<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>| Milli Gazete</title>
    <link>https://www.milligazete.com.tr</link>
    <description>Türkiye ve dünya gündeminin nabzı, yarım asırlık tecrübesiyle Milli Gazete'de atıyor. Ankara kulisleri, ekonomi analizleri, son dakika deprem verileri ve spor dünyası parmaklarınızın ucunda. İl il namaz vakitleri, anlık piyasa verileri ve hava durumu gibi hayatı kolaylaştıran detaylar için doğru adres: milligazete.com.tr.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.milligazete.com.tr/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Milli Gazete. Haber içerikleri izinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Thu, 11 Jun 2026 06:56:39 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.milligazete.com.tr/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Pankreas kanserinde ümit veren gelişme!  Sağkalım süresi iki katına çıktı! Henüz Türkiye'de ve dünyada genel kullanımda değil! Pankreas Kanseri nedir?]]></title>
      <link>https://www.milligazete.com.tr/pankreas-kanserinde-umit-veren-gelisme-sagkalim-suresi-iki-katina-cikti-henuz-turkiyede-ve-dunyada-genel-kullanimda-degil-pankreas-kanseri-nedir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.milligazete.com.tr/pankreas-kanserinde-umit-veren-gelisme-sagkalim-suresi-iki-katina-cikti-henuz-turkiyede-ve-dunyada-genel-kullanimda-degil-pankreas-kanseri-nedir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türk Tıbbi Onkoloji Derneği (TTOD), Amerikan Klinik Onkoloji Derneği (ASCO) 2026 Kongresi'nde açıklanan ve ileri evre pankreas kanseri hastaları için ümit olabilecek yeni bir çalışmanın sonuçlarını kamuoyuyla paylaştı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Pankreas kanseri dünya genelinde en sık görülen 12. kanser türü…</p>

<p>Yılda yaklaşık her 100.000 kişide 14 vaka görülür…</p>

<p>Sıklık sıralamasında 14. sırada yer almasına karşın, yüksek ölüm oranları nedeniyle kansere bağlı can kayıplarında 7. sıradadır.</p>

<p>Erken teşhisin zorluğu, hastalığın ciddiyetini belirleyen en büyük etkendir.</p>

<p><strong>PANKREAS KANSERİNDE ÜMİT VEREN GELİŞME</strong></p>

<p>Türk Tıbbi Onkoloji Derneği, 29 Mayıs-2 Haziran tarihleri arasında ABD, Chicago’da gerçekleştirilen ASCO 2026 Kongresi’ne yoğun bir katılım sağladı.</p>

<p>Kongrede kanser tedavilerine dair ümit verici çalışmalar paylaşıldı.</p>

<p>Türk Tıbbi Onkoloji Derneği (TTOD), Amerikan Klinik Onkoloji Derneği (ASCO) 2026 Kongresi'nde açıklanan ve ileri evre pankreas kanseri hastaları için ümit olabilecek yeni bir çalışmanın sonuçlarını kamuoyuyla paylaştı.</p>

<p><strong>SAĞKALIM SÜRESİ İKİ KATINA ÇIKTI</strong></p>

<p>“Kongrede sonuçları açıklanan RASolute 302 çalışmasında, ileri evre pankreas kanserli hastalarda "Daraxonrasib" adlı oral (ağızdan alınan) pan-RAS inhibitörü molekülün etkileri incelendi. Yapılan çalışma kapsamında, bu ilacın ileri evre pankreas kanserli hastaların 2. basamak tedavisinde, hastaların sağkalım sürelerini klasik kemoterapiye kıyasla yaklaşık 2 katına çıkardığı tespit edildi.”</p>

<p><strong>HENÜZ TÜRKİYE'DE VE DÜNYADA GENEL KULLANIMDA DEĞİL!</strong></p>

<p>Gelişmenin hastalar ve hekimler için heyecan verici olduğu belirtilen açıklamada, ilacın erişilebilirliği konusunda önemli bir detaya dikkat çekildi:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>* FDA Onayı Yok: Söz konusu gelişmede adı geçen Daraxonrasib adlı ilacın henüz FDA (Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi) onayı bulunmuyor.</p>

<p>* Erken Erişim Dışında Kullanılmıyor: İlaç, Amerika Birleşik Devletleri'nde erken erişim programları dışında henüz kullanılmaya başlanmadı.</p>

<p>* Türkiye'de Ruhsatlı Değil: İlaç ülkemizde henüz ruhsatlı değildir, erişim imkanı bulunmamaktadır ve sonuç olarak Türkiye'de henüz kullanıma girmemiştir.</p>

<p><strong>TTOD: "GELİŞMELERİ YAKINDAN TAKİP EDİYORUZ"</strong></p>

<p>Türk Tıbbi Onkoloji Derneği Yönetim Kurulu, temel misyonlarının güncel onkolojik tedavileri hastalara duyurmak ve doğru bilgilendirmeler yapmak olduğunu vurguladı. Dünyadaki tüm bilimsel gelişmeleri anlık olarak takip ettiklerini belirterek, şu açıklamada bulunuldu:</p>

<p>"Onkolojik tedavilerin ülkemizde tıbbi onkoloji uzmanları tarafından etkin bir şekilde ve son gelişmeler takip edilerek yapıldığını halkımızın bilgisine sunmak isteriz. Türk Tıbbi Onkoloji Derneği gelişmeleri yakından takip etmektedir. Bu konudaki gelişmeler halkımıza hassasiyetle duyurulacaktır.”</p>

<p><strong>PANKREAS KANSERİ NEDİR?</strong></p>

<p>* Pankreas, tüketilen yiyecekleri vücut hücreleri için yakıta dönüştürmede görev alan, karında midenin hemen arkasında yer alan yaklaşık 15 cm uzunluğunda yaprak şeklindeki sindirim sistemi ve endokrin sisteminin bir organıdır.</p>

<p>* Pankreas, sindirim suları ve insülin de dahil olmak üzere hormonlar üreten büyük bir bezdir.</p>

<p>* Pankreas kanseri, pankreastaki hücrelerin kontrolsüz bir şekilde bölünüp çoğalarak kötü huylu tümöre dönüşmesidir.</p>

<p>* Erken evrede tespiti zor olan pankreas kanserinde hastalık ilerledikçe görülen belirtiler karın ağrısı, tükenmişlik, şişkinlik, iştahsızlık, bulantı, kusma, kilo kaybı ve sarılıktır.</p>

<p>* Ayrıca cam macunu renginde dışkı ve koyu renkli idrar ve bacaklarda kan pıhtısı oluşumu da gözlenebilir.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.milligazete.com.tr/pankreas-kanserinde-umit-veren-gelisme-sagkalim-suresi-iki-katina-cikti-henuz-turkiyede-ve-dunyada-genel-kullanimda-degil-pankreas-kanseri-nedir</guid>
      <pubDate>Wed, 10 Jun 2026 06:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://milligazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/milligazete-com-tr/uploads/2026/06/kapak-100716.webp" type="image/jpeg" length="19024"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Diz sıvı kaybı tedavisinde etkili bir yöntem mi? Hidrojel (sıvı diz protezi) nedir? Tartışılan, konuşulan bir tedavi türü!]]></title>
      <link>https://www.milligazete.com.tr/diz-sivi-kaybi-tedavisinde-etkili-bir-yontem-mi-hidrojel-sivi-diz-protezi-nedir-tartisilan-konusulan-bir-tedavi-turu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.milligazete.com.tr/diz-sivi-kaybi-tedavisinde-etkili-bir-yontem-mi-hidrojel-sivi-diz-protezi-nedir-tartisilan-konusulan-bir-tedavi-turu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Diz ağrıları belli bir yaşın üzerindeki insanımız için büyük bir sorun… Yürümeyi, hareket etmeyi sınırlayan… Namaz kılarken diz üzerine oturmayı neredeyse imkansız kılan…]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Alaturka tuvalet kullanmayı engelleyen…</p>

<p>Zaman zaman da uyumayı bile engelleyen…</p>

<p>Kısacası hayatımızı zorlaştıran bir sağlık probleminden bahsediyoruz…</p>

<p><strong>FARKLI BİR TEDAVİ YÖNTEMİ: HİDROJEL (SIVI DİZ PROTEZİ)…</strong></p>

<p>Kireçlenme (Osteoartrit), eklemlerde görülen bir hastalık olup, kıkırdak dokunun zamanla yıpranması ve aşınması sonucu ortaya çıkar. Kıkırdak; eklemleri birbirine bağlayan, kemiklerin uçlarını kaplayan, pürüzsüz ve elastik bir dokudur. Bu doku, kemiklerin birbirine sürtünmesini önleyerek eklemlerin rahat hareket etmesini sağlar. Kireçlenme (Osteoartrit), bu kıkırdak dokunun incelmesi ve yıpranmasıyla, kemiklerin birbirine sürtmesine ve ağrıya yol açar.</p>

<p>Diz kireçlenmesi, bu durumun diz ekleminde görüldüğü bir türüdür. İleri yaştaki bireylerde sık rastlanır ancak gençlerde de görülebilir. Diz kireçlenmesine neden olan faktörler arasında genetik yatkınlık, fazla kilo, dizde daha önce yaşanmış travmalar ve aşırı kullanım bulunmaktadır.</p>

<p>Diz kireçlenmesinin gelişmesi uzun bir sürece yayılır ve ilerledikçe yaşamı büyük ölçüde kısıtlayabilir. Hastalar genellikle ağrı, şişlik, hareket kısıtlılığı ve eklem şekil bozuklukları (deformite) gibi belirtilerle karşılaşır. Bu durum, kişinin günlük yaşamını olumsuz etkileyebilir. Örneğin, merdiven çıkmak, uzun yürüyüşler yapmak veya çömelip kalkmak gibi basit hareketler bile zorlayıcı ve ağrılı hale gelebilir.</p>

<p>Diz kireçlenmesinin kesin bir tedavisi olmasa da, ağrıyı hafifletmek, hareket kısıtlılıklarını azaltmak ve yaşam kalitesini artırmak amacıyla çeşitli tedavi yöntemleri uygulanabilir. Bunlar arasında ilaç tedavisi, fizik tedavi, dizlik, diz eklem içi enjeksiyonları ve cerrahi müdahaleler (gerektiğinde) bulunmaktadır.</p>

<p>Diz kireçlenmesi tedavisinde, diz içine yapılan enjeksiyonlar sıkça tercih edilen yöntemler arasındadır. Bu yazımızda, son birkaç yıl içerisinde diz kireçlenmesi tedavisinde kullanılmaya başlanan “eklem içi hidrojel enjeksiyonu” hakkında bilgi vereceğiz. Bu yöntem, bilimsel adıyla “poliakrilamid hidrojel” (PAAG) olarak anılmaktadır. Halk arasında ise “sıvı diz protezi” olarak bilinmektedir.</p>

<p>Hidrojel enjeksiyonunun nasıl uygulandığını ve gerçekten bir etki sağlayıp sağlamadığını öğrenmek için yazımızın devamını okuyabilirsiniz.</p>

<p>Diz kireçlenmesi tedavisinde hangi yöntemin seçileceği, birkaç farklı faktöre bağlıdır. Bunlar arasında hastalığın evresi, hastanın yaşı, genel sağlık durumu, ağrı seviyesi ve yaşam tarzı gibi etmenler bulunmaktadır.</p>

<p>Hastalığın Evresi: Diz kireçlenmesi genellikle dört evrede sınıflandırılır. İlk evrelerde, hafif ağrı ve hareket kısıtlılığı söz konusuyken, ileri evrelerde kıkırdak kaybı daha ciddi olabilir. İlk evrelerde genellikle ilaç tedavisi ve fizik tedavi önerilirken, ileri evrelerde cerrahi müdahale gerekebilir.</p>

<p>Hastanın Yaşı ve Genel Sağlık Durumu: Hastanın yaşı ve genel sağlık durumu da tedavi seçeneklerini etkiler. Örneğin, ileri yaştaki bazı hastalar cerrahi müdahale için uygun olmayabilir ve konservatif tedavi yöntemleri tercih edilebilir.</p>

<p>Ağrı Seviyesi: Hastanın yaşadığı ağrının şiddeti de tedavi yönteminin seçiminde etkili olabilir. Hafif ağrılar için ağrı kesiciler ve anti-inflamatuar ilaçlar yeterli olabilirken, şiddetli ağrılarda daha güçlü tedavi yöntemlerine başvurulabilir.</p>

<p>Yaşam Tarzı: Hastanın günlük aktiviteleri, işi ve hobileri tedavi seçimini etkileyebilir. Aktif bir yaşam tarzı olan hastalar için tedavinin amacı, hareket kabiliyetini mümkün olduğunca eski durumuna getirmek olacaktır.</p>

<p>Hastanın Tercihleri ve Beklentileri: Son olarak, hastanın kendi tercihleri ve beklentileri de tedavi yönteminin seçiminde önemli bir rol oynar. Bazı hastalar, cerrahi müdahaleden kaçınmayı tercih edebilirken, diğerleri daha hızlı iyileşmek için cerrahi seçeneklere açık olabilir.</p>

<p>Tüm bu faktörler, doktor ve hasta arasındaki görüşmeler sonucu değerlendirilir ve en uygun tedavi yöntemi belirlenir.</p>

<p>Diz Ağrısı Değerlendirme Testi</p>

<p>Hidrojel Nedir ve Kullanım Alanları Nelerdir?</p>

<p>Diz eklem kireçlenmesi tedavisinde yeni yöntem olarak kullanılan hidrojeller, ilk olarak 1960 yılında gündeme gelmiştir. İlk kullanımları ise kontakt lenslerin üretiminde olmuştur. Hidrojeller, yüksek miktarda suyu içine çekebilen ve bu sayede şişme özelliği gösteren akıllı biyomalzemelerdir.</p>

<p>Hidrojeller genellikle jöleye benzer, elastik ve esnek bir kıvama sahiptirler. Yüksek su içeriğine sahip oldukları için canlı dokuya çok benzer bir yapıya sahiptirler. Bu nedenle vücut içerisine enjekte edildiğinde yabancı bir cisim olarak algılanmamaktadır. Vücutla uyumlu olan yapısı, tıp alanında kullanılmaya başlamasında büyük bir etken olmuştur. Ancak hidrojeller sadece tıpta değil, farklı birçok alanda kullanılmaktadır. Eczacılık, kozmetik, kimya, tarım ve gıda hidrojellerin kullanıldığı diğer alanlardır.</p>

<p>Hidrojellerin tüm kullanım alanlarını içermese de tıptaki en önemli uygulamaları aşağıda listelenmiştir:</p>

<p>Ortopedik uygulamalarda</p>

<p>Stres inkontinansı gibi idrar kaçırma durumlarında</p>

<p>Kontakt lenslerde</p>

<p>İlaç taşıma sistemlerinde</p>

<p>Kanser tedavisinde</p>

<p>Omurilik rejenerasyonu durumlarında</p>

<p>Yara bakımı ve iyileşmesinde</p>

<p>Yüz estetiğinde dolgu olarak</p>

<p>hidrojel (sıvı diz protezi) kullanım alanları-</p>

<p>Bu kullanımların yanı sıra hidrojeller, son zamanlarda diz kireçlenmesi tedavisinde gündeme gelmiş, ülkemizde de uygulamaları başlamıştır. Peki hidrojel enjeksiyonları, diz kireçlenmesi tedavisinde gerçekten etkili mi? Bu etki ne kadar sürüyor? Sonraki başlıklarda bu konular ele alınacaktır.</p>

<p>Eklem içine enjekte edilen poliakrilamid (PAAG) hidrojel enjeksiyonunun diz kireçlenmesi tedavisinde kullanılması oldukça yenidir.</p>

<p>Hidrojel, vücut biyolojisi ile uyumlu olduğu için steril bir jel olarak diz eklemine enjekte edilebilmektedir. Bu jelin %97,5’i steril su, %2,5’i ise poliakrilamid adlı maddeden oluşur. Poliakrilamid, hidrojelin biyolojik olarak bozulmasını önler. Bu nedenle insan vücudu tarafından emilemez ve parçalanamaz.</p>

<p>Hidrojel enjeksiyonu, diz eklemi boşluğuna uygulanır ve sinovyal dokuyla bütünleşir. Böylece sinovyal membran kalınlaşır. Peki bu ne anlama gelir? Diz eklemi, küçük sinovyal hücrelerden oluşan özel ince bir zarla (sinovyum) kaplıdır. Sinovyal zar, eklemdeki doğal kayganlaştırıcı sıvının üretiminden sorumludur. Eklem sıvısı olarak da bilinen bu sinovyal sıvı, diz hareketlerinin rahatça gerçekleştirilmesinde etkilidir. Eklemde bir sorun olduğunda, sinovyal zarın iltihaplanması, yani sinovit, gelişir.</p>

<p>Hidrojel enjeksiyonu; sinovyal zarın yüzeyini kaplayan stabil ve uzun ömürlü bir tabaka oluşturarak, sinovyal iltihabın azalmasına yardımcı olabilir.</p>

