<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>| Milli Gazete</title>
    <link>https://www.milligazete.com.tr</link>
    <description>Türkiye ve dünya gündeminin nabzı, yarım asırlık tecrübesiyle Milli Gazete'de atıyor. Ankara kulisleri, ekonomi analizleri, son dakika deprem verileri ve spor dünyası parmaklarınızın ucunda. İl il namaz vakitleri, anlık piyasa verileri ve hava durumu gibi hayatı kolaylaştıran detaylar için doğru adres: milligazete.com.tr.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.milligazete.com.tr/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Milli Gazete. Haber içerikleri izinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sat, 15 Aug 2026 03:27:55 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.milligazete.com.tr/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Sünnet evliliği kolaylaştırıyor, biz ise zorlaştırıyoruz]]></title>
      <link>https://www.milligazete.com.tr/unnet-evliligi-kolaylastiriyor-biz-ise-zorlastiriyoruz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.milligazete.com.tr/unnet-evliligi-kolaylastiriyor-biz-ise-zorlastiriyoruz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Milli Gazete Batman Bölge Temsilcisi Yusuf Öztek’e konuşan Din Bir Der Batman Şube Başkanı Abdülvahap Yıldız ile medrese müderrisi ve kanaat önderi Mehmet Masum Yıldırım, gençlerin evlilik önündeki ekonomik ve sosyal engellere dikkat çekti. Yıldız ve Yıldırım; başlık parası, ağır mehir talepleri, gösterişli düğünler, yüksek çeyiz masrafları, borç yükü ve aile baskısının gençleri yuva kurmaktan uzaklaştırdığını belirterek, “Sünnet olan evliliği kolaylaştırmaktır. Gençlerin önündeki duvarları kald]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Evlilik yaşının yükseldiği, ekonomik sıkıntılar ve artan düğün masrafları nedeniyle çok sayıda gencin yuva kurmayı ertelediği bir dönemde, aile kurumunun karşı karşıya bulunduğu sorunlar yeniden gündeme geldi.</p>

<p>Gençlerin evlilik öncesinde karşılaştığı ekonomik ve sosyal engellerin yalnızca bireysel bir mesele olmadığını belirten Din Bir Der Batman Şube Başkanı Abdülvahap Yıldız ile medrese müderrisi ve kanaat önderi Mehmet Masum Yıldırım, evliliğin kolaylaştırılması gerektiğine dikkat çekti.</p>

<p>Milli Gazete Batman Bölge Temsilcisi Yusuf Öztek’e konuşan Yıldız ve Yıldırım, Kur’an-ı Kerim ve Peygamber Efendimizin (sav) sünneti ışığında aile kurumunun güçlendirilmesi gerektiğini belirterek, gençlerin ağır ekonomik yüklerin altına sokulmaması çağrısında bulundu.</p>

<p><img alt="Uzmanından Çarpıcı Uyarı Kalbinizi Yarına Bırakmayın55" class="detail-photo img-fluid" height="1600" src="https://milligazetecomtr.teimg.com/milligazete-com-tr/uploads/2026/08/uzmanindan-carpici-uyari-kalbinizi-yarina-birakmayin55.jpeg" width="1200" /></p>

<h2><strong>“EVLİLİĞİ ZORLAŞTIRAN HER YÜK GENÇLERİ YUVADAN UZAKLAŞTIRIYOR”</strong></h2>

<p>Din Bir Der Batman Şube Başkanı Abdülvahap Yıldız, günümüzde gençlerin evlilik kararını ertelemesinde ekonomik ve sosyal şartların önemli rol oynadığını belirtti.</p>

<p>Başlık parası, yüksek mehir talepleri, ağır çeyiz beklentileri, gösterişli düğünler ve ev kurma masraflarının gençleri daha evliliğin ilk aşamasında ciddi bir borç yüküyle karşı karşıya bıraktığını ifade eden Yıldız, ailelerin kendi beklentilerini gençlerin omuzlarına yüklememesi gerektiğini söyledi.</p>

<p>Yıldız, özellikle başlık parasının tamamen kaldırılması gerektiğini belirterek, “İnsani olmayan başlık parasını tamamen kaldırmak gerekir. Mehir, erkeğin maddi durumuna göre, onu ağır bir borç yüküne mahkûm etmeyecek bir miktarda belirlenmelidir. Evlilik, gençlerin hayatına daha başlangıçta büyük bir ekonomik sıkıntı getirmemelidir” dedi.</p>

<p>Evliliğin sadece iki kişinin bir araya gelmesinden ibaret olmadığını vurgulayan Yıldız, sağlam ailelerin güçlü toplumların temelini oluşturduğunu belirterek, gençlerin yuva kurmasının önündeki engellerin toplumun tamamını ilgilendirdiğini ifade etti.</p>

<h2><strong>“FAKİRLİK DEĞİL, GÖSTERİŞ VE İSRAF ENGEL OLMALI”</strong></h2>

<p>Medrese müderrisi ve kanaat önderi Mehmet Masum Yıldırım ise evliliğin İslam’daki yerine dikkat çekerek, gençlerin maddi imkânsızlıklar gerekçe gösterilerek evlilikten uzaklaştırılmaması gerektiğini söyledi.</p>

<p>Rum Suresi’nin 21. ayetinde eşler arasında sevgi ve merhametin yaratıldığına dikkat çeken Yıldırım, aile yuvasının huzur ve güvenin merkezi olması gerektiğini belirtti.</p>

<p>Yıldırım, “Gerçek huzur ailede başlar. Aileyi ayakta tutan ise Allah’ın emrine uygun kurulan evliliktir. Huzur, saadet ve güven ancak İslami ölçülerle mümkün olur” dedi.</p>

<p>Nur Suresi’nin 32. ayetini de hatırlatan Yıldırım, Allah’ın evlenmek isteyenlere yardım edeceğine işaret edildiğini belirterek, günümüzde ise gençlerin Allah’ın vaadinden ziyade toplumdaki gösteriş yarışına mahkûm edildiğini söyledi.</p>

<p>“Ağır mehirler, lüks düğünler, bitmek bilmeyen çeyiz listeleri gençlerin önüne büyük engeller çıkarıyor. Asıl terk edilmesi gereken fakirlik değil, israf anlayışıdır” ifadelerini kullanan Yıldırım, gençleri yıllarca borçlandıran bir evlilik anlayışının doğru olmadığını vurguladı.</p>

<p>Yıldırım, “Bir genç daha yuvasını kurmadan borç batağına giriyorsa, burada hepimizin düşünmesi gereken bir sorun vardır. Evlilik huzurun başlangıcı olmalı, yıllarca sürecek ekonomik sıkıntıların başlangıcı olmamalıdır” diye konuştu.</p>

<h2><strong>“PEYGAMBER EFENDİMİZİN AİLE HAYATI BUGÜNÜN TOPLUMUNA DERS OLMALI”</strong></h2>

<p>Hz. Ali ile Hz. Fatıma’nın evliliğini örnek gösteren Yıldırım, Peygamber Efendimizin (sav) evliliği zorlaştıran değil, kolaylaştıran bir anlayışı esas aldığını belirtti.</p>

<p>Hz. Ali’nin imkânları ölçüsünde mehir verdiğini ve evlilik hayatının sadelik üzerine kurulduğunu hatırlatan Yıldırım, bugün ise düğün, çeyiz ve ev kurma masraflarının gençleri ağır ekonomik yüklerle karşı karşıya bıraktığını söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>“Bugün milyonlarca liralık harcamalarla yapılan düğünlere şahit oluyoruz. Fakat gösteriş arttıkça huzurun da arttığını söyleyemeyiz. Peygamber Efendimizin (sav) örnek aile hayatında sadelik, samimiyet, kanaat ve bereket vardı. Bizim de yeniden bu anlayışı hatırlamamız gerekiyor” ifadelerini kullandı.</p>

<h2><strong>“EŞLER BİRBİRİNE RAKİP DEĞİL, EMANETTİR”</strong></h2>

<p>İslam’ın aile anlayışında sevgi, merhamet, sadakat ve sorumluluğun esas olduğunu belirten Yıldırım, evlilikte eşlerin birbirlerine üstünlük kurmak yerine birbirlerine destek olmaları gerektiğini söyledi.</p>

<p>“Eşler birbirlerinin kusurunu örten bir elbise gibidir. Müslüman, eşine güzel davranmayı ibadet bilir. Evdeki huzurun kaynağı iman, helal lokma, sabır, istişare ve karşılıklı saygıdır. Ailede Allah korkusu varsa zulüm, şiddet ve huzursuzluk barınmamalıdır” diyen Yıldırım, aile büyüklerinin de yeni evlenen çiftlerin hayatına gereğinden fazla müdahale etmemesi gerektiğini ifade etti.</p>

<p>“GENÇLER TOPLUMUN LOKOMOTİFİDİR”</p>

<p>Abdülvahap Yıldız ise gençlerin çeşitli ekonomik ve sosyal nedenlerle evlenememesinin yalnızca bireysel bir sorun olmadığını belirterek, bunun toplumun geleceğini de doğrudan etkilediğini söyledi.</p>

<p>Gençlerin toplumun önemli bir kesimini oluşturduğunu ifade eden Yıldız, “Gençlerin bu sebeplerden dolayı evlenememesi, onların topluma olması gereken olumlu katkılarına da engel oluyor. Toplumun lokomotifi olan gençler huzur bulamayınca toplum maddi ve manevi olarak zayıflıyor” dedi.</p>

<p>Yıldız, evliliğin önündeki ekonomik engellerin azaltılması, gençlerin istihdam imkânlarının artırılması ve ailelerin beklentilerini makul seviyeye çekmesi gerektiğini belirterek, başta hükümet olmak üzere toplumsal kurumlara ve sivil toplum kuruluşlarına da görev düştüğünü söyledi.</p>

<h2><strong>“GENÇLERİN ÖNÜNDEKİ DUVARLARI KALDIRALIM”</strong></h2>

<p>Yıldız ve Yıldırım, evlilik meselesinin yalnızca gençlerin değil, ailelerin ve bütün toplumun ortak sorumluluğu olduğuna dikkat çekerek, gösteriş ve israf yarışının terk edilmesi çağrısında bulundu.</p>

<p>Düğünlerin gençleri yıllarca borçlandıracak bir organizasyona dönüştürülmemesi gerektiğini belirten Yıldız ve Yıldırım, mehir, çeyiz ve düğün masraflarında imkânların dikkate alınması gerektiğini vurguladı.</p>

<p><strong>Yıldırım, sözlerini şu çağrıyla tamamladı:</strong></p>

<p>“Gençlerimizi evlilikten uzaklaştırmayalım. Mehir, çeyiz ve düğün masrafları gençleri borç batağına sürüklememelidir. Evliliği kolaylaştırmak gerekir. Sünnet olan kolaylaştırmaktır. Biz ise bazen örf, gösteriş ve israfla evliliği zorlaştırıyoruz. Bu anlayışı değiştirmeliyiz.”</p>

<p>Yıldız ise toplumun bütün kesimlerine sağduyu çağrısında bulunarak, “Aileler evlatlarının yuva kurmasını zorlaştıran değil, kolaylaştıran bir anlayış benimsemelidir. Evliliğin İslam’daki yeri ve önemi topluma yeniden anlatılmalıdır. Gençlerin önündeki engelleri kaldırırsak hem aile kurumumuzu güçlendirir hem de toplumumuzun huzuruna katkı sunarız” ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Yusuf Öztek</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.milligazete.com.tr/unnet-evliligi-kolaylastiriyor-biz-ise-zorlastiriyoruz</guid>
      <pubDate>Tue, 11 Aug 2026 12:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://milligazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/milligazete-com-tr/uploads/2026/08/uzmanindan-carpici-uyari-kalbinizi-yarina-birakmayin.jpeg" type="image/jpeg" length="14098"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Dünya nüfusunun yarısı fazla kilolu… 2030 yılına dikkat! Peki, ama neden? Obezite nedir?]]></title>
      <link>https://www.milligazete.com.tr/dunya-nufusunun-yarisi-fazla-kilolu-2030-yilina-dikkat-peki-ama-neden-obezite-nedir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.milligazete.com.tr/dunya-nufusunun-yarisi-fazla-kilolu-2030-yilina-dikkat-peki-ama-neden-obezite-nedir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlar, obezitenin artık yalnızca zengin ülkelerin bir sorunu olmaktan çıkıp küresel bir epidemiye dönüştüğüne dikkat çekiyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Küresel Sağlıkta Alarm…</p>

<p>2030’da Dünya Nüfusunun Yarısı Fazla Kilolu veya Obez Olacak…</p>

<p>Uluslararası sağlık kuruluşları ve araştırma merkezlerinin yayımladığı son veriler, küresel ölçekte giderek derinleşen bir beslenme ve halk sağlığı krizine işaret ediyor.</p>

<p>Yapılan kapsamlı projeksiyonlara göre, mevcut eğilimlerin aynı şekilde devam etmesi halinde 2030 yılına kadar dünya yetişkin nüfusunun neredeyse yarısı fazla kilolu veya obez kategorisinde yer alacak.</p>

<p><strong>HAREKETSİZ YAŞAM VE ENDÜSTRİYEL GIDA KRİZİ DERİNLEŞTİRİYOR</strong></p>

<p>Uzmanlar, obezitenin artık yalnızca zengin ülkelerin bir sorunu olmaktan çıkıp küresel bir epidemiye dönüştüğüne dikkat çekiyor.</p>

<p>Hızlı kentleşme, fiziksel aktivite imkanlarının kısıtlanması ve ekonomik koşulların etkisiyle ucuz, katkı maddeli ve işlenmiş gıdalara yönelimin artması, tehlikeli tablonun başlıca tetikleyicileri arasında gösteriliyor.</p>

<p>Özellikle düşük ve orta gelirli ülkelerde çocuk ve genç nüfustaki artış hızının, gelecekteki sağlık maliyetlerini katlayacağı öngörülüyor.</p>

<p><strong>EKONOMİK VE SOSYAL FATURASI AĞIR OLUYOR</strong></p>

<p>Kronik rahatsızlıkların (kalp-damar hastalıkları, tip 2 şeker hastalığı ve bazı kanser türleri) tetikleyicisi olan obezitenin, küresel ekonomiye maliyeti trilyonlarca dolarlık sağlık harcaması ve iş gücü kaybı olarak yansıyor.</p>

<p>Sağlık otoriteleri; hükümetlerin, gıda üreticilerinin ve perakendecilerin koordineli bir şekilde hareket etmesi, okullarda ve iş yerlerinde sağlıklı beslenme politikalarının acilen devreye sokulması gerektiği konusunda uyarılarda bulunuyor.</p>

<p><strong>OBEZİTE NEDİR?</strong></p>

<p>Obezite, vücutta sağlığı bozacak ölçüde anormal ve aşırı yağ birikmesi durumu...</p>

<p>Alınan kalorilerin harcanan kalorilerden fazla olması nedeniyle ortaya çıkan, uzun süreli ve ciddi bir kronik hastalık…</p>

<p><strong>Obezite Nasıl Anlaşılır?</strong></p>

<p>Vücut kitle indeksi (VKİ) hesabı kullanılır.</p>

<p>Kilonun (kg), boyun karesine (m²) bölünmesi ile bulunur.</p>

<p>18.5 - 24.9 arası: Normal kilo,</p>

<p>25 - 29.9 arası: Fazla kilolu,</p>

<p>30 ve üzeri: Obez (şişman),</p>

<p>40 ve üzeri: Morbid obez (aşırı obez)…</p>

<p>Nedenleri Nelerdir?</p>

<p>Çok fazla ve yanlış yemek yemek.</p>

<p>Şekerli ve yağlı hazır gıdalar tüketmek.</p>

<p>Az hareket etmek ve spor yapmamak.</p>

<p>Genetik ve hormon bozuklukları.</p>

<p><strong>Hangi Sağlık Sorunlarına Yol Açar?</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Şeker hastalığı (Tip 2 Diyabet)Yüksek tansiyon ve kalp hastalıkları…</p>

<p>Eklem ve bel ağrıları</p>

<p>Nefes darlığı ve uyku apnesi…</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.milligazete.com.tr/dunya-nufusunun-yarisi-fazla-kilolu-2030-yilina-dikkat-peki-ama-neden-obezite-nedir</guid>
      <pubDate>Tue, 11 Aug 2026 08:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://milligazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/milligazete-com-tr/sites/2025/03/02/obezite-ve-gebelik-kilolari-vucudu-nasil-etkiler-1537352815.jpg" type="image/jpeg" length="79896"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kumar bağımlılığında beynin yapısı bozuluyor! Beyin aktivasyonu yüzde 30 düşüyor]]></title>
      <link>https://www.milligazete.com.tr/kumar-bagimliliginda-beynin-yapisi-bozuluyor-beyin-aktivasyonu-yuzde-30-dusuyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.milligazete.com.tr/kumar-bagimliliginda-beynin-yapisi-bozuluyor-beyin-aktivasyonu-yuzde-30-dusuyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Günümüzde yaşamın her alanında sıklıkla karşılaşılan 'kumar bağımlılığının artık sadece bir alışkanlıktan ibaret olmadığı biliniyor. Yapılan çalışmalar ve araştırmalar bu durumun zararlarının sadece maddi kayıplar olmadığını ve etki alanın da sadece eylemi gerçekleştiren kişi olmadığını da ortaya koyuyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kumar bağımlılığı…</strong></p>

<p><strong>Baştan şunu ifade edelim…</strong></p>

<p><strong>Kumarın her türlüsü inancımızda, dinimizde haram…</strong></p>

<p><strong>Kumarın yasalı, yasal olmayanı diye bir ayrım kabul edilemez!</strong></p>

<p><strong>Kumar aileleri temelden yıkar, dağıtır!</strong></p>

<p><strong>Kumar, helal kazancı siler süpürür!</strong></p>

<p><strong>Kumar bağımlılığı, kişinin zarar görmesine ve hayatının bozulmasına rağmen kumar oynamaya devam etmesi ve bu isteğini durduramaması durumu…</strong></p>

<p><strong>Tıpkı alkol veya uyuşturucu gibi beynin ödül sistemini etkiler... </strong></p>

<p><strong>Dünyada ve ülkemizde önemli bir davranışsal bağımlılık ve halk sağlığı sorunu olarak kabul edilir, kumar bağımlılığı.</strong></p>

<p><strong>Kumarı ne zaman durduracağını veya ne kadar oynayacağını bilememek…</strong></p>

