Saadet Avusturya programı

Abone Ol

Erbakan Hocamızın vefatının altıncı seneyi devriyesi münasebetiyle 12 Mart 2017 Pazar günü Avusturya’nın Linz kentinde yapılan Erbakan Hocamızı Anma ve Anlama Programına birkaç arkadaşla birlikte bendeniz de davet edildim. Avusturya’daki faaliyetlerimizi bu yazımızda gündeme getirip yaşadığımız hakikatleri sizlerle paylaşmak istiyorum.

Saadet Partisi Avusturya engellilerden sorumlu başkan Muharrem Kesgin kardeşimiz bendenizi üç gün önceden davet ettiler. Bu süre zarfında bizim için hazırlamış olduğu program, öylesine dolu ve yüklü idi ki, sabah erkenden başlıyor, geç vakitlere kadar devam ediyordu. Bundan da yorulmakla birlikte tatlı bir haz alıyorduk. 

Birçok engelli ailesini evlerinde ziyaret ederek programa başladık.  Onlara gerek maddi ve gerekse manevi yönden bir takım telkinlerimiz ve nasihatlerimiz onlar için manevi bir doping etkisi yaptı ve bulundukları stres içinden çıkarak bir rahatlık ve ferahlık sağladı. Bunu kendilerinin sonradan bize duydukları memnuniyet ifadelerinden anlıyoruz.

Diğer bir taraftan “Avusturya Görme Engelliler Derneği’ni ziyaret ettiğimizde, bizim için çok önemli doneler tespit ettik ve Türkiye’deki görme engellilerin durumu ile bir kıyas yapma imkânı bulduk. Keza zihinsel engelliler rehabilitasyonlarını da gezdik ve bizim için epeyce bilgi dağarcığı oluşturduk.

Ayrıca Milli Görüş camilerini ziyaret ederek, hem namazlarımızı eda ettik ve hem de cemaatle sohbet etme imkânı bulduk. Bu esnada Avrupa’da yaşayan Müslümanların ne kadar birbirinin kardeşliğine muhtaç olduklarına bizzat şahit olduk. Yani Müslüman kardeşliği herkes için gerekli ama böyle küfür diyarında daha da elzem olduğunu gördük. Yine bizi memnun eden diğer bir husus da Muharrem Kesgin Hocamızın sorumluluğunda çocuklara yönelik din eğitimleri idi. Burada da kız ve erkek çocukların derslerine katıldım. Onlara görme engellinin güncel hayatı nasıl yaşadığını, Braille alfabesini nasıl okuduklarını ve nasıl Kur’an eğitimi aldıkları hususunda sohbet yaptık. 

Daha sonra Bosnalıların camilerini ziyaret ettik ve bir öğlen namazı eda ettik. Kardeşlerimizle tanıştık ve sohbet ettik. Abdurrahman Sadien ile burada buluşup kendisinden Kur’an tilavetini dinledik. Bosnalı kardeşlerimizi aynı zamanda Erbakan Hocamızı anma programına da davet ettik. İlgi ve alaka göstermeleri bizi ziyadesiyle memnun etti. 

Sempozyuma gelirsek; salon hınca hınç dolu idi. Konuşmacı olarak benimle birlikte programa katılan İbrahim Titiz ve Mustafa Yılmaz kardeşlerimizi de salonda bulunan kalabalık pür dikkat dinledi. Erbakan Hocamızla birlikte geçen hatıralarımızı anlattığımızda salonda duygusal ortam da yaşadık. Kendilerine hassaten teşekkür ediyorum. Yine bu programa Avusturya’nın çeşitli bölgelerinden ve ayrıca Viyana’dan katılan Mustafa Yıldız Hocamızda güzel bir moderatörlük yaparak programa ayrıca bir güzellik kattılar. Bundan ötürü Muharem Kesgin kardeşimiz başta olmak üzere bu programa emeği geçen bütün kardeşlerimize ayrı ayrı şükranlarımızı sunuyorum. 

Avusturya seyahatinden elde ettiğimiz tespitleri sıralayacak olursak;  Başta şunu söylemeliyiz ki, uluslararası siyaset her ortamda yüksek perdeden konuşulduğunda, oradaki sadece bizim vatandaşlarımızı değil, bütün Müslüman toplumunu tedirgin etmekte ve rahatsızlık duymaktadırlar. Bu böyle devam ettiği sürece Avrupa’da itileceklerini, hor görüleceklerini, hatta sınır dışı edilebileceklerini endişe ile dile getiriyorlar. Bize göre uluslararası diplomasinin bu şekilde değil, normal mecrasına çekilmesi gerekir. Avrupa’daki bütün Müslümanların Hak ve menfaatleri düşünülerek hareket edilmelidir. Yine baktığımız zaman, Türkiye’deki olumsuz yönde kamplaşmaların, ayrışmaların Avrupa’daki vatandaşlarımıza daha çok etki ederek oradaki yansımalarını anında fark ettiriyor. Bir başka husus da, gençlerin ve çocukların geleceği noktasında endişeleri söz konusu! Bu da kültür karmaşası olarak gündeme geliyor. Ne Anavatanın kültürü ile hemhal oluyorlar, ne de o ülkenin kültürünü tam olarak benimsiyorlar. Yani bu hususta iki arada bir derede kalıyorlar. 

Bunun yanı sıra Saadet Partisi Avrupa teşkilatlarımızın özenle ve titizlikle çocuklarına İslam’ı öğretme ve yaşatma hususunda bir hayli gayretleri var. Ama tabi ki bunlar yeterli mi? yukarda söylediğimiz endişeleri ortadan kaldırabilir mi? Onu da zaman gösterecektir.

Bu arada Avusturya’nın coğrafi konumunu da inceleme fırsatı bulduk. Özellikle de öteden beri merak ettiğim Tuna nehrinin üzerinden geçerek o merakımı da gidermiş oldum. Muharrem kardeşimiz dağları ve gölleri ile meşhur olan Gmunden’i de bize gezdirdi. Ve devler efsanesini de kendisinden dinledim. Burada da anladım ki, bazı kültürler milletler üstü ve insanlığa dayanıyor. Bu hatıraları bizim yaşamamıza sebep olan Muharrem Kesgin kardeşimize bir kez daha teşekkürü borç biliyorum. Vesselam.