<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>| Milli Gazete</title>
    <link>https://www.milligazete.com.tr</link>
    <description>Türkiye ve dünya gündeminin nabzı, yarım asırlık tecrübesiyle Milli Gazete'de atıyor. Ankara kulisleri, ekonomi analizleri, son dakika deprem verileri ve spor dünyası parmaklarınızın ucunda. İl il namaz vakitleri, anlık piyasa verileri ve hava durumu gibi hayatı kolaylaştıran detaylar için doğru adres: milligazete.com.tr.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.milligazete.com.tr/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Milli Gazete. Haber içerikleri izinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Tue, 28 Jul 2026 14:45:03 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.milligazete.com.tr/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Türk insanı en çok hangi hastalıktan ölüyor? İşte ölüm hızının en yüksek olduğu il!]]></title>
      <link>https://www.milligazete.com.tr/turk-insani-en-cok-hangi-hastaliktan-oluyor-iste-olum-hizinin-en-yuksek-oldugu-il</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.milligazete.com.tr/turk-insani-en-cok-hangi-hastaliktan-oluyor-iste-olum-hizinin-en-yuksek-oldugu-il" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye İstatistik Kurumu, 2025 yılına ilişkin ölüm ve ölüm nedeni istatistiklerini açıkladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sorunun cevabını hemen verelim;</p>

<p>Türk insanı en çok kalp hastalıklarından ölüyor!</p>

<p>2024 yılında 489 bin 734 olan ölüm sayısının 491 bin 684’e yükseldiği 2025 yılında, ölüm nedenleri arasında yüzde 34,7 ile ilk sırada yer alan dolaşım sistemi hastalıkları kaynaklı ölümlerin yüzde 42,3'ünü iskemik kalp hastalıkları, yüzde 24,6'sını diğer kalp hastalıkları, yüzde 18,2'sini serebro-vasküler hastalıklar oluşturdu.</p>

<p>Bebek ölüm hızı 2024’teki binde 9,0’dan binde 7,8’e, beş yaş altı ölüm hızı binde 11,1’den binde 9,5’e geriledi.</p>

<h2><strong>2025’TE ÖLÜM SAYISI 491 BİN 684 OLDU</strong></h2>

<p>Ölüm sayısı 2024 yılında 489 bin 734 iken 2025 yılında 491 bin 684 oldu. Ölen kişilerin 2025 yılında %55,1'ini erkekler, %44,9'unu kadınlar oluşturdu.</p>

<p>Bin kişi başına düşen ölüm sayısını ifade eden kaba ölüm hızı, 2025 yılında bir önceki yıla göre değişim göstermeyerek binde 5,7 oldu.</p>

<h2><strong>ÖLÜM HIZININ EN YÜKSEK OLDUĞU İL SİNOP </strong></h2>

<p>Kaba ölüm hızının en yüksek olduğu il Sinop, en düşük olduğu il Şırnak…</p>

<p>Kaba ölüm hızının en yüksek olduğu il, 2025 yılında binde 10,8 ile Sinop oldu.</p>

<p>Bu ili binde 10,2 ile Kastamonu, binde 9,6 ile Giresun ve binde 9,5 ile Balıkesir izledi.</p>

<p>Kaba ölüm hızının en düşük olduğu il ise binde 2,3 ile Şırnak oldu.</p>

<p>Bu ili binde 2,5 ile Hakkari, binde 3,1 ile Van, binde 3,2 ile Batman ve Şanlıurfa izledi.</p>

<p>Ölüm nedenleri arasında dolaşım sistemi kaynaklı hastalıklar ilk sırada…</p>

<p>Ölümler nedenlerine göre incelendiğinde, 2025 yılında %34,7 ile dolaşım sistemi hastalıkları ilk sırada yer aldı. Bu ölüm nedenini %16,1 ile iyi huylu ve kötü huylu tümörler, %15,1 ile solunum sistemi hastalıkları izledi.</p>

