Sağlam Aile, güçlü Türkiye

Abone Ol

Bir toplumun en küçük kurumu ailedir. Aile kurumu sağlam olursa, toplum da o oranda sağlam olur. Aynen bir duvar misali. Bir duvarın sağlamlığı, o duvarda kullanılan taş ve çimentonun sağlamlığı ile orantılıdır. Aileyi besleyen taş ve çimento ise, ahlâk ve maneviyattır. Sevgi, saygı, şefkat ve muhabbet gibi aile bağlarını güçlü kılan değerler ise ancak sağlam bir inanç ile elde edilebilir.

Türkiye toplumunu dirençli kılan ve nice büyük badirelerin kolayca atlatılmasına sağlayan en önemli özelliğimiz, güçlü ve sağlam aile yapımızdır. Milletimizin inançlarından kaynaklanan bu güzel meziyetimiz, düşmanlarımızın bile hayranlığını kazanmıştır.

Napalyon Bonapart ın şu sözleri, bu gerçeği ispatlamaya yetmektedir: "Türkleri üstün yapan iki büyük meziyet vardır: Erkeğin cesur, kadının iffetli olması."

Aile yapımızı çökertilmek isteniyor

Milletimizi savaş meydanlarında yenemeyen düşmanlarımız, şimdi sinsi hile ve tuzaklarla emellerine ulaşmak istemektedirler. Bugün, şer odaklarının hedefinde Türk aile yapısının tahrip edilmesi vardır. Emperyalist çevreler, aile yapımızı çökertmek için uluslararası düzeyde çalışmalar yapmaktadır.

Aile yapımızı çökertmek için kullanılan en etkili araç medyadır. Irkçı emperyalistlerin kontrolünde bulunan medya kuruluşları, ahlaki ve manevi değerleri tahrip etmekte, ahlaksızlığa teşvik edip özendirmektedir. Yabancı sermayenin medya üzerinde kurduğu denetim ve tekelleşme, geleceğimizi tehdit eden boyutlara ulaşmıştır. AKP Hükümeti nin, yabancıların da Türkiye de TV kurmalarına izin veren yasal düzenlemeler yapması, milletimizin geleceğini karartmaktan başka bir sonuç vermemiştir.

Yine, AKP nin Türk Ceza Kanunu nda "suç" sayılan zinayı serbest bırakması, bu milletin maneviyat dünyasına vurulan en büyük darbe olmuştur. Peki, Mustafa Kemal, İsmet İnönü, Süleyman Demirel gibi yöneticilerin yapmadığı böylesine tehlikeli bir icraatı AKP niçin yapmıştır Sebebini bilmeyen yok: Avrupa Birliği istediği için. Bu millet, AKP milletvekillerine sormayacak mı "Sizler Türkiye nin mi milletvekilisiniz, yoksa Avrupa Birliği nin mi " Namus ve iffet konusundaki hassasiyeti ile ün yapmış, tarihin en büyük milletine karşı yapılmış bir tek bu icraat bile, AKP nin millet vicdanında mahkum olmasına yetecektir.

Toplum ve Aile Saadeti Sempozyumu

Bu kötü gidişatı gören Saadet Partisi Kadın Kolları, 30 Nisan-1 Mayıs 2007 tarihleriarasında Ankara Metropolitan Otel de iki günlük "Toplum ve Aile Saadeti Sempozyumu" düzenlemiştir. Sempozyumda konuşan Saadet Partisi Kadın Kolları Genel Başkanı, Ayşenur Tekdal bu çalışmadaki amaçlarını şöyle özetlemiştir.

"Aile kurumunu tahrip etmek için bir kampanya yürütülmektedir. Bu çevrelerin aileye yönelik tahripkar çalışmaları etkili olmakta, en sağlam yapı taşımız olan aileyi zayıflatmaktadır. Millî ve manevî değerleri tahribe yönelik bu ifsat edici faaliyetlere karşı, sağlam karakterli ve güçlü iradeye sahip nesiller yetiştirilmesi gerekmektedir."

Programda bir konuşma yapan Millî Görüş Lideri Prof. Dr.Necmettin Erbakan da "Yeryüzündeki kaostan kurtulmanın yolu ifsat değil, islahtır." diyerek şu görüşlere yer verdi: "Tarihimiz ve inancımıza göre saadeti istiyorsan önce aile yapısı sağlam olması lâzım. Bu sebeple, aile, çocuk ve kadının korunması bir topluma yapılacak en büyük iyiliktir. İnsanlık saadetinin en büyük meselelerinden birisidir."

Aile hayatı herkes için rahmettir

Ahlâkî ve manevî değerlere göre kurulmuş aileler herkes için rahmettir. Kadın, erkek ve çocuklar için bir rahmet ve iyilik olduğu gibi, ailenin akrabaları ve bütün insanlık için de bir rahmettir. Çünkü, böyle bir toplum, kendi içinde bir denetleme mekanizmasına sahiptir.

Şurası bir gerçek ki, toplum içinde işlenen hırsızlık, çete, mafya, cinayet vb. suçların önemli bir kısmı, parçalanmış ailelerin, sahipsiz ve sıcak aile ortamından uzak yetişen çocukları eliyle işlenmektedir. Bugünkü yanlış ve çarpık gidişata el atılmazsa, toplum ciddi bir güvenlik problemiyle karşı karşıya kalacaktır.

Çünkü, paylaşım duygusunun en ideal verildiği tek kurum ailedir.

Sahipsiz ve başıboş yetişen çocuklar, toplum arasında bir suç makinesi haline gelmektedir.

Hiç kimsenin, hiçbir yavrumuzu anne baba sevgisi ve aile ortamı sıcaklığından mahrum bırakma yetkisi yoktur.

Son söz olarak, şu çözümün altını çizmek isterim ki; çocuklarımız, kesinlikle İslâmî terbiye ve din eğitiminden mahrum bırakılmamalıdır.