Sahibine göre kişneyen atları da vururlar

Abone Ol

“Türkiye’yi ele geçirmek için 40 yıl boyunca plan yapan FETÖ’nün bir virus gibi, ülke idaresini elinde bulunduran herkese nasıl bulaştığını anlatacaktım…”

Ama anlatamamış, muhatabı izin vermediğinden…

Bir tv programında gel konuş diye çağrılan çok yakın gazetecilerden birinden bu satırları okursanız reklam geliri bol sitesindeki yazısında, hayret etmez, analar FETÖ’yü 40 yıl takip eden gazeteciler de doğururmuş icabında diye sevinmez misiniz?

Hayır sevinmeyin! O da istememiş ki sevinmenizi, bu satırlara gelmeden önce kaynağını açıklayıvermiş.

Google’ın yardım ve yataklığıymış söz konusu ettiği…

Tayyip Erdoğan’ın “Aldandık” “Kandırıldık” demesine karşı ar etmeyip, biz biliyorduk mu diyeceklerdi?

Fakat biyolojik sağlık sorunlarından kaynaklanmıyor Tayyip Erdoğan’a paralel düşmeleri onların.

Geçmişi geçmiş gibi yaşamadıklarındandır, eksiklikleri, hataları, iftiraya meyletmeleri....

Google’dan öğrendiklerine göre listeleri şöyle: “Sadece Türkeş değil, hemen herkesin fotoğrafı var Fetullah’la… Çiller, Erbakan, Erdoğan, Demirel, Yazıcıoğlu, Ecevit…”

Gel bir Fetullah savunması, yok yok övgüsü yaz deselerdi bu site yazıcısına, bu satırları diyeceklerinin “berceste”si olurdu.

(Fetullah,  herkesindir) demenin ot yemecesidir bu ifadeler.

Siyasi ömründe “patates dinli”lerle mücadelesi bir milli destan gibi anlatılması şart olan rahmetli Erbakan Hoca’nın adını geçmişin sıradan siyasetçileri arasında saymak, FETÖ’yü tanımamanın ötesinde, FETÖ’nün tehlike olduğuna (hâlâ) inanmamaktan kaynaklanır.

…Erbakan, Erdoğan…

Aklınca Erdoğan adı aklanmış olacak, Erbakan’dan sonraya yazılarak…

Geçmiş sıralanıyorsa, Erdoğan adı niçin var, merhum siyasetçiler arasında? Siyasi mevta Çiller’in canlılığı söz konusu edilmezse…

Demirel’le Ecevit’i FETÖ’cülük tartısında aynı kefeye koyanlar, Yazıcıoğlu’nun adını mı koruyacaktı, esirgeyecekti; katline fetva verenin kandırmasını, aldatmasını normalleştirmeye çalışırken…

Ne uğrunadır bu kalemşörlük?

Recep Tayyip Erdoğan’a mersiye yazma mevsimine mi girdik Nisan’ın yarısından sonra? Yoksa yol gösteren saz üstadları sertifikalarını mı aldılar bir yerlerden?

“Tekkeye murid aramıyoruz” diyor sayın Cumhurbaşkanı, kimin, neyi, nasıl dediğinin manasını duymak için yetkili bir ağız aradığında insanlar.

Konuşanların, yazanların muridlik imtihanını başaramadıkları görüldüğünde bir vazgeçme olarak mı düşünüldü bu söz? Yoksa eğri odunlara artık alışıldı notu mu düşürüldü insanların kafasına? Yanında deyimler sözlüğü taşıyan danışman olmayacağına göre..

Varsın aranmadıkları ilan edilsin. Önemli olan müridlerin bunu sindirmesidir. Yazdıklarıyla, konuştuklarıyla bu ülkenin insanlarını sindirmesidir. Başaramadıkları söylenemez!

“AK parti’nin de, FETÖ’nün büyümesinde, gelişmesinde, hatta devleşmesinde büyük rolünün olduğu inkar edilemez!”

Bu kabul, hak adına yapılmış değil. Şimdi yapılacak savunma güçlensin istenmiş.

“Bu örgütün 40 yıllık birikimini, FETÖ’yü desteklemekle suçlanan Tayyip Erdoğan yok etti. Türkiye’de ve dünyada, bunların itibarını yine Tayyip Erdoğan yerle yeksan etti.”

Tayyip Erdoğan ve tam ona gore bir rakip… Anlatılmak istenen bu ise, bu nasıl bir mantık yürütmedir.

Büyütekceksin, 

Geliştireceksin,

Devleştireceksin.. ve sonra diyeceksinki: “40 yıl boyunca kendisini sinsi bir şekilde gizleyebilen FETÖ..”

Mesela o gizlenme AK Parti’nin kuruculardan birinin gözyaşları arkası olabilir mi? 

Sokakta insanlar “Hayır” espirisi yaptıklarında hücuma geçenler hangi tekkenin mürid aday adaylarıydı dersiniz? 

“Tayyip Erdoğan yok etti!”

“FETÖ ile mücadele konusunda, ‘sokağa çıkın’ çağrısıyla..”

İnsanlarımız bu çağrıdan once de sokaktaydılar dememizin şimdi bir manası yok. Lakin çok manalı bir başka cümle kuralım “susturma” gücü yetersiz siteci kalemşora.

