Sahne Ortaya Çıktığında

Abone Ol

Bundan iki yüz yıl önce Osmanlı İmparatorluğu yıkılacak

yerine Anadolu yarımadasına sıkışmış kalmış bir Türk devleti kurulacak

denseydi; dönemin padişahı ve saray mensupları bu iddiayı hiç kaale almadıkları

gibi bıyıklarının kenarlarıyla da gülerlerdi. Yine bundan iki yüz yıl önce

Ortadoğu da İsrail adında bir Yahudi devleti kurulacak ve Ortadoğu ya bela

olacak denseydi; sadece padişah ve saray mensupları değil dönemin aydınları

bile bir taraflarıyla gülerdi bu iddialara. Ama bütün bunlar, tarihin düz ritminde

kısa sayılabilecek kadar bir zaman aralığında yani aşağı yukarı yüz yılda

meydana geldi. İki yüz yıl önce iki yüz yıl sonrayı görüp de böyle çılgın

iddialar ortaya atan bir aydın var mı, bilmiyoruz. Böyle bir iddia için

yaşanılan çağı iyi okumak gerek. Yaşanılan çağ iyi okunduğu oranda gelecekte

meydana gelmesi muhtemel olayları görme anlamında gelecek öngörüsü de tutarlı

olacaktır. 

Türkiye de, son yıllarda yaşananlara bakarak bazı

çıkarımlar yapıp bazı öngörülerde bulunmak mümkün. Bu öngörüler -başta bu

satırların yazarı olmak üzere- birçok insanın hoşuna gitmeyecek hatta rahatsız

edecek ama realiteden yaptığımız çıkarımlar böyle öngörülerde bulunmamızı

olmazsa olmaz göstermektedir. Yani insanlar ister kabul etsin ister kabul

etmesin tarihin realitesi kendi yolunda işlemeye devam ediyor. İnsanlar o

realiteyi görme ya da görmeme durumuna göre doğru ya da yanlış yapmaktadırlar.

Bu konuda yöneticiler, yönetilenlerden bir adım daha önde bulunuyor olmanın

gereği olarak sevapta da günahta da bir adım daha önde olacaklardır. Halk,

yönetilen olarak bir günahın ilk sahibidir ama siyasetçiler aynı günahın

halktan bir adım önde olarak daha fazla sahibidirler. Yani toplumsal günahın

bir kısmı seçmen olarak halka yazılsa bile günahın tamamına yakını siyasetçinindir.

Hatta birçok konuda günahın tamamı siyasetçinindir.

Hatay ın Reyhanlı ilçesindeki patlamalar ve patlamalarda

ölenlerin günahının tamamı siyasetçilerindir. Neden Çünkü bu patlamalar

dağınık politikaların eseridir. Politikaların işleme konulmasında ve bu işlemin

doğru ya da yanlış olmasında sorumluluk tamamen siyasetçilerindir. Çünkü bu

noktada halkın reyi geçerli değildir. Reyhanlı daki patlamalar, Cumhuriyet

tarihinin en büyük patlaması ve bir patlamada ölenlerin sayısı bakımından en

fazla ölü sayısı olan patlamalardır. Resmi makamlar ölü sayısını 51 olarak

açıklasa da rakamın kesinlikle bundan fazla olduğu bir realitedir. Bu fazlalığı

açıklamamak devletin ya da siyasetçinin büyük bir oyunun içinde olduğu

gerçeğini vermektedir. Bu büyük oyunu bu patlamalar ile anlamadık elbette. Bu

patlamalar bu oyunun bir sonucudur ama son sonucu değil devam eden oyunun bir

parçasıdır. Belki de oyunun son parçasıdır. Yakında sahne ortaya çıkacaktır.

Sahnede neler var İşte hoşumuza gitmeyecek realite buradadır.

