Rüyalar ve gerçekler

Abone Ol

Bismillahirrahmanirrahim

Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah (c.c)’a hamd ederim. Salât ve selâm, peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v)’ya, âline ve sahabelerine olsun.

RÜYA: Uyku sırasında aynen uyanıkmış gibi çeşitli olayların yaşanması halidir, düş görmektir.

RÜYA: Allah’ın melek vasıtasıyla gerçek veya kinaye olarak kulun şuurunda uyandırdığı kişiye özel görüş, düşünüş ve vicdani duygular veya şeytani telkinlerden meydana gelen karışık hayallerden ibarettir diye de tarif edilmiştir.

Rüyalar üç kısımdır: Birincisi; sadık rüyalardır. Bu rüyalar Allah’ın kuluna bir müjdesidir.

İkincisi; kişinin ruhuna konuşması yani bedenin ruha fısıldamasıdır. Üçüncüsü ise; Adğas ve Ahlam adı verilen karmakarışık ve hiç bir anlam taşımayan rüyalardır. Bu rüyalar genellikle şeytanın uyuyan kişiyle oynaması ve onu üzmesine sebep olan rüyalardır. Peygamberimiz buyuruyor: “Rüya (sadık) Allah’tandır. Kötü rüya şeytandandır. Öyle ise, sizden biri, hoşuna gitmeyen kötü bir rüya görecek olursa, sol tarafına tükürsün ve ondan Allah’a sığınsın. Böyle yaparsa şeytan kendisine asla zarar veremeyecektir.” (Buhari ve Müslim)

Doğru rüya görmek sadece müminlere mahsus değildir. Müslüman olmayanlar da görebilirler. Görülen rüyaları esas alarak hayata nizam ve intizam vermeye kalkışmak yanlıştır. Bunun için İslam, rüyayı hukuki bir kaynak ve delil saymamıştır. Bundandır ki İslam âlimleri, rüya, ilham ve keşif konularında şu hükmü vermişlerdir: “Rüya, ilham ve keşif dini bir delil değildir. Bunlara dayalı olarak bir hüküm verilemez. Bunları gören kimse, başkalarını o yolla elde ettiği bilgilere davet edemez. Fakat gördükleri şeyler İslam’ın ölçülerine aykırı değilse, görenlerin kendileri onlara göre hareket edebilir. Zaten bu durumda İslam’ın mubah kıldığı dairede hareket etmiş olurlar.” Peygamberlerin rüyaları dışında herhangi bir konuda bir kişinin rüyası ile dini ve sosyal alanda hüküm vermek kesinlikle uygun değildir.

Biz, İslam’ın hem şekline hem de ruhuna uymak ile mükellefiz. Rüyaları da İslam’ın şekli ve ruhu içinde değerlendirmek zorundayız. Biz bu sınırın dışına çıkamayız. Çıkarsak helak oluruz. Hz. Cabir (r.a) anlatıyor: “Bir bedevi Peygamberimize (s.a.v) gelip: “Rüyamda başımın kesildiğini, kendimin de onun peşine düştüğünü gördüm” dedi. Peygamberimiz adamı azarladı ve şöyle dedi: “Sakın ha, şeytanın rüyanda, seninle eğlenmesini kimseye anlatma” (Müslim)

İnsanın sorumlu olduğu alan, uyuduğu anlar değil, uyanıkken yaşadığı alandır ve asıl önemli olan da bu alanı Allah ve Resulünün emir ve yasaklarına uygun olarak İslam ile düzene sokmaktır. Bu ise İMAN ve CİHAD ile olur. Biz sebepler âleminde yaşıyoruz. Sebeplere sarılmadan, çaba ve gayret göstermeden bir neticeye, kendi kendine ulaşmamız söz konusu olamaz. Bu konuda herkesin kalitesi İman ve Cihadı kadardır. Zanlar ve rüyalar ile HAK hâkim olmaz. HAK, iman ve cihad ile hâkim olur. Rüyasında İslam’ın hâkim olacağını gören bir insan, uyanık olduğu zamanlarda batıl bir düzenin bekası için gayret gösteriyorsa, faizi yürütüyorsa, AB’ye girmek için deliler gibi çalışıyorsa, İslam’ın haram kıldığı ne kadar kötülük varsa hepsini birileri istedi diye meşrulaştırıyorsa bu insan İslam’ın mücahidi değil, batılın işbirlikçisidir. Bunun şakası yoktur. Kur’an ve Sünnetin çizdiği sınırlar “HUDUDULLAH”  bellidir. Bu sınırları aşmak Müslümanı helak olmaya götürür.  BAKAR 229: “…Bu söylenenler Allah’ın koyduğu sınırlardır. Sakın onları aşmayın. Kim Allah’ın sınırlarını aşarsa işte onlar zalimlerdir.” MÜCADELE 5: “Allah’a ve Resulüne karşı gelenler, kendilerinden öncekilerin alçaltıldığı gibi alçaltılacaklardır. Biz apaçık ayetler indirmişizdir. Kâfirler için küçük düşürücü bir azap vardır.”

SAADET PARTİSİ

Erbakan Hocamızın şu sözleri önemlidir: “Saadet Partisi son imtihanı da kazananların partisidir! Şimdi aldanmayacağız, dünya menfaati diye aldatılamayacağız ki hedefe ulaşılsın, unutmayalım ki; Cenabı Allah nurunu tamamlayacaktır.” HAK başka, BATIL başkadır. Bu asırda HAKKI temsil eden tek hareket MİLLİ GÖRÜŞ hareketidir. Milli Görüş, HAKKI üstün tutmaktır. HAKKI üstün tutmak her zaman SAADET getirir. SAADET iktidar olmadan SAADET bulunmaz vesselam.