Saadet Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Numan Kurtulmuş‘la bir araya gelen Sabah gazetesi yazarı Yavuz Donat, sohbet esnasında elde ettiği izlenimlerini yazdı. İşte Donat‘ın soruları, Kurtulmuş‘un cevapları...
Saadet Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Numan Kurtulmuş öğle yemeğine davet etti. "Fevzi Hoca Balık Lokantası"nda 5 kişiydik. Prof. Kurtulmuş ve bizim dışımızda; Genel Başkan Yardımcısı (eski bakan) Teoman Rıza Güneri vardı. Genel İdare Kurulu Üyesi Salih Kaçır vardı. Ve bir de Basın Müşaviri Mustafa Yılmaz. Genel Başkan "bizi nasıl görüyorsunuz" diye sordu. "Gözlemlerimizi" söyledik: Partinize bir "ivme kazandırdığınız" görülüyor. "Kavgacı olmayan, kişilerle uğraşmayan" bir siyaset tarzınız var. Ama "kendi kadronuzu" kurabildiniz mi, bundan tam emin değiliz. Saadet‘in "yüzde 10 barajının altında olduğu" düşüncesindeyiz. İlk kez "baş başa, uzunca süre" konuştuk. "Beyefendi" ve de "sakin... İyi bir dinleyici."
Gerilimde uzlaşma
Numan Kurtulmuş sordu: - Sayın Başbakan ile Sayın Baykal "açılımı" konuşacaklardı... Ancak bu konuşma "kamera önünde olsun mu olmasın mı" diye tartıştılar... "Ne kadar tartıştıklarını" biliyor musunuz? Tartışmayı çok iyi biliyoruz da... "Ne kadar tartıştıklarının" hesabını çıkarmadık.
Numan bey "ben çıkardım" dedi: - Tam 13 gün bunu tartıştılar... Anlamsız bir tartışmaydı. Prof. Kurtulmuş: Diyeceğim o ki liderler "tek konuda" uzlaşma halindeler... O da "gerilim politikası." 7 yıldır "sayın Başbakan‘ın siyaset yasağını kaldırma dışında" hiçbir konuda uzlaşmıyorlar... Ama "gerilim" söz konusu olunca, anında buluşuyorlar. Gerilim/çatışma siyaseti, ülkenin ana sorunlarını göz ardı ediyor... "Bu yolun terk edilmesi lazım." Bizce de "terk edilmesi" lazım. Ama o yönde bir "işaret" henüz görünmüyor.
Prof. Dr. Numan Kurtulmuş maratoncu
Siyaset "tembel insanın işi değil." "On dönüm bostan, yan gel yat Osman" felsefesiyle siyaset olmaz. Numan Kurtulmuş "bu yönden" nasıl bir siyasetçi?.. "Onu" öğrenmeye çalıştık. Haftada 3 gün Ankara‘da, 2 gün İstanbul, 2 gün de Anadolu‘da. Günde 3 vardiya çalışma... 18 saat. Sivil toplum liderleriyle, kanaat önderleriyle, medya ile temas. Üniversitelerdekonuşmalar. Bu gayret onu ve partisini nereye taşır, zaman gösterecek. Ancak "iyi bir maratoncu olduğunu" söyleyebiliriz.
Tırnakla kuyu kazmak
Ulusal medya, Saadet Partisi‘ne pek yer vermeyince... Onlar da "yerel medya atağına" geçmişler. "Yarın seçim varmış gibi" çalışıyorlar. "Paket programları" var. Gittikleri ilde mutlaka "kapalı salon toplantısı, kanaat önderleriyle buluşma, üniversitede konuşma" gibi. "Mutfak çalışması" sürekli. Her ay "yeni bir proje" hazırlıyorlar.
Hani "işe sıfırdan başlamak" derler ya... "Tırnakla kuyu kazmak" gibi. Numan Bey‘de ve Saadet‘te "böyle bir hava, böyle bir çalışma" var.
Üslubu beyan...
Yemek süresince Cumhurbaşkanı‘nın da adı geçti, Başbakan‘ın da. İçişleri Bakanı Beşir Atalay‘ın da. Diğer bazı bakanların da. Bir kısım AK Parti yöneticisinin de. Dikkat ettik, Prof. Numan Kurtulmuş‘un ağzından bir kez olsun "sayın"sız ifade çıkmadı. Ya "sayın Başbakan" dedi. Ya da "sayın Recep Tayyip Erdoğan." Hani "üslubu beyan ayniyle insan" derler ya... Prof. Dr. Numan Kurtulmuş‘un üslubu "düzgün." Seçimde "partisinin oyunu ne kadar artırır" o ayrı konu. Ama bu üslupla "sempati katsayısını artıracağını" söyleyebiliriz.
Ah keşke!..
Bekara karı boşamak kolay. Gelişigüzel her şeyi eleştirmek de. Nasıl olsa sırtında yumurta küfesi yok "kime sallarsan salla." Prof. Numan Kurtulmuş "böyle bir tabiatta değil." "Şu sözlerini" not ettik: - Madem ki muhalefetteyiz, öyleyse her şeyi söyleriz gibi bir yaklaşımda değilim... Sanki iktidardaymışım gibi sorumluluk içinde hareket etmeliyim... Bilmem yanılıyor muyum? "Hayır" dedik: 1. Yanılmıyorsunuz. 2. Keşke bu tavır, her dönemde, herkes için yaygınlaşsa.