Bismillahirrahmanirrahim
Âlemlerin Rabbi, İslam ı bir hayat nizam olarak gönderen,
hesap gününün hâkimi, Allah (c.c) a hamd ederim. Salât ve selâm, peygamberimiz
Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) ya, âline ve sahabelerine olsun.
Milli Görüş lideri merhum Necmettin ERBAKAN hocamız,
Milli Nizam Partisi nin 1970 İzmir il kongresinde: NİZAMLA bismillah,
SELAMETLE inşallah, REFAHLA maşallah, FAZİLETLE elhamdülillah, SAADETE
ulaşanlara selam olsun deyivermiş ve Allah tan bir lütuf ile Milli Görüş
mücadelesinin seyri konusunda önemli bir tespitte bulunmuştur. Milli Nizam Partisiyle
başlayan Milli Görüşün hakkı üstün tutan siyaset ve medeniyet mücadelesi,
Nizam, Selamet, Refah, Fazilet ve Saadet ile yoluna devam etmiştir. SAADETE
ulaşanlara selam olsun. Milli Görüşçüler yağmur, çamur demeden, inkârcıların,
Siyonizm ve işbirlikçilerinin hareketi yok etmek için kurduğu bütün tuzaklara,
kara propaganda oyunlarına rağmen, kınayanın kınamasına, yarı yol yolcularının
saf değiştirmesine aldırmadan, maddi zorlukları rahmet sayarak, yılmadan,
yorulmadan, eşinden, işinden fedakârlık yaparak, SAADETE ulaşanlardan olmayı
başarmışlardır. Çalıştılar, gayret ettiler, iman, cihad ve şuur yolundan
sapmadılar. Milli Görüş devrimini geçekleştirmek için, direne direne zafere
doğru koştular, koşmaya devam ediyorlar. SAADETE erenlere selam olsun. Erbakan
hocamız bir konuşmasında tarihi olaylar ve şahsiyetler üzerinden Milli Görüşü
tanımlamış ve şunları söylemiştir: Mili Görüş, Malazgirt tir. Kosova dır. Niğbolu dur. İstanbul dur. Zigetvar dır.
Galiçya dır. Çanakkale dir. Sakarya dır. Kıbrıs tır. Sultan Fatih tir. Ulubatlı Hasan dır. Seyit
Çavuş dur. Sütçü İmam dır. Rıdvan hoca dır. Hasan Basri Çantay dır. Milli
Görüşü anlamak için, Milli Selamet i (SAADETİ) bilmek için, mutlaka tarihimizi
yakından tanımak mecburiyetindeyiz. Aziz delegeler, muhterem misafirlerimiz,
herhangi bir kimse Malazgirt te inanışının şahlanışını yaşamadan, Kosova da,
Niğbolu da bir kılıç olup parlamadan,
Ulubatlı Hasan olup İstanbul u fethetmeden, Sultan Fatih olup atını denize
sürmeden, Kanuni olup şanlı orduları ile Avrupa nın içine yürümeden, Seyit
çavuş olup 250 kiloluk mermiyi YA ALLAH diyerek namluya sürmeden, bir insan
Sakarya nın siperlerine girmeden ve Kıbrıs ta düşman tahkimatının arasından
geçmeden, Milli Selamet in (SAADETİN) ne olduğunu anlayamaz. Günümüzün aydınları,
ilim, fikir ve kanaat adamları, toplum önderlerinin böyle bir tefekkür ve
muhasebeye sahip olmamaları yüzünden, Milli Görüş ile aralarına derin mesafeler
koymuşlardır. Eğer bu kesimler Milli Görüş ün ne olduğunu anlama konusunda
doğru bir tefekkür, sağlam bir muhasebe içinde olabilselerdi AKP li değil,
mutlaka SAADET PARTİLİ olurlardı. O zaman millete AKP yi değil, SAADET
PARTİSİ Nİ işaret ve telkin ederlerdi ve bugün AKP nin bulunduğu yerde SAADET
PARTİSİ olurdu ve Türkiye bugünkü Türkiye, dünya da bugünkü dünya olmazdı.