<p><strong>Aile, iş ve okul gibi günlük sorumlulukları kumardan dolayı ikinci plana atmak…</strong></p>

<p><strong>Kaybedilen parayı geri almak için tekrar ve daha yüksek riskle oynamak…</strong></p>

<p><strong>Kumar oynamadığı zamanlarda huzursuz, sinirli ve gergin hissetmek…</strong></p>

<p><strong>Ne kadar oynandığını ve yaşanan para kayıplarını yakınlardan saklamak...</strong></p>

<p><strong>Oyun oynarken beyin yoğun bir şekilde dopamin salgılar ve kişiye geçici bir mutluluk verir…</strong></p>

<p><strong>Zamanla aynı hazzı almak için daha çok oynamak ve daha çok para riske atmak gerekir.</strong></p>

<p><strong>Beynin karar alma mekanizmaları zayıfladığı için mantıklı düşünmek zorlaşır…</strong></p>

<p><strong>Bilişsel davranışçı terapi yöntemleriyle kişinin dürtüleri kontrol etmesi sağlanabilir…</strong></p>

<p><strong>Ücretsiz psikolojik ve sosyal destek almak için Yeşilay Danışmanlık Merkezi (YEDAM) gibi resmi kurumlara başvurulabilir.</strong></p>

<p><strong>Gerekli durumlarda tıbbi destek ve aile uyumu ile bu durum başarıyla tedavi edilebilir…</strong></p>

<p>Günümüzde yaşamın her alanında sıklıkla karşılaşılan 'kumar bağımlılığının artık sadece bir alışkanlıktan ibaret olmadığı biliniyor.</p>

<p>Yapılan çalışmalar ve araştırmalar bu durumun zararlarının sadece maddi kayıplar olmadığını ve etki alanın da sadece eylemi gerçekleştiren kişi olmadığını da ortaya koyuyor.</p>

<p>Ayrıca, son günlerde kamuoyunu meşgul eden ve soruşturma kapsamında ele alınan bir konunun da dolaylı olarak 'kumar bağımlılığına' bağlanması, toplumsal bilgi ve farkındalık ihtiyacını bir kez daha açığa çıkardı.</p>

<p>Özellikle kamuoyuna mal olmuş bir ismin uzun yıllara dayanan 'bağımlılık' öyküsü ve iyilik adı ile yapılanlar karşısında sergilenen damgalayıcı yaklaşım, benzer sorunları yaşayan bireylerin yaşadıklarını gizlemesine ve profesyonel yardım almaktan çekinmesine yol açıyor.</p>

<h2><strong>İNSANLAR KAYBEDECEKLERİNİ BİLDİKLERİ HALDE NEDEN OYNUYORLAR?</strong></h2>

<p>Psikolog Elif Sena Özata: "Kumar bağımlılığında tedavinin önündeki önemli engellerden biri bağımlılığın kişinin kimliğiyle özdeşleştirilmesi ve kişiler ile ailelerinin damgalanacağı düşüncesiyle yaşanan sorunları gizlemesi, yardım aramayı ertelemesidir. Bağımlılığın değişmez bir kişilik özelliği ya da "iflah olmazlık" olarak ele alınması, kişide iyileşmeye dair umudunu azaltabilir, suçluluk ve utanç duygularını arttırarak sorunun daha uzun süre saklanmasına neden olabilir. Bu nedenle hem tedavi sürecinde hem de toplumsal dilde bireyi "kumarbaz" gibi bağımlılığı ile tanımlayan ifadelerden kaçınmak ve insanı merkeze alan ifadeler kullanmak önemlidir." diyor.</p>

<p>Dünya Sağlık Örgütü, kumar bağımlılığının yol açtığı zararların finansal kayıplarla sınırlı olmadığını, ilişki sorunları, aile içi çatışmalar, damgalanma ve yakınların yaşamında ortaya çıkan ekonomik ve psikolojik güçlükleri de kapsadığını belirtiyor. Bu nedenle kumar bağımlılığını yalnızca "ne kadar kaybetti?" sorusuyla değerlendirmek, sorunun önemli bir kısmını görünmez kılıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Prof. Dr. Kültegin<strong> </strong>Ögel, kumar bağımlılığı konusunu 'İnsanlar kaybedeceklerini bildikleri halde neden oynuyorlar?' sorusu çerçevesinde ele alıyor.</p>

<p>Prof. Dr. Ögel; "Kumar ve bahis bağımlılığında beyin ve öncelikleri değişir. Beyin yanlış olsa da her şeyden önce kumar ve bahise önem vermeye başlar. Bunun en önemli nedeni, beynin dopamin beklentisidir. Yani konu aslında kazanmak değil, kazanma ihtimalidir. Dopamin beklentisi, diğer tüm önceliklerin önüne geçer. Beyin artık hesaplayamaz, plan yapamaz, muhakeme edemez. Bu durum beynin yapısal değişikliğinden kaynaklanır. Bilimsel olarak söyleyecek olursak; beynin striatum beklentisinde dopamin beklentisi artar, bunun sonucu prefrontal korteks'de öncelikleri belirleme bozulur. Bu değişiklikler; kumar bağımlılarının yüzde 90'unda görülür. Bunu ölçen psikolojik testlerde, kumar bağımlılarında kumar bağımlısı olmayanlara oranla yüzde 40 daha fazla bozulma saptanıyor. Beynin aktivasyonunda ise yüzde 30 düşüş gözleniyor." dedi.</p>

<p>Psikolog Elif Sena Özata ise kumar bağımlılığını çok boyutlu bir bozukluk olarak tanımlıyor: "Kumar oynama sürecinde artan maddi ve manevi kayıplar, kişiyi tek başına bir kördüğümü çözme mücadelesi içinde hissettirir. Dışarıya karşı "her şey yolunda" maskesi için harcanan yoğun bir zihinsel çaba görülür. Bu durum, zamanla bireylerde duygusal tükenmişlik ve yorgunluğa yol açar. Beraberinde, uyku sorunları, kaygı bozuklukları, depresyon, duygu dalgalanmaları ve kimi zaman intihar düşünceleri görülebilir."</p>

<h2><strong>"BAĞIMLILIK BİR AİLE HASTALIĞIDIR"</strong></h2>

<p>Klinik Psikoloğu Elif Sena Özata, bağımlılığın bir aile hastalığı olduğuna dikkat çekiyor. Klinik Psikolog Özata, "Kumarın sonuçları çoğu zaman kişinin çevresinde görünmeyen dalgalarla yayılır. Eşler, çocuklar, ebeveynler ve diğer yakınlar da finansal belirsizliğin, bozulan güvenin ve tekrar eden krizlerin içinde yaşamaya başlayabilir. Kumar davranışı bir kişiye ait olsa da ortaya çıkan sonuçlar aile bütçesini, ev içindeki duygusal güvenliği, ilişkilerdeki rolleri ve geleceğe ilişkin ortak planları etkileyebilir. Bu nedenle, bağımlılık bir aile hastalığıdır ve tedavi sürecine yalnızca oynayan değil, etkilenen yakınların da katılması önemlidir. Öncelikle kişiyi bağımlılığın sonuçlarından her defasında korumaya çalışmak, iyi niyetle yapılsa bile farkında olmadan döngünün sürmesine katkı sağlayabilir. Bu nedenle sınırların açıkça belirlenmesi ve profesyonel yardım alınması önemlidir." diyor.</p>

<h2><strong>"BAĞIMLILIKTA İYİLEŞME KUMARIN BIRAKILMASI İLE SINIRLI DEĞİL"</strong></h2>

<p>Kumar bağımlılığında iyileşmenin sadece kumarın bırakılmasıyla sınırlı olmadığının altını çizen Elif Sena Özata; "Tedavi, kumar oynama davranışını sürdüren düşünce, duygu ve koşulların anlaşılmasını, riskli durumlarla baş etme becerilerinin geliştirilmesini ve yaşamın yeniden yapılandırılmasını hedefler. Tedavinin başında, kişi ve ailesine bağımlılık hakkında bilgilendirme sağlanmalı ve yaklaşım biçimlerinin etkisi vurgulanmadır. Süreçte yaşanan zorlanmalar ya da yeniden oynama durumları da kişinin değişmeyeceğinin kanıtı olarak değil, tedavi planın yeniden değerlendirilmesi gerektiren durumlar olarak ele alınmalıdır. Yeniden oynama sonrasında kişiyi suçlamak veya tedavinin başarısız olduğunu düşünmek yerine, bu duruma hangi tetikleyicilerin ve koşulların yol açtığını inceleyerek koruyucu plan güçlendirilmelidir. Bu yaklaşım, kişilerin sorunlarını daha erken paylaşabilmesini ve profesyonel desteğe daha güvenli biçimde ulaşabilmesini kolaylaştırabilir.” diyor.</p>

<h2><strong>BAĞIMLI OLDUKTAN SONRA KİŞİ İRADESİNİ KULLANAMAZ!</strong></h2>

<p>Bağımlılık sürecinde kişinin iradesini kullanamadığını dile getiren Prof. Dr. Kültegin Ögel de tedavi hakkında: "Bağımlı olduktan sonra verilen sözlere güven olmaz. Kişi iradesini kullanamaz. Kararlarının arkasında duramaz. Çünkü artık her şey bozulan beynin kontrolü altındadır. Bu nedenle, zorunlu kısıtlamalar iyileşme için şarttır. İlaçlar bu bozulmayı zararsız hale getirmek için yararlıdır. Psikoterapi ise, kişinin bu hatalı düşüncelerini görmesine ve bunlarla başa çıkma yollarını öğrenmesine yardımcı olur." dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.milligazete.com.tr/kumar-bagimliliginda-beynin-yapisi-bozuluyor-beyin-aktivasyonu-yuzde-30-dusuyor</guid>
      <pubDate>Fri, 07 Aug 2026 09:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://milligazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/milligazete-com-tr/uploads/2026/08/kumar1jpg-4-cfu-jb-x-m-k-e-sbm-p1-w-l-e-g86g.jpg" type="image/jpeg" length="13009"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Şekeri azaltmak hangi riski düşürüyor? Şeker hangi yaş aralığında daha zararlı? 65 bin kişinin yer aldığı veriler araştırıldı! İşte sonuçlar]]></title>
      <link>https://www.milligazete.com.tr/sekeri-azaltmak-hangi-riski-dusuruyor-seker-hangi-yas-araliginda-daha-zararli-65-bin-kisinin-yer-aldigi-veriler-arastirildi-iste-sonuclar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.milligazete.com.tr/sekeri-azaltmak-hangi-riski-dusuruyor-seker-hangi-yas-araliginda-daha-zararli-65-bin-kisinin-yer-aldigi-veriler-arastirildi-iste-sonuclar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yeni araştırma, yaşamın ilk iki yılında düşük şeker tüketiminin ilerleyen yaşlarda demans riskini azaltabileceğine işaret etti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlığa zararlı olduğu bilinen 3 beyaz…</p>

<p>Şeker, tuz ve un olarak biliniyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu gıdalar işlenmiş halleriyle vücuda aşırı yük bindirir ve uzun sürede önemli hastalıklara yol açabilir.</p>

<p>Şekerin Zararları: Şeker, kan şekerini hızla yükseltir ve insülin direncine sebep olur. Kilo alımını ve obeziteyi hızlandırır. Karaciğer yağlanması ve kalp hastalığı riskini artırır.</p>

<p>Tuzun Zararları: Fazla tuz kullanımı yüksek tansiyona (hipertansiyona) yol açar. Kalp ve damar sağlığını bozar, felç riskini artırır. Böbreklerin iş yükünü artırarak zamanla zarar verir.</p>

<p>Unun Zararları: Beyaz un, lif ve vitaminleri alınmış boş karbonhidrattır. Çabuk acıktırır ve aşırı yemek isteği yaratır. Kan şekerini dengesizleştirir ve kilo artışına neden olur.</p>

<h2><strong>ŞEKER HANGİ YAŞ ARALIĞINDA DAHA ZARARLI?</strong></h2>

<p>Araştırma: İlk iki yaşta şeker tüketimini sınırlamak demans riskini azaltabilir</p>

<p>Yeni araştırma, yaşamın ilk iki yılında düşük şeker tüketiminin ilerleyen yaşlarda demans riskini azaltabileceğine işaret etti.</p>

<p>Hong Kong Bilim ve Teknoloji Üniversitesi araştırmacılarının yürüttüğü ve Neurology dergisinde yayımlanan yeni bir araştırma, yaşamın ilk iki yılında şeker tüketiminin sınırlandırılmasının ilerleyen yaşlarda beyin sağlığı üzerinde önemli faydalar sağlayabileceğini ortaya koydu.</p>

<p>Araştırmada, II. Dünya Savaşı sonrasında Birleşik Krallık'ta şeker karnesinin kaldırılmasıyla değişen beslenme alışkanlıkları incelendi.</p>

<p>Bilim insanları, yaklaşık 65 bin kişinin yer aldığı UK Biobank verilerini analiz ederek, erken çocukluk döneminde daha az şekere maruz kalan bireylerle sonraki dönemde doğanları karşılaştırdı.</p>

<h2><strong>DEMANS RİSKİ YÜZDE 23 DAHA DÜŞÜK HESAPLANDI</strong></h2>

<p>Elde edilen bulgulara göre, yaşamın ilk iki yılında daha az şeker tüketen kişilerde demans görülme riski yaklaşık yüzde 23 daha düşük bulundu. Araştırmada ayrıca bu gruptaki bireylere demans tanısının ortalama 2,5 yıl daha geç konulduğu belirlendi.</p>

<p>Araştırmanın yazarlarından Jiazhen Zheng, elde edilen sonuçların erken çocukluk dönemindeki beslenme alışkanlıklarının uzun vadeli beyin sağlığı üzerinde etkili olabileceğini gösterdiğini ifade etti.</p>

<p>Araştırmacılar, çalışmanın dikkat çekici sonuçlar ortaya koymasına rağmen elde edilen verilerin doğrudan bir neden-sonuç ilişkisini kanıtlamadığını belirtti.</p>

<p>Bilim insanları, erken yaşta şeker tüketimi ile demans arasındaki ilişkinin daha net anlaşılabilmesi için farklı gruplarda yeni araştırmalar yapılmasının gerekli olduğunu vurguladı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.milligazete.com.tr/sekeri-azaltmak-hangi-riski-dusuruyor-seker-hangi-yas-araliginda-daha-zararli-65-bin-kisinin-yer-aldigi-veriler-arastirildi-iste-sonuclar</guid>
      <pubDate>Sat, 01 Aug 2026 07:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://milligazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/milligazete-com-tr/uploads/2026/07/seker-1.jpg" type="image/jpeg" length="32375"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Danıştay’dan Aile Hekimliği Yönetmeliğine fren! Kritik maddelerin yürütmesi durduruldu! Bu bir fikri takip haberidir]]></title>
      <link>https://www.milligazete.com.tr/danistaydan-aile-hekimligi-yonetmeligine-fren-kritik-maddelerin-yurutmesi-durduruldu-bu-bir-fikri-takip-haberidir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.milligazete.com.tr/danistaydan-aile-hekimligi-yonetmeligine-fren-kritik-maddelerin-yurutmesi-durduruldu-bu-bir-fikri-takip-haberidir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Milli Gazete başından bu yana bu mağduriyetlerin giderilmesi noktasında yetkililerin, ilgililerin dikkatini çekmekte…

Şimdi bu mağduriyetlerle alakalı yeni bir gelişme yaşandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Aile hekimlerinin yaşadığı güncel mağduriyetler arasında, ağır kronik veya kanser tedavisi gören hekimlerin performans kriterleri nedeniyle gelirlerinin kesilmesi ve ardından sözleşmelerinin feshedilmesi...</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ağır kronik ya da kanser gibi ciddi hastalık süreçlerinde görevlerini aksatmak zorunda kalan aile hekimlerinin hak edişlerinde üçte bir oranına varan kesintiler yapılması...</p>

<p>Mevzuat ve performans baskısı yüzünden, tedavi süreci uzayan hekimlerin sözleşmelerinin feshedilmesi ve bu hekimlerin iki yıl boyunca mesleklerini yeniden icra edememeleri...</p>

<p>Katı sözleşme ve ödeme şartları…</p>

<p>Sağlık çalışanlarının tedavi dönemlerinde dahi ekonomik güvenceden yoksun kalmaları...</p>

<p>Nöbet sorunları…</p>

<p>Ve Aile Hekimlerinin diğer bazı mağduriyetleri...</p>

<p>Milli Gazete başından bu yana bu mağduriyetlerin giderilmesi noktasında yetkililerin, ilgililerin dikkatini çekmekte…</p>

<p>Şimdi bu mağduriyetlerle alakalı yeni bir gelişme yaşandı.</p>

<h2><strong>DANIŞTAY’DAN AİLE HEKİMLİĞİ YÖNETMELİĞİNE FREN!</strong></h2>

<p>İstanbul Aile Hekimliği Derneği (İSTAHED) Yönetim Kurulu, 10 Temmuz 2025 tarihinde yürürlüğe giren Aile Hekimliği Ödeme ve Sözleşme Yönetmeliği’ne karşı açılan davada Danıştay 2. Dairesi’nin yürütmeyi durdurma kararı verdiğini duyurdu.</p>

<p>Yapılan basın açıklamasında, kararın hem hekim hakları hem de nitelikli sağlık hizmeti açısından kritik bir eşik olduğu vurgulandı.</p>

<h2><strong>DANIŞTAY HANGİ MADDELERİN YÜRÜTMESİNİ DURDURDU?</strong></h2>

<p>Sivil toplum kuruluşlarının açtığı davayı inceleyen Danıştay 2. Dairesi, yönetmelikte yer alan ve tartışmalara yol açan şu kritik düzenlemeler hakkında yürütmeyi durdurma kararı aldı:</p>

<p><strong>* Sorumluluk Dışı Kesintiler: Hekimin ve aile sağlığı çalışanının hiçbir ihmali olmamasına rağmen, son 12 ay içinde sağlık kuruluşuna başvurmayan hastalar nedeniyle ödeme katsayısının yarıya düşürülmesi,</strong></p>

<p><strong>* Süre Belirsizliği: "Daha sık sağlık hizmeti sunumu gerektiren grup için süreyi Bakanlık belirler" ifadesi,</strong></p>

<p><strong>* Memnuniyet Puanlaması: Kriterleri açık ve objektif belirlenmeyen, hekimlik onurunu zedeleyen memnuniyet değerlendirmesi düzenlemeleri,</strong></p>

