Eskiler “toplumda üç zümre arasında tesanüt ve iş birliği olmazsa o toplum iflah olmaz” demişlerdir.
Bu üç zümre; ilmiye yani ilim adamları zümresi, mülkiye yani devlet adamları ve memurlar zümresi, seyfiye yani silahlı kuvvetler zümresi.
Geçen akşam yastığa başımızı koyduğumuzda, seyfiyemizin Amerika savaş gemileri ile yaptığı tatbikat ile bu tesanütün zarar görüp görmediği konusunu düşünürken uykuya dalmışız.
40 yıldan fazla zirvelerde siyaset yapmış olan Süleyman Demirel rüyamıza girdi. Hasta olmuş yatıyordu ve biz ziyaretine gitmişiz.
Bir fırsatını bulup kafamızı fazlaca meşgul eden o konuyu sorduk:
-Muhtemel İran saldırısına karşı katil İsrail’i savunmak için gelen Amerikan donanmasına bizim donanmamızdan gemiler refakat etmişler. Ortak tatbikatlar yapmışlar. Bu konuya nasıl bakarsınız?
Kafasını yorgandan çıkararak cevapladı:
-Amerika’yı yok sayarak Türkiye’yi yönetmek mümkün değildir. Amerika ciğerlerimize işlemiştir. Her konuda onu dikkate almak zorundayız. Amerika dediğimiz devlet çok da entrikacı bir devlettir. Amerika’ya haber vermeden, dikkate almadan bir şeyler yapmaya kalkarsanız, hemen çeşitli entrikalar üreterek belden aşağıya vurmaya kalkışır. Biz bunu çok yaşadık. Bir örnek vermek isterim. 1990’lı yılların başında Demirperde çökmüş, Amerika’nın liderliğinde Sovyetlere karşı kurulmuş bulunan NATO işlevsiz kalmıştı. NATO’ya yeni görevler yüklemeye çalışıyorlardı. Binaenaleyh, hedefe İslam ülkelerini koymaya kalkıştılar. Biz buna mırın kırın ederek razı olmuyorduk. İşte tam bu sırada Amerika bir entrika üretti. 1992 yılında Ege Denizi’nde NATO üyelerinin donanmaları ortak tatbikat yapıyordu. Amerika hemen belden altına vurmaya kalkıştı. Kendi uçak gemisi Saratoga, tatbikata katılan bizim gemilerimizden biri olan Muavenet gemimize iki adet füze atarak, gemi komutanımız dâhil 5 askerimizi şehit etti ve gemimizi tahrip etti. Bunu “sarhoş askerlerin yaptığı bir hata” olarak açıkladılar ama biz mesajı almış ve NATO’nun bu tehlikeli konsept değişikliğine imza atmak zorunda kamıştık. Amerika budur. Sorduğun konuya böyle bakmak gerekir. Ama şu da bir gerçektir ki, zaman zaman entrikalar çevirip bizi bu şekilde tehdit eden Amerika, bazı şeylere bizi mecbur etmek gayesi ile yapıyordu. Biz “İsrail’i koruyup kollayacağımıza” dair herhangi bir söz vermiş değildik. Biz “büyük İsrail’in kurulması projelerinde” herhangi bir görev de almamıştık. Ayrıca biz “bize şantaj yapacakları” bir konuda Amerika’nın eline herhangi bir koz da vermiş değildik. Binaenaleyh bize karşı hazırladıkları entrikalarda ancak bize zarar verecek tehditler kullanabiliyorlardı. Şayet biz bunları yapmış olaydık, tehditlerin yanında “şantaj” da yapabilirlerdi. “İrade gaspı” da yapabilirlerdi. Bize sormaya veya onay almaya tenezzül etmeden de silahlı kuvvetlerimizi kendi emelleri için kullanmaya kalkışabilirlerdi. İş bittikten sonra bize ancak imza atma görevi düşebilirdi. Binaenaleyh biz bunları yapmaları için ellerine koz vermedik. Bize şantaj yapabilecek bir dosyamızı bulamadılar. Böyle bir şey olsaydı, kardeş ülke Libya’yı bombardıman etmek gibi, İsrail’i koruyup kollamak için “Kürecik’te radar üssü” kurmak gibi; iş bittikten sonra onaylamak mecburiyetinde bırakabilirlerdi. Zaman zaman bizi tehdit etmekten ileriye geçemediler. İlmiye, seyfiye ve mülkiye insicamını bozmalarına izin veremezdik. Sorduğunuz sorunun başka cevabı var mı? Var mı?
Biz sorduğumuz sorunun cevabını almıştık. Demirel hasta yatağında başka şeyler de söyledi mi, hatırlamıyoruz.
Okuyucularımıza samimiyetle ifade edelim ki, bu yazımız bir kurgu değildir. Bu rüya görüldü, bu soru soruldu ve bu cevaplar alındı.
Müteveffa Demirel’in bu cevabında, mazisi şan ve şerefle dolu ordumuzun ve donanmamızın nasıl böyle “şeref sayfalarına leke getirecek” görevlerde kullanılmaya teşebbüs edildiği konusunda ipuçları bulduk.
BALTA VE ÇEKİÇ
Amerika dost ve müttefik sanıldı,
Elinde bal tası çekici göründü!
Maske düştü, katil yüz çıktı ortaya,
Elinde baltası, çekici göründü!
Ekrem Şama