Sadık bir dava eri: Şevket Kazan

Abone Ol

Bismillâhirrahmânirrahîm;

KADİM değerlerimizden beslenen Millî Görüş hareketinin öncü isimlerinden Şevket Kazan ağabeyi fani âlemden âhiret yurduna yolcu ettik. O, Erbakan Hocanın yakın çalışma arkadaşlarındandı. İnsan, davasına inandığı ölçüde etkili oluyor. Şevket ağabeyin bu kadar çok sevilmesinin sebebi bu! Cenaze törenine farklı kesimlerden insanların katılması; sosyal paylaşımlarda yazılıp söylenenler bunun en açık örneği.

1933 Sakarya doğumlu. Kur’an hafızıydı. İlâhiyat ve Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. Fahri vaizlik görevlerinde bulundu. 40 yaşına kadar ticaretle uğraştı. Hukuk Fakültesi’ni bitirdiği 1971 yılında Erbakan Hocanın öncülüğünde kurulan Millî Nizam Partisi’ne katıldı. Millî Görüş’ün bütün partilerinde görev aldı. Lidere sahip çıkmak, davaya sahip çıkmaktı. Tuttuğu eli bırakmadı.  Liderin vefatına kadar yanından ayrılmadı.

1973’te Kocaeli Milletvekili seçildi. 1974’te kurulan MSP-CHP Hükümeti’nde Adalet Bakanlığı görevini üstlendi. Müstehcen neşriyatla mücadeleye girişti. Millî ve manevî değerleri önceledi. Halkın büyük takdirini kazandı.

1976’da kurulan AP-MSP-CGP-MHP Koalisyonu’nda Çalışma Bakanlığı yaptı. Millî Görüş hareketinin en sıkıntılı günlerinde Erbakan Hocayla birlikte hareket etti. 12 Eylül 1980 darbesi sonrasında tutuklandılar. Cezaevine girdiler. 28 Şubat sürecinde de aynı kararlılığı gösterdi. Millî Görüş partilerinde Grup Başkan Vekillikleri ve Genel Başkan Yardımcılıkları görevlerinde bulundu. Saadet Partisi döneminde Yüksek İstişare Kurulu üyeliği yaptı. Vefat edinceye kadar bu görevdeydi.

VAZİFE İNSANIYDI

O, tam bir vazife insanıydı. Davasına ve liderine sadıktı. İnancı uğrunda koşturmayı en büyük şeref bilirdi. Davasını doğru temsil edebilmek için canla başla çalıştı. Görev verilince yayından çıkmış ok gibi fırlar, en güzel şekilde sonuçlandırmayı hedeflerdi. Çünkü dava büyüktü. Uğrunda hangi fedakârlık yapılsa azdı. Davası, uğrunda ölünecek kadar azizdi.

İş insanı arkadaşım Hasan Zor anlattı: 1983 yılıydı. Isparta’da bir lokantaya girdim. Orada bir masa üzerine mütevazı çantasını açmış, dosya ve evraklarla uğraşan, yazıp çizen, zayıf yapılı Şevket Kazan’ı gördüm. Yapayalnızdı. Telâşlıydı. Refah Partisi’ni teşkilâtlandırma çalışması için gelmişti. Arada lokantacıyı çağırıyor; bilgiler soruyor, referansına başvuruyordu. İşi hafifleyince yanına yaklaştım!

“Üstadım, hoş geldiniz! Yine yollarda olmalısınız!”

Başını kaldırarak cevapladı: “Yollarda olmayalım da davamız sahipsiz mi kalsın?”

Erbakan Hocanın yakın çalışma kadrosundaki yarım asırlık arkadaşı; hâlâ Yüksek İstişare Kurulu üyeliği görevini yürüten Yasin Hatiboğlu, vefatı vesilesiyle anlatmıştı: “Davamıza büyük emeği geçti. Çok cefa çekti. Çok fedakârlık yaptı. Hangi görev verilirse, nerede çalışması istenirse, atını eyerleyip yola koyulurdu. Sağlığı kötüleştiği son ana kadar erken saatte genel merkeze gelir, akşamlara kadar çalışırdı.”

Onlar, bize hak davada ideal sadakat ve fedakârlık örneği oldular. Lidere sahip çıktılar. Emperyal güçlerin lideri bitirme planları karşısında Erbakan’ın etrafında sağlam kale oluşturdular. Emperyalist manipülasyona izin vermediler.

BAYRAĞI BURCA DİKMEK

ŞEVKET ağabey, 30. 11. 2007’de Denizli’de AGD’nin organize ettiği konferansa katıldı. Gündüz Millî Görüş’e hizmet etmiş büyüklerimizi ziyaret ettik. Yorgunluğunu atması için evime götürdüm. Evde, her işte önce Allah’a güvenmek gerektiğini şu olayla anlattı: “Saadet Partisi’nin kurulduğu yıllarda bana İzmir İl Sorumluluğu’nu verdiler. Her ay il divanlarına katılıyorum; fakat Çeşme ilçesinden kimse gelmiyor. İlçe sorumlusuna sebebini sordum. Bazı gerekçeler söyledi. Dedim ki: ‘Gelecek ay toplantıya 1 gün önce geleceğim. Çeşme’ye gidip ilçe yönetimini kurup geleceğiz.’

Ertesi ay gittik. İlçe sorumlumuz, görüşebileceğimiz 3-4 kişiyi telefonla aradı. Her birinin başka işleri çıkmıştı. Muhatap bulamayınca, ‘Başkanım, görüşeceğimiz kimse yok, geri dönelim!’ dedi.

Ben de, ‘Dönmeyeceğiz; yan yana ilçenin en işlek caddesini, bitimine kadar yürüyeceğiz’ dedim. Yolda beni tanıyanlarla selâmlaştık. Epeyce yürüdükten sonra, sağdaki çay bahçesinde kadınlı-erkekli oturan grubun içinden beni tanıyan kısa donlu bir adam yanımıza koştu. Israrla masasına çaya davet etti. Ben de, ‘Saadet Partisi Çeşme İlçe Yönetimi’ni kurmak için geldiğimizi’ söyledim.

Adam, ‘O kolay!’; ‘Ben sizin partiden değilim, ama adamlarınızı bilirim’ diyerek telefona sarıldı. Çayımızı içerken 1 saat içinde 10 kadar insanı yanımıza getirdi. Onlarla ilçe yönetimini oluşturduk. Biz ‘kurmak’ niyetiyle gitmiştik; Allah nasip etti.”

Allah, hak davanın bayrağını burçlara dikmek uğruna koşturmuş Şevket ağabeyimizi, Peygamber Efendimize (s.a.v) komşu eylesin!