<p><strong>* Akılcı İlaç Kriterleri: Hekimlerin mesleki özerkliğine aykırı ve ölçütleri net olmayan akılcı ilaç kullanım oranları hesaplaması,</strong></p>

<p><strong>* Nöbet Şartı: Entegre Aile Sağlığı Merkezlerinde uygulanan "96 saatten az olmamak kaydıyla 5 nöbet" zorunluluğu.</strong></p>

<h2><strong>"HUKUK DEVLETİ VE KAMU YARARININ GEREĞİ"</strong></h2>

<p>İSTAHED Yönetim Kurulu tarafından yapılan değerlendirmede, alınan kararın birinci basamak sağlık hizmetlerinin bilimsel ve sürdürülebilir şartlarda korunması açısından büyük önem taşıdığı ifade edildi.</p>

<p>Hekimlerin kontrolü dışındaki hususlardan sorumlu tutulmasının ve mesleki bağımsızlıklarının kısıtlanmasının hukuka aykırı olduğu belirtildi.</p>

<p>Açıklamada, kararın gerekçeli metni UYAP sistemine yüklendikten sonra İSTAHED hukuk komisyonları ve avukatları tarafından ayrıntılı olarak inceleneceği ve hukuki sonuçların kamuoyuyla paylaşılacağı aktarıldı.</p>

<h2><strong>YENİ DÜZENLEMEYE DE İPTAL DAVASI AÇILDI</strong></h2>

<p>İSTAHED, yürütmesi durdurulan maddelerin 6 Ağustos 2025 tarihinde ufak değişikliklerle tekrar Resmi Gazete’de yayımlandığına dikkat çekerek, bu yeni düzenlemeye karşı da yürütmeyi durdurma istemli iptal davası açtıklarını bildirdi.</p>

<p>Dernek yönetimi, Danıştay’ın verdiği bu emsal karar doğrultusunda son açılan davanın da lehlerine sonuçlanacağına inandıklarını kaydetti.</p>

<p>Açıklama, sürecin takipçisi olunacağı vurgulanarak şu ifadelerle tamamlandı:</p>

<p>"Bu hukuki mücadelede emeği geçen tüm sivil toplum kuruluşlarına, hukukçularımıza ve dayanışma gösteren meslektaşlarımıza teşekkür ediyoruz. Aile hekimliğinin itibarı, mesleki bağımsızlığımız ve toplumun nitelikli sağlık hizmetine erişimi için mücadelemiz kararlılıkla sürecektir."</p>

<p>BU BİR FİKRİ TAKİP HABERİDİR!</p>

<p>Vurguladığımız üzere…</p>

<p>Mağduriyetlerin giderilmesi hususunda hassasiyet gösteren Milli Gazete Aile Hekimlerinin de mağduriyetlerini dönem dönem gündeme gerirmekte…</p>

<p>Bu haber de bu manada bir ‘fikri takip’ haberidir…</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.milligazete.com.tr/danistaydan-aile-hekimligi-yonetmeligine-fren-kritik-maddelerin-yurutmesi-durduruldu-bu-bir-fikri-takip-haberidir</guid>
      <pubDate>Thu, 30 Jul 2026 10:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://milligazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/milligazete-com-tr/uploads/2026/07/aile-hekimligi.jpg" type="image/jpeg" length="30731"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Milyonlarca insan risk altında! İşte Hepatit B’den korunmanın en etkili yolu! Erken teşhisin önemine dikkat]]></title>
      <link>https://www.milligazete.com.tr/milyonlarca-insan-risk-altinda-iste-hepatit-bden-korunmanin-en-etkili-yolu-erken-teshisin-onemine-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.milligazete.com.tr/milyonlarca-insan-risk-altinda-iste-hepatit-bden-korunmanin-en-etkili-yolu-erken-teshisin-onemine-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Karaciğerde meydana gelen viral enfeksiyonlar, dünya genelinde milyonlarca insan için ciddi bir sağlık sorunu olmaya devam ediyor.

Uzmanlardan gelen veriler, kronikleşen karaciğer iltihaplarının hayati sonuçlar doğurabileceğini gözler önüne seriyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Hepatit B…</p>

<p>Hepatit B Virüsü (HBV) nedeniyle ortaya çıkan ve karaciğerde iltihaplanmaya (enflamasyona) yol açan ciddi bir enfeksiyon hastalığı…</p>

<p>Akut (kısa süreli) veya kronik (uzun süreli) olarak iki farklı türde gelişebiliyor…</p>

<p>Enfekte kanla doğrudan temas, ortak enjektör kullanımı veya steril olmayan tıbbi/kozmetik aletlerle (dövme, piercing, manikür) bulaşabiliyor…</p>

<p>Cinsel temasla bulaşabiliyor...</p>

<p>Doğum sırasında enfekte anneden bebeğe geçiş olabiliyor...</p>

<p>Belirtileri; halsizlik, yorgunluk ve iştah kaybı, mide bulantısı, kusma ve karın ağrısı…</p>

<p>Ciltte ve göz aklarında sararma (sarılık)…</p>

<p>Koyu renkli idrar ve açık renkli dışkı…</p>

<p>Hastalıktan korunmanın en etkili yolu Hepatit B aşısı olmaktır (genellikle 3 doz yapılır).</p>

<p>Tedavisi; Akut vakalar genellikle vücut tarafından kendiliğinden temizlenir; kronik vakalar ise antiviral ilaçlar ile kontrol altında tutulur</p>

<h2><strong>HEPATİT B’DEN KORUNMANIN EN ETKİLİ YOLU NEDİR?</strong></h2>

<p>Erken teşhisin önemine dikkat çeken hekimler, aşılanma ve güvenli yaşam alışkanlıklarının kanserden korunmada kilit rol oynadığını vurguluyor.</p>

<p>Karaciğerde meydana gelen viral enfeksiyonlar, dünya genelinde milyonlarca insan için ciddi bir sağlık sorunu olmaya devam ediyor.</p>

<p>Uzmanlardan gelen veriler, kronikleşen karaciğer iltihaplarının hayati sonuçlar doğurabileceğini gözler önüne seriyor.</p>

<p>Erken teşhisin önemine dikkat çeken hekimler, aşılanma ve güvenli yaşam alışkanlıklarının kanserden korunmada kilit rol oynadığını vurguluyor.</p>

<p>Karaciğerde meydana gelen viral enfeksiyonlar, dünya genelinde milyonlarca insan için ciddi bir sağlık sorunu olmaya devam ediyor.</p>

<p>Özellikle Hepatit B ve C virüslerinin, zamanında müdahale edilmediğinde siroz ve karaciğer kanserine dönüşme potansiyeli taşıdığını belirten Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Hüsrev Diktaş, konuyla ilgili çarpıcı bilgiler paylaştı. Doç. Dr. Diktaş, günümüz tıbbının sağladığı imkanlarla virüsle mücadelenin eskiye oranla çok daha güçlü olduğunu hatırlattı.</p>

<p>Hepatit B ve C'nin dünya genelinde 300 milyonu aşkın insanı etkilediğine işaret eden Doç. Dr. Diktaş, özellikle Hepatit B’nin aşılanma yoluyla büyük oranda önlenebildiğini ifade etti.</p>

<p>Türkiye’de bebeklik döneminde başlayan aşı programlarının toplumsal bağışıklık açısından büyük bir kazanım olduğunu söyleyen uzman, Hepatit C tedavisinde ise modern ilaçlarla tam iyileşme sağlanabildiğinin altını çizdi.</p>

<p>Erken evrede yakalanan vakaların karaciğer hasarını önlemede hayat kurtarıcı olduğunu belirten hekim, tarama testlerinin rutin sağlık kontrollerinin bir parçası haline getirilmesi gerektiğini savundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>BULAŞ RİSKİNE KARŞI NELERE DİKKAT EDİLMELİ?</strong></h2>

<p>Virüslerin yayılım yolları konusunda vatandaşları uyaran Doç. Dr. Diktaş, kan ve kan ürünlerinin artık sıkı denetimlerden geçtiğini ancak kişisel bakım süreçlerinde dikkatli olunması gerektiğini belirtti.</p>

<p>Manikür, pedikür, dövme ve kulak delme gibi işlemlerde kullanılan aletlerin sterilizasyonu büyük önem taşıyor.</p>

<p>Ayrıca anneden bebeğe geçiş ve korunmasız temasın hala temel bulaş riskleri arasında yer aldığını belirten uzmanlar, vatandaşların güvenilir merkezleri tercih etmelerini ve hijyen standartlarına ödün vermeden uymalarını tavsiye ediyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.milligazete.com.tr/milyonlarca-insan-risk-altinda-iste-hepatit-bden-korunmanin-en-etkili-yolu-erken-teshisin-onemine-dikkat</guid>
      <pubDate>Wed, 29 Jul 2026 07:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://milligazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/milligazete-com-tr/sites/2016/07/27/417343_0.jpg" type="image/jpeg" length="47842"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Türk insanı en çok hangi hastalıktan ölüyor? İşte ölüm hızının en yüksek olduğu il!]]></title>
      <link>https://www.milligazete.com.tr/turk-insani-en-cok-hangi-hastaliktan-oluyor-iste-olum-hizinin-en-yuksek-oldugu-il</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.milligazete.com.tr/turk-insani-en-cok-hangi-hastaliktan-oluyor-iste-olum-hizinin-en-yuksek-oldugu-il" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye İstatistik Kurumu, 2025 yılına ilişkin ölüm ve ölüm nedeni istatistiklerini açıkladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sorunun cevabını hemen verelim;</p>

<p>Türk insanı en çok kalp hastalıklarından ölüyor!</p>

<p>2024 yılında 489 bin 734 olan ölüm sayısının 491 bin 684’e yükseldiği 2025 yılında, ölüm nedenleri arasında yüzde 34,7 ile ilk sırada yer alan dolaşım sistemi hastalıkları kaynaklı ölümlerin yüzde 42,3'ünü iskemik kalp hastalıkları, yüzde 24,6'sını diğer kalp hastalıkları, yüzde 18,2'sini serebro-vasküler hastalıklar oluşturdu.</p>

<p>Bebek ölüm hızı 2024’teki binde 9,0’dan binde 7,8’e, beş yaş altı ölüm hızı binde 11,1’den binde 9,5’e geriledi.</p>

<h2><strong>2025’TE ÖLÜM SAYISI 491 BİN 684 OLDU</strong></h2>

<p>Ölüm sayısı 2024 yılında 489 bin 734 iken 2025 yılında 491 bin 684 oldu. Ölen kişilerin 2025 yılında %55,1'ini erkekler, %44,9'unu kadınlar oluşturdu.</p>

<p>Bin kişi başına düşen ölüm sayısını ifade eden kaba ölüm hızı, 2025 yılında bir önceki yıla göre değişim göstermeyerek binde 5,7 oldu.</p>

<h2><strong>ÖLÜM HIZININ EN YÜKSEK OLDUĞU İL SİNOP </strong></h2>

<p>Kaba ölüm hızının en yüksek olduğu il Sinop, en düşük olduğu il Şırnak…</p>

<p>Kaba ölüm hızının en yüksek olduğu il, 2025 yılında binde 10,8 ile Sinop oldu.</p>

<p>Bu ili binde 10,2 ile Kastamonu, binde 9,6 ile Giresun ve binde 9,5 ile Balıkesir izledi.</p>

<p>Kaba ölüm hızının en düşük olduğu il ise binde 2,3 ile Şırnak oldu.</p>

<p>Bu ili binde 2,5 ile Hakkari, binde 3,1 ile Van, binde 3,2 ile Batman ve Şanlıurfa izledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ölüm nedenleri arasında dolaşım sistemi kaynaklı hastalıklar ilk sırada…</p>

<p>Ölümler nedenlerine göre incelendiğinde, 2025 yılında %34,7 ile dolaşım sistemi hastalıkları ilk sırada yer aldı. Bu ölüm nedenini %16,1 ile iyi huylu ve kötü huylu tümörler, %15,1 ile solunum sistemi hastalıkları izledi.</p>

<p><img alt="Türk Insanı En Çok Hangi Hastalıktan Ölüyor İşte Ölüm Hızının En Yüksek Olduğu Il! (1)-2" class="detail-photo img-fluid" height="359" src="https://milligazetecomtr.teimg.com/milligazete-com-tr/uploads/2026/07/turk-insani-en-cok-hangi-hastaliktan-oluyor-iste-olum-hizinin-en-yuksek-oldugu-il-1-2.jpeg" width="640" /></p>

<p>Dolaşım sistemi kaynaklı ölümlerin %42,3'ünü iskemik kalp hastalıkları oluşturdu</p>

<p>Dolaşım sistemi hastalıklarından kaynaklı ölümler alt ölüm nedenlerine göre incelendiğinde, ölümlerin %42,3'ünün iskemik kalp hastalıkları, %24,6'sının diğer kalp hastalıkları, %18,2'sinin serebro-vasküler hastalıklar kaynaklı olduğu görüldü.</p>

<p>Dolaşım sistemi hastalıkları kaynaklı ölümler en yüksek Çanakkale, en düşük Kilis’te…</p>

<p>Dolaşım sistemi hastalıkları kaynaklı ölümler illere göre incelendiğinde, 2025 yılında bu hastalıklara bağlı ölüm oranının en yüksek olduğu ilin %47,7 ile Çanakkale olduğu görüldü. Bu ili %42,8 ile Balıkesir, %42,2 ile Hatay ve %42,0 ile Burdur izledi. Bu hastalıklara bağlı ölüm oranının en düşük olduğu ilin ise %25,4 ile Kilis olduğu görüldü. Bu ili %28,7 ile Hakkari, %28,9 ile İstanbul, %29,0 ile Kayseri izledi.</p>

<p>Tümör kaynaklı ölümlerde gırtlak ve soluk borusu/bronş/akciğer tümörü ilk sıralarda</p>

<p>İyi ve kötü huylu tümörlerden kaynaklı ölümler alt ölüm nedenlerine göre incelendiğinde, ölümlerin %28,9'unun gırtlak ve soluk borusu/bronş/akciğerin kötü huylu tümörü, %8,0'ının kolonun kötü huylu tümörü, %7,6'sının lenfoid ve hematopoetik kötü huylu tümörü kaynaklı olduğu görüldü.</p>

<p>Tümörlerden kaynaklı ölümler en yüksek Ağrı, en düşük Kilis’te oldu</p>

<p>İyi ve kötü huylu tümörlerden kaynaklı ölümler illere göre incelendiğinde, 2025 yılında bu hastalıklara bağlı ölüm oranının en yüksek olduğu ilin %22,4 ile Ağrı olduğu görüldü. Bu ili %19,8 ile Van, %19,5 ile Kocaeli ve Ankara, %19,4 ile Elazığ izledi. Bu hastalıklara bağlı ölüm oranının en düşük olduğu ilin ise %9,7 ile Kilis olduğu görüldü. Bu ili %10,9 ile Burdur, %11,0 ile Şanlıurfa ve %11,2 ile Aydın izledi.</p>

<h2><strong>BEBEK ÖLÜM HIZI BİNDE 7,8 OLDU</strong></h2>

<p>Bebek ölüm sayısı, 2024 yılında 8 bin 484 iken 2025 yılında 6 bin 988 oldu. Bin canlı doğum başına düşen bebek ölüm sayısını ifade eden bebek ölüm hızı, 2024 yılında binde 9,0 iken 2025 yılında binde 7,8 oldu.</p>

<p>Beş yaş altı ölüm hızı binde 9,5 oldu</p>

<p>Doğumdan sonraki beş yıl içinde ölme olasılığını ifade eden beş yaş altı ölüm hızı, 2024 yılında binde 11,1 iken 2025 yılında binde 9,5 oldu.</p>

<h2><strong>ÖLÜM HIZI NEDİR?</strong></h2>

<p>Ölüm hızı (mortalite hızı), bir toplumda ya da grupta belli bir süre içinde (genellikle bir yılda) görülen ölüm sayısının, o toplumun toplam nüfusuna oranlanmasıyla bulunur.</p>

<p>En yaygın türleri kaba ölüm hızı, bebek ölüm hızı ve özel ölüm hızı olarak ayrılır.</p>

<p>Kaba Ölüm Hızı: Bir yıl içinde her 1.000 kişi başına düşen ortalama ölüm sayısıdır.</p>

<p>Bebek ölüm hızı: Bir yıl içinde 1 yaşını doldurmadan ölen bebek sayısının, aynı yıldaki canlı doğan bebek sayısına oranlanıp 1.000 ile çarpılmasıyla hesaplanır.</p>

<p>Hastalığa bağlı ölüm hızı: Belirli bir hastalıktan (örneğin kalp veya kanser) ölenlerin sayısını gösterir.</p>

<p>Ölüm hızı, toplumların genel sağlık durumunu, yaşam standartlarını ve gelişmişlik düzeyini takip etmek için kullanılır.</p>

<p>Genelde binlik oran (‰) cinsinden ifade edilir…</p>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.milligazete.com.tr/turk-insani-en-cok-hangi-hastaliktan-oluyor-iste-olum-hizinin-en-yuksek-oldugu-il</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Jul 2026 08:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://milligazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/milligazete-com-tr/uploads/2026/07/turk-insani-en-cok-hangi-hastaliktan-oluyor-iste-olum-hizinin-en-yuksek-oldugu-il-2.webp" type="image/jpeg" length="91265"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sıcak hava kalp damar hastalıklarını nasıl etkiliyor?]]></title>
      <link>https://www.milligazete.com.tr/sicak-hava-kalp-damar-hastaliklarini-nasil-etkiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.milligazete.com.tr/sicak-hava-kalp-damar-hastaliklarini-nasil-etkiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kardiyoloji Doç. Uzmanı Doç. Dr. Muhammed Süleymanoğlu, Milli Gazete Batman Bölge Muhabiri Yusuf Öztek’e konuştu: “5 dakikayı geçen göğüs ağrısını asla hafife almayın.” Yaz aylarında etkisini artıran aşırı sıcakların kalp ve damar sağlığı üzerindeki etkilerini değerlendiren uzman, özellikle hipertansiyon ve kalp hastalarının büyük risk altında olduğuna dikkat çekti. Sıvı kaybı, tansiyon dengesizlikleri ve ritim bozukluklarının ciddi sonuçlar doğurabileceğini belirten uzman, erken müdahalenin hay]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz aylarında kalp krizi vakalarının belirgin şekilde arttığı yönünde toplumda yaygın bir kanaat bulunduğunu belirten Kardiyoloji Doç. Uzmanı Doç. Dr. Muhammed Süleymanoğlu , mevcut bilimsel verilerin bunu net olarak doğrulamadığını ifade etti. Buna rağmen aşırı sıcakların kalp ve damar sistemi üzerinde ciddi olumsuz etkiler oluşturduğunu belirten uzman, sıcak çarpması, ritim bozuklukları, tansiyon dengesizlikleri ve çarpıntı şikâyetlerinde yaz döneminde belirgin artış görüldüğünü söyledi.</p>