<p>Hidrojel, sinovyal zara yapıştıktan sonraki birkaç hafta içinde, komşu eklem kapsülüne de entegre olmaya başlar ve iskele işlevi görür. Yani eklem içinde bir tür yastık oluşturarak, eklemin yük taşımasına yardımcı olur. Ayrıca hidrojel, eklem kapsülünü güçlendirir ve daha elastik hale getirir.</p>

<p><strong>SIVI DİZ PROTEZİ NASIL UYGULANIR</strong></p>

<p>Hidrojel enjeksiyonu, klinik bir ortamda ve steril koşullar altında uygulanan bir işlemdir. Hidrojel, iğne ile diz ekleminin içine enjekte edilerek uygulanır. İşlemin başında enfeksiyon riskini azaltmak için hastaya tek doz antibiyotik verilir. Ayrıca işlem sırasında oluşabilecek ağrıları hafifletmek için az miktarda lokal anestezik (belirli bir bölgeyi uyuşturan ilaç) kullanılabilir.</p>

<p>Hidrojel iğnesi öncesinde, enjeksiyonun yapılacağı en uygun bölgenin ve diz eklemindeki mevcut sıvı düzeyinin belirlenmesi için ultrason taraması yapılabilir. Eğer diz eklemi içerisinde fazla miktarda sıvı bulunuyorsa, hidrojel enjeksiyonu öncesi boşaltılması gerekir.</p>

<p>Hidrojel Enjeksiyonu Sonrası</p>

<p>Hidrojel enjeksiyonundan sonra herhangi bir yan etkinin olup olmadığından emin olmak için hasta 10-15 dakika boyunca izlenmelidir. Lokal anestezinin etkisi geçtikten sonra hafif eklem ağrısı ve şişliği yaşanabilir. Bu durumda bazı ağrı kesicilere devam etmek gerekebilir.</p>

<p>Enjeksiyondan sonra, diz en az 2-3 gün dinlendirilmelidir. İltihaplanma ve alevlenme riskini en aza indirmek için yorucu aktivitelerden kaçınılmalıdır. Örneğin, koşu ve uzun yürüyüş gibi dizin aktif kullanıldığı aktiviteler yapılmamalıdır.</p>

<p>Enjeksiyonun faydası, genellikle uygulamadan 4 hafta sonra fark edilmeye başlar. Hidrojel iğnesinin tam etkisini göstermesi ise 12 haftaya kadar sürebilir. Hidrojel vücut tarafından parçalanmadığı için ağrıları daha uzun süre rahatlattığı öne sürülmektedir.</p>

<p>Ortopedi doktoru ve fizyoterapist, sonraki süreçler için her hastaya özel bir egzersiz programı önerir ve ek tedaviler konusunda rehberlik sağlar. Çünkü diz kireçlenmesinin tedavisinde bütünsel bir yaklaşım benimsenir ve bazı tedavi yöntemleri bir arada kullanılır.</p>

<p><strong>HİDROJEL ENJEKSİYONUNUN YAN ETKİLERİ NELERDİR?</strong></p>

<p>Öncül çalışmalar, poliakrilamid (PAAG) hidrojel kullanılarak yapılan diz içi enjeksiyonlarının, hastalar tarafından genellikle iyi karşılandığını göstermiştir. Ancak her tıbbi işlemde olduğu gibi bu yöntemin de bazı yan etkileri olabilmektedir. Hidrojelin olası yan etkileri aşağıdaki gibidir:</p>

<p>Diz Ağrısı ve Şişlik: Hidrojel enjeksiyonu sonrasında, birkaç gün veya birkaç hafta boyunca, dizde ağrı ve şişlik görülebilir.</p>

<p>Hareket Kısıtlılığı: Bazı hastalar, enjeksiyon sonrasında diz hareket açıklığında azalma veya dizde tutukluk yaşayabilir.</p>

<p>Duyusal Değişiklikler: Bacakta karıncalanma, uyuşma, soğukluk ya da sıcaklık hissi gibi duyusal değişiklikler meydana gelebilir.</p>

<p>Enfeksiyon Riski: Her ne kadar nadir görülse de hidrojel enjeksiyonu sonrası enfeksiyon oluşma riski bulunmaktadır.</p>

<p>Alerjik Reaksiyonlar: Yine nadiren de olsa, bazı hastalar enjekte edilen maddeye karşı alerjik reaksiyonlar gösterebilir.</p>

<p>Yukarıdaki yan etkilerden herhangi biri görüldüğünde ya da beklenmedik bir durum yaşandığında, vakit kaybetmeden bir sağlık profesyoneli ile iletişime geçmek önemlidir.</p>

<p><strong>HİDROJEL (SIVI DİZ PROTEZİ) YAN ETKİLERİ VE OLASI ŞİKAYETLER</strong></p>

<p><strong>HİDROJEL ENJEKSİYONU KİMLERE UYGULANMAZ?</strong></p>

<p>Hidrojel enjeksiyonu, her ne kadar birçok hastaya fayda sağlayabilecek bir tedavi yöntemi olsa da, herkes için uygun olmayabilir. Aşağıdaki durumları yaşayan kişilerin, hidrojel enjeksiyonu tedavisine başvurmaması önerilir:</p>

<p>Enfeksiyon Durumu: Diz içinde veya ciltte mevcut bir enfeksiyonu olan kişiler.</p>

<p>Yakın Tarihli Ameliyatlar: Son 6 ay içinde diz artroskopi ameliyatı geçirenler.</p>

<p>Diz Protezi Olanlar: Diz protezi ameliyatı geçirerek yapay diz eklemi takılan kişiler.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Diz İmplantı Olanlar: Diz ekleminde herhangi bir implantı olanlar.</p>

<p>Yakın Zamanda Yapılan Enjeksiyonlar: Yakın zamanda hyaluronik asit enjeksiyonu yaptırmış olanlar.</p>

<p>Belirli Sağlık Durumları: Hemofili, otoimmün hastalıklar, lupus, romatoid artrit gibi eklemleri etkileyebilecek rahatsızlıkları olan kişiler.</p>

<p>Bu ve benzeri durumları yaşayan kişiler, kendilerine uygun tedavi seçenekleri ve alternatif tedaviler için doktorlarına danışmalıdırlar.</p>

<p><strong>SONUÇ: DİZ KİREÇLENMESİNDE HİDROJEL TEDAVİSİ GERÇEKTEN ETKİLİ MİDİR?</strong></p>

<p>Diz kireçlenmesi tedavisi için sürdürülen araştırmalar, ameliyat dışı tedavi yöntemlerine olan ilgiyi de artırmaktadır. Hastalar ve hekimler, ameliyatsız yöntemlere karşı umut beslemektedir ancak kireçlenmenin ilerlemesi durumunda cerrahi müdahale kaçınılmaz hale gelebilir. Bu yöntemler arasında yer alan hidrojel diz içi enjeksiyonu, son yıllarda popülerleşmiş ve diz kireçlenmesini ameliyatsız bir şekilde iyileştireceği iddia edilmiştir.</p>

<p>Diz kireçlenmesinde hidrojel tedavisinin etkililiği konusunda yapılan çalışmalar ve klinik deneyimler, bu yöntemin bazı hastalarda ağrıyı azaltma ve eklem fonksiyonunu iyileştirme potansiyeline sahip olduğunu göstermektedir. Elde edilen verilere göre, bu olumlu etkilerin üç yıla kadar sürebildiği belirlenmiştir. Ancak, beş ve on yıllık takip çalışmaları hala devam etmektedir.</p>

<p>Hidrojel tedavisinin potansiyel faydaları umut verici olsa da uzun vadeli etkileri, yan etkileri ve genel etkililiği konusunda daha fazla veriye ve kapsamlı araştırmalara ihtiyaç vardır. Ayrıca hidrojel tedavisi her hastada aynı etkililiği göstermeyebilir. Bazı durumlarda cerrahi müdahaleye olan ihtiyacı erteleyebilir fakat tamamen ortadan kaldırmayabilir.</p>

<p>Ayrıca hidrojel tedavisinin bazı sınırlılıkları ve dezavantajları da bulunmaktadır. Hidrojel tedavisinin yüksek maliyeti ve belirli hastalarda yan etki riski bulundurması, tedaviye erişimi sınırlayan ve bazı hastalar için ekonomik bir yük oluşturan faktörler arasında yer almaktadır.</p>

<p>Sonuç olarak, diz kireçlenmesinin tedavisinde “herkese uyan tek bir çözüm” yoktur. Hidrojel tedavisi, belirli durumlar için etkili bir seçenek olabilir. Ancak en uygun tedavi yöntemi; hastanın özel durumu, yaşadığı semptomlar ve doktorunun önerileri doğrultusunda belirlenmelidir. Sizin için en etkili ve uygun tedavi hakkında daha detaylı bilgi almak için sağlık profesyonelleri ile iletişime geçmeniz önemlidir.</p>

<p>Diz kireçlenmenizin hangi seviyede olduğunu öğrenmek için diz ağrısı değerlendirme testini uygulayabilirsiniz. Size en uygun ve etkili tedavi hakkında bilgi almak içinse bizimle iletişime geçebilirsiniz.</p>

<p><strong>SIK SORULAN SORULAR</strong></p>

<p><strong>HİDROJEL TEDAVİSİ UYGULAMA ONAYI ALMIŞ MI?</strong></p>

<p>Evet, PAAG (Polyacrylamide Hydrogel) Hidrojel, bazı bölgelerde diz osteoartriti tedavisinde kullanılmak üzere onay almıştır. Örneğin Hidrojel tedavisi, 2021’de Avrupa’dan CE belgesi için hak kazanmış ve diz kireçlenmesi tedavisinde kullanılmak üzere kabul görmüştür. Ancak, Amerika Birleşik Devletleri’nde bu tedavi yöntemi, gıda ve ilaç idaresi (FDA) tarafından hala değerlendirme aşamasında olup, etkinlik ve güvenirlik açısından incelenmektedir.</p>

<p>Hidrojel tedavisinin size uygun olup olmadığına karar vermek için bir ortopedi uzmanına danışmanızı öneririz. Ortopedi doktorunuz; dizinizin mevcut durumunu, genel sağlığınızı ve diğer faktörleri de dikkate alarak, size en uygun tedavi seçenekleri hakkında bilgi verecek ve yönlendirmede bulunacaktır.</p>

<p><strong>KİREÇLENMEDE EKLEM İÇİNE UYGULANAN HİYALÜRONİK ASİT İLE HİDROJELİN FARKI NEDİR?</strong></p>

<p>PAAG Hidrojel ve hyaluronik asit, diz kireçlenmesi tedavisinde kullanılan iki farklı maddedir. Her birinin özellikleri ve uygulanma şekilleri farklıdır.</p>

<p>PAAG Hidrojel: Hidrojel, poliakrilamid jel tabanlı bir maddedir ve su moleküllerini tutma kapasitesi yüksektir. Hidrojel, eklem içine enjekte edildiğinde, eklem içinde bir yastık etkisi oluşturarak ağrıyı hafifletir ve hareketi kolaylaştırır.</p>

<p>Eklemin sinovyal (eklem içi zar) astarı ile bütünleşir ve parçalanmaz bir yapıdadır. Genellikle tek bir enjeksiyon ile uzun süreli bir etki sağlamaktadır.</p>

<p>Hyaluronik Asit: Hyaluronik asit, vücutta doğal olarak bulunan ve eklemlerdeki sıvının akışkanlığını ve esnekliğini artıran bir maddedir. Diz kireçlenmesi tedavisinde eklem içine enjekte edilen hyaluronik asit, eklem sıvısını taklit eder ve kayganlık sağlar. Ancak hyaluronik asit genellikle tekrarlanan enjeksiyonlar gerektirebilir. Çünkü vücut tarafından zamanla emilir.</p>

<p>Her iki tedavi yöntemi de diz kireçlenmesinin tedavisinde kullanılmakla birlikte; etkileri, uygulama sıklıkları ve maliyetleri bakımından farklılıklar gösterirler. Hastanın durumuna ve ihtiyaçlarına göre, doktor en uygun tedavi yöntemini belirleyecektir.</p>

<p><strong>HİDROJEL, İLTİHAPLI ROMATİZMAL EKLEM TEDAVİSİNDE KULLANILABİLİR Mİ? </strong></p>

<p>Hidrojel, özellikle kireçlenme gibi dejeneratif eklem hastalıklarının tedavisinde kullanılmak üzere geliştirilmiştir. İltihaplı romatizmal hastalıklar, örneğin romatoid artrit gibi durumlar, genellikle sistemik iltihaplanmaya (inflamasyona) ve bağışıklık sisteminin anormal aktivitesine bağlı olarak gelişir. Bu tür durumlar için genellikle anti-inflamatuar ilaçlar ve diğer özel tedaviler kullanılır.</p>

<p>Hidrojel tedavisi, özellikle iltihaplı romatizmal eklem hastalıklarının tedavisi için tasarlanmamıştır ve bu konuda yeterli klinik veri bulunmamaktadır. Dolayısıyla romatizmal eklem hastalıklarında en uygun tedavi yönteminin belirlenmesi için doktorunuzun önerilerini takip etmek önemlidir.</p>

<p><strong>KAYHAN TURAN KİMDİR?</strong></p>

<p>Op. Dr. Kayhan Turan, Ortopedi ve Travmatoloji uzmanı olarak robotik diz ve kalça protezi cerrahisi, artroskopik eklem ameliyatları, rejeneratif ortopedi ve sporcu sağlığı alanlarında uzmandır. Türkiye’de robotik cerrahinin öncülerinden biri olarak Robotik Ortopedi Cerrahisi Derneğinin (ROCD) kurucu başkanı unvanına sahiptir. Akademik çalışmalarını İstanbul Atlas Üniversitesi Ortopedi ve Travmatoloji Ana Bilim Dalı’nda öğretim üyesi olarak sürdüren Dr. Kayhan Turan, Bursa Robotik Ortopedi Cerrahi Merkezi’nin kurucusu ve Turan &amp; Turan Sağlık Grubu’nun medikal direktörüdür. Hem yurt içi hem de yurt dışından gelen hastalarına minimal invaziv yöntemler, robotik cerrahi ve kişiye özel tedavi planlamaları gibi modern ortopedik çözümler sunmaktadır.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.milligazete.com.tr/diz-sivi-kaybi-tedavisinde-etkili-bir-yontem-mi-hidrojel-sivi-diz-protezi-nedir-tartisilan-konusulan-bir-tedavi-turu</guid>
      <pubDate>Mon, 08 Jun 2026 08:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://milligazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/milligazete-com-tr/uploads/2026/06/diz-ic-yan-bag-medial-kollateral-ligament-zedelenmesi.jpg" type="image/jpeg" length="11494"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Göğsümüzdeki her sıkışma kalp krizi mi? Hayat kurtaran ayrıntılar neler? İşte uzmanından önemli uyarılar…]]></title>
      <link>https://www.milligazete.com.tr/gogsumuzdeki-her-sikisma-kalp-krizi-mi-hayat-kurtaran-ayrintilar-neler-iste-uzmanindan-onemli-uyarilar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.milligazete.com.tr/gogsumuzdeki-her-sikisma-kalp-krizi-mi-hayat-kurtaran-ayrintilar-neler-iste-uzmanindan-onemli-uyarilar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Günlük yaşamda çoğumuz en az bir kez göğsümüzde ani bir batma, baskı ya da sıkışma hissi yaşamışızdır.

Böyle anlarda akla gelen ilk soru genellikle aynıdır: “Acaba kalp krizi mi geçiriyorum?”