Bakın bunu buraya yazıyorum; Kürdistan Cumhuriyeti er ya

da geç kurulacaktır. Bir Türk olarak bu iddiayı ortaya atıyorum. Aslında bu

iddiamı son beş yıldır dillendiriyordum ama yazmıyordum. Tarihe not düşmek için

açıkça yazıyorum. Kürdistan Cumhuriyeti, Türkiye nin Güneydoğu sunda

kurulacaktır. Kuzey Irak ta kurulmuş olan Özerk Kürdistan, toprak bütünlüğünü

tamamlaması için Türkiye nin Güneydoğu sundan ve Suriye nin Kuzeydoğu sundan

toprak almak mecburiyetindedir. Kürdistan Cumhuriyeti aynen Türkiye Cumhuriyeti

gibi laik bir devlet olacaktır. Müslümanların devleti olmayacak yani. Konuyu,

anlaşılması için biraz daha açalım.

Türkiye bundan üç beş yıl önce neredeyse bütün komşuları

ile vizeyi kaldırdı. Ama üç beş yıl içinde de bütün komşuları ile kanlı bıçaklı

oldu. Demek ki Türkiye dış politikada bağımsız değil. Bağımsız olsa, iki yıl

önce vizelerin kaldırıldığı ve devlet başkanlarının el ele sahillerde piknik

yaptığı iki devlet, daha iki yıl geçmeden birbirine düşman kesilmezdi. O güllük

gülistanlık ortamı hazırlayan el, bu kanlı bıçaklı ortamı da hazırlayan eldir.

Oyunun kuralını her zamanki gibi ABD ve Rusya koyuyor.

Suriye meselesi Türkiye nin meselesi değil; Suriye meselesi ABD ve Rusya nın

meselesidir. Türkiye bu meselede tampon, hamal bir devlet olarak yer alıyor.

Zaten ancak o kadar yer alabilir. Misak-ı Milli yi ayet gibi uygulayan devletin

büyük devlet olduğunu kimse iddia edemez.

PKK nın çekilmesi Türkiye nin Suriye yi işgal etmesi için

elini güçlendirsin diye yapılan bir süreçtir. Yani Türkiye PKK gibi bir silahlı

güçle mücadele ederek meşgul olmasın ki Suriye ye girmesi rahat olsun.

İsrail in özür dilemesi ise kaz gelecek yerden tavuk esirgememe meselesidir.

PKK çekilerek düzenli orduya geçecektir. Gerilla sistemiyle devlet

kurulamayacağını anlayan ABD, yeni bir sahne olarak çekilmeyi başlattı.

Rusya nın İran ve Suriye kozuna karşı ABD nin Türkiye ve İsrail kozu var

elinde. Üçüncü bir koz olarak Kürdistan kurulacaktır. Yani PKK nın çekilmesinde

ne Türkiye nin ne PKK nın ne de İmralı nın herhangi bir etkisi söz konusu

değildir. İki büyük güç Ortadoğu da satranç oynuyor. Suriye deki iç savaş da

iki büyük gücün satranç oyunundan dolayıdır. Ne Esad rejimi meselesi ne de

muhalifler meselesi. İki büyük gücün özel çıkarları meselesidir.

Suriye bölünerek bir kısmı Türkiye ye bir kısmı

Kürdistan a verilecek; Suriye küçük bir devlet olarak varlığını sürdürecektir.

Bunun karşılığında Türkiye bölünerek bir kısmı Kürdistan a verilecek.

Kürdistan ın kurulması karşılığında Türkiye ye Suriye den toprak katılacak,

Suriye yi küçültme karşılığında Filistin Devleti kurulacak. Çünkü Türkiye

tampon bir devlet olarak ABD nin bir numaralı müttefiki yani tetikçisidir. İran

da Rusya nın bir numaralı tetikçisidir. Bu oyun Kürdistan Cumhuriyeti kurulana

kadar devam edecektir. Balkanlar ın parçalanıp bölündüğü gibi (düşünsenize

Kosova diye bir devlet var) Ortadoğu da parçalanıp bölünerek küçük mahalli

devletler meydana getirilecektir.

Sahne ortaya çıktığında hiç şaşırmayacağım.