<p>Özellikle hipertansiyon, kalp yetmezliği ve kronik kalp hastalığı bulunan vatandaşların yaz aylarında çok daha dikkatli olması gerektiğini vurgulayan uzman, aşırı terleme nedeniyle meydana gelen sıvı kaybının ani tansiyon düşüklüğüne yol açabileceğini ifade etti. Baş dönmesi, halsizlik, mide bulantısı, kusma, çarpıntı ve bayılmaya kadar uzanan bu tablonun, yüksek risk grubundaki hastalarda kalp krizi riskini artırabileceğine dikkat çekti.</p>

<p>Uzman, sıcak havalarda kalp sağlığını korumak için vatandaşların susamayı beklemeden düzenli su tüketmesi gerektiğini belirterek, özellikle ileri yaş grubundaki bireylerin ve kronik hastaların yaz aylarında daha dikkatli davranmasının hayati önem taşıdığını söyledi.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 25 At 19.00.44 (1)" class="detail-photo img-fluid" height="2048" src="https://milligazetecomtr.teimg.com/milligazete-com-tr/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-25-at-190044-1.jpeg" width="1536" /></p>

<h2><strong>HAYAT KURTARAN UYARILAR: SU TÜKETİN, GÜNEŞTEN KORUNUN, KONTROLLERİNİZİ AKSATMAYIN</strong></h2>

<p>Kardiyoloji Doç. Uzmanı Doç. Dr. Muhammed Süleymanoğlu, yaz aylarında alınacak basit tedbirlerin hayati önem taşıdığını belirterek vatandaşların günlük en az 2-3 litre su tüketmesi, güneş ışınlarının en etkili olduğu 11.00 ile 16.00 saatleri arasında mümkün olduğunca dışarı çıkmaması, ağır fiziksel aktivitelerden kaçınması ve uzun süre güneş altında kalmaması gerektiğini söyledi.</p>

<p>Özellikle tansiyon ve kalp ilacı kullanan hastaların yaz döneminde mutlaka kardiyoloji kontrolünden geçerek ilaç dozlarının yeniden değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden uzman, sağlıklı beslenmenin de kalp sağlığında büyük önem taşıdığını belirtti. Sebze ve meyve ağırlıklı beslenmenin tercih edilmesi, tam tahıllı ürünlerin tüketilmesi, günlük tuz tüketiminin 5 gramın altında tutulması, trans yağlardan uzak durulması, haftada en az bir veya iki kez balık tüketilmesi ve işlenmiş gıdaların sınırlandırılması gerektiğini dile getirdi.</p>

<p>Düzenli egzersizin kalp ve damar hastalıklarından korunmada vazgeçilmez olduğunu ifade eden uzman, haftada en az 150 dakika orta şiddette aerobik egzersiz veya 75 dakika yüksek yoğunluklu egzersiz yapılmasını önerdi. Bunun yanında haftada iki gün kas güçlendirici direnç egzersizlerinin de ihmal edilmemesi gerektiğini belirterek, sağlıklı yaşam alışkanlıklarının kalp hastalıklarına karşı en güçlü koruyucu unsur olduğunu söyledi.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 25 At 19.00.07" class="detail-photo img-fluid" height="2048" src="https://milligazetecomtr.teimg.com/milligazete-com-tr/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-25-at-190007.jpeg" width="1536" /></p>

<h2><strong>GENÇLER DE RİSK ALTINDA: GÖĞÜS AĞRISI 5 DAKİKAYI GEÇERSE 112’Yİ ARAYIN</strong></h2>

<p>Son yıllarda genç yaşlarda görülen kalp krizi vakalarında dikkat çekici bir artış yaşandığını belirten Kardiyoloji Doç. Uzmanı, bunun başlıca nedenleri arasında hazır ve katkı maddeli gıdaların yaygınlaşması, hareketsiz yaşam tarzı, obezite, sigara ve alkol kullanımı ile hipertansiyon ve diyabet vakalarındaki artışı gösterdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kalp krizinin en önemli belirtisinin göğsün orta kısmında hissedilen baskı, sıkışma ve yanma tarzındaki ağrı olduğunu ifade eden uzman, bu ağrının boyun, çene, sırt ve sol kola yayılabileceğini söyledi. Nefes darlığı, çarpıntı, yoğun terleme ve halsizlik gibi belirtilerin de tabloya eşlik edebileceğini belirten uzman, göğüs ağrısının 5 dakikadan uzun sürmesi halinde vakit kaybetmeden 112 Acil Çağrı Merkezi’nin aranması gerektiğini vurguladı.</p>

<p>Sağlık ekipleri gelene kadar evde bulunması halinde 300 mg Ecoprin veya Coraspin kullanılabileceğini belirten uzman, erken müdahalenin kalp kasının korunması ve hayat kurtarılması açısından kritik öneme sahip olduğunu ifade etti.</p>

<p>Uzman, yaz mevsiminin keyifli geçmesi için sıcak havaların oluşturduğu risklerin göz ardı edilmemesi gerektiğini belirterek, düzenli doktor kontrolü, sağlıklı beslenme, yeterli su tüketimi ve aktif yaşam tarzının kalp sağlığını korumanın en etkili yolları olduğunu sözlerine ekledi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Yusuf Öztek</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.milligazete.com.tr/sicak-hava-kalp-damar-hastaliklarini-nasil-etkiliyor</guid>
      <pubDate>Sun, 26 Jul 2026 09:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://milligazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/milligazete-com-tr/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-25-at-190044.jpeg" type="image/jpeg" length="70381"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hayat boyu dikkat etmemiz gereken dişlerimiz… Dikkat! Dişlerde gözükmeyen tehlike]]></title>
      <link>https://www.milligazete.com.tr/hayat-boyu-dikkat-etmemiz-gereken-dislerimiz-dikkat-dislerde-gozukmeyen-tehlike</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.milligazete.com.tr/hayat-boyu-dikkat-etmemiz-gereken-dislerimiz-dikkat-dislerde-gozukmeyen-tehlike" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hayat boyu sağlığımız için dikkat etmemiz gereken en önemli organlarımız… Pek çoğumuzun bakımını ihmal ettiği dişlerimiz neden bu kadar önemli? Öncelikle bunu irdeleyelim...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Dişlerimiz…</p>

<p>Hayat boyu sağlığımız için dikkat etmemiz gereken en önemli organlarımız…</p>

<p>Pek çoğumuzun bakımını ihmal ettiği dişlerimiz neden bu kadar önemli? Öncelikle bunu irdeleyelim;</p>

<p>Doğru beslenmeyi sağlamak, kaliteli bir sindirim süreci başlatmak ve genel vücut sağlığını korumak için çok önemli…</p>

<p>Ağız ve diş sağlığı bozulduğunda bu durum tüm vücudu olumsuz etkileyebilir.</p>

<p>Dişlerimiz, besinleri küçük parçalara ayırarak sindirimi kolaylaştırır.</p>

<p>Sağlıklı dişler sayesinde her türlü taze gıda rahatça çiğnenir.</p>

<p>İyi çiğnenmeyen yiyecekler mide ve bağırsakları yorar.</p>

<p>Ağızdaki mikroplar kan yoluyla kalbe zarar verebilir.</p>

<p>Tedavi edilmeyen diş iltihapları diğer organları olumsuz etkiler.</p>

<p>Diş eti sorunları kan şekerini dengelemeyi zorlaştırabilir.</p>

<p>Dişler, kelimelerin ve harflerin doğru çıkmasını sağlar.</p>

<p>Sağlıklı bir gülüş insanlarla rahat iletişim kurmaya yardım eder</p>

<h2><strong>DİŞLERİMİZDE GÖZÜKMEYEN TEHLİKE!</strong></h2>

<p>Diş çürüğü olmadan yaşanan gizemli diş kayıplarının arkasındaki gerçek ne?</p>

<p>Tükürüğün kimyası, stresin dişler üzerindeki şaşırtıcı yıkıcı etkisi ve yanlış hijyen alışkanlıkları yeni bir bilimsel araştırmayla masaya yatırıldı.</p>

<p>Diş fırçalamaktan vazgeçmeyen, düzenli bakım yapan milyonlarca insanı tehdit eden ancak adı pek bilinmeyen "çürüksüz diş kayıpları", modern bilim insanlarını laboratuvarlara yöneltti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yeni bir kapsamlı bilimsel araştırma; tükürüğün kimyasal savunmasından günlük stres seviyelerine, asitli gıdaların tuzaklarından hatalı fırçalama tekniklerine kadar diş minesini sessizce yok eden tetikleyicileri gözler önüne serdi.</p>

<h2><strong>ÇÜRÜKSÜZ SERVİKAL LEZYONLAR NEDİR?</strong></h2>

<p>Necmettin Erbakan Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi’nde Arş. Gör. Dt. Damla Yılmaz’ın hazırladığı uzmanlık tezine göre;</p>

<p>Bakteri olmaksızın gelişen yapısal kayıplar; dişin koruyucu mine tabakasının incelmesine, alttaki sarı dentin dokusunun açığa çıkmasına ve buna bağlı olarak şiddetli hassasiyet şikayetlerine yol açıyor.</p>

<p>Bilimsel çalışmalara göre bu durum tek bir nedene dayanmıyor; biyolojik, mekanik, davranışsal ve psikolojik etkenlerin karmaşık birleşimiyle tetikleniyor.</p>

<p>Diş hekimliği literatüründe bakteriyel çürüklere bağlı olmayan, dişlerin diş etiyle birleştiği servikal bölgede ortaya çıkan doku kayıpları uzun süredir merak konusu olmaya devam ediyor.</p>

<h2><strong>TÜKÜRÜĞÜN KORUYUCU KALKANI ÇÖKÜNCE NE OLUYOR?</strong></h2>

<p>Ağız içi ekosisteminin en büyük savunucusu olan tükürük, içerdiği bikarbonat ve fosfat tampon sistemleriyle asidik atakları nötralize etmeye çalışıyor.</p>

<p>Ancak gerçekleştirilen son araştırmalar, istirahat halindeki tükürük pH değerinin ve tamponlama kapasitesinin düşük olduğu bireylerde diş aşınma hızının katbekat arttığını kanıtladı.</p>

<p>Tükürüğün bu koruyucu gücü zayıfladığında, diş yüzeyleri en ufak bir asit atağına karşı dahi savunmasız kalıyor. Özellikle reflü veya mide ekşimesi gibi iç kaynaklı asit maruziyetleri yaşayan bireylerde bu tablonun çok daha ağır seyrettiği, hatta diyabet gibi sistemik rahatsızlıkların da diş aşınma skorlarını (TWI) doğrudan yükselttiği tespit edildi.</p>

<h2><strong>PİPET KULLANMANIN ÖNEMİ!</strong></h2>

<p>Araştırma, asidik içeceklerin (kola, gazoz, maden suyu vb.) pipet kullanılmadan doğrudan tüketilmesinin diş yüzeyindeki erozyon riskini belirgin şekilde artırdığını ortaya koydu. Pipet kullanımı, asitli sıvının dişlerle temas yüzeyini ve süresini sınırlandıran pratik ama etkili bir koruma kalkanı oluşturuyor.</p>

<h2><strong>STRES DİŞLERİ NASIL ÖĞÜTÜYOR?</strong></h2>

<p>Bilim dünyasının en çarpıcı bulgularından biri de psikolojik faktörlerin diş sert dokuları üzerindeki doğrudan izleri oldu.</p>

<p>Günlük yaşamın kaçınılmaz bir parçası haline gelen kronik stresin, bireylerin diş aşınma şiddetini doğrudan artırdığı bilimsel olarak belgelendi.</p>

<p>Merkezi sinir sistemi aracılığıyla artan kas aktivitesi ve motor kontrol değişiklikleri, diş minesinin sessizce aşınmasına zemin hazırlıyor.</p>

<p>Uzmanlar, stres ile diş dokusu kaybı arasındaki bu güçlü bağın, psikolojik sağlığın ne denli somut fiziksel sonuçlar doğurabileceğinin en net kanıtı olduğuna dikkat çekiyor.</p>

<h2><strong>İYİ NİYETLİ HATALAR: YANLIŞ FIRÇALAMA VE ASİT TUZAKLARI</strong></h2>

<p>Daha sağlıklı ve beyaz dişlere sahip olmak amacıyla uygulanan bazı günlük alışkanlıklar, paradoksal biçimde diş dokusunu tahrip ediyor. Yapılan detaylı analizler; diş fırçalama sıklığı ve süresi arttıkça aşınma skorlarının yükseldiğini gösterdi. Özellikle yukarı-aşağı sert fırçalama teknikleri kullanan ve fırçalama sırasında aşırı kuvvet uygulayan bireylerde servikal bölgedeki madde kayıplarının çok daha belirgin hale geldiği saptandı.</p>

<p>Bununla birlikte; sirke, turşu, turunçgiller ve gazlı içeceklerin tüketim sıklığı ile diş aşınmaları arasında doğrudan bir paralellik bulunuyor. Düşük pH değerine ve yüksek tamponlama kapasitesine sahip bu gıdalar, mine yüzeyini yumuşatarak mekanik aşınmalara karşı en zayıf halkayı oluşturuyor.</p>

<h2><strong>BİLİMSEL PERSPEKTİFTE YENİ UFUKLAR</strong></h2>

<p>Bu kapsamlı araştırma, diş kayıplarını yalnızca lokal bir ağız içi problemi olarak ele almanın ötesine geçiyor.</p>

<p>Tükürük biyokimyasından beslenme alışkanlıklarına, psikolojik stres faktörlerinden mekanik kuvvetlere kadar uzanan bu çok boyutlu perspektif; koruyucu diş hekimliğinde yepyeni tanı ve tedavi yaklaşımlarının kapısını aralıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.milligazete.com.tr/hayat-boyu-dikkat-etmemiz-gereken-dislerimiz-dikkat-dislerde-gozukmeyen-tehlike</guid>
      <pubDate>Sat, 25 Jul 2026 07:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://milligazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/milligazete-com-tr/uploads/2026/07/dis-temizligi.jpg" type="image/jpeg" length="48896"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Aile hekimliğinde bir mağduriyet daha: Ağır kronik hasta olduklarında önce gelirlerinin üçte biri kesiliyor sonra da sözleşmeleri feshediliyor!]]></title>
      <link>https://www.milligazete.com.tr/aile-hekimliginde-bir-magduriyet-daha-agir-kronik-hasta-olduklarinda-once-gelirlerinin-ucte-biri-kesiliyor-sonra-da-sozlesmeleri-feshediliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.milligazete.com.tr/aile-hekimliginde-bir-magduriyet-daha-agir-kronik-hasta-olduklarinda-once-gelirlerinin-ucte-biri-kesiliyor-sonra-da-sozlesmeleri-feshediliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Aile hekimleri, artan iş yükü ve kesintilerin ardından şimdi de 'hastalık cezasıyla' karşı karşıya. İSTAHED, kanser gibi ağır hastalıklar nedeniyle 180 günden fazla rapor alan hekimlerin sözleşmelerinin feshedildiğini duyurarak duruma tepki gösterdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Aile hekimleri; plansız yönetmelikler, yetersiz cari ödenekler ve hastaların 6 ay boyunca merkeze uğramaması halinde maaştan kesinti yapılması gibi uygulamalar nedeniyle ciddi gelir kayıpları yaşıyor.</p>

<p>Artan enflasyon karşısında eriyen gider ödemeleri ve merkezi sistem (SİNA) baskısı mesleki tükenmişliğe yol açıyor.</p>

<p>Aile hekimlerinin karşı karşıya kaldığı temel mağduriyetler şu başlıklar altında toplanmaktadır:</p>

<p>* Maaş Kesintileri (Performans ve Takip Şartı): Hastaların 6 ay boyunca Aile Sağlığı Merkezine (ASM) başvurmaması durumunda aile hekiminin maaşından kesinti yapılması, hekimleri doğrudan gelir kaybına uğratmaktadır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>* Yetersiz Cari Giderler: ASM'lerin kira, personel maaşı, elektrik, su ve tıbbi sarf malzeme gibi sabit giderleri devlet tarafından tam olarak karşılanamamakta, bu durum hekimleri ekonomik krize sürüklemektedir.</p>

<p>* Şiddet Olayları ve Güvenlik: Birinci basamak sağlık hizmeti sunulduğundan dolayı hastalarla en çok yüz yüze gelen grup olan aile hekimleri, fiziksel ve sözlü şiddet riskleriyle sık sık karşı karşıya kalmaktadır.</p>

<p>* Mesleki Baskı ve SİNA Mağduriyeti: Sağlık Bakanlığı'nın devreye soktuğu denetim ve performans sistemleri (SİNA) sebebiyle hekimler üzerinde idari baskı oluşmakta ve hak kayıpları yaşanmaktadır</p>

<h3><strong>İŞTE ÖNEMLİ BİR MAĞDURİYET DAHA…</strong></h3>

<p>Kanserle, ağır kronik hastalıklarla mücadele eden aile hekimlerinin sözleşmeleri feshediliyor!</p>

<p>İstanbul Aile Hekimliği Derneği (İSTAHED) Yönetim Kurulu, aile hekimliği çalışanlarının karşı karşıya kaldığı mağduriyetlere ilişkin yazılı bir açıklama yayınlayarak şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>* "Aile hekimliği çalışanları olarak, Sağlık Bakanlığı tarafından birbiri ardına çıkarılan yönetmeliklerle her geçen gün daha ağır hak kayıplarına ve daha büyük mağduriyetlere maruz bırakılıyoruz.”</p>

<p>* “Son olarak yürürlüğe konulan Aile Hekimliği Ödeme ve Sözleşme Yönetmeliği ile aylık gelirlerimizin yaklaşık yüzde 65’i performans kriterlerine bağlanmıştır. Bu düzenleme, özellikle uzun süreli tedavi görmek zorunda kalan meslektaşlarımızı ağır bir ekonomik ve mesleki yıkımla karşı karşıya bırakmıştır.”</p>

