Milli Gazete Genel Yayın Yönetmeni Mustafa Kurdaş, TV5 televizyon kanalında yayınlanan, Milli Gazete yazarı Adnan Öksüz'ün sunduğu Buyrun Başlıyoruz programında, 30 Haziran'da Kongre'ye gidecek olan Saadet Partisi'nin AKP iktidarının antipati kampanyalarıyla kendisinden uzaklaştırdığı sosyolojik tabanına dönerek kucaklaşması gerektiğini belirtti.
Kurdaş, samimi bir kucaklaşmanın gerektiğini vurguladı.
AKP İKTİDARI SADECE SEÇMENİMİZİ VE KADROLARIMIZI ALMADI
Milli Gazete Genel Yayın Yönetmeni Mustafa Kurdaş, şunları söyledi:
"Özellikle AK Parti iktidarının en çok zarar verdiği siyasi hareket ve siyasi parti Saadet Partisi'dir. Niçin? Bizim sadece seçmenimizi kadrolarımızı almadılar. Sosyolojik tabanımıza da bir takım hegemonya kurdular ve bize karşı hep antipati kampanyalar ürettiler. Biz kendimiz olalım. Biz kendi sosyolojik tabanımızdan birileri bizi kovdu diye biz kendi sosyolojik tabanımızdan uzak duramayız. Hiç kimseden, hiçbir çevreden uzak duramayız. Doğal olarak biz, kendi sosyolojik tabanımıza kendi söylemlerimiz üzerine inşa edeceğiz. Çünkü artık ittifak dönemi bitmiştir. İttifak döneminde bir uzlaşma metni vardı. Bu uzlaşma metni çerçevesinde konuştuk, düşündük vesaire. Ama artık... Altılı masa ve öncesi içinde söyleyebilirim. Cumhur İttifakı partileri de kendi uzlaşıları üzerine durdu, Millet İttifakı da. Şimdi biz Saadet Partisi'yiz. Doğal olarak bizim üzerimizde hiçbir etki kalmamalı. Biz kendimizi biliyoruz. Ve kendi kimyamızla, kendi değerlerimizle, kendi varlığımızla, kendi mücadelemizle, biz yolumuza devam ediyoruz ve etmeye de devam etmeliyiz. 30 Haziran seçimleri bu bakımdan önemlidir. O heyecanı yakalamak, o samimi kucaklaşmayı yakalamak gerekir. Bunun için de bütün kademelerimiz ve kadrolarımız en yukarıdan itibaren söylüyorum, samimiyetle meseleyi ele almalı ve o kucaklaşmayı bizim sağlamamız gerekiyor. Çünkü bu milletin, bu ümmetin ve bu insanlığın Milli Görüş'e ve Saadet Partisi'ne ihtiyacı var. Yeniden ümmete lider olma vasfını ancak biz öğretebiliriz. Lider ülke Türkiye vasfını bu millete biz anlatabiliriz. Yoksa hep lider ülke değil model ülke olarak kalacağız. Batı'nın modeli olarak, uygulama pratiği olarak, birilerinin işbirlikçisi olarak. Hükümetlere kızıyoruz ya, işbirlikçiler, evet. Ama o zaman bizde o lider vasfımızı bu topluma anlatmamız lazım."