Sağır sultan duydu “Erbakan haklıymış!”

Abone Ol

Son zamanlarda dillerden düşmeyen ve yaşadığımız yüzyılın en meşhur atasözü olmaya namzet sözü “Erbakan haklıymış” olsa gerek…

Gün geçmesin ki yeni bir olay üzerine Hocamızın yıllar öncesinden o olayla ilgili yaptığı uyarısı gündeme gelmesin ve herkesin dilinden “Meğer ne kadar haklıymış” ifadeleri dökülmesin. Yazarından çizerine, bürokratından gazetecisine, köy kahvesinde çayını yudumlayan amcalardan ev hanımı teyzelerimize varana kadar pek çok kişinin dillendirdiği ve görünen o ki yıllar geçtikçe de söyleyenlerin artacağı bir itiraf oldu artık… Siyasi rant sağlamak mı? Haberin değerini artırmak mı? Milli Görüş mensuplarını ılımlaştırmak mı? Vaktinde anlaşılamadığı/anlamadığı için hayıflanmak mı? Bir kez fırsat verilmediği/vermediği için vicdan rahatlatmak mı? Yoksa zaten artık bedenen yaşamayan bir insanın, sisteme çomak sokamayacağından emin olmak mı?...

Elbette bunların hepsi aklımıza gelse de kimsenin kalbini bilemeyiz. Kimin, bu ve buna benzer sözleri hangi maksatla söylediğini tahmin edemez ve kimsenin niyetinin halisliğini ölçemeyiz. Fakat şunu söyleyebiliriz. Bir insanın söylediği şeyler bir bir gerçekleşiyor ve sonunda, her seferinde “Haklıymış” deniliyorsa, sadece yaşanmış olaylar için değil, yaşanmakta olan ve yaşanacak olanlara ilişkin söylediği diğer şeylere de kulak verilmelidir. Samimi olmak bunu gerektirir. Sahici olduğumuz buradan anlaşılır.O halde soralım kendimize!

Neredeyse her katıldığı program ve toplantıda yanında getirdiği bir doların üzerindeki piramidi ve Yahudilerin ebedi dünya hâkimiyeti emellerini anlatan da aynı insan değil miydi? Bunu ciddiye almamız için doların, bir işaret olarak illa FETÖ üyelerinin üzerlerinden mi çıkması gerekiyordu?

Hadi bunu geçelim ve bin nasihatin anlatamadığını bir musibetle anladık diyelim. Peki, doları bile kendi emellerine kullanan bu Siyonistlerin 5765 yıldır kendi hâkimiyetlerini kurmak için dünyada ve ülkemiz üzerinde oynadığı oyunları durmadan anlatışına ne zaman kulak vereceğiz?

“Siyonizm öyle ustadır ki ‘Kim ben mi, ben hiç Siyonizm’e hizmet eder miyim?’ şarkısını söylettirerek size kendi ordusunda askeri talim yaptırır” sözünü ne zaman idrak edeceğiz?

“Domuzdan post gavurdan dost olmaz” sözünü ne zaman mizahi bir tekerleme gibi görmeyi bırakıp da bir yaşam stratejisi bir devlet politikası haline getireceğiz?

Memleketimizi allak bullak eden darbenin Amerika’dan yönetildiğini söylemeyen kalmazken biz onlar incinmesin diye kırk takla atıp söylemlerimizi süslemeyi ne zaman bırakacak ve güya kendisini örnek aldığımız Hocamızın otuz yıl önce meclis kürsüsünden haykırdığı “Bana ne Amerika’dan” başkaldırısını yapabileceğiz?

Yıllardır hem devlet hem millet olarak verdiğimiz maddi manevi desteklerle yine Hocamızın tabiriyle terbiye edilmemiş aygırların pek çok vebaline ortak olurken “Irak’ta ölen bir tek çocuğun vebalini yedi sülaleniz alnını secdeden hiç kaldırmasa da ödeyemeyecektir” sözünün yüreklerimize işlemesine ne zaman izin vereceğiz?

Durmadan aldanırken, birileri tarafından sürekli kandırılırken, ne zaman atacağımız adımları önceden hesaplamayı öğrenecek ve “Akıl bir işin sonunu düşünmektir” sözünü düstur edinip bir delikten ikinci kez ısırılmamayı öğreneceğiz?...

Özellikle son yaşanan olaylardan sonra sosyal medyada “Erbakan haklı çıktı” yazılarıyla boy boy resimler paylaşanlar ve sanki yeni bir habermiş gibi “Gülen hareketine mesafeli duran tek lider Erbakan’dı” yayınları yapanların gözünden kaçan çok önemli bir şey var.

Evet, Erbakan, Gülen hareketine hep mesafeliydi. Hiçbir zaman onlardan yardım almadı ve asla onlarla işbirliği yapmadı. Ama unutmayınız ki Erbakan, Amerika’ya karşı da hep mesafeli idi. Erbakan, Siyonizm’e karşı da hep soğuk idi. Erbakan, İsrail’i ve onların politikalarını da hiçbir zaman sevmedi ve benimsemedi. Hocamız iktidarda kalabilmek dâhil olmak üzere hiçbir amaç ve gaye için asla zalimlerle işbirliği içine girmedi.

O zaman artık bırakalım kafamız gözümüz yarık ve dövecek dizimiz kalmamış bir halde “Erbakan haklıymış” edebiyatları yapmayı. Gerçekten her olayda haklı çıkıyor ve tespitlerinin isabetli oluşuna şahitlik ediyorsak, öngörülü bir insan olduğunu yeni anlamışsak eğer, diğer sözlerine de kulak verelim. Kulak verelim ve gereğini icraatlarımıza yansıtalım ki samimi olduğumuz her halimizden belli olsun!

Artık herkes iyice anladı ki Erbakan Hocamızın pek çok âlime taş çıkaracak kadar ilmi donanımı, yerli yabancı birçok profesörü kendine hayran bırakacak derecede kıvrak zekâsı, bunların yanında müthiş bir siyasi dehası ve olayları doğru yorumlayıp herhangi bir sıkıntı anında yerli ve yerinde refleksler/kararlar verebilecek kabiliyeti vardı. Yani her söylediğinin birkaç yıl sonra gerçekleşmesi, olaylara Hakk merceğiyle bakabilmesi ve yaşananları doğru, yerinde, zamanında yorumlayabilmesinin eseriydi.

Ve ömrünün sonuna dek cihad ederek bize hem devlet bazında hem de ferdi olarak faydalanabileceğimiz nice sözler, nasihatler, eserler, kurum ve kuruluşlar bıraktı. O zaman kulak verelim. Söylediklerini dinleyelim. Yolundan gidelim. İş işten geçmeden, vatan elden gitmeden, araba uçuruma sürüklenmeden, Siyonizm’e vilayet edilmeden…