<p>* “Kanserle, ağır kronik hastalıklarla, ciddi sağlık sorunlarıyla mücadele eden meslektaşlarımız; önce gelirlerinin üçte ikisini kaybetmiş, ardından 180 günü aşan rapor süreleri gerekçe gösterilerek sözleşmeleri feshedilmiştir. Üstelik mevcut mevzuat nedeniyle bu meslektaşlarımızın iki yıl boyunca yeniden aile hekimliğine dönmelerinin de önü kapatılmıştır.”</p>

<p>* “Yani bugün, yıllarca bu ülkenin insanına hizmet etmiş, salgınlarda, depremlerde, afetlerde fedakârca görev yapmış hekimler ve sağlık çalışanları, hasta oldukları gün sistem tarafından kapının önüne konulmaktadır.”</p>

<p>* “Bu konuda açtığımız davada Danıştay tarafından önce yürütmenin durdurulmasına karar verilmiş, ancak daha sonra yapılan itiraz üzerine bu karar kaldırılmış ve sözleşme fesihleri uygulanmıştır. Hukuki süreç devam etmekle birlikte ortaya çıkan mağduriyet, telafisi güç ve derin yaralar bırakmıştır.”</p>

<p>* “Bizler şunu açıkça söylüyoruz: Hasta olduğu için gelirinden olan, tedavi gördüğü için işinden edilen, yaşam mücadelesi verirken bir de geçim ve gelecek kaygısıyla baş başa bırakılan meslektaşlarımızın uğradığı bu muameleyi kabul etmiyoruz.”</p>

<p>* “Hekimlik suç değildir. Hastalanmak hiç değildir. Bu tablo ne hukukla, ne vicdanla, ne de sosyal devlet ilkesiyle bağdaşmaktadır.”</p>

<p>* “Sözleşmeleri feshedilen tüm arkadaşlarımızın yanında olduğumuzu, bireysel davalarının açılmasından görevlerine iade edilecekleri güne kadar her platformda bu haksızlığa karşı mücadelemizi sürdüreceğimizi ve bu mağduriyetin takipçisi olacağımızı kamuoyuna saygıyla duyururuz."</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Ekonomi, Sağlık</category>
      <guid>https://www.milligazete.com.tr/aile-hekimliginde-bir-magduriyet-daha-agir-kronik-hasta-olduklarinda-once-gelirlerinin-ucte-biri-kesiliyor-sonra-da-sozlesmeleri-feshediliyor</guid>
      <pubDate>Thu, 23 Jul 2026 07:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://milligazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/milligazete-com-tr/uploads/2026/07/aile-hekimliginde-bir-magduriyet-daha-agir-kronik-hasta-olduklarinda-once-gelirlerinin-ucte-biri-kesiliyor-sonra-da-sozlesmeleri-feshediliyor.webp" type="image/jpeg" length="52816"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Öz Sağlık-İş'ten uluslararası iletişimde yeni adım: Arapça yayın başladı]]></title>
      <link>https://www.milligazete.com.tr/oz-saglik-isten-uluslararasi-iletisimde-yeni-adim-arapca-yayin-basladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.milligazete.com.tr/oz-saglik-isten-uluslararasi-iletisimde-yeni-adim-arapca-yayin-basladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Öz Sağlık-İş, kurumsal yayıncılığını uluslararası alana taşıyor. Türkçe ve İngilizce yayın yapan resmi internet sitesine Arapça dil seçeneğini de ekleyen sendika, faaliyetlerini artık üç dilde dünya kamuoyuna sunacak.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Öz Sağlık-İş, çalışma hayatı ve endüstriyel ilişkiler alanındaki kurumsal iletişim çalışmalarına bir yenisini daha ekledi. Daha önce Türkçe ve İngilizce yayın yapan resmi internet sitesi, Arapça dil seçeneğinin de eklenmesiyle üç dilde yayın yapmaya başladı. Yeni uygulamayla birlikte sendikanın sağlık ve sosyal hizmet emekçilerine yönelik faaliyetleri, uluslararası çalışmaları, akademik sendikacılık alanındaki projeleri ve kurumsal duyuruları artık Türkçenin yanı sıra İngilizce ve Arapça olarak da takip edilebilecek.</p>

<h2><strong>ULUSLARARASI GÖRÜNÜRLÜK GÜÇLENECEK</strong></h2>

<p>Üç dilli yayıncılık anlayışı sayesinde, Öz Sağlık-İş'i yurt dışından takip eden sendikalar, sivil toplum kuruluşları ve küresel emek hareketi içinde yer alan örgütler, sendikanın faaliyetlerine daha kolay erişebilecek. Böylece Türkiye'deki sağlık ve sosyal hizmet çalışanlarının sendikal mücadelesi ve kazanımları uluslararası kamuoyuna daha geniş bir kitleye ulaştırılacak.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 21 At 14.01.11" class="detail-photo img-fluid" height="853" src="https://milligazetecomtr.teimg.com/milligazete-com-tr/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-21-at-140111.jpeg" width="1280" /></p>

<h2><strong>SERT: "ÖZ SAĞLIK-İŞ ARTIK BİR DÜNYA MARKASI"</strong></h2>

<p>Yeni internet sayfalarının yayın politikasıyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Hak-İş Genel Başkan Yardımcısı ve Öz Sağlık-İş Genel Başkanı Devlet Sert, sendikanın uluslararası alanda önemli bir konuma ulaştığını belirtti. Öz Sağlık-İş'in küresel emek hareketi içinde güçlü bir temsil kabiliyeti kazandığını ifade eden Sert, şu değerlendirmede bulundu:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>"Sendikamız artık bir dünya markasıdır. Uluslararası ilişkiler ve emek örgütleri nezdinde sağlık ve sosyal hizmet işçileri adına söz söyleyebilen, uluslararası sempozyum ve çalıştaylarda Türk işçi hareketini temsil eden bir sendikayız. Bu çalışmalarımızı dünyanın farklı bölgelerine daha etkin şekilde ulaştırabilmek amacıyla İngilizcenin ardından Arapça web sayfamızı da hizmete açtık. Sürekli güncellenen internet sitemiz sayesinde küresel emek hareketinin temsilcileri ve dünya sendikaları, Türkiye'deki sağlık ve sosyal hizmet işçilerinin faaliyetlerini, hak mücadelesini ve sendikal çalışmalarını artık üç dilde takip edebilecek."</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Abdullah Kutay Eskalen</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.milligazete.com.tr/oz-saglik-isten-uluslararasi-iletisimde-yeni-adim-arapca-yayin-basladi</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Jul 2026 14:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://milligazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/milligazete-com-tr/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-21-at-140110.jpeg" type="image/jpeg" length="46089"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çay Tiryakilerini Üzen Gerçek: Mutfakta Yapılan O Hata Tüm Lezzeti Yok Ediyor]]></title>
      <link>https://www.milligazete.com.tr/cay-tiryakilerini-uzen-gercek-mutfakta-yapilan-o-hata-tum-lezzeti-yok-ediyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.milligazete.com.tr/cay-tiryakilerini-uzen-gercek-mutfakta-yapilan-o-hata-tum-lezzeti-yok-ediyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Mutfakların vazgeçilmezi çay, yanlış saklama koşulları nedeniyle demliğe girmeden önce tüm özelliğini yitirebiliyor. Severek tüketilen bu lezzetin bayatladığını anlamanın yolları ve doğru muhafaza yöntemleri tiryakiler için büyük önem taşıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Günün her saatinde sofralara eşlik eden çay, aslında oldukça hassas bir organik yapıya sahip. Paketi açıldığı andan itibaren çevresel faktörlere maruz kalan çay yaprakları, uygun olmayan ortamlarda hızla kalitesini kaybediyor. Tüketiciler genellikle demlenme süresine veya kullanılan suyun sıcaklığına odaklansa da asıl sorun çoğu zaman mutfak dolaplarındaki saklama hatalarından kaynaklanıyor. Küflenme belirtisi göstermediği sürece tazeliğini koruduğu düşünülen ürünler, demlendiğinde renksiz ve aromasız, sıradan bir sıvıya dönüşebiliyor.</p>

<h2>ÇAY YAPRAKLARI NEDEN ÖZELLİĞİNİ YİTİRİYOR?</h2>

<p>Tamamen organik bir yapı barındıran çay, oksijenle temas ettiği andan itibaren içerisindeki aromatik uçucu yağları yavaş yavaş kaybediyor. Nem, ışık, hava ve ortamdaki diğer baskın kokular, bu eşsiz lezzetin en büyük düşmanları arasında yer alıyor. Güneş ışınları yapraklardaki kimyasal dengeyi altüst ederken, nem ise doğrudan küf oluşumuna zemin hazırlıyor. Süngerimsi yapısı nedeniyle çevresindeki tüm kokuları hızla hapseden çay, dünyanın en kaliteli hasadı dahi olsa yanlış muhafaza edildiğinde tüm formunu yitiriyor.</p>

<h2>BAYAT ÇAYI ELE VEREN 7 ÖNEMLİ İŞARET</h2>

<p>Vatandaşlar, mutfaklarında uygulayacakları birkaç basit kontrolle çayların tazeliğini kolayca test edebiliyor.</p>

<p>Taze bir paket açıldığında etrafa ferah ve keskin bir koku yayılırken, bayatlamış ürünlerde bu etki kayboluyor. Kutu koklandığında karton benzeri cansız bir his uyanıyorsa, yaprakların aroması tamamen yok olmuş sayılıyor. Kaliteli ve taze bir dem, bardağa doldurulduğunda parlak, canlı bir kırmızı ton sunuyor. Özelliğini yitiren çayların demi ise bulanık, mat ve soluk bir görünüme bürünüyor.</p>

<p>Damakta zengin bir tat bırakması gereken içecek, bayatladığında adeta renkli bir su içiliyormuş hissi yaratıyor. Sonradan eklenen şeker veya limon da bu yavan tadı düzeltmeye yetmiyor. Sağlıklı çay yapraklarının kuru ve hafif çıtır bir yapıda olması gerekiyor. Topaklanan veya bükülen yapraklar, ürünün ortamdaki nemi çektiğini ve bozulmaya başladığını gösteriyor.</p>

<p>Baharat veya deterjan gibi ürünlerle aynı dolapta saklanan çaylar, bu güçlü kokuları doğrudan bünyesine çekiyor. Paketten çay dışında farklı esintiler gelmesi, o ürünün atılma vaktinin geldiğine işaret ediyor. Taze yapraklar sıcak suyla buluştuğunda saniyeler içinde etrafa yoğun bir buhar ve koku yayıyor. Kaynama sonrasında ortamda hiçbir çay kokusu oluşmuyorsa, yapraklardaki aromatik yağlar çoktan uçmuş oluyor. Ambalaj üzerindeki son tüketim tarihi ideal koşullar için geçerli bir bilgi sunuyor. Paketi sık açılıp kapanan ve hava alan ortamda bekletilen ürünler, belirtilen tarihten çok daha önce bayatlayabiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="Çaykur Atamalarında Yaş Müjdesi! O Şart Tamamen Kalktı (1)-1" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://milligazetecomtr.teimg.com/milligazete-com-tr/uploads/2026/04/caykur-atamalarinda-yas-mujdesi-o-sart-tamamen-kalkti-1-1.webp" width="1280" /></p>

<h2>ÇAYIN TAZELİĞİNİ KORUMAK İÇİN ALTIN KURALLAR</h2>

<p>Çayın lezzetini ilk günkü gibi muhafaza etmek, mutfaktaki ufak değişikliklerle mümkün hale geliyor. Ürünlerin mutlaka hava almayan, sıkı kapaklı kaplarda saklanması tavsiye ediliyor. Işık geçiren cam kavanozlar yerine içi sırlı seramik veya opak metal kutuların tercih edilmesi büyük önem taşıyor. Cam kavanoz kullanılacaksa, bu kapların kesinlikle karanlık dolaplarda tutulması gerekiyor.</p>

<p>Ocak, fırın veya su ısıtıcı gibi cihazlardan uzak, serin ve kuru kiler dolapları, çay saklamak için en ideal ortamlar olarak öne çıkıyor. Kutu içerisine daldırılan nemli kaşıklar, tüm paketin bozulmasına yol açabiliyor. Ayrıca çay kutularının baharat, bitki çayı veya kahve gibi keskin kokulu ürünlerden ayrı bir bölümde tutulması gerekiyor. Aromasını yitiren çaylar doğrudan sağlık sorunu yaratmasa da nem çekmiş ve küflenmiş ürünlerin kesinlikle tüketilmemesi ve çöpe atılması isteniyor.</p>

<h2>SİYAH ÇAYIN İDEAL TÜKETİM SÜRESİ NE KADAR?</h2>

<p>Doğru koşullarda saklanan açılmamış bir siyah çay paketi kalitesini bir ila iki yıl boyunca koruyabiliyor. Paket açıldıktan sonra ise en yüksek lezzetin alınabilmesi için ürünün üç ila dört ay içerisinde tüketilmesi öneriliyor.</p>

<p>Vatandaşlar arasında sıkça yapılan en büyük hatalardan biri de çayı buzdolabında saklamak oluyor. Buzdolabındaki yüksek nem ve diğer gıdaların kokuları, çay yapraklarına anında nüfuz ederek ürünü içilmez hale getiriyor. Demlikteki lezzetsizliğin faturası genelde suya veya demleme süresine kesilse de asıl problemin kaynağında, tezgahlarda açık unutulup yanlış muhafaza edilmiş çaylar yatıyor. Çayın tadı bozulduğunda, demleme yöntemini değiştirmeden önce doğrudan kavanozdaki yaprakların koklanması çözüm için yeterli oluyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.milligazete.com.tr/cay-tiryakilerini-uzen-gercek-mutfakta-yapilan-o-hata-tum-lezzeti-yok-ediyor</guid>
      <pubDate>Tue, 14 Jul 2026 13:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://milligazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/milligazete-com-tr/uploads/2026/04/2026-sezonu-baslamadan-fiyatlar-katlandi-caya-10-zam-geldi.webp" type="image/jpeg" length="29548"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hafızaya Ne İyi Gelir? Beyin Hücrelerini Yenileyen 8 Mucizevi Meyve]]></title>
      <link>https://www.milligazete.com.tr/hafizaya-ne-iyi-gelir-beyin-hucrelerini-yenileyen-8-mucizevi-meyve</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.milligazete.com.tr/hafizaya-ne-iyi-gelir-beyin-hucrelerini-yenileyen-8-mucizevi-meyve" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Son günlerde zihinsel performansını artırmak ve güçlü bir hafızaya sahip olmak isteyenler, beslenme uzmanlarının önerdiği doğal yöntemlere yoğun ilgi gösteriyor. Özellikle sınav dönemlerindeki öğrenciler ve yoğun iş temposunda çalışanlar, beyin sağlığını koruyan yiyecekleri araştırarak sofralarına ekliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Hangi meyveler hafızayı güçlendirir, zeka geliştiren besinler nelerdir, odaklanmayı artıran meyveler hangileri gibi aramalar arama motorlarında zirveyi zorluyor. İşte konuya dair tüm merak edilen o soruların yanıtları...</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Günlük hayatın koşuşturmacası içinde pek çoğumuz odaklanma sorunu yaşıyor veya isimleri, olayları ve görevleri çabuk unutuyoruz. Zihnimizi zinde tutmanın sırrı ise sadece bulmaca çözmekten veya kitap okumaktan değil, aynı zamanda doğru beslenmekten geçiyor. Uzmanlar, tek başına zekayı bir anda uçuracak sihirli bir yiyecek olmadığını söylese de, doğanın bize sunduğu bazı mucizevi meyveler beyin hücrelerini korumada başrol oynuyor. Özellikle "hafızaya ne iyi gelir" ve "beyin dostu gıdalar" araması yapan okurlarımız için hazırladığımız bu listedeki meyveler, içerdikleri güçlü antioksidanlar ve vitaminlerle zihinsel gerilemeyi yavaşlatıyor. Bilimsel araştırmaların ışığında kanıtlanmış, düzenli tüketildiğinde bilişsel fonksiyonları destekleyip adeta zekanızı keskinleştirecek o özel meyveleri sizler için derledik.</p>

<h2>HAFIZAYI GÜÇLENDİREN YABAN MERSİNİ BEYNE NASIL ETKİ EDER?</h2>

<p>Beyin sağlığı dediğimizde akla gelen ilk meyve tartışmasız yaban mersini oluyor. Mavi rengini veren antosiyanin maddesi sayesinde hem öğrenme kapasitesini artırıyor hem de hafızayı sağlamlaştırıyor. İlerleyen yaşlarda ortaya çıkan zihinsel gerilemenin hızını kestiği için bilim insanları yaban mersininin düzenli tüketilmesini tavsiye ediyor.</p>

<h2>ÇİLEK UNUTKANLIĞA İYİ GELİR Mİ?</h2>

<p>Canlı renginin ardında devasa bir C vitamini ve flavonoid deposu saklayan çilek, gerçek bir beyin dostu olarak öne çıkıyor. Yapılan araştırmalar, flavonoid yönünden zengin beslenen kişilerin uzun vadede hafıza fonksiyonlarını çok daha iyi koruduğunu kanıtlıyor.</p>

<h2>BEYİN HÜCRELERİNİ KORUYAN NARIN FAYDALARI NELER?</h2>

<p>Polifenol ve antioksidan açısından son derece zengin olan nar, beyin hücreleri için adeta aşılmaz bir kalkan görevi görüyor. Vücutta hücrelere zarar veren serbest radikallerin olumsuz etkilerini silerek, zihnin berrak kalmasını ve bilişsel işlevlerin sorunsuz çalışmasını sağlıyor.</p>

<p><img alt="Meyve" class="detail-photo img-fluid" height="667" src="https://milligazetecomtr.teimg.com/milligazete-com-tr/uploads/2026/04/meyve.jpg" width="1000" /></p>

<h2>ODAKLANMAYI ARTIRAN PORTAKAL ZİHNİ NASIL AÇAR?</h2>

<p>Turunçgillerin gözdesi portakal, içerdiği yüksek C vitamini ile dikkat çekiyor. Beyin hücrelerini erken yaşlanmaya iten ve tahribat yaratan oksidatif strese karşı savaşta en güçlü silahımız olan C vitamini, zihnin sürekli açık ve zinde kalmasına destek oluyor.</p>

<h2>ZİHİNSEL PERFORMANSI ARTIRAN AVOKADO NASIL TÜKETİLMELİ?</h2>

<p>Mutfaklarımızda sıkça sebze gibi kullansak da botanik olarak meyve sayılan avokado, sağlıklı tekli doymamış yağlar barındırıyor. Bu özel yağlar kan dolaşımını kusursuz hale getirerek beynin ihtiyaç duyduğu oksijen ve besinlerin hedefe çok daha hızlı ve kayıpsız ulaşmasına kapı aralıyor.</p>