Önemli olan; hangi ağrının masum olduğunu, hangisinin ise acil müdahale gerektiren bir “kırmızı alarm” olduğunu ayırt edebilmektir.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kalp kiriz uyarı işaretleri…</p>

<p>Kişiden kişiye göre değişebilir...</p>

<p>Ve kalp krizi uyarı işaretleri şöyle özetlenebilir:</p>

<p>* Göğsünüzde beş dakika veya daha uzun süren basınç, yanma, sıkışma benzeri rahatsızlık hissi…</p>

<p>* Sürekli hazımsızlık benzeri rahatsızlık…</p>

<p>* Göğsünüzde omuzlarınıza, kollarınıza, boynunuza, çenenize veya sırtınıza hareket eden rahatsız edici basınç…</p>

<p>* Baş dönmesi, bayılma, soğuk terleme veya mide bulantısı…</p>

<p>* Açıklanamayan nefes darlığı…</p>

<p>* Açıklanamayan anksiyete, halsizlik, mide bulantısı veya yorgunluk…</p>

<p>* Açıklanamayan terleme ve soluk cilt ile kalbin normal atışındaki anormallik…</p>

<p><strong>GÖĞÜS AĞRISININ 4 FARKLI YÜZÜ</strong></p>

<p>“Günlük yaşamda çoğumuz en az bir kez göğsümüzde ani bir batma, baskı ya da sıkışma hissi yaşamışızdır.</p>

<p>Böyle anlarda akla gelen ilk soru genellikle aynıdır: “Acaba kalp krizi mi geçiriyorum?”</p>

<p>Önemli olan; hangi ağrının masum olduğunu, hangisinin ise acil müdahale gerektiren bir “kırmızı alarm” olduğunu ayırt edebilmektir.</p>

<p><strong>Göğüs Ağrısının 4 Farklı Yüzü </strong></p>

<p><strong>1. KALP KRİZİNİN BELİRTİLERİ: BASKI, SIKIŞMA VE EZİLME HİSSİ</strong></p>

<p>Kalp krizinde ya da kalbi besleyen damarlardaki daralmalarda hissedilen ağrı çoğu zaman “bıçak saplanması” şeklinde değildir.</p>

<p>Nasıl hissedilir?</p>

<p>Göğsün ortasında baskı ve sıkışma hissi</p>

<p>Ezilme,</p>

<p>Göğse ağır bir taş oturmuş hissi.</p>

<p><strong>NEREYE YAYILIR?</strong></p>

<p>Sol kola veya her iki omuza,</p>

<p>Boyna, çeneye,</p>

<p>Sırta yayılabilir.</p>

<p>Özellikle eforla başlayan ve dinlenince geçmeyen baskı tarzı ağrılar dikkate alınmalıdır. Kadınlarda, yaşlı bireylerde ve diyabet hastalarında kalp krizi her zaman klasik göğüs ağrısı şeklinde olmayabilir. Bazen sadece nefes darlığı, halsizlik, mide bulantısı veya sırt ağrısı ile ortaya çıkabilir.</p>

<p><strong>2. AKCİĞERİN SİNYALLERİ: BATICI VE KESKİN AĞRI</strong></p>

<p>Akciğer dokusunun kendisi ağrı hissetmez. Ancak akciğeri çevreleyen zarlar veya damarlarla ilgili sorunlar ciddi göğüs ağrısına yol açabilir.</p>

<p>Nasıl hissedilir? Keskin, Batıcı ve “Bıçak saplanır” tarzda.</p>

<p>Ne zaman artar? Derin nefes alınca, Öksürürken, Hapşırırken.</p>

<p>Bu tip ağrılara çoğu zaman nefes darlığı da eşlik eder.</p>

<p><strong>3. SİNDİRİM SİSTEMİNİN SİNYALLERİ: YANMA VE EKŞİME</strong></p>

<p>Mide asidinin yemek borusuna kaçması yani reflü, bazen kalp ağrısını taklit edecek kadar güçlü olabilir.</p>

<p><strong>NASIL HİSSEDİLİR?</strong></p>

<p>Göğüs kemiği arkasında yanma,</p>

<p>Yukarı doğru yayılan sıcaklık hissi,</p>

<p>Midenin üst kısmında dolgunluk.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ne zaman artar?</p>

<p>Ağır yemeklerden sonra,</p>

<p>Baharatlı ve yağlı beslenince,</p>

<p>Yemekten hemen sonra uzanınca.</p>

<p>Özellikle ağıza acı su gelmesi ve geğirme eşlik ediyorsa reflü olasılığı artar.</p>

<p><strong>4. KAS, İSKELET VE STRESİN SİNYALLERİ</strong></p>

<p>Kas ve iskelet ağrıları nasıl olur?</p>

<p>Ağrı belirli bir noktadadır,</p>

<p>Parmağınızla bastırınca artabilir,</p>

<p>Hareketle değişebilir,</p>

<p>Pozisyon değiştirince azalabilir.</p>

<p>Panik atakta neler olur?</p>

<p>Göğüste sıkışma,</p>

<p>Kalp çarpıntısı,</p>

<p>Nefes alamama hissi,</p>

<p>Ellerde titreme,</p>

<p>Yoğun ölüm korkusu yaşanabilir.</p>

<p><strong>HAYAT KURTARAN “KIRMIZI BAYRAKLAR”</strong></p>

<p>Bazı belirtiler vardır ki, göğüs ağrısını “acil durum” haline getirir. Eğer göğüs ağrısıyla birlikte aşağıdaki belirtilerden biri bile varsa, kendi aracınızla hastaneye gitmeye çalışmadan derhal 112 Acil Çağrı Merkezi’ni aramalısınız:</p>

<p>Ağrı çeneye, kola, sırta veya boyna yayılıyorsa,</p>

<p>Soğuk terleme başladıysa,</p>

<p>Nefes darlığı varsa,</p>

<p>Baş dönmesi veya bayılma hissi geliştiyse,</p>

<p>Bulantı ve kusma eşlik ediyorsa,</p>

<p>Dudaklarda veya yüzde morarma varsa,</p>

<p>Ağrı 15 dakikadan uzun sürüyorsa,</p>

<p>Dinlenmeye rağmen baskı hissi geçmiyorsa.</p>

<p>Bu belirtiler, kalp krizi gibi hayati durumların habercisi olabilir.</p>

<p><strong>GÖĞSÜ AĞRIYAN BİRİNE NASIL YARDIM EDİLİR?</strong></p>

<p>gercekgundem.com sitesindeki köşesinde teferruatlı bilgiler veren Dr. Bayram Yıldız, “Evde, iş yerinde veya sokakta birinin göğsünün ağrıdığını gördüğünüzde şu adımları uygulayın” uyarısında bulunuyor. O adımlar şunlar:</p>

<p>1. Hareket Ettirmeyin: Kişinin yürümesine, merdiven çıkmasına veya efor harcamasına izin vermeyin.</p>

<p>2. Yarı Oturur Pozisyona Getirin: Sırtını destekleyerek rahat nefes alabileceği şekilde oturtun.</p>

<p>3. Kıyafetleri Gevşetin: Kravat, kemer, dar yaka gibi sıkı giysileri gevşetin. Ortamı havalandırın.</p>

<p>4. Sakinleştirin: Panik, kalbin oksijen ihtiyacını artırır. Güven verici şekilde konuşun.</p>

<p>5. <strong>112’yi Arayın: Ambulans gelene kadar kişinin yanında kalın. Bilincini ve nefesini takip edin. Doktor önerisi olmadan rastgele ilaç vermeyin.</strong></p>

<p><strong>SONUÇ: HER GÖĞÜS AĞRISI KALP KRİZİ DEĞİLDİR… AMA BAZILARI HAYAT KURTARAN BİR UYARIDIR</strong></p>

<p>Göğüs ağrılarının büyük bölümü kalp krizinden kaynaklanmasa da, bazı belirtiler saniyelerin bile önemli olduğu ciddi durumların habercisi olabilir. Özellikle:</p>

<p>Baskı tarzında, yayılan, nefes darlığı ve soğuk terlemenin eşlik ettiği ağrılar,</p>

<p>“Aksi kanıtlanana kadar acil” kabul edilmelidir. Çünkü en önemli şey, doğru anda doğru alarmı ciddiye almaktır.”</p>

<p><strong>YAZ AYLARI BAŞLADI… SICAKLIKLAR ARTIYOR…</strong></p>

<p>Dediğimiz gibi;</p>

<p>Yaz ayları başladı… Sıcaklıklar artıyor…</p>

<p>Özellikle kilosu olan, masa başında çalışmak durumunda olan ve ailesinde kalp rahatsızlığı öyküleri olanlar…</p>

<p>Hekimlerin bu uyarılarına dikkat diyoruz…</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.milligazete.com.tr/gogsumuzdeki-her-sikisma-kalp-krizi-mi-hayat-kurtaran-ayrintilar-neler-iste-uzmanindan-onemli-uyarilar</guid>
      <pubDate>Fri, 05 Jun 2026 07:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://milligazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/milligazete-com-tr/sites/2025/04/16/kalp-krizi-4.webp" type="image/jpeg" length="73577"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kene kabusu büyüyor! Riskin en yüksek olduğu 5 il]]></title>
      <link>https://www.milligazete.com.tr/kene-kabusu-buyuyor-riskin-en-yuksek-oldugu-5-il</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.milligazete.com.tr/kene-kabusu-buyuyor-riskin-en-yuksek-oldugu-5-il" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığı nedeniyle can kayıpları artarken, Sivas'ta 55 yaşındaki Rıza Demir'in vefatıyla kentteki ölü sayısı üçe çıktı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Havaların ısınmasıyla birlikte doğaya akın eden vatandaşların en büyük kabusu olan kene vakaları, ölümcül sonuçlar doğurmaya devam ediyor. İklim değişikliğinin de etkisiyle popülasyonu hızla artan bu sessiz tehlike; ateş, halsizlik, kas ağrısı ve mide bulantısı gibi belirtilerle kendini gösterirken, Sivas'tan gelen son acı haber durumun ciddiyetini bir kez daha gözler önüne serdi.</p>

<p><img alt="Yaz aylarının kabusu keneden korunmak için bu önemli yöntemleri öğrenin" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://milligazetecomtr.teimg.com/milligazete-com-tr/sites/2024/06/30/yaz-aylarinin-kabusu-keneden-korunmak-icin-bu-onemli-yontemleri-ogrenin.jpg" width="1280" /></p>

<h2><strong>HANGİ İLLER KIRMIZI LİSTEDE?</strong></h2>

<p>Uzmanlar tarafından yapılan değerlendirmelerde, hastalığın Türkiye içindeki dağılımında bölgesel farklılıklara dikkat çekildi. Vaka yoğunluğu ve ölüm riski açısından Tokat, Sivas, Çorum, Yozgat ve Kastamonu'nun en tehlikeli iller olarak öne çıktığı kaydedildi. Karadeniz'in iç kesimleri ile Ankara'nın doğusunda da riskin yüksek olduğu ifade edilirken, batı bölgelerde vaka görülmesinin büyük bir sürpriz olacağı aktarıldı.</p>

<p><img alt="Bahçede, balkonda kene gördüyseniz hemen bu çiçekleri ekin! Asla yaklaşamıyorlar…" class="detail-photo img-fluid" height="675" src="https://milligazetecomtr.teimg.com/milligazete-com-tr/sites/2024/09/08/bahcede-balkonda-kene-gorduyseniz-hemen-bu-cicekleri-ekin-asla-yaklasamiyorlar.webp" width="1200" /></p>

<h2><strong>UZMANDAN KORKUTAN ARTIŞ UYARISI</strong></h2>

<p>Sürece ilişkin çok kritik değerlendirmelerde bulunan Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Önder Ergönül, kene popülasyonundaki tırmanışa işaret etti. Türkiye'deki ölüm oranının yüzde 5 seviyelerinde seyrettiğini, Avrupa'da ise bu tablonun çok daha ağır olduğunu vurgulayan Ergönül, şu ifadeleri kullandı:</p>

<blockquote>
<p>"Önemli bir hastalık ama her kene tutunan Kırım Kongo Kanamalı Ateşi olacak, her hasta ölecek diye bir anlayış yok."</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
</blockquote>

<p><img alt="Yaz aylarının kabusu keneden korunmak için bu önemli yöntemleri öğrenin-2" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://milligazetecomtr.teimg.com/milligazete-com-tr/sites/2024/06/30/yaz-aylarinin-kabusu-keneden-korunmak-icin-bu-onemli-yontemleri-ogrenins-2.webp" width="1280" /></p>

<h2><strong>VÜCUTTA GÖRÜLÜRSE NE YAPILMALI?</strong></h2>

<p>Havaların ısınmasıyla pik yapan bu tehlike karşısında ilk müdahalenin hayati önem taşıdığı vurgulandı. Vatandaşların keneye çıplak elle kesinlikle dokunmaması gerektiğinin altını çizen Ergönül'ün o hayati tavsiyeleri ajanslara şu şekilde düştü:</p>

<blockquote>
<p>"Bir an önce çıkarılması lazım. Örneğin İsveç'te de var kene. Onlar eğitimli oldukları için çıkarabiliyorlar. İnsanımızı eğitmemiz daha önemli. Pens, cımbız yardımıyla hiçbir şey yoksa bir poşetle tutularak o keneyi gövdesine dokunmadan yalnız deriye en yakın yerden tırnaklarımızla da olabilir tutup çıkarabiliriz. Ama bu bir enjektör gibi gövdesinde virüs var gövdesine basarsanız enjektörle virüsü içeri basmış gibi olursunuz. Her kene tutunduğunda Kırım Kongo olma ihtimali son derece düşük. Bölgeye göre değişiyor. Salgın bölgesinde daha yüksek bu ihtimal."</p>
</blockquote></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.milligazete.com.tr/kene-kabusu-buyuyor-riskin-en-yuksek-oldugu-5-il</guid>
      <pubDate>Sun, 31 May 2026 13:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://milligazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/milligazete-com-tr/sites/2024/08/01/sivrisinek-ve-kenelerden-korunmak-artik-cok-basit-bu-3-besini-yaninizdan-eksik-etmeyin-12-3.webp" type="image/jpeg" length="17499"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kurban kesimi sırasında 13 bin 513 kişinin yaralandı]]></title>
      <link>https://www.milligazete.com.tr/kurban-kesimi-sirasinda-13-bin-513-kisinin-yaralandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.milligazete.com.tr/kurban-kesimi-sirasinda-13-bin-513-kisinin-yaralandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kurban Bayramı'nın ilk gününde Türkiye genelinde acemi kasap bilançosu yine ağır oldu. Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, kurban kesimi sırasında yaşanan kazalar sonucu 13 bin 513 kişinin hastanelere akın ettiğini duyurdu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bayram sabahının o tanıdık tatlı telaşı, ne yazık ki binlerce evde yerini acı feryatlara ve hastane koridorlarında bitmek bilmeyen bir bekleyişe bıraktı. Her yıl yetkililer tarafından yapılan sayısız uyarılara rağmen kendi kurbanını kesmek için kolları sıvayan vatandaşlar için evdeki hesaplar yine fena şaştı. İşin ehli olmayan ellerde aniden kayan satırlar ve panikleyen kurbanlıklar, acil servisleri deyim yerindeyse kilitledi.</p>

<h2>Bakanlıktan Resmi Açıklama Geldi</h2>

<p>Türkiye'nin dört bir yanından ardı ardına gelen yaralanma haberleri üzerine Sağlık Bakanlığı hızla verileri toplayarak kamuoyuyla paylaştı. Tablo oldukça ciddiydi. Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, sağlık tesislerine başvuran vatandaşların sayısını net bir şekilde ortaya koydu.</p>

<p>Bakan Memişoğlu, paylaştığı mesajda acı bilançoyu, "Kurban Bayramı'nın ilk gününde, kurban kesimi esnasında yaşanan yaralanmalar nedeniyle sağlık tesislerimize toplam 13 bin 513 kişi başvurmuştur." sözleriyle aktardı.</p>

<h2>Sağlık Ordusuna Özel Teşekkür</h2>

<p>Acil servislerde omuz omuza sedye taşıyan, kanlar içindeki vatandaşlara hızla müdahale eden sağlık personeli de unutulmadı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Vatandaşları ilerleyen günler için çok daha tedbirli olmaya çağıran Bakan Memişoğlu, resmi açıklamasını şu ifadelerle tamamladı:</p>

<p>"Süreç boyunca vatandaşlarımızı daha dikkatli olmaya davet ediyor, yaralanan kardeşlerimize acil şifalar diliyorum. Bayram mesaisinde fedakarca görev yapan tüm sağlık çalışanlarımıza yürekten teşekkür ediyorum."</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.milligazete.com.tr/kurban-kesimi-sirasinda-13-bin-513-kisinin-yaralandi</guid>
      <pubDate>Wed, 27 May 2026 23:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://milligazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/milligazete-com-tr/uploads/2026/05/thumbs-b-c-516caf89374dd7a0cbf0ee6ef725d128.jpg" type="image/jpeg" length="16981"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kurban etini hemen yiyenler dikkat! Kalp krizi uyarısı geldi]]></title>
      <link>https://www.milligazete.com.tr/kurban-etini-hemen-yiyenler-dikkat-kalp-krizi-uyarisi-geldi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.milligazete.com.tr/kurban-etini-hemen-yiyenler-dikkat-kalp-krizi-uyarisi-geldi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kurban Bayramı'nda kesimden hemen sonra tüketilen etler ölümcül tehlike saçıyor. Uzmanlar, 'ölüm sertliği' geçmeden tencereye giren etlerin özellikle tansiyon hastalarında kalp krizini tetikleyebileceği konusunda uyardı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Milyonlarca vatandaşın bayram sabahı kurduğu o meşhur kavurma sofraları, aslında sinsi bir tuzağa dönüşebiliyor. Hastanelerin acil servisleri her bayram dolup taşarken, işin uzmanından gelen o kritik uyarı ezberleri bozdu. Kurban kesilir kesilmez mangalı yelleyenleri veya tencereyi ocağa koyanları bekleyen acı tablo, bilimsel verilerle tüm çıplaklığıyla gözler önüne serildi.</p>

<h2><strong>O KRİTİK SAATLERİ BEKLEMEYEN YANDI</strong></h2>

<p>Ondokuz Mayıs Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Pınar Sökülmez Kaya, etin eve gelene kadarki sürecinin hayati önem taşıdığına dikkat çekti.</p>

