Sağlıklı iletişim için insan insandan ne bekler?

Abone Ol

Sanırım milletçe ayarlarımız bozuldu! Diyeceksiniz ki

niye

Bir şeyleri alt üst ediyoruz, sonra çevremizde oluşan

olumsuz sonuçları görünce, yaptıklarımızın tamamının iyi niyetli ve iletişime

dönük çabalar olduğunu söylüyoruz. Var mı öyle iletişim Kendini kötü

hissettiren, ağlayacak hale getiren, karşındakince küçümsendiğini hisseden,

beyninin ruhuna balyozla vurulmuş gibi sarsıcı şeyin ismi iletişim olabilir

mi

Mahvettiğimiz sohbetin, kendimizden soğuttuğumuz

ilişkilerin, öneri zannettiğimiz yıkıcı eleştirilerin adı her şey olabilir; ama

iletişim asla olamaz sevgili okurlar!

Gün içinde herkes birileriyle iletişim halinde olduğunu

düşünüyor. Bana göre iletişim zannedilen davranışların çoğu itişip kakışmak!

Bağırmanın adı oldu konuşma, aşağılamanın adı oldu hatayı hatırlatma, dalga

geçmenin adı oldu espri yapma vs.

Sizlerden mailler geliyor. Sorular, sorunlar dolu

mailler. Danışanlarımla çalışırken de aynı konu dikkatimi çekiyor doğrusu.

Biraz bu konuda farkındalık kazanalım istiyorum bu gün.

Kibar bir beyefendi hoş bir soru sormuş. Ona yazacağım

cevabı buradan yazayım herkes okusun istedim.

Mehtap Hanım... Sizden yardım almak istiyorum. Çevremde

iyi bilinen bir insanım. Ancak iletişim konusunda zorluklarım var sanırım.

İnsanlar sanki benden uzaklaşıyor. Güvendiğim kişilere soruyorum, Bende ne

gibi hatalar görüyorsunuz diye. Çok eleştirdiğimi söylüyorlar. Oysa ben Allah

şahit kimseyi eleştirmiyorum. Eşim, ailem, iş arkadaşlarım hepsi benim

eleştirel insan olduğumu düşünüyor. Onları böyle bir kişi olmadığıma nasıl ikna

edebilirim

Onları ikna etmenin yolu, rahatsız oldukları davranışları

yapmamaktan geçer, bu bir.

İkinci olarak söyleyeyim, bir insanın davranışlarını

reddetmek, onun nezdinde kişiliğinin reddedilmesi gibi algılanır. Tam da bu

nedenle insanlar genellikle eleştirilmekten hoşlanmazlar. Terapötik söylemle

dillendirmem gerekirse, Talep edilmeyen yorum saldırganlık olarak algılanır

şeklinde tanımlayabilirim durumu.

İletişimin iletişim olabilmesi için alıcı ve

verici nin aynı dalga boyunda olması gerekir. Yani kız kıza oturmuş kakara

kikiri yaparken birbirimize kurduğumuz cümle sevimli algılanırken; aynı cümle

başka bir ortamda öğretmenimize söylense küstahlık/haddini bilmezlik şeklinde

yorumlanabilir.

Demek ki ağzımızdan çıkan cümlenin karşımızdaki kişiyi

incitmemesi için duygusal dalga boyutumuzu da iyi kollamamız gerekir. Düşünün

eşiniz gün boyu temizlik yapmış, yorgun. Akşam yemeği için uğraşmış. Sofra

kuruyor. Birlikte yemek yiyorsunuz. O sırada size göre ters olan bir davranış

yapıyor ve siz ona; Hanım... Bu yaptığın doğru değil. O öyle denilmez şöyle denilir

benzeri uyura yapıyorsunuz.

Sizce o anda aynı frekansta mısınız

Hayır!

Niçin

Çünkü öncelikle siz vukuatlısınız. Eşinizin gözünde

gerekli gereksiz her şeye konuşan, her şeyi eleştiren sıkıcı bir adamsınız. Bu

adam, hanımının yorgunluğunu ve içinde bulunduğu sıkıntılı hali anlamadan bir

de üzerine davranış düzeltmesi yapıyor! Siz olsanız aynı durumda bu tür

eleştiriden hoşlanır mısınız

İletişim isteyen kişilerin, arı duru iletişim için

çabalamasında fayda var. Sorulmadan yorum yapmak, istemedikleri halde onlar

hakkındaki fikrinizi beyan etmek, duyduğunda hoşuna gitmeyecek türden sözleri

onun iyiliği için söylüyormuş sosuna batırarak ok gibi saplamak iletişim demek

değildir!

İyi bir diyalog için karşımızdaki kişiyi anlayıp

tanıyıncaya kadar sert uçlu yorumlar yapmamak gerekir. Onu anlamalı, dinlemeli,

hakkında yeterli fikre sahip olduğumuzdan emin olduktan sonra yorumlar veya

eleştiriler devreye girebilir. Üstelik sizin durumunuzu ele alacak olursak

eşiniz, aileniz, yakın çevreniz, iş arkadaşlarınız herkes aynı fikirde ve sizin

sivri uyarılar yapan bir insan olduğunuzu düşünüyorlarsa, dönüp kendinize ve

tarzınıza göz atmanızda fayda var.

Hz. Ali ye ait olduğu söylenen güzel bir sözle bitireyim;

Toplum içinde yapılan nasihat, azarlamaktır.

Sevgiyle kalın...