Rusya ve ABDnin ortak düşmanı IŞİD, dostları Esad!..

Abone Ol

Irak’ın ABD ve müttefikleri tarafından işgalini özgürlük mücadelesi olarak takdim edenler, Suriye’de Esad iktidarını tehlikeye düşürdüğü düşünülen IŞİD ve diğer muhalif güçlere karşı ortak hava harekâtı sürdüren ABD ve müttefiklerini sessizce, hatta destekler mahiyette seyredenler, Rusya’nın Suriye’de hava harekâtına katılmasını, “İşler karıştı” şeklinde yorumluyorlar. Aslında işlerin karıştığı falan yok. Çok önceden paylaşılmış Suriye’de Rusya payına düşeni alma harekâtı başlatmış bulunuyor. Suriye’deki gelişmeleri dikkatli takip edenlerin göreceği gerçek, Suriye’de Rusya ve ABD’nin ortak düşmanı IŞİD, ortak müttefiklerinin Esad olduğudur. Bu bakımdan Rusya’nın Suriye’de hava harekâtına başlamasının Rusya ile ABD’nin karşı karşıya gelmesi şeklinde değerlendirilmesi doğru olmaz. Rusya’nın devreye girmesi Suriye’nin parçalanmasının kararlaştırıldığını, bu parçalanmada payına düşen bölüme sahip çıkmaktan ibarettir. Söz gelimi, Suriye’de ABD’nin PYD’yi koruyucu kanatları altına almış, bir takım kantonların oluşturulması için harekete geçilmiş olması, buna karşılık Esad’a yönelik bir hamlenin söz konusu olmaması ABD ve Rusya’nın aynı tarafta olduğunu gösteriyor. Türkiye’nin her fırsatta PYD’yi PKK’nın Suriye’deki kolu ilan etmesine rağmen ABD’nin bu örgüte sahip çıkması parçalanan Suriye’de PYD’ye de bir pay verileceğini göstermez mi

Bu arada Rusya’nın IŞİD hedeflerini vurmaya başladığını açıklamasına karşılık ilk hamlede Hama ve Humus’un hedef seçilmesi tesadüf olabilir mi Çünkü Beşar’ın babası da yıllar önce Hama ve Humus’u vurmuş, katliam yapmıştı. Aradan yıllar geçmiş olmasına rağmen Rusya ve ABD’nin aynı hedeflere yönelmesi manidar değil mi Özellikle Humus’ta Özgür Suriye Ordusu’nun vurulduğu haberlerinin gelmesi Esad’lı ve Esad’sız Suriye’de Türkiye’nin desteklediği muhalifler masada olmayacağı anlamına gelmez mi Böyle olunca da Suriye’nin geleceğinin belirlendiği masada Türkiye olmayacaktır. Türkiye’nin Suriye’nin parçalanmasını istemediği, Suriye’de pay kapma peşinde olmadığını biliniyor ama 5 yıldır süren çatışmaların yükünü Türkiye’nin çektiği düşünülürse Suriye’nin geleceğinin belirlendiği masada Türkiye’nin Rusya ve ABD’den daha fazla söz sahibi olması/olabilmesi gerekmez mi

Görünen o ki, dost ve müttefik(!) ABD, Suriye’de iç çatışma başladığı günlerde Türkiye’yi bir takım sözlerle olayın içine çekmiş, Esad’ın bir-iki ay içinde devrileceği yalanı ile kandırmıştır. Esad’ın bir-iki ay içinde gitmesi bir yana 5 yılın ardından yerini koruyor olması geçmişte Türkiye’ye söylenenlerin yalan olduğunu göstermez mi

Büyük Ortadoğu Projesi’nin uygulanması önce Irak’ta başlamış, bu ülke parçalanmış ardında Suriye devreye sokulmuştur. Gelişmeler, Suriye’nin parçalanması halinde de Esad’a ayak basacak alan bırakılacağını gösteriyor. Bu bakımdan Esad söz konusu olunca ABD ve Rusya bir noktada buluşuyor. Bu arada sınır komşusu olan Suriye’deki gelişmelerden Türkiye’nin payına düşen ise 2 milyonu aşkın mülteciye kol kanat germektir. Dikkat edilirse Irak ve Suriye’yi karıştıranlar işin bu yönü ile hiç ilgilenmiyor, birkaç takdir cümlesi ile sorumluluktan kurtuluyorlar. Sanki Türkiye kendisine sığınanlara takdir edilmek için kucak açmış gibi.

Artık çevremizde ve dünya üzerinde cereyan eden olayları doğru okumak durumundayız. Başkalarının hazırladığı senaryoda verilen rolü oynayarak ne ülkemizin ne İslam dünyasının çıkarlarını korumak mümkündür.