Saadet’in Türkiye vizyonu

Abone Ol

Bismillahirrahmanirrahim;

âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah’a (C.C.) hamd ederim. Salât ve selâm, Peygamberimize, âline ve sahabelerine olsun.

Eğer milletimiz 24 Haziran’da yapılacak seçimlerde hükümet yetkili olarak Saadet Partisi’nin adayı Temel Karamollaoğlu’nu cumhurbaşkanı seçerse, AK Parti’nin yürüttüğü bu ezen ve ezilen düzeni değişecek yerine Adil Ekonomik Düzen ikame edilecektir. Saadet iktidarında şeffaflık ve hesap verilebilirlik kamu yönetiminin vazgeçilmezi haline getirilecektir. Hiçbir icraat, kapalı kapılar ardında kamuoyundan gizli yapılmayacaktır. Güçlü iç ve dış denetim mekanizmaları kurulacaktır. Denetim raporları milletin ve Meclis’in bilgisinden kaçırılmayacaktır. Milletin emanetine ihanet edenler ‘bizden, bizden olmayan’ şeklinde ayrılmayacaktır.

KUTUPLAŞMA

AK Parti iktidarının en önemli icraatlarından birisi de hiç şüphesiz kutuplaşmadır. Yapılan araştırmalar gösteriyor ki farklı düşüncedeki insanlar çocuklarının birbiriyle oyun oynamasını dahi istemiyorlar. Her türlü kutuplaşmayı ortadan kaldırmak ve tüm vatandaşlarımızla kucaklaşmak Saadet iktidarının en önemli görevi olacaktır.

ADALET

Herkes bilmelidir ki; “Devlet küfürle ayakta durur ama zulümle ayakta durmaz.” Devletin bekası da milletin refahı da ancak adalet ile mümkündür. İdare ve iradede temel ölçü hukukun üstünlüğü olacaktır. Tüm iş ve icraatlar hukukun temel ilkeleri çerçevesinde gerçekleştirilecektir. Hukuk, istisna gözetilmeksizin devletin bütün organları üzerinde egemen kılınacaktır. Ülkemizde ne yazık ki adalet dağıtması gereken kurumlar, mağduriyetlerin merkezi konumuna getirilmiştir. Talimatla harekete geçen ve karar veren bir yargı mekanizması, ülkeyi felakete götüren yanlışların başında gelmektedir. Yargının siyasallaşmasıyla birlikte, hâkim ve savcıların kararlarında tarafsızlıktan ve bağımsızlıktan uzaklaşması kamu vicdanını yaralamakta, devletle milleti karşı karşıya getirmektedir. Saadet iktidarında herkes “Ankara’da hâkimler var” diyebilecektir. Siyasetten talimat bekleyen hâkimler dönemi son bulacaktır. İddia ve savunma görevinin yerine getiren savcılar ile avukatların konumları denk hale getirilecektir. Böylece savunma hakkı güçlendirilecek ve adalet mekanizmasına daha fazla işlerlik kazandırılacaktır. Avukatların delillere ulaşmasının ve delil toplamasının önündeki engeller tümüyle kaldırılacaktır. Hâkim ve savcıların meslek içi eğitimlerine önem verilecek ve mesleklerindeki ihtisaslaşmaları teşvik edilecektir. İstinaf mahkemelerinin etkili bir şekilde çalışması sağlanacaktır. İnsan hakları ihlallerini ele alan “İnsan Hakları İhtisas Mahkemeleri” kurulacaktır.

KUVVETLER AYRILIĞI

Yeni Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’yle birlikte Meclis’in, yürütme üzerindeki denetim gücü elinden alınmış, yürütmeyi denetlemesi gereken yargı da yürütmenin etkisine girmiştir. Kuvvetler ayrılığı Saadet Partisi’nin vazgeçilmez prensiplerden biridir. Saadet iktidarında kamu yararını, halkın menfaatini, insanların temel hak ve hürriyetlerini güvence altına almak amacıyla, birbirinden ayrı fakat birbirini denetleyen ve dengeleyen kuvvetler ayrımı sistemi tesis edilecektir. Sultanlarda dahi olmayan bir yetki ile bu ülkenin yönetilmesine müsaade edilmeyecektir. Haksızlık yapan cumhurbaşkanı da olsa, karşısında hakkın söylenebileceği bir düzen inşa edilecektir.