<p></p>

<blockquote>
<p>"Kurban kesilirken kaslar kasılmış oluyor, bu nedenle ette 'ölüm sertliği' denilen sertleşme gelişiyor. Bu sertliğin giderilmesi için etin mutlaka 12 ila 24 saat arasında serin bir yerde veya buzdolabında dinlendirilmesi gerekiyor. Etin 'ölüm sertliği' geçmezse kişilerde hazımsızlık, şişkinlik hatta hipertansiyon gibi sorunlar varsa kalp krizlerine yol açabiliyor. Mümkünse en az bir gün dinlendirilerek tüketilmesi önem arz ediyor."</p>
</blockquote>

<p><img height="665" src="https://milligazetecomtr.teimg.com/milligazete-com-tr/uploads/2026/05/image-2819.png" width="1224" /></p>

<h2><strong>HEMEN YENECEKSE BU DETAYA DİKKAT!</strong></h2>

<p>Geleneksel sabah kavurmasından vazgeçemeyenler için de can kurtaran o formül aktarıldı. Dinlendirilmeden tüketilecek etlerin mutlaka sebzelerle pişirilmesi gerektiği vurgulandı.</p>

<blockquote>
<p>"Eti dinlendirmeden tüketeceksek mutlaka sebzelerin içerisinde pişirmek veya yanında sebzelerle tüketmek, miktarına dikkat etmemiz gerekiyor. Yoğun veya fazla miktarda tüketiminden kaçınmalıyız. Özellikle diyabet ve kalp hastaları, hazımsızlık çeken, mide, bağırsak sorunu olan hastalarımız için miktarı da çok önemli. Etin tek başına değil de yanında sebzeyle, salatayla, kuru baklagillerle, pilav, çorba, yoğurt, ayranla alınmasını öneriyoruz."</p>
</blockquote>

<p><img height="573" src="https://milligazetecomtr.teimg.com/milligazete-com-tr/uploads/2026/05/image-2820.png" width="872" /></p>

<p>Devasa parçalar halindeki saklama alışkanlığının da son derece yanlış olduğu ifade edildi. Etin 100 gramlık, 250 gramlık veya birer kiloluk küçük poşetler halinde buzdolabında eksi 2 derecede bir hafta, eksi 18 derecede ise 3 aydan fazla dayanabildiği belirtildi. Ayrıca dondurulmuş etlerin kalorifer üzerinde veya oda sıcaklığında değil, mutlaka buzdolabının alt rafında çözdürülmesi gerektiği vurgulandı.</p>

<p><img height="679" src="https://milligazetecomtr.teimg.com/milligazete-com-tr/uploads/2026/05/image-2821.png" width="1229" /></p>

<h2><strong>MANGAL BAŞINDAKİLERE KANSER UYARISI</strong></h2>

<p>Bayramın vazgeçilmezi mangal ve kavurma tutkunlarına yönelik o acı gerçekler bir kez daha hatırlatıldı. Etin kendi yağıyla pişmesi gerektiği, fazladan eklenecek her damla yağın damar tıkanıklığına davetiye çıkardığı kaydedildi.</p>

<p><strong>Izgara ateşindeki tehlikeli mesafeyi santim santim belirleyen Kaya, </strong></p>

<blockquote>
<p>"Eti kendi yağıyla, kendi suyuyla pişirmemiz, katı ya da sıvı yağ eklemememiz gerekiyor çünkü etin kendi içinde görünmeyen bir yağı var. Dolayısıyla ilave yağ koymamamız kalp damar sağlığımız için çok çok önemli. Etin aynı zamanda kolesterol riski olan hastalar için de miktarı çok önemli. Izgara olacaksa, ızgaradan etin yüksekliği en az 10-15 santimetre olmalıdır. Yani mangal ateşine yüksekliği fazla olması lazım çünkü etten damlayan su kömür ateşine değdikten sonra çıkan buhar ete tekrar bulaşırsa kanserojen madde açığa çıkıyor. Bu da sağlık sorunlarına yol açabiliyor."</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
</blockquote>

<p></p>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Tunahan Türkoğlu</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.milligazete.com.tr/kurban-etini-hemen-yiyenler-dikkat-kalp-krizi-uyarisi-geldi</guid>
      <pubDate>Mon, 25 May 2026 13:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://milligazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/milligazete-com-tr/uploads/2026/05/1923981-kurban-eti-hemen-tuketilir-mi-uzmanlardan-bayram-oncesi-kritik-uyari-6a0ee0f35ab54.webp" type="image/jpeg" length="78559"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Milyonlarca insanımızı yakından ilgilendiren konu! Diz sıvı kaybı tedavisinde hangi ülkeler ileride! En etkili tedavi yöntemi ne?]]></title>
      <link>https://www.milligazete.com.tr/milyonlarca-insanimizi-yakindan-ilgilendiren-konu-diz-sivi-kaybi-tedavisinde-hangi-ulkeler-ileride-en-etkili-tedavi-yontemi-ne</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.milligazete.com.tr/milyonlarca-insanimizi-yakindan-ilgilendiren-konu-diz-sivi-kaybi-tedavisinde-hangi-ulkeler-ileride-en-etkili-tedavi-yontemi-ne" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dizlerde sıvı kaybı sebebiyle yürüme zorluğu…

Dizlerde sıvı kaybı sebebiyle yürürken bacaklarda sertlik sorunu…

Dizlerde sıvı kaybı sebebiyle yataktan kalkarken zor kalkmalar…]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Özellikle belli yaşın üzerindeki inanımız…</p>

<p>Genç yaşlarda da görülebiliyor…</p>

<p>Nedir bu?</p>

<p>Dizlerde sıvı kaybı sebebiyle yürüme zorluğu…</p>

<p>Dizlerde sıvı kaybı sebebiyle yürürken bacaklarda sertlik sorunu…</p>

<p>Dizlerde sıvı kaybı sebebiyle yataktan kalkarken zor kalkmalar…</p>

<p>Dizlerde sıvı kaybı sebebiyle bir müddet oturduktan sonra kalkıp yürüme problemleri…</p>

<p>Bunları artırmam mümkün…</p>

<p>Hayatı zorlaştıran unsurlar bunlar hiç kuşkusuz…</p>

<p>Ancak şu bir gerçek ki, günümüzde daha önce hiç olmadığı kadar diz hareketi zorluğu ve rahatsızlığı yaşanıyor…</p>

<p>Eskiden bu kadar bariz değildi bu rahatsızlık…</p>

<p>Hastanelerde Ortopedi bölümü ilgileniyor bu rahatsızlıkla…</p>

<p>Hekimler, bu rahatsızlığı dolayısıyla gelen hastalara çoğunlukla “cerrahi müdahale” yani ameliyat öneriyor…</p>

<p>Ancak ameliyat olanlarla konuştuğunuzda, “memnun değilim” cevabını alıyorsunuz. Memnun kalanlar da var elbette…</p>

<p>Fakat çoğu kimse ameliyattan şöyle bir tık uzak durmaya, daha geleneksel metodlara başvurmaya gayret ediyor…</p>

<p><strong>HANGİ ÜLKELER İLERİDE!</strong></p>

<p>Peki, diz sıvı kaybı tedavisinde en ileri ülkeler hangileri?</p>

<p>Rejeneratif tıp, robotik cerrahi ve kök hücre uygulamalarında öne çıkan ABD, Almanya, Güney Kore ve Japonya.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu ülkeler, kıkırdak yenileyici biyolojik tedavilerde ve yapay eklem teknolojilerinde küresel çapta standartları belirlemekte.</p>

<p>Altyapı ve öne çıkan tedavi yöntemleri şu şekildedir:</p>

<p>ABD: Ortobiyolojik tedavilerde, özellikle kök hücre ve genetiği değiştirilmiş hücre enjeksiyonlarında dünya lideri gibi. Harvard ve Stanford gibi tıp merkezlerinde kişiselleştirilmiş kıkırdak onarım çalışmaları yapılmakta.</p>

<p>Almanya: Robotik diz protezi cerrahisi ve ileri düzey hyaluronik asit uygulamalarında Avrupa'nın merkezi. Özellikle spor travmatolojisi ve minimal invaziv (kapalı) yöntemlerde oldukça gelişmiş.</p>

<p>Güney Kore: Eklem içi enjeksiyonlarda ve rejeneratif (yenileyici) ilaç teknolojilerinde son yıllarda büyük atılımlar yaptı.</p>

<p>Japonya: Kök hücre ile kıkırdak üretimi ve robotik yürüme destek sistemleri (robotik protez teknolojileri) üzerine yoğunlaştı.</p>

<p><strong>ÜLKEMİZ DE BU ALANDA İYİLERDEN…</strong></p>

<p>Türkiye de bu alanda oldukça ileri seviyede bir ülke…</p>

<p>GETAT olarak bilinen, geleneksel tıp yöntemleri ile artık devlet hastanelerinde de diz sıvı kau-ybıyla ilgili tedaviler uygulanmaktadır…</p>

<p><strong>UYGULANAN İLERİ TEKNOLOJİLER VE YÖNTEMLER NELER?</strong></p>

<p>* Hidrojel (Sıvı Diz Protezi): Ameliyatsız olarak dizde kayganlığı ve yastıklama etkisini tek seansta artıran yeni nesil jel uygulamalarıdır.</p>

<p>* Kök Hücre ve PRP: Hastanın kendi kanından veya yağ dokusundan elde edilen hücrelerin ekleme enjekte edilerek kıkırdağın kendi kendini onarmasının tetiklenmesidir.</p>

<p>* Robotik Cerrahi: Sıvı kaybının ileri evrelerinde, bilgisayarlı navigasyon ve robotik kollar kullanılarak gerçekleştirilen milimetrik protez ameliyatlarıdır.</p>

<p>Bu tedaviler hakkında detaylı bilgi, ülkemizin bilinen hastane guruplarından ve sağlık kuruluşlarından da alınabiliyor…</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Rıza Yayladangel</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.milligazete.com.tr/milyonlarca-insanimizi-yakindan-ilgilendiren-konu-diz-sivi-kaybi-tedavisinde-hangi-ulkeler-ileride-en-etkili-tedavi-yontemi-ne</guid>
      <pubDate>Sat, 23 May 2026 21:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://milligazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/milligazete-com-tr/uploads/2026/05/milyonlarca-insanimizi-yakindan-ilgilendiren-konu-diz-sivi-kaybi-tedavisinde-hangi-ulkeler-ileride-en-etkili-tedavi-yontemi-ne-1.jpg" type="image/jpeg" length="92963"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Türk bilim insanlarından tıpta ‘Mikro’ devrim! Mikro tüyler, geleceğin dünyasına nasıl yön verecek? Biyomedikal teknolojilerde yeni bir dönem]]></title>
      <link>https://www.milligazete.com.tr/turk-bilim-insanlarindan-tipta-mikro-devrim-mikro-tuyler-gelecegin-dunyasina-nasil-yon-verecek-biyomedikal-teknolojilerde-yeni-bir-donem</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.milligazete.com.tr/turk-bilim-insanlarindan-tipta-mikro-devrim-mikro-tuyler-gelecegin-dunyasina-nasil-yon-verecek-biyomedikal-teknolojilerde-yeni-bir-donem" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İnsan vücudunun temizlik sisteminden ilham alan mikro tüyler, geleceğin tıbbi cihazlarına yön verecek…]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bilim dünyası sınır tanımıyor…</p>

<p>Gün geçmiyor ki yeni bir aşama kaydedilmesin!</p>

<p>Gün geçmiyor ki yeni bir buluş ortaya çıkmasın!</p>

<p>Gün geçmiyor ki insan hayatını kolay kılan yeni teknolojiler icad edilmesin!</p>

<p>Önce bir yeni teknoloji ile ilgili bazı özet bilgileri verelim, sonrasında bu yeni gelişmenin ayrıntılarına geçelim…</p>

<p><strong>1) İnsan vücudunun temizlik sisteminden ilham alan mikro tüyler, geleceğin tıbbi cihazlarına yön verecek…</strong></p>

<p><strong>2) Koç Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Sitti’nin Nature’da yayımlanan çalışması, biyomedikal teknolojilerde yeni bir dönemin kapısını aralıyor</strong></p>

<p><strong>3) Prof. Sitti: “Dünyanın sayılı mikro teknoloji merkezlerinden biri olacağız”</strong></p>

<p><strong>AKCİĞERLERDEKİ HAVAYI TEMİZLEYEN DOĞAL MEKANİZMA!</strong></p>

<p>İnsan vücudunun doğal savunma ve temizlik mekanizmaları, Türk bilim insanlarının eliyle geleceğin yüksek teknolojili tıbbi cihazlarına dönüştü.</p>

<p>Koç Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Metin Sitti liderliğinde gerçekleştirilen ve bilim dünyasının en saygın dergilerinden Nature’da yayımlanan araştırma, biyomedikal teknolojilerde yeni bir dönemin kapısını aralıyor.</p>

<p>Yükseköğretim Kurulunun "nitelikli yayın ve öncelikli alan" vizyonu kapsamında yürütülen çalışma, insan vücudunun derinliklerinde hayati bir görevi yerine getiren mikroskobik tüylerden (cilia) ilham alıyor.</p>

<p>Akciğerlerdeki havayı temizleyen, hücreler arası sıvı akışını yöneten bu doğal mekanizma, Prof. Dr. Sitti ve ekibi tarafından laboratuvar ortamında yeniden tasarlandı.</p>

<p>Hidrojel tabanlı sentetik malzemelerden üretilen bu yapay mikro tüyler, düşük voltajlı elektriksel uyarılarla tıpkı gerçek biyolojik sistemler gibi hareket edebiliyor.</p>

<p><strong>TIBBİ CİHAZLARDA BİR "BEYİN" GÖREVİ GÖRMESİ BEKLENİYOR</strong></p>

<p>Geliştirilen bu sistemin tıbbi cihazlarda bir "beyin" görevi görmesi bekleniyor. Prof. Dr. Metin Sitti, çalışmanın pratik hayata yansımalarını şu sözlerle özetledi:</p>

<p>“İnsan vücudundaki doğal mikro tüylerin sıvıları yönlendirme ve yabancı maddeleri uzaklaştırma prensibini mühendislik yöntemlerine uyarladık. Bu teknoloji sayesinde, hastalıkların teşhisinde kullanılan tanı çiplerini çok daha hareketli ve aktif sistemlere dönüştürebileceğiz. Özellikle biyomedikal cihazlarda sıvıların ve nesnelerin hassas kontrolü, tanı ve tedavi süreçlerini bir sonraki evreye taşıyacak.”</p>

<p><strong>TÜP BEBEKTEN GİYİLEBİLİR TEKNOLOJİYE GENİŞ UYGULAMA ALANI</strong></p>

<p>Çalışma sadece teşhisle sınırlı kalmayıp, üreme teknolojileri ve günlük yaşam konforunda da çığır açmaya hazırlanıyor.</p>

<p>Vücuttaki doğal döllenme sisteminin de benzer mikro tüylerle çalıştığını vurgulayan Sitti, "Döllenmenin çok daha doğal ve sağlıklı bir şekilde gerçekleşmesini sağlayacak yeni nesil sıvı çip sistemleri yaratabileceğiz." dedi. Ayrıca bu teknolojinin, vücut içine yerleştirilen implantlardan akıllı giyilebilir sistemlere kadar geniş bir uygulama alanı bulunuyor.</p>

<p><strong>PROF. DR. METİN SİTTİ KİMDİR?</strong></p>

<p>Metin Sitti, Almanya’daki Max Planck Topluluğu’nun şu anki tek Türk üyesidir ve bu topluluğun Akıllı Sistemler Enstitüsü’nde 2014 yılının sonbaharından itibaren direktör olarak çalışmaktadır.</p>

<p>Araştırmaları, tıbbi mikro-robotlar, doğadan esinlenen minyatür hareketli robotlar ve yeni malzemeler, yumuşak minyatür robotlar, fiziksel akıllılık ve mikro/nano-robotik da dahil olmak üzere, robotik ve akıllı sistemler bünyesindeki çok çeşitli çalışma konularını kapsamaktadır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Lisans eğitimini Boğaziçi Üniversitesi’nin elektrik-elektronik mühendisliği bölümünde 1992 yılında tamamladıktan sonra yine aynı bölümden yüksek lisans derecesini 1994 yılında almıştır.</p>

<p>Doktora araştırmalarını Japonya’da Tokyo Üniversitesi’nin Elektrik Mühendisliği Bölümü’nde 1999 yılında tamamlamıştır.</p>

<p>ABD’de University of California at Berkeley’de doktora sonrası araştırıcı ve öğretim üyesi olarak 1999-2002 yılları arasında çalışmıştır.</p>

<p>2002-2014 yılları arasında yine ABD’deki Carnegie Mellon Üniversitesi’ndeki Robotik Enstitüsü’nde ve Makina Mühendisliği Bölümü’nde profesör olarak araştırmalarına devam etmiştir.</p>

<p>2011-2012 yılları arasında Harvard Üniversitesi, EPFL ve Sorbonne Üniversitesi’nde ziyaretçi profesörlük yapmıştır.</p>

