ABD DE öldürülen üç Müslüman öğrenci konusunda sessiz
kalan Barack Obama ya, Neredesin ey Başkan diye Latin Amerika dan seslenen
Cumhurbaşkanı Erdoğan, yeni bir One Minute atraksiyonuyla İslamofobia
anlayışının gündemde olduğu bir zamanda ilgi odağını daha geniş bir yelpazeye
serpiştirmiş oldu.
Batı, bir dönem Afrikaner militanlarının, kendileri
dışında hiç kimseye yaşam hakkı tanımadıkları volkstraat oluşturma gayretlerini
çağrıştıran uygulamalarla, Pegida benzeri örgütlerin yumuşak karın olarak
gördükleri Müslümanları soyutlama (tecrit etme) girişimleri beklenen
sonuçlarını ne yazık ki ABD de vermiş, böylece Pax-Americana (Amerikan
Barışı) nın sahte göreceliği de tebeyyün
etmiştir.
Capitol Hill, boş yaygaralarla hedef saptırmaya yönelik
saldırgan politikalarla Müslümanları hedef tahtasına koyarken, iradi
(sugjestiyon) marjdan ne kadar uzak olduğunu son vahşet olayına sessiz kalarak
bir kez daha ortaya koymuş oldu.
Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan ın, inandırıcı bir üslupla
Başkan Obama yı sorgulayıcı ve zorlayıcı bir tutumla, Neredesin ey Başkan
şeklindeki tutumu, siyasi jargonla zuhur bulan yapay ve kozmetik çözüm
yollarını çağrıştırmaktadır. Bu yaklaşım şekli, Müslümanları umacı (korku
unsuru) gibi göstermeye çalışan anlayışı hiçbir şekilde boşa çıkarmaya yönelik
değildir.
Burada asıl sorgulanması gereken şey, ABD Başkanı nın
nerede olduğundan çok, giderek mevzi kazanan İslamofobia anlayışının nasıl
ortadan kaldırılabileceğine yönelik adımların atılmasıdır. 1993 te, The Toronto
Sun da Eric Margolis imzasıyla çıkan Genç Türkler Doğu ya Gidin, Doğu ya (Go
East, Young Turcs, Go East) adlı makalede görüldüğü gibi, cılız gibi gözüken ayrıştırıcı fikirlerin
tohumları bugün birer ayrık otu gibi boy vermiştir.
Batı nın çok seslilik (polifoni) anlayışını terk ederek,
İslamofobia konusundaki kaygılarını yüksek seslerle dile getirmesi, fırsatçı
politikalarındaki değişimden kaynaklanmaktadır. Batı yı, böyle bir karara
zorlayan zecri faktörleri iyi irdelemeden bu konuda sağlıklı bir karara varmak
pek mümkün olmasa gerek.
Batı, demografik yapı kaygısıyla kendi iç dengelerini
tehlikeye düşürdüğüne inandıkları Müslümanlara karşı demokrasilerini rafa
kaldırarak, dışlayıcı ve ötekileştirişi çözüm yollarına başvurmaları şiddeti
tetiklemektedir.
Obama nın nerede durduğuna gelince; Truman Doktrini ile
içimize giren ABD, Eisenhower Doktrini ile bölgemizin adeta bir kriz bölgesi
haline dönüşmesine ön ayak olmuştur. 1957 den beri Ortadoğu da kriz noktaları
oluşturarak ve buradaki ülkeleri zayıflatma politikalarını uygulamaya çalışan
ABD, bugün de Barack Obama ile burada boy göstermektedir.
Barak Obama yı çok uzaklarda arayıp neredesin ey Başkan
demeye ne hacet, Obama şu anda başucumuzda, yani Ortadoğu da, Eisenhower
Doktrini nin gereğini yapmakla meşguldür.