Saadet’in yeni kongresi hayırlara vesile olsun temenni ve duasındayız.
“Yeni kan; Arıkan” sloganı ile işe başlayan Genel Başkan Mahmut Arıkan ve ekibine de Allah’tan üstün başarılar temenni ediyoruz.
Saadet Partisi, daha doğrusu Millî Görüş partileri, gerek koalisyonlarla iktidar ortağı olduğu çok kısa dönemlerde gerekse muhalefet veya Meclis dışında olduğu dönemlerde hep hayra motor, şerre fren olma görevini yürüttü. Hayra motor olma kapsamındaki icraatlarını okuyucularımız zaten biliyorlar. Şerre fren derken elbette ülkemiz ve mazlum dünya için aleyhte yapılmak istenen her icraata karşı direnme şeklinde tezahür etti. Yeni genel başkan ve teşkilatlar bu direnişe devam edeceklerdir.
Direniş derken bugün, gözümüz kulağımız, zafer için duamız, niyazımız hep Filistin’deki mücahitlerin direnişine çevrili durumda.
Direnişin yapısı HAMAS isimli kuruluş, onun askeri oluşumu ise İzzeddin El Kassam Tugayları adı ile bilinen teşkilattır. HAMAS ve askeri kanadının Millî Görüş lideri Erbakan Hocamız tarafından şekillendirerek kurdurulduğunu artık herkes biliyor. Bu yönü ile Filistin direnişinin, Millî Görüş’ün yurt dışındaki bir MİLKO’su olduğunu bilmeliyiz.
Şanlı direnişin ayrıntısına girecek değiliz. Ancak bu direnişe içeriden ve dışarıdan nasıl muhalefet edildiğini, nasıl engellenmeye çalışıldığını, nasıl yalnız bırakıldığını hatırlayalım. Bunlara rağmen Kur’an’a ve Sünnet’e sımsıkı sarılan bu MİLKO’nun destansı başarılarına şahit olmaktayız. Onların direniş hareketlerine bütün dünyadan birçok insanın şaşkınlık ve hayranlıkla baktığını, onlar vesilesi ile gönüllerin İslam’a ısındığını, hidayete erdiklerini her gün öğrenmekteyiz. Gördüğümüz kadarıyla “güneşin batıdan doğuşunun” alametleri belirmektedir. Bilhassa Batı dünyasına doğru giden bulutların rahmet yağdırmaya başlayacağı günlerin arefesinde olduğumuzu hissediyoruz.
Gelelim bizdeki direniş ruhuna.
Millî Görüş ruhuna sımsıkı sarılmış, mala, mülke, şana, şöhrete, lükse, şatafata asla meyil göstermeyen bir çekirdek kadronun olduğunu biliyoruz. Bunlar her türlü fedakârlığı ve gayreti göstererek hayra motor, şerre fren görevini yürütmekteler. Hem de Erbakan Hocamızın dediği gibi:
“Bugün çay içerek, misafir ağırlayarak veya misafirliğe giderek çalışmalar yürütüyoruz. Bu kolay şartlar Allah’ın bir nimetidir. Değerlendirip cihat sevabı almaktayız. Ama unutmayalım; cihat etmek her zaman böyle kolay olmayabilir.”
BOP belası, Batı’nın pisliğinin temiz beldelerimizi istilası, aile kurumumuzun çökertilmek istenmesi, nesillerimizin maddi manevi tehlikeye girmesi, vatanımızın kısmen veya tamamen elimizden alınmak istenmesi, bayrağımızın gönderden indirilmek istenmesi gibi felaketler cihadın şartlarını değiştirebilir. Bu tehlikelerin de her zamankinden daha yaklaşmış olduğunu maalesef görmekteyiz. Allah muhafaza buyursun ama böyle tehlikelerle karşılaştığımızda ülkemizde Millî Görüşçülerin; bugün Filistin’deki MİLKO mensuplarımızın direniş için yaptıkları fedakârlıklardan hiç de aşağı kalmayacaklarını bilmekteyiz. İslam dünyasında birkaç devlet müstesna olmak üzere, Filistin’deki direnen kardeşlerimize hiç de iyi gözle bakmadıklarını fiiliyatları ile gösterdiler.
Peki bizim ülkemizdeki iktidar mensupları bu direnişe nasıl bakıyorlar?
Hatırlayalım, daha 7 Ekim 2023 günü başlayan o şanlı Aksa Tufanı direniş harekâtı için iktidarın baştan beri 2 numaralı adamı aynı gün ne demişti?
“Ey HAMAS! Senin ne gücün var? Senin gıdanı bile dışarıdan gönderiyoruz, senin teknik aletlerini, ihtiyaçlarını dışarıdan karşılıyoruz. Sen 2 tane uydurma füze atıyorsun, İsrail'e sinek vızıltısı gibi geliyor…”
İktidarın bu görüşü asla değişmedi. Ama milletimizin konuya gayet hassas yaklaşım gösterdiğini fark ettiklerinde kendi mevkilerini korumak için mücahit kardeşlerimizin yanında olduklarını açıklamak mecburiyetinde kaldılar. Ama sadece söylemleri değişti. Eylemlerine baktığımızda ise İsrail ile işbirliği çerçevesinde neler yaptıklarını kahrolarak görmekteyiz. İktidarın düşmandan yana bu fiiliyatları karşısında Millî Görüş mensupları başta olmak üzere, sahada direniş hareketleri görmekteyiz. Ama gitgide zayıflayan bir tarzda. Bu gidişle bu direniş için sadece Millî Görüş mensupları kalacağa benzemekte.
Bu direnişe karşı iktidar yetkilileri Meclis’te ve diğer platformlarda, direnişçileri lanetlemekte, engeller koymaya çalışmakta, yaptıklarını inkâr etmenin yanında direnişçileri susturmak için ellerinden geleni yapmaktadırlar. İsrail ile yaptıkları işbirlikçilikleri ortada iken şu sözleri bu tepkilerinin sembolü olmuştur:
“Ne yazık ki adı sanı duyulmayan veyahut da şöyle kasaya, tartıya çıkarsan gramı, kilosu beş para etmeyen bazı kimselerin İsrail'le ilişkiler konusunda bize attığı iftiralardır."
Yazımızın başlığını bir defa daha hatırlayalım.
SAADET’E DÜŞEN İŞ, DİRENİŞ
Yani hayra motor, şerre fren olma görevini her şart ve ortamda devam ettirmek. Muhteşem direnişlerin, rahmet bulutlarını batıya doğru sevk etmekte olduğunu unutmadan…
MÜCAHİTLER
Kendini cihada adar,
Her mücahit teker teker!
Hep beraber asılırlar,
Döndürülsün diye teker!
Her daim ileri koşar,
Bazen dönmez geri tek er!
Ekrem Şama