<p>Şu an, kısmi zamanlı yan akademik görevler olarak, Koç Üniversitesi’nde Tıp ve Mühendislik fakültelerinde profesör, Carnegie Mellon Üniversitesi’nde seçkin profesör ve Stuttgart Üniversitesi’nde onursal profesör olarak görev yapmaktadır.</p>

<p><strong>ARAŞTIRMA ALANLARI</strong></p>

<p>Küçük ölçekli mobil robotik, Physical intelligence, Tıbbi minyatür robotlar ve cihazlar, Biyo-ilhamlı ve biyo-hibrit mikrorobotlar, Robotik mikro/nanomalzemeler</p>

<p><strong>ÖDÜLLER</strong></p>

<p>2020,</p>

<p>Yılın Bilimde Çığır Açan Buluşu Ödülü</p>

<p>2018,</p>

<p>Koç Üniversitesi Rahmi M. Koç Bilim Madalyası Sahibi</p>

<p>2014,</p>

<p>IEEE/ASME En İyi Mekatronik Makale Ödülü</p>

<p>2013 - 2012,</p>

<p>World RoboCup Micro-Robotics yarışmasında birincilik ödülü</p>

<p>2011,</p>

<p>SPIE Nanoengineering Pioneer Ödülü</p>

<p>2005,</p>

<p>National Science Foundation Career Ödülü</p>

<p>2004,</p>

<p>IEEE Robotics and Biomimetics Konferansı’nda En İyi Biomimetik Makale Ödülü</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.milligazete.com.tr/turk-bilim-insanlarindan-tipta-mikro-devrim-mikro-tuyler-gelecegin-dunyasina-nasil-yon-verecek-biyomedikal-teknolojilerde-yeni-bir-donem</guid>
      <pubDate>Thu, 21 May 2026 08:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://milligazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/milligazete-com-tr/uploads/2026/05/ee594d55-d281-4a67-87d3-9abbe9e1cc52.webp" type="image/jpeg" length="82984"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Aile içinde yaşlanmanın önemi ne? Huzurevleri yalnızlık hissini neden artırıyor? Sosyal izolasyon yaşlanma sürecini hızlandırıyor mu? İşte uzmanından tavsiyeler…]]></title>
      <link>https://www.milligazete.com.tr/aile-icinde-yaslanmanin-onemi-ne-huzurevleri-yalnizlik-hissini-neden-artiriyor-sosyal-izolasyon-yaslanma-surecini-hizlandiriyor-mu-iste-uzmanindan-tavsiyeler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.milligazete.com.tr/aile-icinde-yaslanmanin-onemi-ne-huzurevleri-yalnizlik-hissini-neden-artiriyor-sosyal-izolasyon-yaslanma-surecini-hizlandiriyor-mu-iste-uzmanindan-tavsiyeler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Müftüoğlu’na göre yaşlılık, ailenin birleştirici gücüyle güzelleşen ve "sıkıştırılmış yaşlılık" (bağımsız, hastalıksız, dinç bir ömür) hedeflenerek yaşanması gereken özel bir zirvedir.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Prof. Dr. Osman Müftüoğlu…</p>

<p>İç hastalıkları uzmanı ancak genel hayata ilişkin ve aile olmakla ilgili önemli görüşlere ve düşüncelere sahip.</p>

<p>Bu alanlarda kitaplar yazdı, TV programları yaptı, yapmaya, yazmaya devam ediyor.</p>

<p><strong>AİLE İÇİNDE YAŞLANMANIN ÖNEMİ</strong></p>

<p>Yaşlılığın bir zayıflık veya yoksunluk dönemi olmadığını belirtiyor.</p>

<p>Müftüoğlu’na göre yaşlılık, ailenin birleştirici gücüyle güzelleşen ve "sıkıştırılmış yaşlılık" (bağımsız, hastalıksız, dinç bir ömür) hedeflenerek yaşanması gereken özel bir zirvedir.</p>

<p>Müftüoğlu'nun aile ve yaşlanma sürecine dair temel görüşleri dikkat çekici. Şöyle ki;</p>

<p>1. Aile İçinde Yaşlanmanın Önemi: Müftüoğlu, huzurevlerinin yalnızlık hissini artırdığına ve kültürel değerlerimizle bağdaşmadığına dikkat çekiyor.</p>

<p>Anneleri, babaları ve aile büyüklerini huzurevleri yerine aile içinde yaşlandırmanın en doğrusu olduğunu savunuyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kuşaklararası etkileşimin, büyükleri hayata bağladığını, psikolojik direnci artırdığını ifade ediyor.</p>

<p><strong>SOSYAL İZOLASYON YAŞLANMA SÜRECİNİ HIZLANDIRIYOR MU? </strong></p>

<p>2. Sıkıştırılmış Yaşlılık ve Doğru Yaş Almak: Yaşlılığın artık sadece hastalıklarla mücadele dönemi olmadığını ifade ediyor, Müftüoğlu.</p>

<p>3. Doğru yaş almak için dikkat edilmesi gerekenler… Yalnızlıktan Kaçınmak: Sosyal izolasyonun yaşlanma sürecini hızlandırdığını söylüyor Prof. Müftüoğlu.</p>

<p>Aile ve dost meclislerinin ise ruh sağlığını koruduğunu belirtiyor.</p>

<p>4. Müftüoğlu, 80'li yaşlara kadar Alzheimer, şeker ve tansiyon gibi kronik hastalıklardan uzak durarak başkalarına yük olmadan yaşanabilecek bir hayatın hedeflenmesi gerektiği temennisinde bulunuyor.</p>

<p><strong>OSMAN MÜFTÜOĞLU KİMDİR?</strong></p>

<p>Prof. Dr. Osman Müftüoğlu, 1955’te Anamur’da doğdu.</p>

<p>1972’de Anamur Lisesi’ni, 1978’de Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdi.</p>

<p>1984’te iç hastalıkları uzmanı, 1989’da endokrinoloji ve metabolizma hastalıkları klinik şefi yardımcısı, 1989’da doçent, 1990’da iç hastalıkları klinik şefi, 1997’de profesör oldu.</p>

<p>Uzun yıllar 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in özel doktorluğunu yaptı.</p>

<p>1993-2001 yılları arasında Ankara Numune Hastanesi başhekimliği ve 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in sağlık başdanışmanlığı görevlerinde bulundu.</p>

<p>Türkiye Diyabet Derneği, Ankara Diyabet Derneği, Türk Hipertansiyon ve Nefroloji Derneği, Türk İç Hastalıkları Derneği ve Osteoporoz Çalışma Grubu üyesi olan Prof. Dr. Osman Müftüoğlu, Sağlık Bakanlığı Yüksek Sağlık Şûrası, Etik Kurul ve İlaç Ruhsatlandırma Komisyonu’nda görev yaptı.</p>

<p>Kurduğu Yaşasın Hayat Kliniği’nde hekimlik mesleğini sürdüren Müftüoğlu’nun bugüne kadar birçok kitabı yayımlandı.</p>

<p>Prof. Dr. Osman Müftüoğlu, halen Hürriyet gazetesinde yazıyor, aynı zamanda NTV ve NOW TV’de programlar yapıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.milligazete.com.tr/aile-icinde-yaslanmanin-onemi-ne-huzurevleri-yalnizlik-hissini-neden-artiriyor-sosyal-izolasyon-yaslanma-surecini-hizlandiriyor-mu-iste-uzmanindan-tavsiyeler</guid>
      <pubDate>Thu, 21 May 2026 06:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://milligazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/milligazete-com-tr/sites/2024/02/13/devlet-huzurevine-nasil-basvurulur-sartlari.jpg" type="image/jpeg" length="12836"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Türkiye'de en sık görülen ruhsal sorunlar depresyon ve kaygı bozuklukları... Ruhsal sorun yaşayan yetişkinlerin oranı ne?]]></title>
      <link>https://www.milligazete.com.tr/turkiyede-en-sik-gorulen-ruhsal-sorunlar-depresyon-ve-kaygi-bozukluklari-ruhsal-sorun-yasayan-yetiskinlerin-orani-ne</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.milligazete.com.tr/turkiyede-en-sik-gorulen-ruhsal-sorunlar-depresyon-ve-kaygi-bozukluklari-ruhsal-sorun-yasayan-yetiskinlerin-orani-ne" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı verilerine göre son 12 ay içinde 18 yaş ve üzeri yetişkinlerde doktor tarafından tanı konulan herhangi bir ruhsal hastalık görülme sıklığı yüzde 17,4.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ruh sağlığı günümüzde en çok tartışılan ve gündemde olan bir sağlık sorunu…</p>

<p>1-31 Mayıs Ruh Sağlığı Farkındalık Ayı kapsamında değerlendirmelerde bulunan Psikiyatri Uzmanı Dr. Çağlar Açıkgöz, ruh sağlığının önemine ve toplumda en sık karşılaşılan sorunlara dikkat çekti.</p>

<p>Ruh sağlığının tanımına değinen Psikiyatri Uzmanı Dr. Çağlar Açıkgöz, “Dünya Sağlık Örgütü ruh sağlığını sadece zihinsel bir bozukluğun olmaması değil, bireyin kendi potansiyelini fark edebildiği, yaşamın normal stresleriyle başa çıkabildiği, verimli ve üretken çalışabildiği ve içinde yaşadığı topluma katkıda bulunabildiği bir iyilik hali olarak tanımlar. Kısaca, sadece hasta olmamak değil, aynı zamanda dengede, huzurlu ve işlevsel olabilmektir” diyor.</p>

<p>Ruh sağlığının tek bir neene bağlı olmadığını ifade eden Psikiyatri Uzmanı Dr. Çağlar Açıkgöz, “Kayıplar, stres ve travmalar gibi yaşam olayları; sosyal desteğin olmaması ya da az olması; kronik hastalıklar, uyku ve beslenme bozuklukları gibi fiziksel bozukluklar; iş, ekonomi, yaşam şartları gibi çevresel koşullar ile olaylara bakış açımız ve baş etme tarzımız gibi kişilik özellikleri etkenler sayılabilir” şeklinde konuşuyor.</p>

<p>Sağlık Bakanlığı verilerine göre son 12 ay içinde 18 yaş ve üzeri yetişkinlerde doktor tarafından tanı konulan herhangi bir ruhsal hastalık görülme sıklığının yüzde 17,4 olduğunu aktaran Uzm. Dr. Çağlar Açıkgöz, en sık görülen rahatsızlıkları ise şöyle sıralıyor:</p>

<p>“Depresyon yüzde 9, kaygı (anksiyete) bozuklukları yüzde 5,8 oranında görülmektedir. Bunun yanında uyku bozuklukları, strese bağlı gerginlik ve tükenmişlik ile bağımlılıklar da sık karşılaşılan sorunlar arasındadır.”</p>

<p><strong>ERKEN BELİRTİLER </strong></p>

<p>Ruhsal sorunların erken dönemde bazı işaretler verebildiğini belirten Dr. Açıkgöz, “Sürekli keyifsizlik veya isteksizlik, uyku ve iştah değişiklikleri, çabuk sinirlenme ya da aşırı hassasiyet, eskiden keyif veren şeylere karşı ilgisizlik, dikkat dağınıklığı ve unutkanlık ile insanlardan uzaklaşma önemli belirtiler arasında yer alır” diyor.</p>

<p>Sosyal medyanın ruh sağlığı üzerindeki etkilerine de değinen Uzm. Dr. Çağlar Açıkgöz, “Her durumda olduğu gibi sosyal medyanın da yararı ve zararı vardır. Fayda ile zarar arasındaki denge kullanım şekline bağlıdır. Medya okur yazarlığının önemi elbette çok büyük. Mesajların kim tarafından, hangi amaçla ve hangi kitleye yönelik hazırlandığı sorgulanır, sahte ve gerçek haber ayırt edilir ve medyanın bireyler üzerindeki psikolojik ve sosyal etkileri fark edilirse, elbette yarar daha fazla olur” ifadelerini kullanıyor.</p>

<p><strong>ANKSİYETE VE DEPRESYON ARASINDAKİ FARK</strong></p>

<p>Anksiyete ve depresyon arasındaki farklara değinen Psikiyatri Uzmanı Dr. Çağlar Açıkgöz, “Anksiyetede daha çok gelecekle ilgili endişe, huzursuzluk ve gerginlik ön plandadır. ‘Ya kötü bir şey olursa?' düşüncesi baskındır. Depresyonda ise keyifsizlik, isteksizlik ve enerji düşüklüğü görülür. ‘Hiçbir şeyin anlamı yok' hissi öne çıkar” diyor. Bu iki durumun ayrı ayrı görülebileceği gibi birlikte görülme sıklığının da yüksek olduğunu ekliyor.</p>

<p>Ruhsal rahatsızlıkların tedavisinde farklı yöntemlerin uygulanabildiğini belirten Uzm. Dr. Çağlar Açıkgöz, “İlaç tedavileri, psikoterapiler ve yaşam düzeni değişiklikleri tedavi seçenekleri arasında yer alır” ifadelerini kullanıyor.</p>

<p>Ruh sağlığını korumanın yaşa göre farklı yaklaşımlar gerektirdiğini belirten Açıkgöz, çocuklar için güvenli ve sevgi dolu bir ortamın, oyun ve ifade alanlarının ve düzenli rutinlerin önemli olduğunu söylüyor.</p>

<p>Ergenlerde yargılanmadan dinlenmenin, kimlik gelişimine alan tanınmasının, spor ve sanat gibi alanlarda yer alabilmelerinin ve güvenli sosyal ortamların destekleyici olduğunu belirtiyor. Yetişkinlerde ise iş-özel hayat dengesinin kurulması, stresle baş etme becerilerinin geliştirilmesi ve sosyal ilişkilerin sürdürülmesinin ruh sağlığı açısından önemli olduğunu vurguluyor.</p>

<p>Toplumda ruh sağlığı tedavisine yönelik bazı ön yargıların yaygın olduğunu ifade eden Uzm. Dr. Çağlar Açıkgöz, “‘Psikolojik destek alan kişi zayıftır', ‘İlaçlar bağımlılık yapar', ‘Benim sorunum konuşarak çözülmez' ya da ‘Zamanla kendiliğinden geçer' gibi düşünceler gerçeği yansıtmaz” diyor.</p>

<p>Ruh sağlığı sorunlarının da diğer hastalıklar gibi tedavi edilebilir olduğunu belirten Uzm. Dr. Çağlar Açıkgöz, destek almanın güçsüzlük değil, farkındalık göstergesi olduğunu vurguluyor.</p>

<p><strong>RUHSAL HASTALIK NEDİR?</strong></p>

<p>Psikolojik hastalıklar, kişinin duygu, düşünce ve algılarını etkileyen hastalıklar için kullanılan genel bir terimdir.</p>

<p>Kişinin yaşadığı psikolojik hastalıklar günlük yaşantısındaki hayatını, iletişimini ve ilişkilerini etkiler.</p>

<p>Bu hastalıklar ara sıra görüldüğü gibi uzun süreli olarak da ortaya çıkabilir.</p>

<p>Stres gibi faktörler akıl sağlığını kötüleştirerek psikolojik hastalıkların görülmesine neden olabilir.</p>

<p>Çoğu kişi psikolojik hastalıkları ilaçla, terapiyle ya da her ikisiyle yönetebilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>PSİKOLOJİK HASTALIKLAR NELERDİR?</strong></p>

<p>Psikolojik hastalıklar, kişinin ruh halini, davranışlarını, düşüncesini ve duygularını etkileyen zihinsel olarak ortaya çıkan, akıl sağlığı ile ilişkilendirilen sağlık sorunudur.</p>

<p>Yaygın psikolojik hastalıklar, kaygı bozuklukları, depresyon, bipolar bozukluk, travma sonrası stres bozukluğu, şizofreni, yeme bozukluğu, sosyal bozukluklar, nörogelişimsel bozukluklardır.</p>

<p>Yaygın psikolojik hastalıklar şunlardır:</p>

<p>* Depresyon türleri</p>

<p>* Anksiyete bozuklukları</p>

<p>* Bipolar bozukluk</p>

<p>* Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB)</p>

<p>* Travma sonrası stres bozukluğu (TSSB)</p>

<p>* Şizofreni</p>

<p>* Yeme bozuklukları</p>

<p>* Yıkıcı davranış bozuklukları</p>

<p>* Obsesif kompulsif bozukluk (OKB)</p>

<p>* Fobiler (agorafobi, klostrofobi, sosyal fobi gibi)</p>

<p>* Panik bozukluk</p>

<p>* Uyku bozuklukları</p>

<p>Psikolojik hastalıkların meydana getirdiği endişe, kaygı, düşük enerji ve iletişim bozukluğu gibi belirtiler kişilerde strese neden olarak durumun daha da kötüleşmesine zemin hazırlar.</p>

<p>Hastalıklar ilerlediğinde ise zihinsel sağlık problemin akıl hastalığına kadar dönüşebilir.</p>