Ülkemizde adil düzen, dünyada ise yeni bir saadet dünyası kurulmuş olurdu. Bu
kesimlere inat SAADET PARTİSİ bir gerçek ve hakikat olarak yoluna devam ediyor,
MİLLİ GÖRÜŞ devrimini tamamlamaya çalışıyor.
Milli Görüş Ne
Derse O Oluyor
Milli Görüş ün ilk afişi 1969 yılında Mevlana Meydanı na,
Alaeddin Tepesi nin eteğine asılan Hak Geldi, Batıl Zail Oldu afişidir. İlk
sloganı ise Ne sağdayız, ne solda Hak yoldayız hak yolda sloganı olmuştur.
Milli Görüş bu çizgisinden taviz vermeden, gömlek çıkartanlara inat, zafere
doğru emin adımlarla ilerlemektedir.
Milli Görüş, İslamsız saadet olmaz demiştir. Aklı
erenlere, fikri yetenlere soruyorum, İslamsız saadet olmuş mudur İslamsız
İslam dünyası tanınmaz hale gelmiştir. Birlik ve dirlik bozulmuştur. Başta
Irak, Suriye, Mısır, Libya, Bangladeş, Keşmir, Afganistan, Pakistan, Myanmar,
Çeçenistan, Doğu Türkistan, Somali olmak üzere bin bir parçaya bölünmüş,
bölünen parçalar birbirleriyle savaşır hale getirilmiştir. İslamsız kalan
coğrafya, kan ve gözyaşı içindedir. Mısır da verilen idamlar İşbirlikçi
Mursi nin yürüttüğü zulme sessiz kalan zavallı bölge yöneticileri şaşkındır.
Yürekleri, Allah korkusu yerine ABD korkusu sarmış, Bana ne Amerika dan diyen
kahramanlara hasret kalmış insanlık. İslamsız saadet, adil düzensiz adalet
olmuyor, olmuyor, olmuyor.
Milli Görüş, Önce Ahlak ve Maneviyat olmadan olmaz
demiştir. Olmuş mudur Zina, bina, faiz, içki, kumar, rüşvet, yalan ve talan,
israf ve tüketim çılgınlığı, teşhircilik, hırsızlık, çalma, çırpma olayları,
güvensizlik toplumu tanınmaz hale getirmiştir. Bu halden memnun olan var mıdır
Ülke bu hale kendi kendine mi gelmiştir Ülke bu hale, sosyal demokrat, liberal
demokrat, muhafazakâr demokrat iktidarların uyguladığı yanlış ve materyalist
eğitim düzeni ile gelmiştir. Ülkemizde yaşanan çürüme ve ahlaki çöküş AKP
iktidarı döneminde adeta çıldırmış ve sınır tanımaz hale gelmiştir. AKP diye
yanıp tutuşan fikir ve kanaat önderleri bu duruma şahitlik etmiyorlar mı
Etmiyorlar, hatta AKP iktidarını övmek için Osmanlıyı bile hafife alıyorlar. 15
Haziran 2014 günü Ordu ili Korgan İlçesinde merhum KİRAZ HOCA mızın bir anma
programı vardı. Programın sonunda dua
yapmak üzere davet edilen zat, Giresun ili Bulancak ilçesinde yaşayan emekli
bir Kur an Kursu hocası, duaya başlamadan önce yaptığı kısa konuşmasının bir
yerinde şunlar söylüyor: Allah hükümetimizden razı olsun, Şeriatın uygulandığı
Osmanlı döneminde bile bugün okunduğu kadar Kur an okunmuyordu. Bu zat AKP
iktidarını övmek için Osmanlıyı hafife alıyordu. Biz müspet şeyleri inkâr
edecek değiliz. Doğrudur, bugün açılan Kur an kurslarında insanlar Kur an
okuyorlar. Bu güzel bir şeydir. Ancak okunan Kur an ın haram kıldığı zinanın,
bu iktidar döneminde suç olmaktan çıkarıldığı, fuhşun alenileştiği, faize dünya
geçeği denildiği, domuzun kasaplık hayvan haline getirildiği, devlet eliyle
oynanan kumarın, bu iktidar döneminde çeşitlendirildiği, aile kurumunun tahrip
edildiği görmezlikten geliniyor. Bu kabul edilemez bir şeydir. Ahlakımız Kur an
ahlakı olmadan olmaz. Milli Görüş bunu söylüyor. Bu zat bunu bilmiyor mu
Milli Görüş Adil Düzen diyor. Vahşi faizci köle düzeni
ile olmuyor.