Kimileri neden “Kayınbaba evine gidin” şeklinde anladı ya da böyle anlayışlar geliştirildi  sokağa çıkın çağrısına karşı.. Sorma hakkımızı kullanmak istiyoruz, dersek…

Niyeti bozuk niyetçi

Gazetesinde ve alıntı yapan diğer gazetelerde “önemli iddia” diye duyurulan bir köşe katibi yazısı var.

CHP, Akşener’i aday gösterecekmiş.

Haber değeri var, duyulsun diye yazılmıyor. CHP ve Akşener ve bu birlikteliğe evet diyecekler dalgaya alınıyor. Müstehzi, istihza ediyor. Çünkü kendisi yakın elemanlardan... Böyle bir hakkı olduğuna inanıyor.

Birkaç cümlesinin üstünde durmak istiyoruz.

“Bu arada Kılıçdaroğlu’nun, Akşener’den muhafazakar kitle için çalışma yapılması isteği de oldu. Akşener bu nedenle Saadet Partisi’ne gidip görüşme yaptı ve mini bir mutabakat sağladılar.

FETÖ bilindiği üzere Meral Akşener’e her türlü maddi ve insan gücü desteğini vermeye hazır.”

Hani masallarda sorarlar ya, in misin, cin misin?

Kösecikatip her şeyi biliyor. İkili görüşen Kılıçdaroğlu ve Akşener konuşmalarını dahi... Böcekçilerden midir, dizilerimizde teşvik edilen kapı dinleyicilerinden mi? Belki de Görünmez Adam gazeteciden el almıştır.

Muhafazakar kitle için çalışma yapmak...

Hemen aklına Saadet Partisi geliyor. Zira Ak Parti’de ya muhafazakarlar yok, yahut çalışma yapılmasına kapasiteleri müsait değil...

Cinlik peşindeki gazeteci Akşener gölgesi... Saadet Partisi görüşmesini de, sağlanan mini mutabakatı da virgülüne kadar biliyor.

Fakat çok mutevazı biri bu köşeci katip. FETÖ hakkında bildiklerini herkesin bildiğini söyleyecek kadar hem de...

FETÖ’nün Akşener konusunda ne yapacağını bilen bu kişi hemen sorgulanmalıdır. Madem ki bu kadar biliyordun, 15 Temmuz öncesi nerede idin? Yoksa FETÖ kazanamamış olmakla, seni kandırmış mı olmuştu.

FETÖ’nün insanımızı insanlıktan çıkarma suçunu da işlediğini daha nasıl anlatsak, bilmem!

“Sağlık sorunları nedeniyle bir AK damat...”

KİMLER UTANSIN?

Cem edilenlerin küçüğü utansın!

Kuru gözleri yaşartıcı kuru soğanın  cücüğü utansın!

Vatanın börtü böcüğü utansın.

Akrep utansın, yelkovan utansın...

Hayır’ımıza gönül koyan utansın.

Çıyan utansın, yılan utansın,

Falan utansın, filan utansın...

Gözü yaşlı, FETÖ oynaşlı Şevki utansın.

İftirasıyla utansın, ihtirasıyla utansın, velevki utansın.

Yüksek kaldırım’ın taşları utansın.

Gülent’in yaşları utansın,

Döktükleri utansın, biriktirdikleri utansın.

Kara kaşların elması utansın,

Manavların ayvası utansın, elması utansın!

Kaynana utansın, kayınbaba utansın.

Çoban sırtındaki aba utansın

Zarif utansın, kibar utansın, kaba utansın.

Dediğim dedikler utansın,

İlbercehödükler utansın

Yetmez!

Yeter diyenler utansın!

Adı  kahraman

“İsimsiz Kahramanlar”ı yazmış 12 Mayıs Cuma günü köşesinde Mahmut Toptaş Hoca’mız.

Okumuştum. Diğer gazetelerde okuduğum bir haber, geri döndürdü beni. İşte yazıyorum.

“36 bin köyde, 17 bin mahallede resmi ve resmi olmayan iki yüz binin üzerinde köy veya mahalle tarafından hoca diye bilinen insanlarımız, ‘isimsiz kahramanlar’ımızdır.”

İmamlarımızı anlatıyor.

Diğer gazetelerin şu ve benzeri haberleriyle karıştırmasın kimse.

“İstanbul’da geçen hafta gerçekleştirilen operasyonlarla 217 mahrem imam yakalanarak gözaltına alınmıştı. 21’i etkin pişmanlıktan yararlanan, 176’sı tutuklanan bu mahrem imamlardan.....”

Mahrem, bilinmeyen, gizli, kripto gibi sıfatlar alan, bu sıfatlarla anılan ve mahkemelerde resmi evraklara “imam” diye geçen bu insanlardan bir daha olmasın diye, bir daha üremesinler diye mücadele etmek de bizim “isimsiz kahramanlar”ımıza düşüyor.

Gereği yapılmalıdır!

“Değmesin yağlı Boya, Yazdık Hesabı, Ordaki Köyün Adı Var: Trafalgar kitaplarımızı 2. baskıya hazırlarken, başkalarının nimetlendiği bir emeğimizi de sunacağız gönüllerinize. “Onlarda Çocuktu/Siyaset Mahallesinden” gazetemizde yayınlanan politikacıların çocukluk maceraları.. Rağmen, inad ediyoruz efendim!