<h2>SİNİR HÜCRELERİNİ YENİLEYEN ELMANIN İÇİNDE NELER VAR?</h2>

<p>Lif ve C vitamini deposu elma, aynı zamanda kuersetin isimli son derece güçlü bir antioksidan taşıyor. Bu özel bileşen doğrudan sinir hücrelerini koruyor. Uzmanlar elmanın doğrudan bir IQ artışı sağlamadığını, ancak beyni dış tehlikelere karşı koruyan muazzam bir zırh oluşturduğunu ifade ediyor.</p>

<h2>BİLİŞSEL SAĞLIĞI DESTEKLEYEN SİYAH ÜZÜMÜN SIRRI NE?</h2>

<p>Özellikle koyu renkli üzümlerin içinde bolca yer alan resveratrol adlı polifenol, beyne giden kan akışını hızlandırıyor. Kan akışının artmasıyla birlikte düşünme, karar verme ve hatırlama gibi bilişsel süreçler çok daha sağlıklı, akıcı bir şekilde işlemeye başlıyor.</p>

<h2>DİKKAT EKSİKLİĞİNE İYİ GELEN MUZ HANGİ VİTAMİNLERİ İÇERİR?</h2>

<p>Beyin fonksiyonlarının kusursuz işlemesi için kritik öneme sahip B6 vitamini muzda bolca bulunuyor. B6 vitamini, insan beynindeki odaklanma, enerji ve motivasyon süreçlerini yöneten serotonin, dopamin ve GABA gibi sinir ileticilerinin üretilmesinde başrol oynuyor.</p>

<h2>ZEKAYI ARTIRMAK İÇİN SADECE MEYVE YEMEK YETERLİ Mİ?</h2>

<p>Beslenme uzmanları ve bilim insanları, saydığımız bu meyvelerin beyin sağlığını harika şekilde desteklediğini ancak tek başlarına zeka seviyesini zirveye taşımayacağını okurlara sıklıkla hatırlatıyor. Zihinsel potansiyeli en üst düzeye çıkarmak için bu güçlü besinleri tüketmek şart; ancak bunun yanına mutlaka kesintisiz ve kaliteli bir uyku, düzenli spor, stresten uzak bir yaşam rutini ve dengeli beslenme alışkanlığı eklemek gerekiyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Tunahan Türkoğlu</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.milligazete.com.tr/hafizaya-ne-iyi-gelir-beyin-hucrelerini-yenileyen-8-mucizevi-meyve</guid>
      <pubDate>Tue, 14 Jul 2026 12:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://milligazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/milligazete-com-tr/uploads/2026/07/meyve-5.jpg" type="image/jpeg" length="84368"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[O hijyen malzemelerine aman dikkat! Hangi ıslak mendil satışı yasaklanıyor? Su ve sabun kullanımı her zaman en güvenli seçenek]]></title>
      <link>https://www.milligazete.com.tr/o-hijyen-malzemelerine-aman-dikkat-hangi-islak-mendil-satisi-yasaklaniyor-su-ve-sabun-kullanimi-her-zaman-en-guvenli-secenek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.milligazete.com.tr/o-hijyen-malzemelerine-aman-dikkat-hangi-islak-mendil-satisi-yasaklaniyor-su-ve-sabun-kullanimi-her-zaman-en-guvenli-secenek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Plastik içermeyen organik peçeteler ve yeniden kullanılabilir temizlik ürünleri satışta kalmaya devam edecek. Tıbbi kullanım için ise hastaneler ve eczaneler belirli istisnalar kapsamında plastik içerikli mendilleri kullanabilecek.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Islak mendiller…</p>

<p>İçerdiği alkol, paraben ve parfüm gibi kimyasallar nedeniyle cilt bariyerini zayıflatarak kuruluk, kızarıklık ve kontakt dermatit gibi alerjik reaksiyonlara yol açabiliyor.</p>

<p>Ayrıca suda çözünmeyen plastik yapıları çevre kirliliğine ve kanalizasyon tıkanıklıklarına neden oluyor.</p>

<p>Islak mendillerin sık kullanımı, içerdiği kimyasallar yüzünden cildin doğal yağ ve nem dengesini de bozabilir.</p>

<p>Alkol ve parfümlü yapıları, hassas ciltlerde ciddi tahribata ve alerjik reaksiyonlara sebep olur.</p>

<p>Özellikle bebeklerde ve hassas cilt yapısına sahip bireylerde egzama ataklarını tetikleyebilir ve pişik sorunlarını artırabilir.</p>

<p>Cilt kuruluğu oluşurmasının yanı sıra, uzmanlar sedef hastalarının alkol bazlı ıslak mendil kullanımından özellikle kaçınmaları gerektiği konusunda uyarıyor.</p>

<h2><strong>SU VE SABUN KULLANIMI HER ZAMAN EN GÜVENLİ SEÇENEK</strong></h2>

<p>Piyasada satılan bazı ıslak mendillerin, yeterli sterilizasyondan geçmemesi veya kimyasal koruyucu dengesinin bozulması durumunda bakteri üremesine açık olduğu bilinmekte…</p>

<p>Steril olmayan mendillerin kullanımı, ciltte ciddi enfeksiyonlara ve hatta bazı sağlık krizlerine yol açabiliyor.</p>

<p>Plastik bazlı ve suda çözünmeyen ıslak mendillerin tuvalete atılması, büyük kanalizasyon tıkanıklıklarına, çevre kirliliğine ve arıtma tesislerinde büyük maddi hasarlara neden olmakta…</p>

<p>Uzmanlar, ıslak mendil seçerken parabensiz, alkolsüz ve parfümsüz olanların tercih edilmesi gerektiğini vurguluyor.</p>

<p>Günlük el ve yüz temizliğinde su ve sabun kullanımı her zaman en güvenli seçenektir</p>

<h2><strong>PLASTİK İÇERİKLİ ISLAK MENDİL SATIŞI YASAKLANIYOR</strong></h2>

<p>Tam da ıslak mendil kullanımı hakkında son bir gelişme…</p>

<p>Birleşik Krallık’ta plastik içerikli ıslak mendil satışı yasaklanıyor…</p>

<p>Birleşik Krallık, çevre kirliliği ve kanalizasyon tıkanmalarını önlemek için plastik içerikli tek kullanımlık ıslak mendil satışını 2026’dan itibaren kademeli olarak yasaklıyor.</p>

<p>Birleşik Krallık hükümeti, çevre kirliliğini azaltmak ve kanalizasyon altyapısında yaşanan tıkanmaları önlemek amacıyla plastik içerikli tek kullanımlık ıslak mendillerin satışını yasaklama kararı aldı.</p>

<p>Düzenleme hem fiziki mağazalarda hem de internet satışlarında geçerli olacak.</p>

<p>Kararın temel amacı, doğada uzun yıllar çözünmeyen ve mikroplastik kirliliğine yol açan ürünleri ortadan kaldırmak olarak açıklandı. Yasak, bebek mendillerinden makyaj temizleme mendillerine kadar geniş bir ürün yelpazesini kapsıyor.</p>

<h2><strong>KADEMELİ UYGULAMA TAKVİMİ AÇIKLANDI</strong></h2>

<p>Yasak Birleşik Krallık genelinde aynı anda değil, kademeli olarak hayata geçirilecek:</p>

<p>Galler: 18 Aralık 2026</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İngiltere ve Kuzey İrlanda: Mayıs 2027</p>

<p>İskoçya: Ağustos 2027</p>

<p>Bu süreçte üreticilerin ve satıcıların mevcut stoklarını eritmesi ve alternatif ürünlere geçiş yapması hedefleniyor.</p>

<h2><strong>HANGİ ÜRÜNLER KAPSAM DIŞINDA KALACAK?</strong></h2>

<p>Plastik içermeyen organik peçeteler ve yeniden kullanılabilir temizlik ürünleri satışta kalmaya devam edecek. Tıbbi kullanım için ise hastaneler ve eczaneler belirli istisnalar kapsamında plastik içerikli mendilleri kullanabilecek.</p>

<p>Çevre uzmanları, “biyolojik olarak parçalanabilir” olarak satılan bazı ürünlerin bile kanalizasyon sistemlerinde tam anlamıyla çözünmediğini ve mikrofiber kirliliğine yol açabileceğini belirtiyor.</p>

<p>Bu nedenle tüm ıslak mendillerin tuvalet yerine çöp kutusuna atılması gerektiği vurgulanıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.milligazete.com.tr/o-hijyen-malzemelerine-aman-dikkat-hangi-islak-mendil-satisi-yasaklaniyor-su-ve-sabun-kullanimi-her-zaman-en-guvenli-secenek</guid>
      <pubDate>Tue, 14 Jul 2026 06:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://milligazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/milligazete-com-tr/sites/2024/07/25/sadece-1-su-bardagi-dokun-tuvaletlerinizin-bembeyaz-parlamasini-seyreden-daha-hijyenik-bir-cozumu-yok-2.webp" type="image/jpeg" length="90063"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sessizce ve sinsice ilerleyen bir hastalık! Yüksek tansiyonun sessiz belirtileri neler? Vücutta bu belirtiler varsa dikkate alınmalı!]]></title>
      <link>https://www.milligazete.com.tr/sessizce-ve-sinsice-ilerleyen-bir-hastalik-yuksek-tansiyonun-sessiz-belirtileri-neler-vucutta-bu-belirtiler-varsa-dikkate-alinmali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.milligazete.com.tr/sessizce-ve-sinsice-ilerleyen-bir-hastalik-yuksek-tansiyonun-sessiz-belirtileri-neler-vucutta-bu-belirtiler-varsa-dikkate-alinmali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hipertansiyon, çoğu zaman belirti vermeden ilerlediği için “sessiz katil” olarak tanımlanıyor. Uzmanlar, erken teşhis ve düzenli tansiyon takibiyle kalp krizi, felç ve böbrek yetmezliği gibi ciddi sağlık sorunlarının önlenebileceğine dikkat çekiyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Hipertansiyon…</p>

<p>Çoğu zaman hiçbir belirti vermeden yıllarca ilerler…</p>

<p>Bu yüzden sağlık çevrelerinde “sessiz katil” olarak da anılır.</p>

<p>Erken teşhis bu manada çok önemli…</p>

<p>Erken teşhis ve doğru yaşam alışkanlıkları; kalp krizi, felç ve böbrek yetmezliği gibi ciddi hastalıkların önüne geçebilir.</p>

<h2><strong>SESSİZCE VE SİNSİCE İLERLEYEN BİR HASTALIK</strong></h2>

<p>Yüksek tansiyon (hipertansiyon), atardamarlardaki kan basıncının normal sınırların üzerine çıkmasıdır.</p>

<p>En tehlikeli yönü ise çoğu insanda uzun yıllar boyunca hiçbir belirti vermeden ilerlemesidir.</p>

<p>Kişi kendisini tamamen sağlıklı hissedebilir.</p>

<p>Ancak bu süreçte damarlar, kalp, böbrekler ve beyin yavaş yavaş zarar görmeye devam eder.</p>

<p>Bu nedenle hipertansiyon, tıp dünyasında “sessiz katil” olarak tanımlanmaktadır.</p>

<h2><strong>HER BAŞ AĞRISI ELBETTE TANSİYON DEĞİLDİR; AMA BU BELİRTİLER DİKKATE ALINMALIDIR</strong></h2>

<p>Hipertansiyon çoğu zaman belirti vermese de bazı kişilerde şu şikâyetler görülebilir:</p>

<p>Sabahları daha belirgin olan baş ağrısı</p>

<p>Baş dönmesi</p>

<p>Kulaklarda uğultu</p>

<p>Bulanık görme</p>

<p>Burun kanaması</p>

<p>Çarpıntı</p>

<p>Nefes darlığı</p>

<p>Göğüste baskı hissi</p>

<p>Çabuk yorulma</p>

<p>Ense ağrısı</p>

<p>Bu belirtiler elbette yalnızca tansiyona özgü değildir.</p>

<p>Ancak özellikle risk grubundaki kişilerin mutlaka tansiyonlarını ölçtürmeleri gerekir.</p>

<h2><strong>KİMLER DAHA FAZLA RİSK ALTINDA?</strong></h2>

<p>Hipertansiyon gelişme riski şu kişilerde daha yüksektir:</p>

<p>40 yaş üzerindekiler</p>

<p>Ailesinde hipertansiyon bulunanlar</p>

<p>Fazla kilolu bireyler</p>

<p>Hareketsiz yaşam sürenler</p>

<p>Sigara kullananlar</p>

<p>Aşırı tuz tüketenler</p>

<p>Diyabet hastaları</p>

<p>Böbrek hastalığı bulunanlar</p>

<p>Sürekli stres altında yaşayanlar</p>

<p>Son yıllarda yanlış beslenme ve hareketsizlik nedeniyle genç yaşlarda da hipertansiyon görülme sıklığı artmaktadır.</p>

<h2><strong>TEDAVİ EDİLMEZSE HANGİ HASTALIKLARA YOL AÇABİLİR?</strong></h2>

<p>Kontrol altına alınmayan hipertansiyon;</p>

<p>Kalp krizi</p>

<p>İnme (felç)</p>

<p>Kalp yetmezliği</p>

<p>Böbrek yetmezliği</p>

<p>Göz damarlarında hasar</p>

<p>Görme kaybı</p>

<p>Damar sertliği gibi ciddi sağlık sorunlarına neden olabilir.</p>

<p>Bu yüzden yalnızca ilaç kullanmak değil, yaşam tarzını değiştirmek de tedavinin önemli bir parçasıdır.</p>

<h2><strong>TANSİYONU KONTROL ALTINDA TUTMANIN YOLLARI</strong></h2>

<p>Uzmanların önerdiği temel korunma yöntemleri şunlardır:</p>

<p>Tuz tüketimini azaltmak</p>

<p>Düzenli yürüyüş yapmak</p>

<p>İdeal kiloyu korumak</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sigara ve alkolden uzak durmak</p>

<p>Sebze ve meyve ağırlıklı beslenmek</p>

<p>Stresi yönetebilmek</p>

<p>Düzenli uyumak</p>

<p>Doktor kontrollerini aksatmamak</p>

<p>İlaçları düzenli kullanmak</p>

<p>Özellikle 40 yaşından sonra hiçbir şikâyet olmasa bile belirli aralıklarla tansiyon ölçümü yaptırılması tavsiye edilmektedir.</p>

<h2><strong>HİPERTANSİYON NEDİR?</strong></h2>

<p>Yüksek tansiyon olarak da bilinen hipertansiyon, atardamarlarda kanın normalden daha yüksek basınçla akması sonucu kan basıncının normal değerler üzerine çıkarak 140/90'ın üzerinde olması durumudur.</p>

<p>Tansiyonu yükselten yaygın nedenler, aşırı kilo, sağlıksız beslenme (az meyve-sebze, fazla yağ ve tuz tüketimi), fazla sigara ve alkol tüketimi ile fiziksel aktivite azlığı yanı sıra böbrek rahatsızlıkları, obstrüktif uyku apnesi, doğum kontrol hapları ve çeşitli ilaçlar ve tiroid hastalıklarıdır.</p>

<p>Yüksek tansiyonun bir sonucu olarak baş ağrısı, baş dönmesi, görüşte bulanıklık, nefes darlığı, kalp ritminde düzensizlik, sık idrara çıkma, burun kanaması ve kulak çınlaması gibi belirtiler görülebilir.</p>

<h3><strong>Geceleri daha sık idrara çıkma</strong></h3>

<p>Kan basıncının olması gerekenden daha yüksek seviyeye çıkması durumu olan yüksek tansiyonun belirtilerinden biri de kişinin sık idrara çıkmasıdır.</p>

<h3><strong>Bulanık veya çift görme</strong></h3>

<p>Yüksek tansiyon, kalp ve beyin gibi önemli organlara zarar verdiği gibi gözde de hasar meydana getirebilir. Yüksek tansiyon hastalığı olan kişiler baktıkları yeri bulanık veya çift görebilir. Görme problemi şiddetlenen kişiler ise vakit kaybetmeden doktora başvurmalıdır.</p>

<h3><strong>Kalp çarpıntısı</strong></h3>

<p>Aşırı yüksek kan basıncına bağlı olarak tansiyonun yükseldiği sırada kalp çarpıntısı semptomu ortaya çıkar. Kalp çarpıntısı da hipertansiyonun yaygın görülen belirtilerindendir.</p>

<h3><strong>Halsizlik ve yorgunluk</strong></h3>

<p>Yüksek tansiyon hastalığıyla mücadele eden kişilerde halsizlik ve yorgunluk semptomları sık bir şekilde görülür.</p>

<h2><strong>Baş ağrısı</strong></h2>

<p>Yüksek tansiyon meydana geldiğinde kan basıncı damarlara baskı yaptığı için kişide şiddetli ve zonklayıcı bir baş ağrısı hissedebilir. Baş ağrısı, yüksek tansiyonun yaygın belirtileri arasındadır.</p>

<h3><strong>Nefes darlığı</strong></h3>

<p>Yüksek tansiyon, kalbin vücudun geri kalanına kan pompalamak için daha fazla çalışmasına neden olur ve bu süreç yaşandığında kan basıncının aşırı bir şekilde yükselir. Bu yükseliş esnasında da kişi nefes darlığı semptomu hisseder.</p>

<h3><strong>Burun kanaması</strong></h3>

<p>Yüksek tansiyonun burnun içindeki kan damarlarına zarar verebileceğine yönelik çalışmalar, burun kanamasının yüksek tansiyon belirtileri arasında yer almasına neden olur.</p>

<h3><strong>Kulak çınlaması</strong></h3>

<p>Kan basıncının yükselmesi sonucu oluşan yüksek tansiyon, kan damarlarını etkileyerek kanın damarlar ve atardamarlarınızda daha fazla kuvvetle hareket etmesine neden olur. Bu kan akışı değişiklikleri kulak çınlamasına sebebiyet verebilir.</p>

<h3><strong>Baş dönmesi</strong></h3>

<p>Tansiyon yükseldiğinde beyne giden oksijenin yetersizliğinden dolayı kişi baş dönmesi yaşar. Baş dönmesi, yüksek tansiyonun en erken uyarısı olarak da değerlendirilir. Şiddetli baş dönmesi söz konusuysa önce tansiyonunuzu ölçüp, yüksek çıktıysa doktora başvurmanız gerekir.</p>

