Sadece ABD değil, AB de sevimsizleşiyor!..

Abone Ol

Yapılan bir anket Türkiyede ABDnin en sevimsiz ülke olduğunu göstermiş. Aslında ülkemizde ABD sempatizanlığının azaldığını, hatta giderek yok olduğunu görmek için ille de anket yaptırmaya gerek yoktur. Ayan beyan görülmektedir. Önemli olan Türkiyede ABD sempatisinin yerini aleyhtarlığın aldığını değil, bunun sebebinin tespitidir.

Hemen belirtelim ki, ülkemizde ABDsempatisinin yerini karşıtlığın almasının sorumlusu doğrudan doğruya ABDdir. Bu ülkenin yöneticilerinin uyguladığı politikalardır. Elindeki silahın gücünü dünyayı korumaktan çok korkutmaya ve sindirmeye yönelik kullanmasıdır. Bir başka ifade ile ABDnin kendi kendisini dünyanın jandarması ve koruyucusu ilan etmesidir. Halbuki dünyada ABDden böyle bir talep yoktur. Ancak, durumdan vazife çıkartan ABDyöneticileri bir ülkeyi teröristlerden temizlemek, bir başka ülkeyi diktatörden kurtarmak, demokrasi ve özgürlük getirmek(!) vaadiyle işgal etmekte, bir bakıma işgali  kendi kendilerine görev olarak vermektedir. Böyle bir ülkenin sevilmesi, sempati duyulması mümkün olabilir mi

Güçlü olmak elbette bir ülkeye bir takım üstünlükler sağlayabilir. Bu üstünlüğü ilgili ülke dünyayı sömürme ve ülkeleri ya işgal ederek ya da korkutarak kendisine bağımlı hale getirmek için kullanıyorsa elbette sevimsizleşecektir. Her işgalci peşin olarak sevimsizliği kabullenmek zorundadır. Bundan dolayı üzülmesinin de bir anlamı yoktur.

Kaldı ki, sempatinin antipatiye dönüşmesi bu haliyle psikolojik bir durumdur. İstenirse değiştirilebilir de. Ancak, elindeki güce güvenerek tüm dünyayı kendi emrine amade görmeye devam ederse bu antipati isyana da dönüşebilir. Yer yüzündeki zayıflar güçlüler karşısında birgün mutlaka ayağa kalkmışlardır. Bir başka ifade ile bu gidişle kölelerin(!) isyanı kaçınılmazdır.

Zalimlere geçici bir süre boyun eğmek zorunda kalmış olmak zulmün kabullenilmesi anlamına elbette gelmez. Ancak, zalimler çoğu zaman bu geçici rıza gösterişi kabullenme olarak algılama yanılgısına düşmüşlerdir. Ya da güçlerine olan güvenleri meselenin üzerinde düşünmelerini engellemiştir.

Yapılan kamuoyu araştırmaları AB konusunda da desteğin giderek azaldığını, AB karşıtlarının sayısının giderek arttığını göstermektedir. Bize göre ABDye karşı antipatinin artmasında olduğu gibi ABye sempatinin azalmasında da AB yöneticilerinin tutumunun önemli etkisi vardır. Sürekli olarak ülkemize şartların dikte ettirilmesi buna karşılık ülkemizin bir karşı taleple ortaya çıkmasının mümkün olmaması ister istemez kamuoyunu bu şartlarda ABye girmenin yarardan çok zararını göreceğiz noktasına getirmektedir.

Burada, "Sadece suçlu olan ABD ve AB mi Bizim hiçbir suçumuz yok mu " diye sorulabilir. İlişkilerin bozulmasında elbette bizim de yanlışlarımız olabilir ama, ABD ve ABnin istekleri öylesine sınırsızdır ki, yöneticilere olmasa bile halkımıza  "Yeter artık" dedirtmektedir.

Ülke olarak aleyhimize gelişmelere çanak tutanlar, ülkemizin bölünmesi yönündeki çabalara her türlü desteği veren ABD ve AB değil mi Bunları göre göre bu millet onları nasıl sevecek Tüm bunlara karşı yapılan anketlerde ABD ve ABye karşı duyulan sempatinin arttığı sonucu ortaya çıkmış olsa bunun sağlıklı bir ruh hali ve yaklaşım olarak izahı mümkün olabilir mi

Kısacası, demek istediğim o ki, ülkede bazıları ABD ve AB yandaşlığını karasevda ve cinnet haline getirmiş olsalar da şükürler olsun toplumsal cinnet yaşamıyoruz. ABD ve AB yandaşlarının giderek azalması bunun ifadesidir.