Saadet bir tercih değil; mecburî istikamettir

Abone Ol

GEÇTİĞİMİZ Pazar, heyecanın merkezi Arena salonuydu.

Ankara nın bu en büyük kapalı mekânında Saadet Partisi nin Türkiye genelindeki

belediye başkan adaylarının tanıtımı vardı. Millî Görüş erleri sabahın erken

saatlerinden itibaren Ankara ya akın etmeye başladılar. Rüşvet ve yolsuzluk

iddialarıyla kirletilen belediyelerde temiz bir yönetim oluşturmayı

amaçlıyorlardı. Bu hareketliliğin asıl sebebi, emaneti teslim alma heyecanından

başka bir şey değildi.

Salondakiler Saadet Marşları ile coştu. Seçim müziği

olarak hazırlanan Yarın güzel olacak / Kalbe huzur dolacak parçası büyük

beğeni topladı. YİK Başkanı Oğuzhan Asiltürk ve Genel Başkan Mustafa Kamalak ın

Saadet vakti geldi parçası eşliğinde salona girmeleri muhteşem oldu. Saadet

kurmaylarına karşı büyük bir sevgi hâlesi oluştu.

Arena daki heyecan, aşk, azim ve kararlılık gelecek adına

ümit vaat ediyordu. Bu görüntü, gözlemcilerin Millî Görüş, Refah dönemindeki

heyecana yeniden ulaştı yorumları yapmalarına yol açtı.

Saadet Partisi kadroları kendinden emindi ve

belediyecilikte uzman olduklarını ortaya koydular. Köklü bir geçmişe sahip

oluşları onlara hız kazandırıyordu.  Bu

yüzden Genel Başkan Mustafa Kamalak konuşmasına şöyle başladı: Sizlere

bakarken, Mescîd-i Aksa mahzun oldukça bana gülmek haram diyen Selâhattin-i

Eyyûbî yi; Ya ben İstanbul u alırım, ya da İstanbul beni diyen Sultan

Fatih i; Hayat iman ve cihattır diyen Erbakan Hoca yı görüyor ve Hocam!

Rahat uyu, emanetin emin ellerde diyorum. Erbakan Hoca ile ilgili  sinevizyon gösterisi, salondaki posterler,

Hoca ya ait vecizeler davanın liderine olan sadâkatın sembolüydü.

Adil Bir Dünyayı Siz Kuracaksınız

Millî Görüş ün ölçülerini anlatan YİK Başkanı Asiltürk,

ilgiyle dinlenen konuşmasında şöyle konuştu: Irak, Suriye, Mısır ve diğer

yerlerde akan kanlar Irkçı Emperyalizm in iktidarı sebebiyledir. Zulüm

dünyasının âdil bir dünyaya dönüşmesi sizler eliyle olacaktır.

Programda, Saadet Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Mustafa

Kamalak gündemdeki konularla ilgili kapsamlı bir konuşma yaptı. Medyanın Saadet

Partisi nin çözüm önerilerine karşı ilgisiz kaldığını belirterek, Yandaş medya

buradaki adanmışlıktan, buradaki inanmışlıktan söz etmeyecek. Türkiye nin

yıldızları Anadolu yu adım adım dolaşarak davamızı anlatacaklar dedi.

Hükümet in İstiklâl mücadelesi nden söz ettiğini

belirten Kamalak; Peki, düşmanınız kim 55 senedir kapısında beklediğiniz AB

mi, kurumlarımızı işgal eden güçler mi şeklinde sordu.

Millî Görüş ün önemli bakanlıklarda görev yaptığını ve

belediyelerde iktidar olduğunu belirten Saadet Partisi Genel Başkanı,

belediyelere, Rüşvet alan da, veren de mel ûndur levhasını asarak rüşvet ve

yolsuzluklara fırsat vermediklerini anlattı.

Kamalak, Hükümet in tutarsızlığını vurguladı: 12 yıl

önce paralel devlet olmadığı halde, şimdi var diyorsanız, bu sizin eserinizdir.

AKP ye kumpas kuruldu, diyorsunuz. Millî Görüş ü bölen siz değil misiniz

Erbakan la olmuyor diyerek küresel güçlerle birlikte hareket eden siz değil

misiniz Acizliğinizi mağduriyet görüntüleriyle örtemezsiniz. Erbakan ın

yolundayız diyerek, Erbakan ı yanlışlarınıza alet etmeyin. Erbakan İslâm

Birliği için çalıştı, AB için değil. Bir kumpastan söz edenler, orada

kendilerini bulacaklardır. Saadet Partisi hak yolunda susmayacak, hiç bir

kavganın tarafı olmayacaktır.

Kutuplaşma Yok, Hizmet Var

Saadet Partisi, 30 Mart Mahallî Seçimleri için güzel bir

konsept geliştirmiş: Saadet kazanınca, Türkiye kazanacak. Dava, inanç,

program ve kadrolarından ne kadar emin olduklarına bakın ki, Genel Merkez

Teşkilât Başkanı Hasan Bitmez, Başbakan kime oy verecek sorusunu şöyle

cevapladı: Başbakan, vicdanının sesini dinlerse oyunu Saadet Partisi ne

kullanır. Çünkü o bilir ki, Saadet Partili başkan rüşvet almaz, haram yemez,

yetimin hakkını gözetir.

Saadet Partisi nin günümüze ulaşan mücadelesi ne kadar

takdir edilse azdır. Seçim yardımı almadan, harçlıklarından, ekmeklerinden

keserek bu büyük davayı yerde bırakmadılar. Alın teriyle kazanılan mütevâzî

imkânlarla bugünlere ulaştırdılar. İnsanların dünyevîleştiği bir dönemde dava

sadâkatinin ne olduğunu gösterdiler. Tuttukları eli bırakmadılar, vefakârlığın

yalnız kitaplarda kalmadığını ispat ettiler. Son yüzyılın en idealist insanları

oldular. Türkiye, İslâm dünyası ve insanlığın sorumluluğunu üstlendiler. Huzur

ve barış için mücadele verdiler.

Kavga ve kutuplaştırmanın siyaset zannedildiği, dosya ve

kasetlerin havada uçuştuğu, ihtirasların hâkim olduğu, insanlığın kan ve

gözyaşına boğulduğu bir zamanda, Saadet Partisi nin uzattığı dost elinin

kıymetini bilelim. Millî Görüş ün çığır açan efsanevî belediyecilik modeline

sahip çıkalım. Hepimiz; sevgi, saygı, kardeşlik şuuruyla beldelerimizin imar

edilmesi sorumluluğunu yüklenelim.

Saadet Partisi nin barışçı ve çözümü bilen kadroları

Türkiye için büyük bir fırsattır. Bir ülkenin geleceğini inşa etmek, o ülkedeki

fertlerin hepsine düşen bir görevdir. Kirlenmenin her tarafa yayıldığı bir

dönemde Saadet Partisi ni seçmek bir tercih değil, mecburî istikamettir. Milletimiz

akl-ı selimiyle bu duyarlılığı gösterecektir, diye ümit ediyorum.