Rusya da ABD de işgalci

Abone Ol

BENMERKEZCİ, materyalist Batı anlayışının mensuplarının

adının Rusya, ABD ya da Avrupa ülkelerinin olması fazla fark etmiyor. Maddeyi

esas alan, hayatın merkezine maddeyi oturtan bir kültürün mensuplarının

sömürgeciliklerini yadırgamanın fazla bir anlamı yok. Sömürgeci Batılı

ülkelerin Suriye deki eylemlerine ve tavırlarına baktığımızda bile Haçlı

ittifakının mensuplarının birbirlerinden bir farklarının olmadığını görmek

mümkün. Bu bakımdan Suriye söz konusu olduğunda ABD ve Avrupalı koalisyon

ortakları ile Rusya nın birlikte hareket ettikleri görülür. Özellikle de

birbiri ile çıkar çatışması içinde oldukları havası vermeye dikkat eden Rusya

ve ABD nin Suriye de muhaliflere karşı ittifak oluşturduklarının artık

gizlenecek bir yanı kalmadı. Bu ittifak genellikle birbirlerine destek vermek

şeklinde tecelli ediyor. Bir diğer ifade ile Suriye nin bu iki sömürgeci güç

arasında önceden paylaşıldığı, sıra bölüşmeye geldiğinde birbirlerinin

eylemlerine sessiz kalarak bu destek veriliyor. Kısacası, Suriye de ABD ve

Rusya paylarına düşen alanları ele geçirme ve yerleşmenin peşindeler. Bu

bakımdan Suriye de günlük gelişmelere bakarak bir gün Rusya nın bir başka gün

ABD nin işgalci olduğunu dile getirmek olayın bütününü gözden kaçırıyor. Söz

gelemi ABD, PKK nın Suriye kolu PYD ye sonuna kadar destek verdiğini gizlemeye

bile gerek duymuyor. Bu arada, Suriye nin paylaşımı konusunda Rusya havadan

vururken, PYD karadan vuruyor. Bu da gösteriyor ki, ABD ve Rusya nın Suriye de

ortak müttefiki PKK nın Suriye kolu PYD dir. Tüm bunlar Suriye nin işgalinde

ABD ve Rusya nın birlikte hareket ettiğini gösteriyor. Bu gerçek açıkça ortada

iken ABD ye yönelik, Senin ortağın ben miyim, Kobani deki terörist mi diye

sormak gerekli ama yeterli değil. Artık, sömürgeci güçlerin Irak tan sonra

sadece Suriye yi parçalamanın ve paylaşmanın peşinde olmadıkları geleceğe dönük

hedefleri arasından ülkemizin de olduğunu sadece siyasiler değil toplum olarak

görmek durumundayız. Sadece bu gerçeği görmek yeterli değildir. Ülkemize

yönelik bu emperyalist planlara karşı toplum olarak birlik olmak zorundayız.

Çünkü aylardan beri ülkemizin bir bölümü savaş alanına dönmüş ise bunun sadece

PKK terör örgütü ile izah edilmesi eksik bir değerlendirme olur. Çünkü Türkiye

sadece PKK terör örgütü ile mücadele etmiyor, arkasındaki tüm emperyalist

güçlerle mücadele ediyor. Çatışmaların sürdüğü yerleşim birimlerinde ele

geçirilen silahların hangi ülkelere ait olduğu bile emperyalistlerin

hedefindeki bir sonraki ülkenin Türkiye olduğunu gösteriyor. Sömürgeci güçlerin

ülkemize yönelik planları sadece terör örgütüne verdikleri destekten ibaret

değildir. Halep e yönelik Rusya, PYD ve Esad güçlerinin günler süren

saldırıları sebebiyle yüz binlerle ifade edilen yeni bir göç dalgasının gündeme

gelmesi üzerine Türkiye ye sınırlarını açık tutması gerektiği tavsiyesi

dillendiriliyor. Bunu dillendirenlerin başında Almanya ve ABD li yetkililer

geliyor. Kendileri sınırlarını kapatarak göç dalgasından ülkelerini korumaya

çalışırken Suriye deki göçü önleyecek ne diplomatik ne de askeri hiçbir adım

atmıyorlar, yani Suriye yi boşaltmaya çalışanlara seslerini çıkarmıyorlar ama

Türkiye ye kapılarınızı açık tutun diyorlar. Yani bizim göçe zorladığımız

insanlara siz sahip çıkın diyorlar. Ülkeleri aralarında paylaşırken ortaya

çıkan göçlerin yükünü Türkiye ye havale ederek ne yaparsanız yapın diyorlar. Bu

tavır sebebiyle Türkiye olarak bu emperyalist sömürgeci güçlerle ilişkilerimizi

gözden geçirmek mecburiyeti vardır. Çünkü onlarla sürdürdüğümüz stratejik

müttefiklik ilişkisi zararımıza işlemektedir.