Milli Görüş İslam Birliği diyor, AB ile olmuyor.
Türkiye bugün siyaseten, ahlaken, ekonomide ve dış
politikada tıkanmıştır. Türkiye kısır tartışmaların esiri edilmiştir. Bu yüzden
Türkiye nin Milli Görüş ün tek temsilcisi Saadet Partisi ne ihtiyacı vardır.
Saadet Partisi, güçlü ve müreffeh bir ekonominin teminatıdır. Saadet Partisi
kutuplaşmanın değil kucaklaşmanın teminatıdır. Saadet Partisi adil bir dünyanın
teminatıdır. Milli Görüş politikalarına dönülmedikçe, ne ülkemizde ne de İslam
âleminde huzur ve barışın sağlanması mümkün değildir. Yaşanan gerçekler,
gelişmeler 40 yıl sonra anlaşılsa da, hep Milli Görüşü haklı çıkmıştır. Cumhurbaşkanını
halk seçsin diyen hep Milli Görüş olmuştur. Milli Görüş ün dediği noktaya
gelinmiştir. Bir zamanlar Allah demekten
imtina eden CHP nin bugün, İslam İşbirliği Teşkilatı Genel Sekreterliğini
yapmış bir ismi Cumhurbaşkanı adayı yapması, gerçekleşen Milli Görüş devriminin
bir sonucudur.
Milli Görüş ve Cumhurbaşkanlığı
Milli Görüş ün Cumhurbaşkanlığı konusunda kırmızı
çizgileri vardır. Cumhurbaşkanı milli ve yerli olmalıdır. Cumhurbaşkanı önce
ahlak ve maneviyat düsturunu benimsemelidir. Cumhurbaşkanı sömürgeci
ekonomiyi değil adil ekonomiyi
savunmalıdır. Cumhurbaşkanı icraatlarında hayra motor şerre fren olmalıdır.
Cumhurbaşkanı güçlünün değil haklının yanında yer almalıdır. Cumhurbaşkanı
inançlı olmalıdır. Cumhurbaşkanı merhametli olmalıdır. Cumhurbaşkanı Batı
kulübüne girmenin değil İslam birliğini kurmanın mücadelesini vermelidir.
Cumhurbaşkanı Batı nın, Batılın ipine değil Allah ın ipine sarılmalıdır. Bu
yüzden başından beri Milli Görüş, kim Cumhurbaşkanı olmalı değil, nasıl bir
Cumhurbaşkanı olmalı konusu üzerinde durmuştur.
Milli Görüş, arzularını ilah edinenlerin arkasından
gidip, onların günahlarına ortak olmaz.
Batıl bir yolda yürüyenler, elde ettikleri manasız
şeylerle heveslerini tatmin edebilirler, ancak dünya ve ahiret saadetine asla
nail olmazlar. Gerçekler değişmez ve İslamsız saadet olmaz. BAKARA, 120:
(Birliklerine girip gayelerine hizmet için) milletlerine tabi olmadıkça
Yahudiler de Hristiyanlar da asla senden hoşnut olmayacaklardır. De ki: Doğru
yol, hidayet, ancak Allah ın (İslam) yoludur. Sana gelen ilimden sonra onların
kanunlarına, kötü arzu ve yollarına uyacak olursan, andolsun ki, Allah tan sana
ne bir dost ne de bir yardımcı vardır. Hakkı bırakıp batıla uyan kişilerin
yönetici olduğu ülkelerde fesadın yaygınlaşmaması mümkün değildir. Bu ülkelerde
fitne kabarır, fesat artar, yeryüzü zulmün, haksızlığın, öldürmelerin,
işkencelerin merkezi haline gelir vesselam.