<p>Çoğunlukla semptomlar, ilaç tedavisi ve konuşma terapisi ile beraber yönetilebilmektedir.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.milligazete.com.tr/turkiyede-en-sik-gorulen-ruhsal-sorunlar-depresyon-ve-kaygi-bozukluklari-ruhsal-sorun-yasayan-yetiskinlerin-orani-ne</guid>
      <pubDate>Wed, 20 May 2026 07:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://milligazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/milligazete-com-tr/sites/2025/01/16/bilim-insanlari-depresyona-iliskin-300den-fazla-genetik-risk-faktoru-bulduv.webp" type="image/jpeg" length="16303"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sağlık raporlarında e-Nabız dönemi! Bürokraside yeni karar]]></title>
      <link>https://www.milligazete.com.tr/saglik-raporlarinda-e-nabiz-donemi-burokraside-yeni-karar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.milligazete.com.tr/saglik-raporlarinda-e-nabiz-donemi-burokraside-yeni-karar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren yeni "Sağlık Raporları Yönetmeliği" ile hastane koridorlarındaki uzun bekleyişler tarih oluyor. Artık milyonlarca vatandaş sağlık raporunu tek tıkla e-Nabız üzerinden alabilecek, yazılı dilekçe devri tamamen kapanacak.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Vatandaşın en büyük çilelerinden biri olan sağlık raporu çıkarma sürecinde radikal bir değişime gidildi. İşe girişten spor lisansına kadar hemen her alanda istenen ve hastanelerde büyük yoğunluğa neden olan sağlık raporları için devrim niteliğinde bir adım atıldı. Yeni yönetmelikle birlikte bürokrasi tamamen dijitale taşınırken, başvuru süreçleri saniyeler içinde tamamlanacak.</p>

<p><img height="616" src="https://milligazetecomtr.teimg.com/milligazete-com-tr/uploads/2026/05/image-2710.png" width="1155" /></p>

<h2><strong>YAZILI DİLEKÇE ÇİLESİ BİTTİ: E-NABIZ DEVREDE</strong></h2>

<p>Yeni dönemin en dikkat çeken hamlesi başvurularda yaşandı. Bugünden itibaren kağıt kalemle yazılan dilekçe uygulaması tamamen sona erdi. Artık başvurular, kişinin e-Nabız hesabı üzerinden kişisel beyan formunu doldurmasıyla anında başlayacak.</p>

<p>Sistemde kurulan karar destek mekanizmasıyla birlikte süreç tamamen otonom hale getirildi. Tanı, ilaç ve malzeme kullanımına dair e-Nabız üzerinde yer alan verilere ve beyanlara göre sistem anlık değerlendirme yapacak. Eğer kişinin sağlık geçmişinde rapor almasına engel bir tanı ya da ilaç kullanımı yoksa, <strong>"Sağlık Durum Belgesi"</strong> doğrudan e-Nabız üzerinden saniyeler içinde oluşturulabilecek. Ancak kişinin beyanıyla e-Nabız kayıtları uyuşmazsa, sistem vatandaşı otomatik olarak hekime yönlendirecek.</p>

<p><img height="385" src="https://milligazetecomtr.teimg.com/milligazete-com-tr/uploads/2026/05/image-2711.png" width="675" /></p>

<h2><strong>SPOR FAALİYETLERİ İÇİN HASTANEYE GİTMEYE GEREK YOK</strong></h2>

<p>Özellikle yaz aylarında artan spor kursu ve sosyal aktivite taleplerini rahatlatacak kritik bir esneklik de sağlandı. Lisansa tabi olmayan sporlar ve basit sosyal etkinlikler için artık hastane hastane dolaşıp rapor düzenlenmesine gerek kalmadığı aktarıldı. Vatandaşlar bu belgeleri de doğrudan e-Nabız üzerinden temin edebilecek.</p>

<p>Bunun yanı sıra <strong>"durum bildirir sağlık kurulu raporu"</strong> süreçleri de tamamen revize edildi. Tam teşekküllü ve 3 hekimli olmak üzere iki ayrı kurul modeli oluşturuldu. Bakanlığın istisnaları dışında artık raporların 3 hekim tarafından hızlıca düzenlenebileceği vurgulandı.</p>

<p><img class="" height="531" src="https://milligazetecomtr.teimg.com/milligazete-com-tr/uploads/2026/05/image-2712.png" width="968" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>HASTANELERDE TEK MERKEZ VE İNGİLİZCE DESTEĞİ</strong></h2>

<p>Sağlık kurumlarındaki rapor karmaşasını bitirmek için hastanelerde yeni birimler kurulacağı ifade edildi. İkinci ve üçüncü basamak sağlık kuruluşlarında açılacak <strong>"Rapor Başvuru Merkezleri" </strong>ile vatandaşın işlemleri tek noktadan takip edilip hızla sonuçlandırılacak.</p>

<p>Yönetmelikle birlikte format karmaşasına da son nokta koyuldu. Bakanlığın belirlediği şablon dışında hiçbir kurum farklı bir formatta rapor düzenleyemeyecek. Ülke genelinde sağlanan bu standardın yanı sıra raporlara eklenen İngilizce dil desteği ile belgelerin uluslararası alanda da geçerliliği sağlandı. Ayrıca 50'den az çalışanı olan ve az tehlikeli sınıfta yer alan iş yerlerine giriş raporlarının, Çalışan Sağlığı Merkezi (ÇAŞMER), aile hekimleri ve tüm kamu hekimlerince düzenlenebilmesinin önü ardına kadar açıldı.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.milligazete.com.tr/saglik-raporlarinda-e-nabiz-donemi-burokraside-yeni-karar</guid>
      <pubDate>Tue, 19 May 2026 13:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://milligazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/milligazete-com-tr/uploads/2026/05/1200xauto-13.webp" type="image/jpeg" length="19354"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kalp krizinin hayat kurtaran açık ve gizli belirtileri]]></title>
      <link>https://www.milligazete.com.tr/kalp-krizinin-hayat-kurtaran-acik-ve-gizli-belirtileri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.milligazete.com.tr/kalp-krizinin-hayat-kurtaran-acik-ve-gizli-belirtileri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dünya genelinde en önde gelen ölüm nedenlerinden biri olan kalp rahatsızlıkları, çoğu zaman aniden ortaya çıksa da aslında vücut saatler, hatta günler öncesinden sinyal verebiliyor. İşte tüm detaylar...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kardiyologlar, "bana bir şey olmaz" veya "sadece midem üşüttü" düşüncesinin ölümcül olabileceği konusunda uyararak, kriz anında ortaya çıkan belirtilerin toplumun her kesimi tarafından net bir şekilde bilinmesi gerektiğinin altını çiziyor.</p>

<h2><strong>KLASİK BELİRTİ: GÖĞÜSTE SIKIŞMA VE BASKI</strong></h2>

<p>Kalp krizinin en bilinen ve en yaygın belirtisi göğüs bölgesinde yaşanan rahatsızlıktır. Ancak bu ağrı her zaman keskin bir batma şeklinde olmaz. Hastalar genellikle bu durumu "göğsümün ortasına büyük bir ağırlık çöktü" veya "mengene ile sıkıştırılıyorum" sözleriyle tarif eder.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="Kalp krizi anında ne yapılmalı?" class="detail-photo img-fluid" height="400" src="https://milligazetecomtr.teimg.com/milligazete-com-tr/sites/2025/04/16/kalp-krizi-riski-1744810489.jpg" width="900" /></p>

<ul>
 <li>
 <p><strong>Yayılım Gösteren Ağrı:</strong> Göğüste başlayan bu şiddetli baskı hissi genellikle sol kola, boyna, alt çeneye, omuzlara veya iki kürek kemiğinin arasına (sırta) doğru yayılım gösterir.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Sürekli Devam Eden Rahatsızlık:</strong> Birkaç dakikadan uzun süren, azalıp tekrar başlayan göğüs ağrısı kesinlikle göz ardı edilmemelidir.</p>
 </li>
</ul>

<h2><strong>GÖZDEN KAÇAN 'SESSİZ' SİNYALLER</strong></h2>

<p>Her kalp krizi filmlerde gördüğümüz gibi göğsü tutarak yere yığılma şeklinde gerçekleşmiyor. Bazen beden çok daha sinsi sinyaller verebiliyor. Uzmanlar özellikle şu belirtilere dikkat çekiyor:</p>

<ul>
 <li>
 <p><strong>Nefes Darlığı:</strong> Hiçbir fiziksel efor sarf etmeden, oturduğunuz yerde aniden ortaya çıkan ve göğüs ağrısına eşlik eden nefes alma zorluğu.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Soğuk Terleme:</strong> Ortam sıcaklığından bağımsız olarak, aniden boşalan buz gibi soğuk terler.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Mide Bulantısı ve Kusma:</strong> Özellikle hazımsızlık, gaz sancısı veya mide yanması ile karıştırılan bu durum, kalp krizinin gizli habercisi olabilir.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Baş Dönmesi:</strong> Ani bir sersemlik hissi, dengesizlik, göz kararması veya bayılacak gibi olma durumu.</p>
 </li>
</ul>

<blockquote>
<p><strong>ÖNEMLİ NOT:</strong> Kadınlarda kalp krizi belirtileri erkeklere göre büyük farklılıklar gösterebilir. Kadınlar klasik göğüs ağrısından ziyade; aşırı ve açıklanamayan yorgunluk, uyku bozukluğu, omuz ve sırt ağrısı veya mide rahatsızlığı gibi daha atipik (alışılmışın dışında) belirtiler yaşama eğilimindedir. Bu durum, kadınlarda krizin geç teşhis edilmesine yol açabilmektedir.</p>
</blockquote>

<h2><strong>ZAMANLA YARIŞ: NE YAPILMALI?</strong></h2>

<p>Kardiyologlar, kalp krizinde ilk müdahalenin ve zamanlamanın hayati olduğunu belirtiyor. Kalp kasına giden kan akışı kesildiğinde, kas dokusu oksijensiz kaldığı her saniye ölmeye başlar.</p>

<ol>
 <li>
 <p>Kendinizde veya yanınızdaki birinde bu belirtileri hissederseniz paniğe kapılmayın ancak vakit de kaybetmeyin.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Dinlenmek veya "geçmesini beklemek" yerine derhal <strong>112 Acil Çağrı Merkezi'ni</strong> arayın.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kesinlikle kendi aracınızla hastaneye gitmeye çalışmayın; ambulanstaki sağlık görevlileri yolda hayat kurtaran ilk müdahaleyi yapabilecek donanıma sahiptir.</p>
 </li>
</ol>

<p></p>

<div id="F648102C_2771_AB7D_C22C_A4847D7BD3FE"></div></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.milligazete.com.tr/kalp-krizinin-hayat-kurtaran-acik-ve-gizli-belirtileri</guid>
      <pubDate>Sun, 17 May 2026 22:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://milligazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/milligazete-com-tr/sites/2025/04/16/kalp-krizi-4.webp" type="image/jpeg" length="67977"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanlardan Kritik Uyarı: Çocuklara Asla Yedirilmemesi Gereken 3 Tehlikeli Gıda]]></title>
      <link>https://www.milligazete.com.tr/uzmanlardan-kritik-uyari-cocuklara-asla-yedirilmemesi-gereken-3-tehlikeli-gida</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.milligazete.com.tr/uzmanlardan-kritik-uyari-cocuklara-asla-yedirilmemesi-gereken-3-tehlikeli-gida" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çocukların beslenme alışkanlıkları, fiziksel ve zihinsel gelişimlerinin en önemli yapı taşını oluşturuyor. Ancak bazen ebeveynlerin sağlıklı veya zararsız olduğunu düşünerek verdiği bazı gıdalar, küçük bedenler için geri dönüşü olmayan hayati riskler taşıyabiliyor. İşte tüm detaylar...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Pediatri uzmanları ve beslenme danışmanları, çocukların menüsünden kesinlikle uzak tutulması gereken 3 kritik gıdaya dikkat çekiyor.</p>

<h2><strong>1. BAL (1 YAŞ ALTI BEBEKLER İÇİN)</strong></h2>

<p>Yetişkinler için doğal bir şifa kaynağı ve mükemmel bir bağışıklık güçlendirici olan bal, 1 yaşından küçük bebekler için tam anlamıyla ölümcül bir risk taşıyor. Uzmanlar, balın bu yaş grubuna kesinlikle tattırılmaması gerektiğinin altını kalın çizgilerle çiziyor.</p>

<ul>
 <li>
 <p><strong>Botulizm Tehlikesi:</strong> Bal, doğası gereği <i>Clostridium botulinum</i> adı verilen bir bakteri sporu içerebilir. Yetişkinlerin mide asidi ve sindirim sistemi bu sporları kolayca zararsız hale getirebilirken, bebeklerin henüz tam gelişmemiş bağırsak florası buna karşı koyamaz.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Vücuttaki Yıkıcı Etkisi:</strong> Bağırsakta çoğalan bu bakteriler, bebekte "bebek botulizmi" adı verilen felç edici kas zayıflığına, solunum durmasına ve ölümcül sonuçlara yol açabilen ciddi bir sinir sistemi hastalığına neden olur.</p>
 </li>
</ul>

<h2><strong>2. BÜTÜN KURUYEMİŞLER VE YUVARLAK GIDALAR</strong></h2>

<p>Ceviz, fındık, leblebi, fıstık gibi kuruyemişler ile bütün haldeki üzüm, çeri domates ve sosis gibi yuvarlak formlu yiyecekler, özellikle 4 yaş altı çocuklar için sinsi bir boğulma tuzağıdır.</p>

<ul>
 <li>
 <p><strong>Nefes Borusu Tıkanıklığı:</strong> Küçük çocukların çiğneme, öğütme ve yutma refleksleri henüz tam kapasiteyle çalışmaz. Ayrıca nefes borularının çapı oldukça dardır. Bütün halindeki bir fındık veya tam yuvarlak bir sosis dilimi, nefes borusunu bir tıpa gibi tamamen kapatarak saniyeler içinde boğulmaya neden olabilir.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Doğru Tüketim Şekli:</strong> Uzmanlar çocukları bu gıdaların vitamininden mahrum bırakmamak için kuruyemişlerin ezilerek veya toz haline getirilerek püre formunda verilmesini, üzüm gibi gıdaların ise diklemesine dörde bölünerek sunulmasını şart koşuyor.</p>
 </li>
</ul>

<h2><strong>3. ENERJİ İÇECEKLERİ VE KAFEİNLİ/ASİTLİ SIVILAR</strong></h2>

<p>Son yıllarda renkli ambalajlarıyla çocukların dikkatini çeken enerji içecekleri, gazlı sıvılar ve yüksek kafein barındıran içecekler, gelişmekte olan bir metabolizmaya yapılabilecek en büyük kötülüklerden biri olarak görülüyor.</p>

<ul>
 <li>
 <p><strong>Kalp ve Sinir Sistemine Doğrudan Saldırı:</strong> Bir çocuğun kalbi ve merkezi sinir sistemi, yetişkinler için formüle edilmiş yüksek dozda kafein ve taurin gibi uyarıcıları tolere edemez. Bu durum ritim bozukluklarına, yüksek tansiyona, şiddetli anksiyeteye ve uyku problemlerine yol açar.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Şeker Bombası:</strong> Bu içeceklerin barındırdığı devasa orandaki ilave şeker, doğrudan çocukluk çağı obezitesini tetikler, kemik gelişimini yavaşlatır ve diş çürüklerine zemin hazırlar.</p>
 </li>
</ul>

<blockquote>
<p><strong>ÖNEMLİ HATIRLATMA:</strong> Çocukların menüsüne, özellikle de alerjen veya boğulma riski taşıyan yeni bir gıda eklemeden önce mutlaka takipte olduğunuz çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanına danışmalısınız. Bu, olası sağlık krizlerini sıfıra indirmek için atılacak en güvenli adımdır.</p>
</blockquote>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.milligazete.com.tr/uzmanlardan-kritik-uyari-cocuklara-asla-yedirilmemesi-gereken-3-tehlikeli-gida</guid>
      <pubDate>Sun, 17 May 2026 22:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://milligazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/milligazete-com-tr/uploads/2026/04/anne-ve-babalara-duyurulur-cocuklara-ozel-sim-kart-geliyor-cocuk-hattinin-ozellikleri-neler-5.webp" type="image/jpeg" length="54968"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[DSÖ'den kritik karar: Uluslararası acil durum ilan edildi]]></title>
      <link>https://www.milligazete.com.tr/dsoden-kritik-karar-uluslararasi-acil-durum-ilan-edildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.milligazete.com.tr/dsoden-kritik-karar-uluslararasi-acil-durum-ilan-edildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, Afrika'da yayılan Ebola salgınına ilişkin beklenen resmi açıklamayı yaptı. İşte tüm detaylar...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kongo Demokratik Cumhuriyeti ve Uganda'da ortaya çıkan Bundibugyo virüsü kaynaklı salgın, resmi olarak "uluslararası öneme sahip halk sağlığı acil durumu" ilan edildi.</p>

