Saadet Partisi, seçimler ve anketler

Abone Ol

Uzun süredir, yazmadım ya da yazamadım.

Yunus Emre nin biz sözünün etkisi oldu. "Yunus sen bunda meydan isteme. Meydan içinde canım merdaneler var" diyor.

Ben de diyorum ki, bu seçim meydanında, Saadet Partisi muhterem Genel Başkanı Recai Kutan var, Millî Görüş Lideri Erbakan Hoca var. Türkiye ve dünya gerçeklerini, birinci elden, dile getirenlerin, beyanları var, bu sebepten bizim perakende köşe yazımızın, dikkatleri dağıtmasına içim razı olmadı.

Bu seçim kampanyasında, Saadet Partisi nin ve daha kapsamlı bir kavramı temsil eden Millî Görüş mensuplarının birinci hedefi nedir

Hakkı savunmaktır. Gerçekleri duyurmaktır. Tebliğ etmektir.

Ama zorla ya da hileli propaganda metodlarıyla, saptırılmış anketlerle veyahut kavgalaşarak, kin ve husumetleri tahrik ederek, duygu birikimi meydana getirerek seçmenleri şaşırtmak, seçimleri heyecan ve öfke kasırgalarına dönüştürerek ucuz metodlara başvurmak değildir.

Misal verelim: Şu "ip" kavgası, "ip"li ipsiz tartışması, APO yu sen asmadın, o astırmadı, basitliği nedir Allahaşkına. Aziz milletimiz, böyle yaklaşımlarla aldatılmaya layık ve müstehak mıdır ki, böyle davranılıyor! Bu tür bir seviye ve üslup, hangi problemimizi çözer Bunu taktirlerinize bırakıyorum.

Siz seçmene gerçekleri ve çözümleri anlatacaksınız. Seçmen kararını verecek. Seçimler bu haliyle, bütün seçmenlerin üyesi olduğu yurt çapında "büyük bir MAHKEME durumundadır." Bir veya üç kişilik mahkemelerimize gösterdiğimiz saygı ve önemi, seçmenlerimize de göstermek gibi bir ciddiyet bir hürmet ve itina, seçilenlere karşı da gösterilmelidir.

Horoz döğüşü, kayıkçı kavgası, birbirinin suratına ip atmak, birbirine iftira atmak gibi ilkel davranışlara asla yer verilmemelidir.

Hidayete erme veya siyasi anlamıyla seçmenlerin doğruyu eğriyi ayırd edip oyunu ona göre kullanması, aslında kutsal bir görevdir. Çünkü hidayet Allah tandır.

Ama ne yazık ki, bu kör döğüşünde ve bu sağırlar diyaloğunda BÜYÜK DAVALAR ve BÜYÜK TEHLİKE arzeden gelişmelerin farkedilip ona göre oy kullanılması gibi bir görev arada kaynayıp gidiyor.

İşte bu sebepten ERBAKAN HOCA NIN ve Genel BAŞKANIMIZIN, bu seçim kampanyasında, küçük meseleleri veya dedikoduları öne çıkaranların karşısına dikilerek bütün güçleriyle HAYATİ KONULARA dikkat çekmek için gayret sarf etmeleri yerden göğe kadar haklıdır. İsabetli bir davranıştır.

Zira globalleşen dünyamızda artık hiçbir meselenin, dar çerçevede, küçük kulislerde, isabetli olarak çözümlenmesine imkân kalmamıştır. Karşı karşıya olduğumuz, bütün tehlike nedir, siyonizmdir.

Siyonizm, (ABD-İsrail ikilisi) vatanımızı bölmek için, Kuzey Irak ta yeni bir İsrail kurmuştur. Bizi kuşatmaya başlamıştır. Suriye engeli de ortadan kalkarsa bu kuşatma tamamlanmış olacaktır.

Hal böyle iken, AKP-CHP-MHP ve benzeri partiler, hâlâ ABD nin IMF nin yörüngesinde, bu global tehlikenin, mevcudiyetinden adeta tamamen habersiz ABD-IMF ve AB taraftarlığı ve meddahlığı yapmaya ve milletimizi de kendileri gibi gaflet ve delalete sevketmeye devam ediyorlar.

Gaflet diyorum çünkü, dünya değişti, komünizm silindi, siyonizm-haçlı ittifakı, bütün İslâm ülkelerini birer birer istilâ etmek için, büyük bir haçlı savaşı başlattı. Ortadoğu da kan gövdeyi götürüyor, seller gibi Müslüman kanı akıtılıyor.

Onun için; gafil olanları uyarmak için liderlerimiz "Bu seçim bir kurtuluş savaşıdır, bu seçim Çanakkale Harbi nden de önemlidir, diye haykırıyorlar.

Ama buna rağmen, ipli-ipsiz tartışması, APO nun idamı konusu maalesef Türkiyemizin gündemini işgal etmeye devam ediyor.

Ne diyelim inşallah bu uyarılar, istediğimiz tesiri yapar, İnşaallah seçmenimiz, AKP ye CHP ye MHP ye ve benzerlerine oy vermenin, Bush a yani ABD ve İsrail ikilisine oy vermekten farksız olacağını idrak eder de kurtuluşumuz için ilk ciddi adım atılmış olur.

Koyun can derdinde, kasap yağ derdinde...