<h3><strong>Mide bulantısı ve kusma</strong></h3>

<p>Yüksek tansiyona bağlı kan basıncı çok yüksek olduğunda bu durum beyin hasarına neden olabilir. Baş dönmesiyle kendisini gösteren bu durum, baş dönmesiyle ilişkili olarak kişide mide bulantısı ve kusmaya kadar gidebilir.</p>

<h3><strong>Ani tansiyon yükselmesi belirtileri nelerdir?</strong></h3>

<p>Ani tansiyon yükselmesi belirtileri baş ağrısı, baş dönmesi, kalp çarpıntısı ve nefes darlığıdır. Ayrıca burun kanaması, kulak çınlaması çarpıntı, denge kaybı gibi belirtilerde görülebilir.</p>

<h3><strong>Strese Bağlı Yüksek Tansiyon Belirtileri Nelerdir?</strong></h3>

<p>Yüksek tansiyonun sebeplerinden biride strestir. Yoğun stres altında yaşayan kişilerin tansiyon değerleri yüksek çıktığında bu durum bazı belirtiler doğurur. Strese bağlı yüksek tansiyon belirtileri arasında kalp çarpıntısı, baş ağrısı, uyku bozukluğu, baş dönmesi, depresyon, terleme, agresiflik ve mide problemleri gösterilir.</p>

<h2><strong>BU BELİRTİLER VARSA ŞAYET…</strong></h2>

<p>Vücutta bu belirtiler varsa hemen en yakın bir sağlık kuruluşuna müracaat edilmesi hekimler tarafından tavsiye edilmektedir…</p>

<p></p>

<p>---</p>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.milligazete.com.tr/sessizce-ve-sinsice-ilerleyen-bir-hastalik-yuksek-tansiyonun-sessiz-belirtileri-neler-vucutta-bu-belirtiler-varsa-dikkate-alinmali</guid>
      <pubDate>Tue, 07 Jul 2026 08:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://milligazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/milligazete-com-tr/uploads/2026/06/evde-saglik-hizmetleri-genisliyor-palyatif-bakim-hastane-takibiyle-entegre-featured.webp" type="image/jpeg" length="93566"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Doktor, ebe ve hemşirelerin hastalanma lüksü yok! Hastalanan hekim, ebe ve hemşire işini kaybediyor! Aile Hekimliği Sözleşme ve Ödeme Yönetmeliği değişmeli]]></title>
      <link>https://www.milligazete.com.tr/doktor-ebe-ve-hemsirelerin-hastalanma-luksu-yok-hastalanan-hekim-ebe-ve-hemsire-isini-kaybediyor-aile-hekimligi-sozlesme-ve-odeme-yonetmeligi-degismeli-izin-donemlerinde-de-ucret-kesintisi-iddiasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.milligazete.com.tr/doktor-ebe-ve-hemsirelerin-hastalanma-luksu-yok-hastalanan-hekim-ebe-ve-hemsire-isini-kaybediyor-aile-hekimligi-sozlesme-ve-odeme-yonetmeligi-degismeli-izin-donemlerinde-de-ucret-kesintisi-iddiasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Aile Hekimleri Sendikası (AHESEN) Genel Başkanı Dr. Ahmet Kandemir, aile sağlığı merkezlerinde (ASM) görevli doktor, ebe ve hemşirelerin hastalık ve izin süreçlerinde yaşadığı mağduriyetlere dikkat çekti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Aile Hekimliği Çalışanları Sendikası, aile hekimleri, ebeler ve hemşirelerin uzun süreli hastalık raporlarında ciddi hak kayıpları yaşadığını belirtti.</p>

<p>Aile Hekimleri Sendikası (AHESEN) Genel Başkanı Dr. Ahmet Kandemir, aile sağlığı merkezlerinde (ASM) görevli doktor, ebe ve hemşirelerin hastalık ve izin süreçlerinde yaşadığı mağduriyetlere dikkat çekti.</p>

<p>Sağlık çalışanlarının hastalık durumuyla ilgili öne çıkan hususlar şunlar;</p>

<p>* Vekil Hekim/Personel Zorunluluğu: Aile sağlığı çalışanları hastalandıklarında veya rapor aldıklarında, yerlerine kendi imkanlarıyla vekil bir hekim veya sağlık personeli bulma zorunluluğuyla karşı karşıyadır.</p>

<p>* Maaş Kesintileri: Son 6 ayda merkeze hiç gelmeyen hastalar (veya kronik takip hastaları) nedeniyle, hekim ve aile sağlığı hemşirelerinin maaşlarından haksız kesintiler yapıldığı belirtilmektedir.</p>

<p>* Performans ve Nöbetler: Artan angaryalar ve yeni yönetmeliklerin hem aile hekimliği sistemine zarar verdiği hem de sağlık çalışanlarını tükettiği vurgulanmaktadır…</p>

<h2><strong>DR. AHMET KANDEMİR NELER SÖYLEDİ?</strong></h2>

<p>AHESEN Genel Başkanı Dr. Ahmet Kandemir, kanser, kaza, kalp krizi ve yoğun bakım gibi durumlarda 180 günü aşan raporların sözleşme feshiyle sonuçlanabildiğini belirterek, “Bu durum ne insani ne hukuki ne de vicdani olarak kabul edilebilir” dedi.</p>

<p>Aile Hekimliği Çalışanları Sendikası, aile hekimliği sisteminde görev yapan sağlık çalışanlarının uzun süreli hastalık durumunda karşı karşıya kaldığı hak kayıplarına dikkat çekti.</p>

<p>AHESEN, kanser tedavisi gören, ağır kaza geçiren, kalp krizi yaşayan ya da yoğun bakım sürecinden geçen aile hekimi, ebe ve hemşirelerin yalnızca gelir kaybına uğramadığını, 180 günü aşan sağlık raporlarında sözleşmelerinin de feshedilebildiğini bildirdi.</p>

<p>Sendika, uygulamanın acilen değiştirilmesi gerektiğini vurguladı.</p>

<h2><strong>“AİLE HEKİMLİĞİ ÇALIŞANLARININ HASTALANMASI ADETA LÜKS”</strong></h2>

<p>AHESEN Genel Başkanı Dr. Ahmet Kandemir, mevcut Aile Hekimliği Sözleşme ve Ödeme Yönetmeliği’nin sağlık çalışanlarını mağdur ettiğini söyledi.</p>

<p>Kandemir, aile hekimliği çalışanlarının “mevsimlik işçi” gibi değerlendirildiğini savunarak, gelirlerinin fiziken yerine getirilmesi güç performans kriterlerine bağlandığını belirtti.</p>

<p>Kandemir, “Aile Hekimliği Yönetmeliği’ne göre aile hekimliği çalışanlarının hastalanması adeta lüks. Ani gelişen hastalıklarda 180 günü aşan rapor sürelerinde çalışanlar hem iş güvencelerini hem de mesleklerini kaybetme riskiyle karşı karşıya kalıyor” dedi.</p>

<h2><strong>“BU UYGULAMA HİÇBİR VİCDANA SIĞMIYOR”</strong></h2>

<p>Aile hekimleri, ebeler ve hemşirelerin hastalandıklarında ya da kaza geçirdiklerinde mevcut performans sistemi nedeniyle önemli ücret kayıpları yaşadığını belirten Kandemir, uzun süreli hastalık halinde sözleşme feshi riskinin de ortaya çıktığını ifade etti.</p>

<p>Kandemir, “Hastaları iyileştirmek için görev yapan sağlık çalışanlarının, kendileri hastalandığında işlerini kaybetmeleri hiçbir vicdana sığmıyor. Kanser tedavisi gören ya da ağır hastalıkla mücadele eden sağlık çalışanlarının iş güvencesi ortadan kaldırılamaz” diye konuştu.</p>

<h2><strong>İZİN DÖNEMLERİNDE DE ÜCRET KESİNTİSİ İDDİASI</strong></h2>

<p>AHESEN, mağduriyetin yalnızca uzun süreli hastalıklarla sınırlı olmadığını belirtti.</p>

<p>Sendikaya göre aile hekimliği sisteminde yıllık izin, doğum izni, babalık izni ve gebelik izni gibi temel yasal hakların kullanıldığı dönemlerde de aile hekimleri, ebeler ve hemşirelerin ücretlerinde kesinti yapılabiliyor.</p>

<p>Bu durumun çalışanların yasal haklarını kullanırken maddi kaygı yaşamasına neden olduğunu belirten sendika, sistemin yeniden düzenlenmesi gerektiğini ifade etti.</p>

<h2><strong>SAĞLIK BAKANLIĞI’NA DÜZENLEME ÇAĞRISI</strong></h2>

<p>AHESEN Genel Başkanı Kandemir, Sağlık Bakanlığı’na çağrıda bulunarak aile hekimliği çalışanlarının uzun süreli hastalık nedeniyle sözleşmelerinin feshedilmemesini istedi.</p>

<p>Kandemir, performans kaynaklı gelir kayıplarının önlenmesi ve sağlık çalışanlarının izin haklarını kullanırken maddi kayba uğramayacağı yeni bir yasal düzenleme yapılması gerektiğini söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>AHESEN, sağlık çalışanlarının hem hastalık hem de izin dönemlerinde iş güvencesi ve gelir güvencesiyle korunmasının zorunlu olduğunu vurguladı.</p>

<h2><strong>DR. AHMET KANDEMİR KİMDİR?</strong></h2>

<p>Aslen Adanalıdır. Hazırlık ve 6 yıllık tıp eğitiminin ardından 2009 yılında Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesinden mezun oldu.</p>

<p>Mesleğine Kahramanmaraş Göksun ilçesinde 112 Acil Sağlık hizmetlerinde başladı. 13.12.2010 tarihinde Kahramanmaraş Göksun 14 nolu AHB de Aile hekimliğine geçtikten sonra sırasıyla İstanbul Arnavutköy 29 nolu AHB de, İstanbul Kağıthane 64 Nolu AHB de çalışan Ahmet Kandemir halen İzmir Seferihisar 11 Nolu AHB de görev yapmaktadır.</p>

<p>2021-2023 döneminde (İzmir Aile Hekimleri Derneği) İZAHED YK üyesi olarak görev yaptı. 2021-2023 döneminde AHESEN Yönetim Kurulu Üyesi olarak Sosyal İlişkiler, Dış İlişkiler ve Basın Yayın Sekreterliği ve Hukuk ve Mevzuat Sekreterliğini yürüttü.</p>

<p>23.01.2023 itibariyle AHESEN Genel Başkanlığı’na seçildi.</p>

<p>30.09.2023 tarihinde yeniden AHESEN Genel Başkanlığına seçildi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.milligazete.com.tr/doktor-ebe-ve-hemsirelerin-hastalanma-luksu-yok-hastalanan-hekim-ebe-ve-hemsire-isini-kaybediyor-aile-hekimligi-sozlesme-ve-odeme-yonetmeligi-degismeli-izin-donemlerinde-de-ucret-kesintisi-iddiasi</guid>
      <pubDate>Tue, 07 Jul 2026 06:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://milligazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/milligazete-com-tr/uploads/2026/07/aile-hekimligi.jpg" type="image/jpeg" length="89444"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Atama bekleyen Diyetisyenlerden Sağlık Bakanlığı'na çağrı]]></title>
      <link>https://www.milligazete.com.tr/atama-bekleyen-diyetisyenlerden-saglik-bakanligina-cagri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.milligazete.com.tr/atama-bekleyen-diyetisyenlerden-saglik-bakanligina-cagri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanı Memişoğlu'nun toplumun önemli bir bölümünün fazla kilolu olduğuna dikkat çekerek obeziteyle mücadele kapsamında yeni bir farkındalık kampanyası başlatmasının ardından, kamuya atanmayı bekleyen diyetisyenler istihdam taleplerini yineledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu'nun toplumda fazla kilo ve obeziteye karşı yeni bir farkındalık kampanyası başlatmasının ardından, kamuya atanmayı bekleyen diyetisyenler istihdam taleplerini bir kez daha gündeme taşıdı. Meslek temsilcileri, obeziteyle etkili mücadele edebilmek ve koruyucu sağlık hizmetlerini güçlendirebilmek için kamuda daha fazla diyetisyen görevlendirilmesi gerektiğini belirtiyor.</p>

<p>Cumhuriyet'ten Taylan Gülkanat'ın haberine göre, Bakan Memişoğlu'nun "Hareket yaşını öğren, sağlıklı kal" kampanyasını duyurmasının ardından obeziteyle mücadelede önemli rol üstlenen diyetisyenlerin çalışma koşulları ve istihdam durumu yeniden tartışılmaya başlandı. Geçtiğimiz yıl kamuya yalnızca 116 diyetisyenin atanması ve büyükşehirlerde dahi sınırlı kontenjan ayrılması, atama bekleyen sağlık çalışanlarının tepkisine neden oldu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>“OBEZİTE TEDAVİSİNDE TEMEL GÖREV DİYETİSYENLERE AİT”</strong></p>

<p>2023 yılında Beslenme ve Diyetetik Bölümü'nden mezun olan ve iki yıldır atama beklediğini ifade eden bir diyetisyen, obezitenin yalnızca kilo fazlalığı olarak değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi. Diyetisyen, "Obezite tedavisinde ilk basamakta yer alan meslek grubuyuz. Kamuda daha fazla istihdam edilmemiz, hem hastalık yükünün hem de ilaç kullanımının azalmasına katkı sağlayacaktır. Avrupa'nın en yüksek obezite oranına sahip ülkelerinden biriyiz ve kamuda yaklaşık 25 bin hastaya yalnızca bir diyetisyen düşüyor. Bu tablo, etkili tedavi süreci açısından yeterli değil." ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>KAMU KADROLARI ARTIRILMALI</strong></p>

<p>KPSS'den yüksek puan almalarına rağmen atanamayan diyetisyenler, obeziteyle mücadelenin yalnızca kilo kontrolüyle sınırlı olmadığını vurguladı. Diyetisyenlerin metabolik hastalıklar, kalp ve damar hastalıkları, çocuk beslenmesi ile birçok kronik rahatsızlığın tedavisinde aktif rol üstlendiğini belirten sağlık çalışanları, kamu kadrolarının artırılması gerektiğini dile getirdi.</p>

<p>Dört yıldır atama beklediğini söyleyen bir başka diyetisyen ise aile sağlığı merkezlerinden okullara, gebelik takip süreçlerinden yaşlı sağlığı hizmetlerine kadar birçok alanda diyetisyen desteğine ihtiyaç duyulduğunu belirterek, kamu istihdamının artırılmasının toplum sağlığı açısından önemli olduğunu ifade etti.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>İlayda Duman</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.milligazete.com.tr/atama-bekleyen-diyetisyenlerden-saglik-bakanligina-cagri</guid>
      <pubDate>Mon, 06 Jul 2026 13:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://milligazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/milligazete-com-tr/uploads/2026/07/kemal-memisoglu-bpia-cover.jpg" type="image/jpeg" length="83030"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hastaneden zehir çalındı! İtalya'da Fentanil alarmI]]></title>
      <link>https://www.milligazete.com.tr/hastaneden-zehir-calindi-italyada-fentanil-alarmi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.milligazete.com.tr/hastaneden-zehir-calindi-italyada-fentanil-alarmi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İtalya'da bir hastanenin eczanesinden, morfinden 100 kat daha güçlü olan ve 20 bin doza eşdeğer 80 ampul fentanilin çalınması, hükümeti alarma geçirdi. Başbakanlık acil toplanırken, hiçbir zorlama izi olmayan soygun akıllarda soru işareti bıraktı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Roma sokaklarında bugünlerde büyük bir panik havası hakim. Amerika kıtasını kasıp kavuran ve "zombi ilacı" olarak da bilinen ölümcül fentanil kabusu, bu kez İtalya'nın başkentinde patlak verdi. Eczane kasasından buharlaşan güçlü anestezi ilaçları, sadece yerel güvenlik güçlerini değil, devletin en üst kademelerini de harekete geçirdi. Şiddetli ağrılarla boğuşan kanser hastaları için şifa olan bu maddenin, sokaklarda zehir tacirlerinin eline geçme ihtimali bölgedeki tansiyonu zirveye taşıdı.</p>

<p><img alt="Images (3)-13" class="detail-photo img-fluid" height="415" src="https://milligazetecomtr.teimg.com/milligazete-com-tr/uploads/2026/07/images-3-13.jpg" width="739" /></p>

<h2><strong>KASADA TEK ÇİZİK BİLE YOK</strong></h2>

<p>Olayın merkezinde Roma'daki ünlü İsrail Hastanesi var. Eczane sorumlusunun 24 Haziran'da polise yaptığı ihbarla gün yüzüne çıkan soygunun detayları adeta polisiye filmleri aratmıyor. İçinde 80 ampul fentanilin bulunduğu çelik kasanın kapısında hiçbir zorlama izine veya çiziğe rastlanmadı. Anahtarların sadece belli başlı birkaç personelin elinde bulunması, dikkatleri hastane içindeki köstebek ihtimaline çevirdi.</p>

<p>Çalınan miktarın büyüklüğü ise kan dondurucu seviyede. Uzmanlar, kayıp olan 80 ampulün yasa dışı uyuşturucu laboratuvarlarında rahatlıkla 20 bin doza dönüştürülebileceğine dikkat çekti. Sadece 3 miligramı bir insanı öldürmeye yeten bu sentetik opioid'in piyasaya sürülmesi ihtimali, Roma Savcılığı'nı acil olarak harekete geçirdi. Dosya hızla Jandarma'nın Sağlık Ekipleri Birimi'ne (NAS) teslim edilirken, hırsızlık ve uyuşturucu madde ticareti iddiaları üzerinden çok yönlü bir soruşturma başlatıldı.</p>

<p><img alt="111252321 Nurse Padova.jpg" class="detail-photo img-fluid" height="360" src="https://milligazetecomtr.teimg.com/milligazete-com-tr/uploads/2026/07/111252321-nurse-padovajpg.webp" width="640" /></p>

<h2><strong>BAŞBAKANLIK ACİL TOPLANDI</strong></h2>

<p>Skandalın patlak vermesinin ardından devlet mekanizmaları ardı ardına tepki verdi. Başbakanlık Sarayı Palazzo Chigi'de, Müsteşar Alfredo Mantovano başkanlığında acil bir kriz toplantısı düzenlendi. Hükümet cephesinden yapılan ilk açıklamada şu ifadelere yer verildi:</p>