<h2><strong>PANDEMİ DEĞİL ANCAK YAYILMA RİSKİ YÜKSEK</strong></h2>

<p>Mevcut tablonun henüz bir "pandemik acil durum" kriterlerini karşılamadığını belirten Ghebreyesus, durumun olağanüstü olduğuna ve sınır ötesi yayılma riski taşıdığına dikkat çekti. Bölge yetkilileriyle sürekli istişare halinde olduklarını vurgulayan DSÖ lideri, Kongo Demokratik Cumhuriyeti ve Uganda yönetimlerine şeffaflıkları ile attıkları kontrol adımları için teşekkür etti.</p>

<p>16 Mayıs tarihi itibarıyla sahadan gelen güncel veriler krizin boyutunu gözler önüne seriyor:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Kongo Demokratik Cumhuriyeti'nin Ituri eyaletinde 8 doğrulanmış, 246 şüpheli vaka bulunuyor.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bölgede şu ana kadar 80 şüpheli ölüm rapor edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
 <li>
 <p>Virüsün sınırları aştığı da kesinleşti. Kongo'dan Uganda'nın başkenti Kampala'ya seyahat eden 2 kişide virüs tespit edildi.</p>
 </li>
</ul>

<h2><strong>ONAYLANMIŞ BİR AŞISI VEYA TEDAVİSİ YOK</strong></h2>

<p>Salgının yarattığı en büyük tehdit tıbbi yetersizliklerden kaynaklanıyor. Ghebreyesus, salgına yol açan Bundibugyo varyantı için şu an tıp dünyasında onaylanmış herhangi bir aşı veya tedavi yönteminin bulunmadığının altını çizdi.</p>

<h2><strong>ACİL DURUM KOMİTESİ TOPLANIYOR</strong></h2>

<p>Küresel koordinasyon ve iş birliğinin artık ertelenemez bir zorunluluk olduğu ifade ediliyor. DSÖ, salgının gerçek boyutunu haritalandırmak, müdahale çabalarını koordine etmek ve kontrol önlemlerini hızla hayata geçirmek amacıyla harekete geçiyor. Sürece hızlı yanıt verebilmek ve üye devletlere geçici tavsiyelerde bulunmak üzere en kısa süre içinde özel bir Acil Durum Komitesi toplanacağı duyuruldu.</p>

<div id="F648102C_2771_AB7D_C22C_A4847D7BD3FE"></div></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.milligazete.com.tr/dsoden-kritik-karar-uluslararasi-acil-durum-ilan-edildi</guid>
      <pubDate>Sun, 17 May 2026 21:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://milligazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/milligazete-com-tr/sites/2025/02/26/salgin-4.jpg" type="image/jpeg" length="48029"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Araçta su bırakanlara dikkat! Gizli zehir can yakıyor]]></title>
      <link>https://www.milligazete.com.tr/aracta-su-birakanlara-dikkat-gizli-zehir-can-yakiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.milligazete.com.tr/aracta-su-birakanlara-dikkat-gizli-zehir-can-yakiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yaz sıcaklarında araç içinde unutulan pet şişelerdeki suyu içmek, kanserden kısırlığa kadar birçok ölümcül hastalığa davetiye çıkarıyor; uzmanlar bu sinsi tehlikeye karşı sürücüleri acil koduyla uyardı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kavurucu yaz sıcaklarının bastırmasıyla birlikte milyonlarca sürücünün en sık yaptığı o masum hata, aslında bedene kurulan saatli bir bomba. Trafikte hararet gidermek için arabada bekletilen bir yudum suyun, dakikalar içinde nasıl ağır bir sanayi zehrine dönüştüğünü duyanların kanı dondu. Araç içi sıcaklıkların 60 dereceye dayandığı şu günlerde, o plastik şişeler adeta ölüm kusuyor.</p>

<p><img alt="Arabada Su Sisesi Birakilir Mi Neden Arabada Plastik Su Sisesi Birakmamalisiniz 1626171537 5387" class="detail-photo img-fluid" height="731" src="https://milligazetecomtr.teimg.com/milligazete-com-tr/uploads/2026/05/arabada-su-sisesi-birakilir-mi-neden-arabada-plastik-su-sisesi-birakmamalisiniz-1626171537-5387.webp" width="1300" /></p>

<h2><strong>GÜNEŞİN ALTINDAKİ SESSİZ SUİKAST</strong></h2>

<p>Park halindeki bir aracın içi saniyeler içinde adeta bir fırına dönüyor. Dışarıda termometreler 30 dereceyi gösterirken, camları kapalı bir otomobilde iç sıcaklık 50-60 derecelere kadar fırlıyor. İşte tam bu cehennem sıcağında, ön konsolda ya da koltukta bırakılan o masum pet şişeler aktif birer kimyasal laboratuvara dönüşüyor.</p>

<p>Isınan suyu içerek serinlediğini düşünen sürücülerin aslında vücutlarına doğrudan ağır metaller pompaladığı kaydedildi. Uzman toksikologlar, yaşanan bu durumu doğrudan bedene yönelik bir suikast olarak tanımlıyor.</p>

<p><img alt="68Af1C01Cf5F777F6E8503Dc" class="detail-photo img-fluid" height="482" src="https://milligazetecomtr.teimg.com/milligazete-com-tr/uploads/2026/05/68af1c01cf5f777f6e8503dc.webp" width="725" /></p>

<h2><strong>KANSERE VE KISIRLIĞA DAVETİYE</strong></h2>

<p>Normal şartlarda güvenli kabul edilen PET malzemeler, ısı sınırını aştığında korkunç bir çözülme evresine giriyor. Suyun tadındaki o hafif acılaşma veya keskin plastik kokusunun aslında o zehirli geçişin en somut habercisi olduğuna dikkat çekildi.</p>

<p>Özellikle kadınlarda meme kanseri, erkeklerde ise testosteron düşüklüğü ve kısırlık vakalarının altında bu sinsi kimyasalların yattığı ifade edildi. Karaciğer yağlanmasından çocuklarda bağışıklık çöküşüne kadar bu hatanın faturası çok ağır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img height="862" src="https://milligazetecomtr.teimg.com/milligazete-com-tr/uploads/2026/05/image-2646.png" width="1295" /></p>

<h2><strong>ÇELİK VE CAM MATARA ŞART</strong></h2>

<p>Tıp dünyasını ayağa kaldıran bu sarsıcı veriler ışığında, sürücülerin acilen alışkanlıklarını değiştirmesi gerektiği aktarıldı. Plastik şişeler yerine paslanmaz çelik mataralar veya koyu renkli cam şişeler kullanılması şiddetle tavsiye edildi.</p>

<p>Öte yandan market veya benzin istasyonlarının önlerinde, güneşin bağrında günlerce bekleyen pet suların kesinlikle satın alınmaması gerektiği de uyarılarına eklendi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.milligazete.com.tr/aracta-su-birakanlara-dikkat-gizli-zehir-can-yakiyor</guid>
      <pubDate>Sun, 17 May 2026 11:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://milligazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/milligazete-com-tr/uploads/2026/05/bu-yanlisi-yapan-yandi-arabasina-koydugu-su-sisesi-500-bin-tl-zarara-soktu-1764797061-7436.webp" type="image/jpeg" length="38968"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hantavirüs Türkiye'yi vurur mu? Uzman isim o tehlikeyi açıkladı]]></title>
      <link>https://www.milligazete.com.tr/hantavirus-turkiyeyi-vurur-mu-uzman-isim-o-tehlikeyi-acikladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.milligazete.com.tr/hantavirus-turkiyeyi-vurur-mu-uzman-isim-o-tehlikeyi-acikladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hollanda bayraklı bir gemide 3 kişinin ölümüne neden olan Hantavirüs paniği küresel boyuta taşınırken, uzman isim Türkiye'deki tabloyu değerlendirerek vatandaşlara kritik uyarılarda bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Koronavirüs pandemisinin yaraları henüz tam sarılamamışken, dünya bu kez de seyir halindeki MV Hondius adlı keşif gemisinden gelen esrarengiz ölümlerle sarsıldı. Gemide arka arkaya yaşanan 3 can kaybının ardından Hantavirüs alarmı verilmesi, "Yeni bir küresel salgın mı kapıda?" sorusunu akıllara getirdi. İstanbul Arel Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden Dr. Öğr. Üyesi Aylin Dağ Güzel, virüsün şifrelerini çözerek Türkiye'yi bekleyen olası riskleri ve alınması gereken hayati tedbirleri tek tek anlattı.</p>

<p><img alt="Hantavirus Nedir Nasil Bulasir205395" class="detail-photo img-fluid" height="675" src="https://milligazetecomtr.teimg.com/milligazete-com-tr/uploads/2026/05/hantavirus-nedir-nasil-bulasir205395.jpg" width="1200" /></p>

<h2><strong>BU VİRÜS HİÇ DE YABANCI DEĞİL</strong></h2>

<p>Tüm dünyayı ayağa kaldıran bu görünmez düşmanın aslında tıp dünyası için yepyeni bir tehdit olmadığını belirten Güzel, virüsün geçmişine dikkat çekti. 1978 yılından bu yana bilinen ve temelde kemirgenler aracılığıyla doğada varlığını sürdüren bu zoonotik virüsün en az 40 farklı türü bulunduğunu ifade etti. Ancak MV Hondius gemisinde tespit edilen türün diğerlerinden çok farklı ve tehlikeli bir boyutu olduğu kaydedildi.</p>

<p><img alt="Uzman açıkladı! Hantavirüs nedir, belirtileri nedir? " class="detail-photo img-fluid" height="800" src="https://milligazetecomtr.teimg.com/milligazete-com-tr/sites/2020/03/28/2141086-1920x1080-tx9z-cover-1585386380.jpg" width="1280" /></p>

<h2><strong>İNSANDAN İNSANA BULAŞAN TEK TÜR: ANDES</strong></h2>

<p>Gemideki vakaların kamuoyunda bu denli büyük bir endişe yaratmasının asıl nedeni de uzman isim tarafından açıklandı. Gündeme oturan türün Arjantin'e özgü olan <strong>"Andes Hantavirüsü (ANDV)"</strong> olduğunu vurgulayan Güzel, o tüyler ürperten farkı şu sözlerle aktardı:</p>

<blockquote>
<p>"Andes virüsü, dünyada insandan insana bulaşabildiği belgelenmiş tek Hantavirüs türüdür."</p>
</blockquote>

<p>Gemideki 8 şüpheli vakadan 6'sının kesinleşmesi ve virüsün kan ile tükürük gibi vücut sıvılarında tespit edilmesi paniği artırsa da, Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre bu geçişin son derece nadir yaşandığı ve şu an için yeni bir pandemi riskinden bahsetmenin doğru olmadığı bildirildi.</p>

<p><img alt="Çin’de yeni virüs çıktı! Hantavirüs nedir?" class="detail-photo img-fluid" height="719" src="https://milligazetecomtr.teimg.com/milligazete-com-tr/sites/2020/03/24/hantavirüs.jpg" width="1280" /></p>

<h2><strong>TÜRKİYE'DEKİ ÖLÜM ORANI ÇOK DAHA DÜŞÜK</strong></h2>

<p>Salgın endişesinin Türkiye sınırlarına ulaşıp ulaşmadığı sorusu da netlik kazandı. Hantavirüsün Amerika'da ağır akciğer tutulumuyla yüksek ölüm oranlarına yol açarken, Avrupa ve Asya'da daha çok böbrek yetmezliğine neden olan farklı bir sendromla seyrettiği ifade edildi. Türkiye'de ilk yaban hayatı bulgusunun 2004'te, ilk insan vakasının ise 2009'da Zonguldak-Bartın hattında görüldüğünü hatırlatan Güzel, Türkiye'deki vakaların genellikle ölüm oranı düşük olan Avrupa tipi virüsler olduğunu kaydetti.</p>

<p><img alt="Türkiye'de Yeni Salgın Kapıda! Mutasyona Uğrayan Virüs Hızla Yayılıyor" class="detail-photo img-fluid" height="undefined" src="https://milligazetecomtr.teimg.com/milligazete-com-tr/uploads/2025/12/turkiyede-yeni-salgin-kapida-mutasyona-ugrayan-virus-hizla-yayiliyor.jpg" width="undefined" /></p>

<h2><strong>KURU SÜPÜRGE YAPMAYIN, ÖNCE HAVALANDIRIN</strong></h2>

<p>Uzman isimden, özellikle kırsal kesimde yaşayan ve eski depolara giren vatandaşlara yönelik hayati uyarılar da peş peşe geldi. Hastalığın genellikle kemirgen dışkılarının solunmasıyla bulaştığına dikkat çekerek şu altın kuralları sıraladı:</p>

<blockquote>
<p>"Vatandaşlarımıza en büyük uyarım; kapalı, uzun süre kullanılmayan depo ve bodrum gibi alanlara girmeden önce mutlaka ortamı havalandırmalarıdır. Temizlik yaparken kuru süpürmeden kaçınılmalı, virüsün havaya karışmasını önlemek için ortam dezenfektanla ıslatılmalıdır. Riskli alanlarda maske (mümkünse N-95), koruyucu gözlük ve eldiven kullanımı bir seçenek değil, zorunluluktur."</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
</blockquote>

<p><img alt="28 Mayıs güncel koronavirüs vaka tablosu açıklandı" class="detail-photo img-fluid" height="410" src="https://milligazetecomtr.teimg.com/milligazete-com-tr/sites/2022/05/28/28-mayis-guncel-koronavirus-vaka-tablosu-aciklandi-2-1653758792.png" width="726" /></p>

<p>Hastalığın ilk evresinde griple kolayca karıştırılabileceği uyarısı yapılırken, kemirgen temasının ardından başlayan yüksek ateş ve nefes darlığı durumunda vakit kaybetmeden hastaneye koşulması gerektiği vurgulandı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.milligazete.com.tr/hantavirus-turkiyeyi-vurur-mu-uzman-isim-o-tehlikeyi-acikladi</guid>
      <pubDate>Fri, 15 May 2026 22:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://milligazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/milligazete-com-tr/uploads/2026/05/hantavirus-reu-2459423.jpg" type="image/jpeg" length="24141"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ağız kokusunu hafife almayın! Yapay zeka kanseri nefesten tanıyor]]></title>
      <link>https://www.milligazete.com.tr/agiz-kokusunu-hafife-almayin-yapay-zeka-kanseri-nefesten-taniyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.milligazete.com.tr/agiz-kokusunu-hafife-almayin-yapay-zeka-kanseri-nefesten-taniyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trakya Üniversitesi’nde duyurulan yeni teknolojiyle artık ağız kokusu bir utanç kaynağı değil, hayat kurtaran bir veri haline geliyor. Yapay zeka destekli "elektronik burunlar", nefesteki molekülleri analiz ederek kanser ve diyabet gibi kritik hastalıkları erkenden teşhis edebiliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yıllardır görmezden gelinen veya saklanmaya çalışılan ağız kokusu, bilim dünyasındaki dijital dönüşümle birlikte modern tıbbın en güçlü tanı araçlarından birine dönüşüyor. İnsani duyuları makineleşmiş bir hassasiyetle harmanlayan bu devrim niteliğindeki adım, özellikle erken teşhisin hayati önem taşıdığı vakalarda hastalar için yeni bir umut kapısı aralıyor.</p>

<p>Yapay zeka destekli üretilen yeni elektronik burun teknolojileriyle ağız kokusundan bazı hastalıkların tespit edilebilecek.<br />
<img alt="Ağız Kokusunu Hafife Almayın! Yapay Zeka Kanseri Nefesten Tanıyor (3)" class="detail-photo img-fluid" height="675" src="https://milligazetecomtr.teimg.com/milligazete-com-tr/uploads/2026/05/agiz-kokusunu-hafife-almayin-yapay-zeka-kanseri-nefesten-taniyor-3.webp" width="1200" /></p>

<h2>ELEKTRONİK BURUNLAR HASTALIK AVINDA</h2>

<p>Trakya Üniversitesi (TÜ) Mühendislik Fakültesi tarafından düzenlenen Biyoteknoloji Günleri, bilim dünyasını heyecanlandıran bir projeye ev sahipliği yaptı. Elektrik ve Elektronik Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Oğuzhan Erdem, yapay zekanın sadece görmek veya işitmekle kalmadığını, koku duyusu üzerinden de karmaşık analizler yapabildiğini ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Özellikle diyabet, ağız kanseri ve akciğer kanseri gibi zorlu hastalıkların nefesteki özel kimyasal izler üzerinden ayırt edilebildiği kaydedildi. Erdem, "Yapay zekayla ağız kokusu üzerinden hastalık tespiti yapılıyor. Bu konuda çok yoğun çalışmalar var. Elektronik burunlar bu sürece büyük katkı sunuyor" diyerek teknolojinin geldiği noktaya dikkat çekti.</p>

<p><img alt="Ağız Kokusunu Hafife Almayın! Yapay Zeka Kanseri Nefesten Tanıyor (1)" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://milligazetecomtr.teimg.com/milligazete-com-tr/uploads/2026/05/agiz-kokusunu-hafife-almayin-yapay-zeka-kanseri-nefesten-taniyor-1.webp" width="1280" /></p>

