Bütün bunlar gösteriyorki: Çarşamba günü zalimler, kâfirler
için azab günüdür, amma mü’minler için kurtuluş günüdür. İyiliğe çalışanlar
hakkında Çarşamba gününün bir uğursuzluğu söz konusu değildir. Nasıl olabilirki
Ebu Hureyre (R.A.)den rivayete göre Resûlullah (S.A.V.)Efendimiz:
“…. ALLAH Teâlâ, nûru Çarşamba günü yaratmıştır…”
buyurmuşlardır. Bu sebeble ilim ehli,
derslere Çarşamba günü başlamaya özen göstermişlerdir. Çünkü ilim bir nurdur.
Çarşamba günü, ağaç dikmek de iyi görülmüştür. Çarşamba günü, zeval vaktinden
sonra duaların kabul olacağı ifade edilmiştir. Alış-veriş dahil dinen meşrû her
iş yapılabilir. Unutmayalım ki:
“Kula belâ gelmez ALLAH yazmadıkça,
ALLAH belâ yazmaz, kul azmadıkça.
ALLAH kuluna cezayı kul ile verir.
Din, irfan bilmeyen bunu kul etti sanır.
ALLAH emri olmayınca, sanki yaprak kıpranır.”
* * *
Yiğit serden geçer,
yardan geçmez derler,
Soylu, soysuzun elinden içmez derler.
Ne edersen onu
bulursun dünyada;
“Arpa eken buğday
biçmez” derler.
Cenab-ı Hak şöyle buyruyor:
“Sana gelen her
iyilik Alah’tandır. Sana gelen her fenalık da kendindendir. Seni ey Habibim!
insanlara bir peygamber olarak gönderdik. Buna hakkıyla şahit olarak ALLAH
yeter.”
“Sizi çarpan her
musibet, kendi ellerinizin ihtiyarınızın, kendi iradenizle seçiminizin işleyip
kazandığı günahlar yüzündendir. Bununla beraber ALLAH, bir çoğunu affeder de
musibete uğratmaz.
Yeter ki biz azmayalım. Evet fert ve millet olarak
azmayalım. Yok azarsak, ALLAH korusun! Baştan sonra bir selâmet gecesi olan Kadir
gecesinde bile belâ ve musîbetler yağabilir. Ya Rabbi! Sen bizleri muhafaza
eyle. Amin. Ebu’l-Bahteri (R.A.) den rivayete göre Resûlullah (S.A. V.)
Efendimiz:
“İnsanlar, günahları ve ayıpları çoğalmadıkça helâk
olmayacaklardır,” buyurdu.
Abdullah b. Mes’ûd (R.A.), bu hadis-i şerifi rivayet edince,
kendisine: Bu nasıl olur Diye sorulmuş. Abdullah b. Mes’ûd (R.A.): A’raf
süresi, 5. Ayet-i kerimesini: “Azabımız
onlara geldiğinde çağırışları: “Biz gerçekten zalim kişilermişiz”, demelerinden
başka bir şey olmadı.” Okumuştur. Teberrüken A’raf süresi, 1-10 ayet-i kerimelerini okuyalım
1. Elif. Lâm. Mîm. Sâd.
2. Bu Kur’ân-ı Kerim, O’nunla insanları uyarman, mü’minlere
de bir öğüt olmak üzere sana indirilen bir kitaptır. Artık bundan dolayı
göğsünde bir sıkıntı olmasın.
3. Rabbinizden size indirilen Kur’ân-ı Kerim’e uyun. O’ndan
başkasını veliler edinip te kendilerine uymayın, peşlerinden gitmeyin. Ne kadar
da az öğüt alıyorsunuz, tutuyorsunuz!
4. Nice memleketler var ki biz onları helak ettik. Azabımız
onlara gâh geceleyin gâh kaylüle ederler, öyle vakti uyurlar dinlenirlerken
geldi, çattı.
ALLAH Teâlâ, Lût (A.S.)ın kavmini gece, Şuayb (A.S.)ın
kavmini de öğle vakti helak etmiştir.
5. Azabımız onlara geldiğinde çağırışları, “Biz gerçekten
zalim kişilermişiz” demelerinden başka bir şey olmadı.
6. Elbette kendilerine peygamber gönderilen kimseleri de,
gönderilen peygamberleri de mutlaka sorguya çekeceğiz!
Ümmetlere peygamberlerine inanarak yolundan gidip
gitmedikleri, peygamberlere de tebliğ vazifelerini yapıp yapmadıkları
sorulacaktır.
7. Ve onlara olup bitenleri tam bir bilgi ile mutlaka
anlatacağız. Çünkü biz, onlardan uzak değiliz.
8. O kıyamet gününde herkesin dünyada yapıp ettiğini tartmak
da haktır. Artık kimin sevap tartıları ağır gelirse, işte onlar felaha,
kurtuluşa erenlerdir
9. Kimin de sevap tartıları hafif gelirse, işte onlar,
âyetlerimize karşı zülüm, haksızlık ettiklerinden dolayı kendilerineçok yazık
etmiş kimselerdir.
10. Andolsun biz sizi yeryüzüne yerleştirdik ve orada size
birçok geçim vasıtaları verdik. Ne kadar da az şükrediyorsunuz.”