Sadaka ekonomisi

Abone Ol

Bir zamanlar hatırlarsanız yazımın birisinde bahsetmiştim. Kendisinden iş isteyen görme engelli bir grup arkadaşa devlet adamının birisi, “Size sadakalar, fitreler yetmiyor mu ” demiş ve bu bakış açısının engelliyi ne kadar küçük düşürdüğünü ve hakir gördüğünü özellikle vurgulamıştım.

Şimdi bugünlerde sadaka ve fitrelerin verildiği, yoksulların düşünüldüğü feyizli bir ayın içerisindeyiz.  Gözlemimiz o ki, vatandaşın bireysel hayrına hasenatına karışmayız ama devlet kurumlarının ve vakıfların yapmış olduğu, ihtiyaç sahiplerine vermesi gerektiği yardımlara bile siyaset girmiş. Nedenine gelince belediyeler ve devletin vakıfları kendilerine yakın ve kendilerine seçim zamanı hizmet eden, oy veren kişilere özellikle seçilerek onlara yapılmaktadır.

Halbuki bizim görüşümüze göre kerim devlet anlayışı siyaset üstü, İslam ve insanlık gereğidir. Bu esastan bakıldığında gerçek ihtiyaç sahibi onurlu olduğu için kendini deşifre etmiyor, onun için de diğer hak etmeyen ve devamlı almayı alışkanlık haline getirenler bu siyaset kanalını iyi kullanarak bundan istifade ediyor.

Özellikle iktidar popülizm uğruna sadaka ekonomisi uygulayarak bu kesimden oy devşirmiş ve bu kadar uzun sürede iktidarda kalmıştır.

Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı il müdürü bir ilde şöyle bir açıklama yapmıştı;

Geçtiğimiz yıl on dört bin aileye kömür yardımı yapmıştık. Bu sene yirmi bin aileye yaptık, diyerek övünüyordu. Biz de bunun üzerine tamam da kardeşim, o zaman siz geçen sene altı bin yoksul ailenin hakkını vermemişsiniz. Veyahut da uyguladığınız politikalarla altı bin aileyi daha yoksul hale getirmişsiniz, Bunun övünülecek nesi var Dedik.

Öte yandan milli ve manevi değerlerini bir yana bırakarak böyle basit dünya menfaati için oy kullananlar her zaman yoksul, her zaman çaresiz ve çıkmaz sokağa gireceğini bilmeli ve bir an evvel bu gafletten uyanmalıdırlar. Aksi halde bugünkü olumsuz tabloyu daha nice yıllar yaşamaya devam ederiz.