilecek. Yaşamak arkaik bir mevzu olacak.
Yaşamaya dair temel değerler insan hayatından bir bir çıkarıldı adeta. Çalışmak var para var ama yaşamak yok. Çünkü çalışma şartları yaşamanın gereği gibi değil para elde etmenin gereği şeklinde oluşturuldu. Kapitalist sistemin tanrısı banka parayı bir araç olmaktan çıkardı amaç haline getirdi; amaç haline gelen parayı elde etmek için bütün yollar mubah sayıldı. Yeter ki para gelsin nasıl gelirse gelsin inancı insanlara yerleştirildi. Sistemin ana damarını, insanın elde ettiği paranın bir kazanç yani karşılığı olan helal araç inancını gelsin de nereden gelirse gelsin her yol olur inancına dönüştürmesi oluşturuyor. Araç naylonlaşınca araçla görülen bütün işler de naylonlaştı araç amaç haline geldi. Aracın amaçlaşması yaşamayı ortadan kaldırarak sadece kendi varlığıyla insana sahte bir dünya oluşturdu; insana ait bütün insani gerçekler sahte bir dünyaya tahvil edildi. Kapitalist sistemin sahte dünyasında insan işe gidip işten gelen makine halinde. Alıyor veriyor yine alıyor yine veriyor. Aldığıyla yaşamak ise artık aklına bile gelmiyor. Kapitalist sistemin ortadan kaldırdığı yaşamaya dair temel değerlerden biri örneğin akraba ve komşuluk ilişkileri. Sistemin dayattığı çalışmadığın gün açsın fikri gereği iş daha fazla iş düşüncesiyle hareket eden insanlar artık akraba ziyaretlerinde bulunmuyor, komşusunu ziyareti bırakalım komşusunu hiç tanımıyor. Akraba ya da komşu ziyaretinde yaşanacak insani güzelliklerden, huzur ve ferahlıktan haberi olmuyor. İnsanlar artık birbirine borç vermiyor, birbirinden borç almıyor. Çünkü banka var, bankadan alıyor. Faizmiş o da ne! Yeter ki para olsun! İnsanlar borç verip karşısındaki insanın bir sıkıntısını giderme huzurunu yaşamıyor. Borç alıp borcu ödeme ferahlığını yaşamıyor.
Avrupa bindokuzyüzlerin başında kapitalist sisteme geçtiği için bütün insani gerçeğini yitirmiş, bunun yerine sahte dünyalar ortaya koymuştur. Tatile gitme fikri Avrupalının geçen yüzyılın başında yitirdiği insani gerçeğini sahte bir şekilde yaşama arzusudur örneğin. Avrupalı, babası ölse bile tatilinden taviz vermiyor. Bu, insana ait temel değerlerin kapitalist sistemle kaybedilmesidir. Daha fecisi “domates festivali” vb. gibi insani gerçeklikten uzak sahte insan dünyaları oluşmuş olması. Ülkemizde de benzerleri var.
Kapitalist sistemin oluşturduğu betonlaşmış sahte dünyadan insanın insani gerçekleri yaşadığı gerçek yaşama dünyasına geçmek insanlığın devamı için zorunluluktur!