<blockquote>
<p>"Önümüzdeki günlerde, fentanil karşıtı planın uygulanmasını izleme komitesi, dahil olan tüm tarafların gerekli koruma ve kontrolleri uygulamasını sağlamak amacıyla Palazzo Chigi'de yeniden toplanacak"</p>
</blockquote>

<p><img height="411" src="https://milligazetecomtr.teimg.com/milligazete-com-tr/uploads/2026/07/image-3343.png" width="755" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>MÜFETTİŞLER HASTANELERE İNDİ</strong></h2>

<p>Sağlık Bakanı Orazio Schillaci'nin talimatıyla da hastane üzerinde ayrı bir inceleme başlatıldı. Skandalın boyutları o kadar büyüktü ki, yerel Lazio Bölge Yönetimi sadece İsrail Hastanesi'ni denetlemekle kalmadı. Bölge yönetimi, eyalet sınırlarındaki tüm sağlık kuruluşları için geniş çaplı bir tarama başlatıldığını şu sözlerle duyurdu:</p>

<blockquote>
<p>"Bölgedeki çeşitli hastanelerde uyuşturucu maddelerin doğru yönetildiğini doğrulamak üzere bölge genelinde yetkili yerel sağlık birimlerine talimat verildi, böylece kontrol önlemlerini en yüksek güvenlik standartlarını garanti edecek şekilde tüm bölge geneline yayıldı."</p>
</blockquote>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Cihat Yunus İzmirli</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.milligazete.com.tr/hastaneden-zehir-calindi-italyada-fentanil-alarmi</guid>
      <pubDate>Sun, 05 Jul 2026 16:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://milligazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/milligazete-com-tr/uploads/2026/07/111602159-2.png" type="image/jpeg" length="43404"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sıcaklık sağlığımızı nasıl etkiliyor? Sıcaklardan korunmanın yolları nelerdir? Bebeklere ve çocuklara özel ihtimam]]></title>
      <link>https://www.milligazete.com.tr/sicaklik-sagligimizi-nasil-etkiliyor-sicaklardan-korunmanin-yollari-nelerdir-bebeklere-ve-cocuklara-ozel-ihtimam</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.milligazete.com.tr/sicaklik-sagligimizi-nasil-etkiliyor-sicaklardan-korunmanin-yollari-nelerdir-bebeklere-ve-cocuklara-ozel-ihtimam" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Günlerce sürebilen sıcak hava dalgaları, yani aşırı sıcak ve bunaltıcı hava, ısıya bağlı ölümlerin artması da dahil olmak üzere toplum üzerinde önemli bir etkiye sahip olabilir.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Havalar sıcak…</p>

<p>Havaların ısınması, Dünya'nın eksen eğikliği nedeniyle Güneş ışınlarını daha dik açıyla almasından veya küresel iklim değişikliklerinden kaynaklanıyor.</p>

<p>Başta İstanbul olmak üzere…</p>

<p>Yurt genelinde sıcaklıkların mevsim normallerinin üzerinde seyrettiği bu dönemde termometreler yer yer yüksek seviyelere ulaşıyor.</p>

<p>Sıcaklık artışlarının etkileri elbette var; Aşırı sıcaklar vücut dengesini zorlayabiliyor, bu nedenle güneşin dik olduğu saatlerde dışarıda bulunmamak önemli…</p>

<p>Mevsimsel alerjiler olabilir… Bahar ve yaz aylarında artan polenler nedeniyle saman nezlesi gibi alerjik durumlar tetiklenebilir.</p>

<p>Ruh hâlimizde etkilenebilir sıcaklardan… Güneş ışığındaki artış serotonin (mutluluk hormonu) salgılanmasını destekleyerek psikolojiyi olumlu ya da olumsuz etkileyebilir.</p>

<p>Günlerce sürebilen sıcak hava dalgaları, yani aşırı sıcak ve bunaltıcı hava, ısıya bağlı ölümlerin artması da dahil olmak üzere toplum üzerinde önemli bir etkiye sahip olabilir.</p>

<p>Isının etkileri, kentsel ısı adası (UHI) etkisi nedeniyle şehirlerde daha da şiddetlenebilirken, kırsal kesimdeki toplulukların geçim kaynakları ve refahı da alışılmadık derecede sıcak hava dönemlerinde ve sonrasında ciddi şekilde sekteye uğrayabilir.</p>

<p>Isıya karşı hassasiyet, yaş ve sağlık durumu gibi fizyolojik faktörlerin yanı sıra meslek ve sosyoekonomik koşullar gibi maruz kalma faktörlerinden de etkilenir.</p>

<h2><strong>SICAKLIK SAĞLIĞI NASIL ETKİLER?</strong></h2>

<p>Hangi önlemleri almamız lazım?</p>

<p>Sıcaklardan nasıl korunuruz?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Daha da önemlisi çocuklar ve bebekler bu olumsuz durumdan nasıl etkilenir ve nasıl korunur?</p>

<p>Artan sıcaklarla ilgili sizler için genel bir değerlendirme derledik.</p>

<p>Bu gibi durumlarda vücudun iç sıcaklığını düzenleyememesi ve ısı artışını ortadan kaldıramaması, ısı bitkinliği ve ısı çarpması riskini artırır.</p>

<p>Vücudun kendini soğutmaya çalışırken maruz kaldığı zorlanma, kalp ve böbrekleri de strese sokar.</p>

<p>Sonuç olarak, aşırı sıcaklıklar kronik rahatsızlıklardan (kardiyovasküler, zihinsel, solunum ve diyabetle ilgili rahatsızlıklar) kaynaklanan sağlık risklerini kötüleştirebilir ve akut böbrek yetmezliğine neden olabilir.</p>

<p>Sıcak havanın sağlık üzerindeki etkilerinin boyutu ve niteliği, sıcak hava olayının zamanlamasına, yoğunluğuna ve süresine, ayrıca yerel nüfusun, altyapının ve kurumların mevcut iklime uyum sağlama ve adapte olma düzeyine bağlıdır.</p>

<h2><strong>SICAKTAN KORUNMAK İÇİN NE GİBİ ÖNLEMLER ALABİLİRSİNİZ?</strong></h2>

<p>Sıcaklardan uzak durun…</p>

<p>Günün en sıcak saatlerinde dışarı çıkmaktan ve yorucu aktivitelerden kaçının.</p>

<p>Gölgede kalın. Güneş altında hissedilen sıcaklığın 10-15 °C daha yüksek olabileceğini unutmayın.</p>

<p>Gün içinde 2-3 saat serin bir yerde vakit geçirin.</p>

<p>Boğulma riskine dikkat edin. Asla yalnız yüzmeyin.</p>

<p>Resmi sıcaklık uyarıları hakkında bilgi sahibi olun.</p>

<h2><strong>EVİNİZİ SERİN TUTUN!</strong></h2>

<p>Gece havasından faydalanarak evinizi serinletmek için, dışarıdaki sıcaklığın içerideki sıcaklıktan daha düşük olduğu karanlık çöktükten sonra pencereleri açın.</p>

<p>Gündüzleri dış sıcaklıklar iç sıcaklıktan daha yüksek olduğunda, pencereleri kapatın ve doğrudan güneş ışığını engellemek için panjur veya perdelerle örtün. Mümkün olduğunca çok elektrikli cihazı kapatın.</p>

<p>Elektrikli vantilatörleri yalnızca sıcaklık 40 ˚C / 104 ˚F'nin altında olduğunda kullanın.</p>

<p>Sıcaklık 40 ˚C / 104 ˚F'nin üzerinde olduğunda vantilatörler vücudu ısıtır.</p>

<p>Klima kullanıyorsanız, termostatı 27 ˚C / 81 ˚F'ye ayarlayın ve elektrikli bir vantilatör çalıştırın; bu, odanın 4 ˚C daha serin hissedilmesini sağlayacaktır.</p>

<p>Ayrıca, soğutma için elektrik faturanızda %70'e varan tasarruf sağlayabilir.</p>

<p>Unutmayın ki dışarıda, gölgede daha serin olabilir.</p>

<p>Vücudunuzu serin ve nemli tutun</p>

<p>Hafif ve bol giysiler ve yatak çarşafları kullanın.</p>

<p>Serin suyla duş alın veya banyo yapın.</p>

<p>Nemli bir bez, sprey veya ıslak ince bir giysi kullanarak cildinizi nemlendirin.</p>

<p>Düzenli olarak su için (saatte 1 bardak ve günde en az 2-3 litre).</p>

<p>Çevrenizdeki savunmasız kişilerle, özellikle 65 yaş üstü kişilerle ve kalp, akciğer veya böbrek rahatsızlığı olanlarla, engellilerle ve yalnız yaşayanlarla düzenli olarak iletişim kurun.</p>

<h2><strong>BEBEKLERİ VE ÇOCUKLARI KORUYUN</strong></h2>

<p>Park halindeki araçlarda çocukları veya hayvanları asla uzun süre yalnız bırakmayın, çünkü sıcaklıklar hızla tehlikeli seviyelere ulaşabilir.</p>

<p>En yoğun güneş ışığına maruz kalmaktan kaçının, gölge arayın veya içeride kalın.</p>

<p>Gölge, vücut ısınızı 10 °C'den fazla düşürebilir.</p>

<p>* Bebek arabasını/puseti asla kuru kumaşla örtmeyin; bu, arabanın içini daha da ısıtır. Bunun yerine, ıslak, ince bir bez kullanın ve sıcaklığı düşürmek için gerektiğinde tekrar ıslatın. Daha da fazla soğutma için taşınabilir bir vantilatörle birlikte kullanabilirsiniz.</p>

<p>* Çocukları hafif, bol ve tenlerini örten kıyafetlerle giydirin ve onları güneş ışınlarından korumak için geniş kenarlı şapkalar, güneş gözlükleri ve güneş kremi kullanın.</p>

<p>* Bol su tüketerek vücudunuzun susuz kalmasını önleyin - Gün boyunca yeterli miktarda su için. Yeniden doldurulabilir bir su şişesi yanınızda bulundurun. Aşırı kafein ve alkolden kaçının.</p>

<p>* İdrarınızın rengine dikkat edin - Koyu sarı idrar yeterince su içmediğinizin bir göstergesi olabilir.</p>

<p>* Hafif giysiler giyin – Nefes alabilen, bol ve açık renkli kıyafetler tercih edin ve kendinizi güneşten korumak için bir şapka takın.</p>

<p>* Güneş kremi kullanın – Cildinizi korumak için düzenli olarak SPF 30 ve üzeri güneş kremi uygulayın.</p>

<p>* Gölge arayın – Mümkün olduğunca gölgeli alanlarda veya klimalı ortamlarda mola verin.</p>

<p>* Sıcak çarpmasının belirtilerini bilin – Baş dönmesi, mide bulantısı veya kafa karışıklığına dikkat edin. Gerekirse tıbbi yardım alın.</p>

<p>* Serinleyin – Termal rahatlığı artırmak için ıslak havlular, buhar püskürten vantilatörler kullanın veya yüzünüze ve kollarınıza su serpin.</p>

<p>* Sağlıklı kalın – eğer bir sağlık sorununuz varsa veya düzenli olarak ilaç kullanıyorsanız, doktorunuza danışın.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.milligazete.com.tr/sicaklik-sagligimizi-nasil-etkiliyor-sicaklardan-korunmanin-yollari-nelerdir-bebeklere-ve-cocuklara-ozel-ihtimam</guid>
      <pubDate>Sat, 04 Jul 2026 08:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://milligazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/milligazete-com-tr/uploads/2026/06/yurt-genelinde-yagis-yok-sicakliklar-yukseliyor-1.webp" type="image/jpeg" length="25400"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Oturarak çalışanlar bu habere dikkat! Milyonları ilgilendiren sağlık haberi! 30 dakikadan uzun süre kesintisiz oturmak…]]></title>
      <link>https://www.milligazete.com.tr/oturarak-calisanlar-bu-habere-dikkat-milyonlari-ilgilendiren-saglik-haberi-30-dakikadan-uzun-sure-kesintisiz-oturmak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.milligazete.com.tr/oturarak-calisanlar-bu-habere-dikkat-milyonlari-ilgilendiren-saglik-haberi-30-dakikadan-uzun-sure-kesintisiz-oturmak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kanser, vücuttaki hücrelerin kontrolsüz bir şekilde bölünüp çoğalarak doku kitleleri (tümör) oluşturduğu ve bazen diğer organlara yayılarak (metastaz) hayati tehlike yarattığı bir hastalık grubu... Günümüzde erken teşhis ve gelişen modern tıp yöntemleriyle kontrol altına alınabilen veya kısmen tedavi edilebilen bir hastalık…]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kanser…</p>

<p>Henüz kesin tedavisi tam manasıyla olmayan hastalık…</p>

<p>Malum, bir zamanlar “ince hastalık” olarak bilinen ‘Verem”in yıllardan sonra çaresi bulundu.</p>

<p>Peki, nedir kanser hastalığı?</p>

<p>Kanser, vücuttaki hücrelerin kontrolsüz bir şekilde bölünüp çoğalarak doku kitleleri (tümör) oluşturduğu ve bazen diğer organlara yayılarak (metastaz) hayati tehlike yarattığı bir hastalık grubu...</p>

<p>Günümüzde erken teşhis ve gelişen modern tıp yöntemleriyle kontrol altına alınabilen veya kısmen tedavi edilebilen bir hastalık…</p>

<p>Sağlıklı hücrelerin DNA'sında meydana gelen mutasyonlar, hücrelerin programlandığı gibi yaşayıp ölmesini engeller ve kontrolsüz büyümelerine neden oluyor.</p>

<p>Oluşan anormal kitleler iyi veya kötü huylu olabilir; kötü huylu (kanserli) tümörler çevre dokulara ve kan/lenf yoluyla uzak organlara sıçrayabilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kanser tedavisinde en kritik aşama erken teşhistir. Erken fark edilen vakalar tedavi şansını ve yaşam süresini ciddi oranda artırır</p>

<p>Peki, kanserden korunmanın yolları var mıdır?</p>

<p>Şimdi anlatacağımız bir araştırma bu konuda bazı ipuçları vermekte</p>

<h2><strong>30 DAKİKADAN UZUN SÜRE KESİNTİSİZ OTURMAK KANSERDEN ÖLÜM RİSKİNİ ARTIRABİLİR</strong></h2>

<p>İngiltere'de 91 binden fazla kişi üzerinde yapılan araştırma, uzun süre ara vermeden oturmanın kanserden ölüm riskiyle ilişkili olabileceğini ortaya koydu.</p>

<p>İngiltere'de 91 binden fazla kişinin verilerinin incelendiği yeni bir araştırma, 30 dakikadan uzun süre kesintisiz oturmanın veya hareketsiz kalmanın kanserden ölüm riskinde artışla ilişkili olabileceğini ortaya koydu.</p>

<p>Araştırmacılar, gün içerisinde kısa süreli hareket molaları vermenin bu riskin azaltılmasına katkı sağlayabileceğini belirtti.</p>

<h2><strong>91 BİNDEN FAZLA KİŞİNİN VERİSİ YAKLAŞIK 12 YIL BOYUNCA İNCELENDİ</strong></h2>

<p>Hakemli bilim dergisi PLOS Medicine'da yayımlanan çalışmada, UK Biobank veri tabanında yer alan 91 binden fazla kişinin yaklaşık 12 yıl boyunca giyilebilir cihazlarla kaydedilen hareket verileri analiz edildi.</p>

<p>Elde edilen bulgulara göre, tek seferde 30 dakikayı aşan hareketsizlik süreleri, kanserden ölüm riskindeki artışla ilişkilendirildi.</p>

<p>Ayrıca her gün buna eklenen her 1 saatlik kesintisiz hareketsizlik, kanserden ölüm riskinde yaklaşık yüzde 10'luk artış ile bağlantılı bulundu.</p>

<h2><strong>"YARIM SAATTE BİR KISA YÜRÜYÜŞ BİLE FAYDA SAĞLAYABİLİR"</strong></h2>

<p>Araştırmada uzun süre ara vermeden oturmanın önemli bir risk faktörü olabileceğine dikkat çekti.</p>

<p>"İyi haber şu ki, oturma süresini yarım saatte bir kısa bir yürüyüşle bölmek bile koruyucu etki sağlayabilir." değerlendirmesinde bulunuldu.</p>

<p>Araştırmacılar, mevcut sağlık önerilerinin ağırlıklı olarak orta ve yüksek yoğunluklu egzersizlere odaklandığını, ancak hafif fiziksel aktivitelerin de sağlık açısından önemli katkılar sağlayabileceğini vurguladı.</p>

<h2><strong>HAFİF EV İŞLERİ DE OLUMLU ETKİ GÖSTEREBİLİR</strong></h2>

<p>Çalışmada, uzun süre hareketsiz geçirilen zamanın yerine hafif veya orta yoğunluklu fiziksel aktivitelerin konulmasının daha düşük riskle ilişkili olduğu belirtildi.</p>

<p>Günde 1 saatlik hareketsizliğin ütü yapmak veya bulaşık yıkamak gibi hafif aktivitelerle değiştirilmesi, kanserden ölüm riskinde yüzde 12 azalma ile ilişkilendirildi.</p>

<p>Günde 30 dakikalık hareketsizliğin normal tempolu yürüyüş gibi orta yoğunluklu egzersizle değiştirilmesi, riskte yüzde 8 düşüş ile bağlantılı bulundu.</p>

<p>Her gün 5 dakikalık hareketsizliğin yoğun fiziksel aktiviteyle değiştirilmesi ise kanserden ölüm riskinde yüzde 22 azalma ile ilişkilendirildi.</p>

<h2><strong>ARAŞTIRMACILARDAN ÖNEMLİ UYARI</strong></h2>

<p><strong>Bilim insanları, araştırmanın gözlemsel nitelikte olduğunun altını çizerek, elde edilen bulguların uzun süre oturmanın doğrudan kansere bağlı ölümlere neden olduğunu kanıtlamadığını vurguladı.</strong></p>

<p>Bununla birlikte <strong>araştırma, gün içerisinde düzenli hareket etmenin ve uzun süre kesintisiz oturmaktan kaçınmanın genel sağlık açısından önemli faydalar sağlayabileceğine işaret ediyor.</strong></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.milligazete.com.tr/oturarak-calisanlar-bu-habere-dikkat-milyonlari-ilgilendiren-saglik-haberi-30-dakikadan-uzun-sure-kesintisiz-oturmak</guid>
      <pubDate>Sat, 04 Jul 2026 06:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://milligazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/milligazete-com-tr/uploads/2026/07/5d78cf2345d2a023a0d38f9d.webp" type="image/jpeg" length="54220"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
