Rum lider Anastasiadis in masaya oturmak istememesinin
nedeni elindeki Yönetim gücünü ve ada üzerindeki Egemenlik haklarını
kaybetmemek. Zannediyorlar ki Kıbrıslı Türkler bir gün pes edip ve 1974
öncesinde olduğu gibi Rum idaresi altına girmeyi kabul edecekler!
Egemenlik konusunda da her tür düzenbazlığı yapıyorlar,
olası bir anlaşmada adanın tümü üzerinde egemenliklerini devam ettirebilmek için
Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Prof. Dr. Ahmet
Davutoğlu nun KKTC Cumhurbaşkanı Eroğlu ile resmi görüşmesinden sonra yaptığı
açıklama ve bu açıklamanın içinde yer alan Siyaseten eşit ve eşit politik
haklara sahip Kurucu Devletlerden oluşacak yeni bir devlet tanımlaması Rumları
çılgına çevirmeye yetti.
Rumlar bu tür açıklamayı hiç beklemiyorlardı. Tam tersine Cumhurbaşkanı Eroğlu nun Kıbrıslı
Türklerin insanca ve güven içinde yaşaması amaçlı sürdürdüğü mücadeleyi ve
inancını kırmak için BM, ABD, İngiltere ve AB yetkililerine mektup yazmış,
Türkiye ye Eroğlu nu ikna etmeleri konusunda baskı yapmalarını istemişti. Rum
basının verdiği gaza göre de Türkiye ye gerekli baskı yapılmış, sözler
alınmıştı.
Rumlar Türkiye ye baskı yapılması ve sonra da tavizler
koparılması konusunda deneyimliler. Bu stratejinin ilkinde başarılı bir
operasyon yapılmış ve 4 Mart 1964 tarihine BM Güvenlik Konseyi nden, aynen 18
Kasım 1983 tarihinde BM Güvenlik Konseyi nin aldığı 541 numaralı kararda olduğu
gibi insanlığın yüzkarası olacak bir karar çıkartılmıştı.
4 Mart 1964 tarihinde Kıbrıslı Rumların, Kıbrıslı
Türkleri katletmesini önlemek ve Türklere yapılan saldırıları kontrol altına
almak amacı ile Türkiye nin başvurusu ile toplanan BM Güvenlik Konseyi,
rahmetli liderimiz Rauf R. Denktaş ın, karar taslağı içinde adaya BM Barış
gücünün gönderilmesi ile ilgili olarak Kıbrıs Hükümeti ile istişare edilerek
cümlesi yerine içinde Kıbrıslı Türklerin yüzde otuz kurucu ve yönetici
haklarının bulunduğu Anayasal Kıbrıs Hükümeti ile istişare edilerek
cümlesinin konulmasını ısrarla talep etmesi sonrasında ABD yetkilileri,
rahmetli liderimizi Türkiye ye şikâyet etmişler ve inadının kırılmasını talep
etmişlerdi. Dönemin Başbakanı İsmet İnönü, rahmetli liderimizin endişelerini dikkate
alıp Amerikalı diplomatları ikna edeceğine, ABD nin isteğini yerine getirmiş ve
Denktaş ı ısrarından vazgeçirmişti. Sonrasını herkes bilmekte. Kıbrıs
Cumhuriyeti ne el koyan Rumlar bize soykırım uyguladılar.
Makarios Hükümeti, BM nin bu kararından sonra kendini
adanın tek hükümranı olarak kabul etmiş, ilk iş Türk milletvekillerini silah zoru ile Temsilciler Meclisi nden
atmış, Kıbrıslı Türklere korkunç bir baskı uygulamaya başlamış, ellerinden
dolaşım, serbest ticaret ve her tür insanca yaşam haklarını almış sonra da
katliama başlamıştı. 20 Temmuz 1974 tarihinde anavatan Türkiye miz 1960
Anayasasında kâğıt üstünde yer alan garantörlüğü, fiiliyata çevirememiş
olsaydı, bu gün adada hiçbir Kıbrıslı Türk yaşıyor olmayacaktı. Türkiye nin
müdahale edememesinden daha da cesaretlenecek olan Rumlar, Yunanistan a
bağlandıktan çok kısa biz zaman sonra adada yaşamakta olan Kıbrıslı Türklerin
sayısını silahlı ve de ekonomik baskılarla sıfıra kadar indirgeyeceklerdi.
Geçen haftalarda da Mart 1964 tarihinde yaşananlara
benzer bir olayı yaşadık. ABD Dışişleri
Bakanı John Kerry ile İngiltere Dışişleri Bakanı William Hauge, Anastasiadis in
başvurusu üzerine Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Prof. Dr. Ahmet
Davutoğlu ile temas kurarak Kıbrıs ta tıkanmış gözüken Ortak Metin
çalışmalarının sona erdirilmesi ve müzakerelerin başlayabilmesi için Eroğlu nun
Tek egemenliği kabul etmesi için kendisine baskı yapmasını istediler. Tek
Egemenlik konusunun tek başına bir madde olmadığını, bu maddeye ilaveten
Türklerin karşı öneri olarak sunduklarının da var olduğunu çok iyi bilen
Davutoğlu, 1964 de oynanan oyuna gelmemiş ve kibarca ABD nin bu talebini,
Yunanistan ile görüşerek değerlendireceği şeklinde yanıtlayarak, Erivan
toplantısı sonrasında Ankara ya uğramadan Atina ya gitmiş ve mevkidaşı
Evangelos Venizelos ile görüşmüştür.
Sayın Davutoğlu nun KKTC yi ziyaretinden sonra Rumları
asıl paniğe sokan Davutoğlu nun Kurucu Devlet tanımını kullanması. İngilizce
de Constituent State olarak tanımlanan bu terim, hayata geçecek yeni ve
bağımsız bir devleti oluşturan kurucu devlet manasında. Kurucu devletler,
oluşturdukları devletin anayasasının parçası olmakta, yasa yapabilmekte ve
kendi bölgesi içinde kesin egemenliği bulunmakta. Anastasiadis ve yanındaki mesai arkadaşları
ise müzakerelerin sonucunda Yeni bir
devletin oluşmasını asla istememekte ve mevcut, Rumlar tarafından işgal
edilmiş Kıbrıs Cumhuriyeti yasalarında bazı değişikler yapılarak Kıbrıslı
Türklerin azınlık statüsünden biraz daha fazla haklar ile mevcut (korsan) devlete
katılımını hedeflemekte... (Devam edecek)