Sağır, kef ve tecvit

Abone Ol

Ahmet’in oğlu hafız oldu mu?

Ali amca Ahmet’in geldi mi?

Bu iki soru cümlesinde birinci cümlede Ahmet kelimesinin sonuna gelen N harfi normal bizim bildiğimiz N’dir.

İkincisindeki N ise Osmanlılar döneminde sağır kef dedikleri N’dir ve ses genizden gelir.

İşi, okumak ve yazmak olmayanlar için sorun yok.

Okuduğunu veya yazdığını anlama veya anlatma derdi olmayanlar için de sorun yok.

Halkımız, konuşurken farkında olmadan ikisini ayırt ederek doğrusunu söylüyorlar.

“Ahmet evine gitti, sen de kendi evine mi gidiyorsun?” derken ikinci “evine” kelimesindeki N harfini genizden söyler.

“Memlekette sorun kalmadı da N harfi mi gündem oldu?” denebilir.

Geçen Cuma hutbesinin başlangıcında imamlarımız, Süleyman Çelebi’nin bir beytini okuyarak başladılar:

“Allah adın her kim ol evvel ana

Her işi asan ide Allah ana”

Her iki mısranın sonu “ana” diye biter.

Benim Cuma namazı kıldığım caminin imamı, aklı başında, “Allah ana” kelimesinin nasıl yanlış anlaşılacağını bildiğinden “Allah ona” diye okudu.

Osmanlıca da ana kelimesinin ona denmesi için sağır kefle yazılırdı.

Latin alfabesinde sağır kef olmadığından zorunlu olarak “ana” yazılmış.

Ne olacak “ana” yazılır da ona okunur denemez. Birçok imamımız da “Allah ana” diye okumuşlar.

1975-79 tarihleri arasında Konya Yüksek İslam Enstitüsü’nde öğrenci iken değerli hocalarımızdan Arif Etik merhum sınıfta anlatmıştı:

Okulun ders yılının başında açılış için müdür bey, Konya valisini, ikinci ordu komutanını ve diğer protokolü davet etmiş.

“Açılış günü ikinci ordu komutanıyla yan yana oturduk.

Bir ara bana eğildi ve, “Neden Hristiyanlar ‘Allah baba’ derler de biz Müslümanlar ‘Allah ana’ deriz?” diye sordu.

Ben de ona, “İlk defa sizden duyuyorum, siz nereden duydunuz?” dedim,

Millî Eğitim Bakanlığı’nın yayınladığı Mevlid kitabında:

“Allah adın her kim ol evvel ana

Her işi asan ide Allah ana” diyor dedi.

Arif hoca, “Emin ol aziz yavrum dondum kaldım” demişti.

Hoca, açıklamasını yapmış.

Birinci mısradaki “ana”nın anmak anlamında olduğunu, ikinci mısradaki “ana”nın ona manasında olduğunu, ikisinin de sağır kefle yazıldığını ama Latincede sağır kef olmadığından böyle sorunlar olduğunu söylemiş.

Arif hocanın bir hatırası daha var:

Ecdada sövmenin prim yaptığı günlerde, Türk dili üzerine bir sempozyum için hocayı da dinleyici olarak davet ederler.

Konuşmacılardan birinin konusu da “sağır kef”miş.

Adam şaklaban. Dinleyicileri gülmekten kırıp geçirerek genizden gelen sesi abartarak söylüyor ve “Bunu söylemek yerine normal N ile okusalar daha iyi olmaz mı?” der.

Hocam parmak kaldırır, “Buyurun” sözünden sonra ayağa kalkar ve size bir cümle kuracağım, dikkat ediniz,

“Buraya gelirken azgın boğa gibi bir adam, evine doğru gidiyordu” derken normal N ile söylersem sorun yok.

Ama eğer sağır kefle genizden “Evine gidiyordu” dersem sizin evde çok sorun olacak” dedim ve oturdum.

Adam dinleyenlerin alkış tufanını da dinlerken önündeki notlarını aldığıyla salonu terk edip gitti. Galiba evine gitti” derken kikir kikir gülerdi.

Hafız adaylarımız, ezbere başlamadan önce harflerin çıkış yerlerini, hocasının ağzına bakarak öğrenirler ki, bu türden yanlış yapmazlar. Yaparlarsa mana bozulur.

Noktasız “ha”yı noktalı okuyup yanlış yapan, yanlış üzerinden bir kitap yazan, ama hoca olmayan o kişiyi teşhir etmiyorum.

Yanlışını kulağına gizlice söyledim.

Domdom kurşunuyla beyninden vurulmuşa döndü.

Yanlışını anladığına sevindim.

Adını iki sebepten açıklamıyorum:

1-   Çünkü onun faydası zararından fazla,

2-   Yanlışın yayılmasına yardımcı olacağı için konuyu açıklamam.

Siz de yanlışı yapan kişiye, kimsenin olmadığı yerde söyleyin veya şahsa özel mesaj yazarak doğrusunu hatırlatıverin.