<h2>CERRAHİDE YAPAY ZEKA DÖNEMİ</h2>

<p>Sadece teşhis değil, tedavi sürecinde de yapay zekanın ayak sesleri daha gür duyulmaya başlandı. Cerrahi operasyonlarda kullanılmaya başlanan bu akıllı sistemlerin, hata payını minimize etmek adına her geçen gün daha da geliştirildiği vurgulandı. Tıp ve mühendisliğin iç içe geçtiği bu yeni dönemde, "akıllı" neşterlerin ve robotik asistanların operasyon başarısını artıracağı öngörülüyor.</p>

<p>Prof. Dr. Yalçın Kaya ise genetik ve biyomühendislik alanında yürütülen çalışmaların, tıp dünyasının çehresini kökten değiştireceğini belirtti. İki gün sürecek etkinlik boyunca öğrencilere ve uzmanlara, bu dijital dönüşümün insan sağlığına dokunan en güncel örneklerinin aktarılmaya devam edileceği bildirildi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.milligazete.com.tr/agiz-kokusunu-hafife-almayin-yapay-zeka-kanseri-nefesten-taniyor</guid>
      <pubDate>Tue, 12 May 2026 14:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://milligazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/milligazete-com-tr/uploads/2026/05/agiz-kokusunu-hafife-almayin-yapay-zeka-kanseri-nefesten-taniyor-2.webp" type="image/jpeg" length="27604"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ölüm gemisi kabusu! Hantavirüslü 3 Türk İstanbul'a getirildi]]></title>
      <link>https://www.milligazete.com.tr/olum-gemisi-kabusu-hantaviruslu-3-turk-istanbula-getirildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.milligazete.com.tr/olum-gemisi-kabusu-hantaviruslu-3-turk-istanbula-getirildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hollanda bandralı ölüm gemisinden tahliye edilen 3 Türk vatandaşı ambulans uçakla İstanbul’a getirildi. Korkutan hantavirüs testleri negatif çıkan yolcular, evlerinde sıkı karantinaya alındı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Dünyanın yüreğini ağzına getiren ve peş peşe ölümlerin yaşandığı o gemideki kâbus dolu bekleyiş nihayet sona erdi. Günlerdir okyanus ortasında adeta yüzen bir karantinaya dönüşen MV Hondius'ta mahsur kalan vatandaşlarımız memleket toprağına ayak bastı. İspanya'nın Kanarya Adaları'nda son bulan bu korkunç rotanın ardından havaalanında nefesler tutuldu, ailelerin tedirgin bekleyişi yerini derin bir oh çekişe bıraktı.</p>

<p><img alt="5 Maddede Hantavirus Hakkinda Bilinmesi Gerekenler (1)52432" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://milligazetecomtr.teimg.com/milligazete-com-tr/uploads/2026/05/5-maddede-hantavirus-hakkinda-bilinmesi-gerekenler-152432.webp" width="1280" /></p>

<h2><strong>TEST SONUÇLARI YÜREKLERE SU SERPTİ</strong></h2>

<p>Sağlık Bakanlığı ekipleri, 23 farklı milletten insanın bulunduğu ve büyük bir paniğin yaşandığı gemiden dönen Türk yolcular için havalimanında teyakkuza geçti. Uçaktan özel önlemlerle alınan üç kişi, derhal sağlık taramasından geçirildi. Beklenen kritik açıklama gecikmedi ve resmi makamlarca şu ifadelere yer verildi:</p>

<blockquote>
<p>"Hantavirüslü gemide bulunan 3 vatandaşımız ambulans uçakla ülkemize getirildi. Şahısların izalasyon süreci başladı. Daha önce ülkeye giriş yapan 2 kişide olduğu gibi bu 3 yolcudan da numuneler alınmıştır. Sonuçların negatif olduğu saptanmış olup, önerilen süre boyunca karantinada tutulacaklardır. "</p>
</blockquote>

<p><img alt="Uzman açıkladı! Hantavirüs nedir, belirtileri nedir? " class="detail-photo img-fluid" height="800" src="https://milligazetecomtr.teimg.com/milligazete-com-tr/sites/2020/03/28/2141086-1920x1080-tx9z-cover-1585386380.jpg" width="1280" /></p>

<h2><strong>PEŞ PEŞE GELEN ÖLÜMLER DÜNYAYI SARSTI</strong></h2>

<p>Nisan ayının ilk gününde Arjantin’in Ushuaia limanından demir alan lüks yolcu gemisi, kısa sürede tam bir ölüm tuzağına dönüştü. Takvimler 11 Nisan'ı gösterdiğinde 70 yaşındaki bir Hollandalının aniden hayatını kaybetmesi, yaklaşan felaketin ayak sesleriydi. 13-16 Nisan tarihleri arasında Afrika'nın batısındaki adalardan 6 yolcunun daha katılmasıyla gemideki kişi sayısı 180'e ulaştı. Santa Elena'ya demirlendiğinde 30 yolcunun panikle inmesi ve ölen kişinin eşinin de ayrılması tansiyonu iyice yükseltti. Johannesburg'a geçen bu kadının 26 Nisan'da hayatını kaybetmesi, durumun vehametini tescilledi. Hemen ardından İngiliz ve ABD'li iki yolcunun daha acilen tahliye edilmesi gemideki korkuyu zirveye taşıdı.</p>

<p><img alt="5 Maddede Hantavirus Hakkinda Bilinmesi Gerekenler" class="detail-photo img-fluid" height="576" src="https://milligazetecomtr.teimg.com/milligazete-com-tr/uploads/2026/05/5-maddede-hantavirus-hakkinda-bilinmesi-gerekenler.webp" width="1024" /></p>

<h2><strong>LİMANLAR KAPILARINI YÜZLERİNE KAPATTI</strong></h2>

<p>Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), 2 Mayıs'ta gemi Yeşil Burun Adaları açıklarındayken hantavirüs gerçeğini tüm dünyaya ilan etti. Sadece bir gün sonra Alman bir kadın yolcunun daha virüse yenik düşmesiyle can kaybı üçe fırladı. Vaka sayılarının artması üzerine Cabo Verde makamları geminin yanaşmasını kesin bir dille reddetti. DSÖ ile İspanya arasındaki yoğun diplomatik trafiğin ardından, yolcuların indirilmesi için geminin Tenerife kentine yönlendirilmesi kararlaştırıldı. Dün, Granadilla de Abona Limanı'na demir atan gemideki tahliye operasyonları güvenlik güçlerinin ablukası altında gerçekleştirildi.</p>

<p><img alt="Hantavirus Nedir Nasil Bulasir205395" class="detail-photo img-fluid" height="675" src="https://milligazetecomtr.teimg.com/milligazete-com-tr/uploads/2026/05/hantavirus-nedir-nasil-bulasir205395.jpg" width="1200" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>SESSİZ VE SİNSİ TEHLİKE HANTAVİRÜS</strong></h2>

<p>Tüm bu yaşananların merkezindeki hantavirüs, genellikle kemirgenlerin dışkı, idrar veya salyalarının havaya karışmasıyla solunum yoluyla insanlara bulaşıyor. Yüksek ateş, kas ağrısı ve şiddetli yorgunlukla kendini belli eden bu hastalık; hızla solunum yetmezliğine, iç kanamalara ve böbrek iflasına yol açarak ölümcül sonuçlar doğurabiliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.milligazete.com.tr/olum-gemisi-kabusu-hantaviruslu-3-turk-istanbula-getirildi</guid>
      <pubDate>Mon, 11 May 2026 18:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://milligazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/milligazete-com-tr/uploads/2026/05/hantavirus-reu-2459423.jpg" type="image/jpeg" length="63501"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[“İnmede her dakika 2 milyon hücre ölüyor”]]></title>
      <link>https://www.milligazete.com.tr/inmede-her-dakika-2-milyon-hucre-oluyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.milligazete.com.tr/inmede-her-dakika-2-milyon-hucre-oluyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Prof. Dr. Eşref Akil’den hayati uyarı: “112’yi arayın, saniyeler bile önemli”]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Milli Gazete muhabiri Yusuf Öztek’e konuşan Girişimsel Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Eşref Akil, beyin damar tıkanıklığında erken müdahalenin hayat kurtardığını belirterek, “İnmede geçen her dakika milyonlarca beyin hücresinin kaybı anlamına geliyor” dedi. Türkiye’de girişimsel nöroloji alanında uzman sayısının yetersiz olduğuna dikkat çekildi.</p>

<h2>GİRİŞİMSEL NÖROLOJİ NEDİR, KLASİK NÖROLOJİDEN FARKI NE?</h2>

<p>Girişimsel nöroloji, klasik nörolojiden farklı olarak yalnızca ilaç tedavisiyle sınırlı kalmayan; doğrudan damar içine girilerek müdahale edilen ileri düzey bir uzmanlık alanı olarak öne çıkıyor. Bu yöntemle beyin damar tıkanıklıkları anjiyo yöntemiyle açılabiliyor, stent uygulamaları yapılabiliyor ve anevrizmalar kapatılabiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kardiyolojide kullanılan anjiyo tekniklerinin beyin damarlarına uyarlanmasıyla gelişen bu alan, dahili tıp ile cerrahi yöntemleri bir araya getiriyor. Ancak Türkiye’de henüz gelişim aşamasında olan girişimsel nörolojide uzman sayısının yaklaşık 60–70 civarında olduğu belirtiliyor. Teknolojik altyapının bazı merkezlerde mevcut olmasına rağmen yetişmiş uzman ihtiyacının sürdüğü ifade ediliyor.</p>

<p><img alt="“İnmede Her Dakika 2 Milyon Hücre Ölüyor” (1)" class="detail-photo img-fluid" height="1600" src="https://milligazetecomtr.teimg.com/milligazete-com-tr/uploads/2026/05/inmede-her-dakika-2-milyon-hucre-oluyor-1.jpeg" width="1200" /></p>

<h2>GENÇLERDE İNME ARTIYOR: RİSK YAŞI DÜŞTÜ</h2>

<p>Uzmanlar, inmenin artık sadece ileri yaş hastalığı olmadığını belirtiyor. Sigara ve madde kullanımı, kalp hastalıkları ve sağlıksız yaşam alışkanlıkları nedeniyle 40’lı yaşlara kadar düşen inme vakaları dikkat çekiyor. Hatta genç yaşta ciddi damar tıkanıklıkları yaşayan hastaların sayısında artış olduğu kaydediliyor.</p>

<p>Araştırmalara göre her 6 kişiden birinin yaşamının bir döneminde inme riskiyle karşı karşıya kalabileceği belirtilirken, bu tablo girişimsel nöroloji alanına duyulan ihtiyacı daha da artırıyor. Özellikle Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde milyonlarca nüfusa rağmen sınırlı sayıda inme merkezi bulunması ise sağlık hizmetleri açısından önemli bir eksiklik olarak değerlendiriliyor.</p>

<h2>“İNMEDE DAKİKALAR HAYAT KURTARIR” – 112 UYARISI</h2>

<p>Prof. Dr. Eşref Akil, beyin damar tıkanıklığında zaman kaybının kalıcı hasarlara yol açabileceğini belirterek vatandaşlara kritik uyarılarda bulundu. Uzmanlara göre damar tıkandığı andan itibaren her dakika yaklaşık 2 milyon beyin hücresi geri dönüşsüz şekilde zarar görüyor.</p>

<p>Bu nedenle inme şüphesi görülen hastalarda yapılması gereken ilk şeyin vakit kaybetmeden 112 Acil Servis’i aramak olduğu vurgulanıyor. Hastanın doğrudan inme merkezine ulaştırılması, tedavinin başarısını büyük ölçüde artırıyor.</p>

<p>Halk arasında yaygın olan su dökme, soğan koklatma gibi yanlış müdahalelerin ise tedaviyi geciktirdiği ve kalıcı felç riskini artırdığı belirtiliyor. Uzmanlar, erken müdahale edilen hastalarda damar açılma oranının ve hastanın yeniden sağlığına kavuşma ihtimalinin çok daha yüksek olduğunun altını çiziyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Yusuf Öztek</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.milligazete.com.tr/inmede-her-dakika-2-milyon-hucre-oluyor</guid>
      <pubDate>Sat, 09 May 2026 10:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://milligazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/milligazete-com-tr/uploads/2026/05/inmede-her-dakika-2-milyon-hucre-oluyor.jpg" type="image/jpeg" length="19447"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hantavirüs paniği! O meslekleri yapanlar büyük risk altında]]></title>
      <link>https://www.milligazete.com.tr/hantavirus-panigi-o-meslekleri-yapanlar-buyuk-risk-altinda</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.milligazete.com.tr/hantavirus-panigi-o-meslekleri-yapanlar-buyuk-risk-altinda" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hollanda bandıralı yolcu gemisinde patlak veren ölümcül hantavirüs salgınının ardından gözler riskli gruplara çevrildi. Uzmanlar tarım işçileri, çiftçiler ve depo çalışanlarının büyük tehlike altında olduğunu vurguladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Tüm dünyayı dehşete düşüren ve okyanus ortasındaki lüks bir yolcu gemisini adeta ölüm kapanına çeviren gizemli virüs, akıllara yeni bir salgın ihtimalini getirdi. Yıllarca kovid kabusuyla boğuşan vatandaşlar şimdi de kemirgenlerden bulaşan bu sinsi tehlikeyle yüz yüze. MV Hondius adlı gemideki vakaların ardından uzmanlardan peş peşe gelen uyarılar, tehlikenin aslında günlük yaşamımızın ve bazı meslek gruplarının tam kalbinde pusuya yattığını ortaya koydu.</p>

<p><img alt="Image-2506" class="detail-photo img-fluid" height="298" src="https://milligazetecomtr.teimg.com/milligazete-com-tr/uploads/2026/05/image-2506.png" width="746" /></p>

<h2><strong>HANGİ MESLEKLER DOĞRUDAN TEHLİKE ALTINDA?</strong></h2>

<p>Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Kayhan Uğuz'un açıklamaları, tablonun ne kadar ciddi olduğunu gözler önüne serdi. Görece daha yüksek risk grubunda bulunanları tek tek sıralayan Uğuz, <strong>“Tarım işçileri, kamp yapan kişiler, çiftçiler, depo çalışanları ve kırsal bölgelerde yaşayan bireyler hantavirüs açısından daha yüksek risk grubunda yer alırlar. Ayrıca uzun süre kullanılmamış ev veya iş yerlerini temizleyen kişiler de dikkatli olmalıdır.”</strong> diyerek tehlikenin adresini gösterdi.</p>

<p>Kapalı ve uzun süre havalandırılmamış alanlarda temizlik yaparken havaya karışan virüs parçacıklarının doğrudan solunum yoluyla vücuda girdiği kaydedildi.</p>

<p><img alt="Image-2505" class="detail-photo img-fluid" height="656" src="https://milligazetecomtr.teimg.com/milligazete-com-tr/uploads/2026/05/image-2505.png" width="1161" /></p>

<h2><strong>SİNSİ BELİRTİLERE DİKKAT: HASTALIK NASIL VURUYOR?</strong></h2>

<p>Kemirgenlerin idrarı, dışkısı veya salyasıyla temas sonucu insana geçen bu virüs, ilk etapta sıradan bir grip gibi hissettiriyor. Ateş, halsizlik, kas ve baş ağrısı ile mide bulantısı en sık rastlanan şikayetler olarak kayıtlara geçti. Ancak sinsi hastalık ilerledikçe nefes darlığı ve ciddi akciğer sorunlarına yol açtığı ifade edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Vatandaşı koruyacak tedbirleri de anlatan Uğuz, <strong>"Fare ve kemirgenlerin yaşam alanlarına girmesini önlemek için gıda ürünlerinin kapalı şekilde saklanması ve yaşam alanlarının düzenli temizlenmesi de çok önemlidir."</strong> uyarısında bulundu. Uzman isim sözlerine, <strong>"Özellikle kemirgen teması öyküsü bulunan kişilerin zaman kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurması gerekir."</strong> ifadelerini de ekledi.<img alt="Image-2507" class="detail-photo img-fluid" height="666" src="https://milligazetecomtr.teimg.com/milligazete-com-tr/uploads/2026/05/image-2507.png" width="1016" /></p>

<h2><strong>ÖLÜM GEMİSİNDE NELER YAŞANDI?</strong></h2>

<p>Nisan ayının başında Arjantin'den ayrılarak Atlantik sularına açılan MV Hondius gemisindeki salgının kaynağı ise hâlâ büyük bir sırrını koruyor. Gemiye binmeden önce Güney Amerika'da seyahat eden Hollandalı bir çiftin virüsü taşıdığı veya vahşi yaşam alanlarına yapılan turlarda enfeksiyonun bulaştığı ihtimalleri üzerinde duruluyor.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.milligazete.com.tr/hantavirus-panigi-o-meslekleri-yapanlar-buyuk-risk-altinda</guid>
      <pubDate>Fri, 08 May 2026 16:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://milligazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/milligazete-com-tr/uploads/2026/05/image-2508.png" type="image/jpeg" length="99551"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
