Saadet Parti’siz başkan seçilebilmek çok zor

Abone Ol

Bismillahirrahmanirrahim;

27 NİSAN 2017 tarihli Milli Gazete’de, Gezici Araştırma Şirketi sahibi Murat Gezici ile yapılan ilginç bir röportaj vardı. Sayın Gezici röportajında, “Saadet Partisi 2019 seçimlerinde kilit olacaktır. Yani, Saadet Partisi’nin desteğini alan taraf cumhurbaşkanını belirleyecektir” diyordu.

Gezici Araştırma Şirketi son referandumda, sonucu en yakın şekilde bilmesiyle diğer anketçilerin önüne geçti. Ayrıca, KKTC Cumhurbaşkanlığı ve 7 Haziran seçimlerinin de sonucunu bilmesiyle dikkatleri çekmişti.

Referandumda Saadet Partisi’nin kullandığı dil herkesçe fark edildi. Seçmeni kutuplaştırmadan, bütünleştirici bir dille onlara çağrıda bulundu. Sayın Gezici, kullanılan bu milli dilin sonucuna dikkat çekti: “Saadet Partisi’ne karşı son 10 yıldır kamuoyundan gizleme, sindirme politikası izleniyor. Saadet Partisi referandum sürecinde kamuoyunda çok yer aldı ve bununla birlikte güven tazeledi. Saadet Partisi bu sürecin en kazananıdır.”

16 Nisan referandumunda büyük bir farklılığa daha şahit olduk. Sayın Karamollaoğlu, referandumda tercihinin ne olacağını soran gazeteciye, “Düşünmeden cevap verirsem ‘evet’ derim; düşünürsem ‘hayır’ derim” demiş; seçmene düşünerek tercih yapmaya davet etmişti. Bu çağrı seçmen üzerinde etkili oldu. “Düşünerek karar verme” anlayışı büyük oranda benimsendi.

Sayın Gezici, bunun seçmene yansımasını anlattı: “İlk defa bir seçimde önyargıyla değil; düşünerek oy verilmesi gerektiği söylemi öne çıkmıştır. Saadet Partisi, önyargı ile ‘hayır’ dememiştir. Milli Görüş’e yakışır bir davranış biçimiyle, seçmeni düşünmeye itmiştir.”

HALKIN GÖZÜ MİLLİ GÖRÜŞ’TE

SAADET Partisi’nin düşünüp araştırarak oy kullanma anlayışı kazandırması, Türkiye adına o kadar güzel bir kazanç ki! Bu anlayışla 80 milyona seslendi. Kimseyi dışlamadı. Sevgi ve merhametle yaklaştı. Ayrıştırıcı, ötekileştirici olmadı. Türkiye böyle bir yaklaşım özlemindeydi. Yıllardır süren kavga siyaseti halkı bıktırmıştı. Bu yüzden Saadet Partisi’ne karşı büyük teveccüh oluştu. Saadet Partisi halkın sesi oldu.

Sayın Gezici bu etkileşimi şöyle anlattı: “AK Parti içerisindeki ‘hayır’ diyenlerin yüzde 95’i Milli Görüşçüdür. Karamollaoğlu’nun ‘hayır’ demesi, ‘düşünün’ demesi MHP’li seçmeni de etkilemiştir. MHP’nin yüzde 80’inin Saadet Partisi’ne olumlu baktığını görüyoruz. MHP’li seçmene, ‘Saadet Partisi’ne oy verir misiniz?’ dediğimizde ‘evet’lerin oldukça yüksek olduğu görülüyor.” 

12 Eylül darbesi döneminden kalma Siyasi Partiler Yasası, Seçim Kanunları ve Baraj Sistemindeki haksızlıklar herkesçe biliniyor. Sistem, seçmenin tercihini olduğu gibi yansıtmıyor. Sirk aynaları misali! Deveyi pire, pireyi deve olarak gösteriyor. Milyonların oyu yok sayılıyor. Haksızlıkların en büyük mağduru Saadet Partisi!

Sayın Gezici, bu gerçeği; “Yaptığımız anketlerde ‘Erbakan Hoca’nın kurduğu Saadet Partisi’nin barajı geçeceğini bilseniz oy verir misiniz?’ sorusuna toplumun yüzde 16’sı ‘evet’ diyor. Baraj sorunu olmasa Saadet Partisi’ne oy verecek yüksek bir seçmen kitlesinin olduğu görülüyor” şeklinde açıklıyor ve ekliyor: “Seçimin kazananı kim derseniz, birinci sırasında Temel Karamollaoğlu vardır.”

UZLAŞTIRICI BİR DİL

REFERANDUMDA seçmen siyasi partilere “anlaşın, uzlaşın, Türkiye’ye beraberce hizmet edin” mesajı verdi. Halk 15 senedir siyasi partilerin birbiriyle kavgasından bıktı. Fikir ve projelerle yarışacak yerde, birbirine laf yetiştirmeyi gündemlerine aldılar. Halk sizi kavga için seçmedi ki! Kavgayı meslek edinenler başka platform aramalı; bunun yerinin Meclis olmadığını bilmeliler. Halkı temsilen sokak kabadayısı gibi kavgaya tutuşmak ne kadar ayıp! Milletin problemlerini çözme görevindeki yaşını başını almış kişilere bu yakışıyor mu? 

Saadet Partisi’nin birleştirici söylemlerinin kabul görmesinin asıl sebebi bu! Genel Başkan Karamollaoğlu’ndan dinleyelim: “Saadet Partisi’nin referandum sürecinde sergilediği tavır Türkiye’ye örnek oldu. Bugün Türkiye’nin teminatı Saadet Partisi’dir, şuurlu kadrolarıdır. Biz ülkemizi seviyoruz. Ülkemizin birlik ve beraberliği için elimizden gelen bütün fedakârlığı yapmaya hazırız.”

Bundan böyle, iddiası olan her siyasi parti Saadet Partisi’ni dikkate almak zorunda. Referandumun en önemli mesajı bu! Seçmen siyasi olgunluk ve uzlaşmadan yana. Fikir ve projelerin yarışmasını; insani değerlerin korunarak birlikte çalışma kültürünün oluşmasını istiyor. Siyasilere, görevi emanet olarak verdiğini hatırlatıyor.

Halk; baskıcı, dayatmacı, sert söylemlere prim vermedi. Hakaret ve yakıştırmacı üsluptan uzak durdu. Pek çok yerde tercihini açıklamaya fırsat verilmeyen halk, sessiz çoğunluğun sesi olan dip dalga şeklinde referandumun sonucunu belirledi.

Siyasi olgunluk ve uzlaşma kültürüne sahip olmak konusunda Saadet Partisi’nden alınacak büyük dersler var.