Sağlık Bakanı ve Tıp Fakültesi Dekanlarının dikkatine

Abone Ol

Telefonum çalıyor.

Telefondaki ses, kendisinin polis olduğunu, hamile kadınının karnındaki beş aylık çocuğunun beynine su topladığını, kesinlikle alınması gerektiğini, alınmadığı takdirde ana karnında ölmezse doğumda ölebileceğini, yaşasa bile anne ve babasını tanımadan yaşayacağını tıp fakültesinin uzman doktorları söylerler ve benden çocuğun alınması konusunda fetva istiyor.

Ben de ona: “Komşularınızdan biri, ‘Babamız doksan yaşını geçti. On yıldır kendinde değil. Boğazından sıvı gıdayı biz veririz, altını biz temizleriz. Senin tabancan var, vuruver’ deseler onu öldürüverir misin ” dediğimde, “Hayır” diyor.

“Ben fetva makamı değilim, bulunduğun şehrin müftülüğünü ara” deyince, “Aldırmayacağım” dedi.

“Çocuk doğduktan sonra durumu bu telefondan bana bildir” dedim.

Altı ay kadar sonra polis telefon etti ve çocukta zerre kadar hastalık olmadığını söyledi.

Burada tıp fakültelerimizi ve doktorlarımızı tenkit için bunu yazmıyorum.

Son on yıl içinde yalnız bana bu konuda sorulan soru sayısı onu geçmiştir.

Diyanet’e ve üç binin üzerindeki müftülüklerimizle, herkesin kendi tanıdığı resmi olmayan hocalara aynı konuda sorulan soru sayısını siz hesap ediniz.

Sorun yalnız Türkiye’nin sorunu da değil.

2012 yılının sonlarına doğru Hollanda’da yaşayan yeğenim telefon ediyor ve ana karnındaki yedi aylık çocuğunun yaşamayacağını, alınmadığı takdirde anneye de zarar vereceğini söylemişler.

Ben de kendisine doktorların yanılma payı olduğunu onun için benim bir canlıyı öldürmeye fetva veremeyeceğimi söyledim.

Dün öğrendim, çocuk sıhhatli olarak doğmuş ve iki aylık olmuş.

Türkiye ve Avrupa’daki doktorlarda art niyet aramıyorum ama her ikisinin de okuduğu kitapları yazan ve her ikisinin elindeki aletleri “kusursuz” diye satanlarda bir sorun olduğu kanaatindeyim.

İlaç sanayi devlerinin olmayan hastalıkları olmuş gibi gösterdiklerini, fakültelerin ders kitaplarına koydurduklarını ve o yalana yalandan ilaçlar üretip milyarlarca dolar kazandıklarını yine fakültelerin profesörlerinden dinleriz.

Dünya siyasetini yönlendirmeye çalışanların taktiklerinden birinin de nüfus politikası olduğunu, istenmeyen insanların nüfus artışını önlemek için bin türlü yola başvurduklarını da yine siyasi ve ilim sahibi insanlardan duyuyoruz.

Milletvekilliği de yapan doktor bir dostum yıllar önce anlatmıştı: “Anadolu’nun büyük şehirlerinden birinde bir bayan doktor, bir yılda üç yüz kadının karnındaki çocuğun hastalıklı olduğunu söyleyerek çocuğunu para karşılığı alıvermiş. Bu durumu öğrendikten sonra yetkili makam onu cerrahi müdahale yapamayacak bir yere atadı” demişti.

Bu türden raporlar veren doktorlarımızın da istatistiği yapılmalı kanaatindeyim.

Sayın Sağlık Bakanımızdan ve tıp fakültesi dekan ve doktorlarından eğitim kitaplarını ve aletleri yeniden gözden geçirmelerini rica eder, tıbbi terimler kullanamadığım için affımı dilerim.