Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Ertan Yülek, Türkiye‘de azınlıkların dini öğrenmesine yönelik herhangi bir yaş sınırlaması bulunmadığını kaydetti. Yülek, Milli Eğitim Bakanlığı‘nın 29 Haziran 1960 tarihinde ‘Sinagog Eğitim Kararı‘ adı altında Musevi çocukların teorik ve pratik din eğitimine ilişkin aldığı kararı buna örnek gösterdi.
Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Ertan Yülek, camilerdeki yaz kurslarına 12 yaşından küçüklerin alınmamasına ilişkin devam eden yasağı eleştirerek, "7 yıldır iktidarda olan, Anayasa‘yı değiştirecek gücü olan ve kendisini muhafazakar olarak vasıflandıran AKP, artık bu mevzuatı değiştirmelidir. Bunu yapmak bu hükümet boynunun borcudur. Süratle yeni bir düzenleme yapılarak, bu yaş tahdidi kaldırılmalıdır" diye konuştu. Parti genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında Diyanet‘in 22 Haziran‘da başlattığı yaz kuran kurslarına ilişkin devam eden yaş sınırlamasını yasağına tepki gösteren Ertan Yülek, 28 Şubat sürecinde kapatılan kuran kurslarının kapatıldığını ardından alınan bir kararla camilerdeki yaz kurslarına 12 yaş ve 5. sınıf karnesini getirme şartı konulduğu vurguladı. Bu uygulamanın yaklaşık 10 yıldır devam ettiğini kaydeden Yülek, "Hem veliler, hem de imamlar çocukların dini eğitim almasını istediği halde, mevzuat buna izin vermiyor. 22 Haziran‘da kurslar başladı. Şimdi Türkiye‘nin her yerinden şikayetler gelmeye başladı" diye konuştu. 15 yaş sınırlamasının; insan haklarına sözleşmesine, Helsinki senedine, Paris şartına ve diğer bütün uluslar arası sözleşmeleriyle çeliştiği vurgulayan Yülek, "Bütün anlaşma ve sözleşmeler, velilere çocuklarına istediği yaşta dini eğitim verme hakkını vermektedir. Buna göre, veliler istediği kursa çocuklarını gönderebilmelidir" dedi.
Ayrıca Türkiye‘de azınlıkların dini öğrenmesine yönelik herhangi bir yaş sınırlaması bulunmadığını kaydeden Yülek, Milli Eğitim Bakanlığı‘nın 29 Haziran 1960 tarihinde ‘Sinegog Eğitim Kararı‘ adı altında Musevi çocukların teorik ve pratik din eğitimine ilişkin aldığı kararı buna örnek gösterdi. Bu karara göre, Musevi ailelerin çocuklarına istedikleri yaşta din eğitimi verebildiklerini kaydeden Yülek, "MEB, bu kararıyla; Musevi çocukların yaş tahdidi olmadan, dinlerini teorik öğrenebilmeleri ve pratik olarak uygulayabilmeleri için de Sinegog‘a gitmelerine imkan vermiştir. Tamam dinlerini öğrensinler. Sadece Museviler değil her dinin mensubu inancını öğrensin. Buna kimse mani de olmamalıdır. Fakat yüzde 99‘u Müslüman olan bu ülkenin insanlarının çocuklarının yaz kuran kurslarını gitmesine mani oluyorsunuz. Bunu anlamak mümkün değildir. Bu tahdit uygulaması, çok yanlıştır. Bu düzeltilmelidir. Lozan Anlaşmasında tanınanlar ile Türkiye‘deki diğer azınlıklara verilen dinini teorik ve pratik olarak öğrenme hakkı, bu ülkede yaşayan Müslümanlara da verilemelidir " dedi. Ayrıca bale, yüzme gibi kurslara katılmada herhangi bir yaş şartı bulunmadığına da dikkat çeken Yülek, ilköğretimin 5 yaşına indirildiğini ve artık 6 yaşında okuma bayramları düzenlendiğine dikkat çekti. Yülek, "Pedagojik veriler gösteriyor ki, çocuğun öğrenme yaşı 5‘tir, 12 değil" şeklinde konuştu.
Ertan Yülek‘in basın mensuplarına dağıttığı 3 sayfalık belgede, Türkiye Musevi Hahambaşılığı‘nın Milli Eğitim Bakanlığı‘na sunduğu ve bakanlığın da onayladığı ‘Sinagog Eğitim Kararı‘nda Musevi çocukların Sinagog‘lardaki pratik ve teorik eğitim programları yer alıyor. 29 Haziran 1960 tarihli kararda gösterilen ve Hahambaşılarca hazırlanan programa göre, Musevi çocukları bugün hala Sinagoglarda, yaş tahdidi başta olmak üzere hiçbir sınırlama olmaksızın eğitim almaya devam ediyorlar. Çocuklar burada İbranice ders görürken, aynı zamanda hafızlık da yapabiliyorlar.
Talim Terbiye Kurulu‘nun onayladığı ve Milli Eğitim Bakanı‘nın da imzası bulunan karara göre, Musevi çocukların dini tedrisattan mahrum kalmamaları temin maksadıyla Sinegog‘larda seviyelerine göre din dersi verilmesi isteği olumlu karşılanıyor.
Sinegoglarda halen verilen din derslerinden bazıları şunlar: Birkot Aneenin (Allah‘a teşekkür duaları), Birkot Aşahlar ( Sabah Duaları), Pesuke Dejimra (Sabah Mezmurları), Kadriad Şema (Şema Duası), Zemirot Şel Başat (Cumartesi Günü Mezmurları), Baruh Şema ve Aleluyot (Sabah Namazı 1. Kısım), Yotser (Sabah Namazı 2. Kısım), Şemore Esre (Sabah Namazı 3. Kısım), Artvit (Yatsı Namazı), Şir Aşirin (Meşideler Neşidesi), İehu Neranena (Cumartesi gecesine ait Mezmurlar)...
Ertan Yülek, Mahinur Özdemir‘in Belçika‘da milletvekili seçilmesini değerlendirirken ise, "Türkiye‘de Merve Hanım için o acı süreci yaşadık. Ve bugün özgürlüklerden yana tavır gösteren şahısların o günkü tutumları, maalesef Türkiye‘nin bir yüzkarasıdır. Bir utanç hadisesidir. Nitekim batı da bu durumla, onlara tokat gibi atmıştır" diye konuştu.
Genelkurmay‘ın açıklamasını da değerlendiren Yülek, "Türkiye üç haftadan beri bir belgeye kilitlenmiştir. Bütün dertleri unutturulmuştur. Belge önce var mıdır yok mudur, sahte midir gerçek midir, şu mudur bu mudur derken, bu hale gelmiştir. Ancak Genelkurmayın bu beyanatından ben çok ikna olmuş değilim. Çünkü bu ya vardır ya da yoktur. Bunun orijinali var da Genelkurmay bulamıyorsa, kati suretle bu iş yalanlamalıdır. Ve orada da bitmelidir" dedi. Kendilerinin her türlü darbeciliğe karşı olduklarını vurgulayan Yülek, "Darbelerden en büyük sıkıntıyı çekmiş bir görüşün temsilcisi olarak bunu iddia ediyorum. 1960, 1971, 1980 ve 28 Şubat‘ı yaşadık. Bugün de uzaktan yakından her türlü darbeye karşıyız. Darbeciler kim olursa olsun, yakalanmalı ve yargı önüne çıkarılmalıdır" dedi.