KÜRT MESELESİ

Saadet Partisi inanır ve savunur ki, bütün insanlar haysiyet ve haklar bakımından hür ve eşit doğarlar. Yine bütün insanlar akıl ve vicdan sahibidirler. İşte insanı insan kılan bu özelliklerinden ötürü birbirlerine karşı kardeşlik zihniyeti ile hareket etmelidirler. Bu topraklar farklı medeniyetlere ev sahipliği yapmış, aynı çatı altında farklı inanışların, etnik ve mezhepsel yapıların bir arada yaşama erdemini insanlarına kazandırmıştır. Hem inanç hem de kültür itibariyle ülkemizde etnik gruplar arasında yüksek bir uyum ve güçlü bir birliktelik vardır. Kürtler ve Türkler aynı dinin mensubu, ortak bir tarihin çocukları, aynı kültürün renkleri ve aynı vatanın evlatlarıdır. Türkler ve Kürtler bir vücudun azaları gibidir. Aslına bakılırsa Türk’ün Kürt diye, Kürt’ün Türk diye bir meselesi yoktur. Mesele milletimizde değildir. Mesele bu milleti bölmeye, ayrıştırmaya çalışan yaklaşım ve politikalardadır. Kürt Meselesi’nin çözülememiş olması; hak, adalet, ahlak, ekonomi, eğitim, güvenlik gibi birçok alanda ortaya konan yanlış anlayış ve yapılan ihmallerin ortak sonucudur. Saadet iktidarında bu mesele; sadece güvenlik eksenli mücadeleden ziyade sosyal, kültürel, siyasi, psikolojik, ekonomik alanlarda topyekûn yapılacak reformlarla çözülecektir.

TÜKETEN DEĞİL ÜRETEN EKONOMİ

Mevcut ekonominin adı rant ekonomisidir. Vergi, zam, faiz, düşük ücret ve düşük taban fiyatları vasıtasıyla halkın sahip olduğu bütün imkânlar elinden alınmaktadır. Özelleştirme adı altında, milletin tasarrufları ile oluşturulmuş milli kuruluşlar, bir şekilde yabancı ve yerli tekellere haraç mezat satılmış ve hâlâ satılmaktadır. Bunun neticesinde ülke ekonomisinin bel kemiği durumundaki tesisler, güvenlik ve savunmamızla ilgili sektörler dâhil tüm birikimlerimiz milletimizin elinden çıkarılmış durumdadır. Saadet iktidarında üreten ve hakça bölüşen adil bir ekonomik sistem el birliği ile inşa edilecektir.

VERGİDE ADALETİ SAĞLAMAK

İktidarın yaptığı sorumsuz harcamalar ve akılsız yatırımlar neticesinde devletin gelirleri giderlerini karşılayamamaktadır. Bunun sonucunda da fatura vatandaşa kesilmektedir. Büyük çoğunluğu dar gelirli vatandaş ve çalışan kesimden alınan vergilerin çeşidi 50’yi bulmuş, oranları %160’a kadar çıkmıştır. Bu vergiler yüzünden zengin ile fakir arasındaki adaletsizlik daha da derinleşmiştir. Nihayetinde vergiler vatandaş için bir ödev olmaktan çıkmış adeta zulüm haline gelmiştir. 2018 yılında aylık 2,700 lira maaş alan en düşük kamu çalışanı ortalama %20 oranında vergi öderken Süper Lig’de yıllık 24 milyon lira ücret alan bir futbolcu sabit %15 oranında vergi ödemektedir. Bu oran İngiltere’de %45, Fransa’da %50, İspanya’da %52’dir. Çiftçimiz traktörüne alacağı mazota litre başına 1 lira 80 kuruş ÖTV ödemesi gerekirken yat sahibi ÖTV ödemeden mazot alabilmektedir. Geldiğimiz noktada parayı Lidyalılar, vergiyi Sümerler, verginin vergisini ise ülke olarak biz bulmuş durumdayız. Artık neredeyse soluduğumuz havadan dahi vergi alınacaktır. Saadet iktidarında ilk işimiz vergi yükünü hafifletmek ve vergide adaleti sağlamak olacaktır. Konuya devam edeceğiz. Selam hidayete tabi olanlara…