<p><img alt="Türk Insanı En Çok Hangi Hastalıktan Ölüyor İşte Ölüm Hızının En Yüksek Olduğu Il! (1)-2" class="detail-photo img-fluid" height="359" src="https://milligazetecomtr.teimg.com/milligazete-com-tr/uploads/2026/07/turk-insani-en-cok-hangi-hastaliktan-oluyor-iste-olum-hizinin-en-yuksek-oldugu-il-1-2.jpeg" width="640" /></p>

<p>Dolaşım sistemi kaynaklı ölümlerin %42,3'ünü iskemik kalp hastalıkları oluşturdu</p>

<p>Dolaşım sistemi hastalıklarından kaynaklı ölümler alt ölüm nedenlerine göre incelendiğinde, ölümlerin %42,3'ünün iskemik kalp hastalıkları, %24,6'sının diğer kalp hastalıkları, %18,2'sinin serebro-vasküler hastalıklar kaynaklı olduğu görüldü.</p>

<p>Dolaşım sistemi hastalıkları kaynaklı ölümler en yüksek Çanakkale, en düşük Kilis’te…</p>

<p>Dolaşım sistemi hastalıkları kaynaklı ölümler illere göre incelendiğinde, 2025 yılında bu hastalıklara bağlı ölüm oranının en yüksek olduğu ilin %47,7 ile Çanakkale olduğu görüldü. Bu ili %42,8 ile Balıkesir, %42,2 ile Hatay ve %42,0 ile Burdur izledi. Bu hastalıklara bağlı ölüm oranının en düşük olduğu ilin ise %25,4 ile Kilis olduğu görüldü. Bu ili %28,7 ile Hakkari, %28,9 ile İstanbul, %29,0 ile Kayseri izledi.</p>

<p>Tümör kaynaklı ölümlerde gırtlak ve soluk borusu/bronş/akciğer tümörü ilk sıralarda</p>

<p>İyi ve kötü huylu tümörlerden kaynaklı ölümler alt ölüm nedenlerine göre incelendiğinde, ölümlerin %28,9'unun gırtlak ve soluk borusu/bronş/akciğerin kötü huylu tümörü, %8,0'ının kolonun kötü huylu tümörü, %7,6'sının lenfoid ve hematopoetik kötü huylu tümörü kaynaklı olduğu görüldü.</p>

<p>Tümörlerden kaynaklı ölümler en yüksek Ağrı, en düşük Kilis’te oldu</p>

<p>İyi ve kötü huylu tümörlerden kaynaklı ölümler illere göre incelendiğinde, 2025 yılında bu hastalıklara bağlı ölüm oranının en yüksek olduğu ilin %22,4 ile Ağrı olduğu görüldü. Bu ili %19,8 ile Van, %19,5 ile Kocaeli ve Ankara, %19,4 ile Elazığ izledi. Bu hastalıklara bağlı ölüm oranının en düşük olduğu ilin ise %9,7 ile Kilis olduğu görüldü. Bu ili %10,9 ile Burdur, %11,0 ile Şanlıurfa ve %11,2 ile Aydın izledi.</p>

<h2><strong>BEBEK ÖLÜM HIZI BİNDE 7,8 OLDU</strong></h2>

<p>Bebek ölüm sayısı, 2024 yılında 8 bin 484 iken 2025 yılında 6 bin 988 oldu. Bin canlı doğum başına düşen bebek ölüm sayısını ifade eden bebek ölüm hızı, 2024 yılında binde 9,0 iken 2025 yılında binde 7,8 oldu.</p>

<p>Beş yaş altı ölüm hızı binde 9,5 oldu</p>

<p>Doğumdan sonraki beş yıl içinde ölme olasılığını ifade eden beş yaş altı ölüm hızı, 2024 yılında binde 11,1 iken 2025 yılında binde 9,5 oldu.</p>

<h2><strong>ÖLÜM HIZI NEDİR?</strong></h2>

<p>Ölüm hızı (mortalite hızı), bir toplumda ya da grupta belli bir süre içinde (genellikle bir yılda) görülen ölüm sayısının, o toplumun toplam nüfusuna oranlanmasıyla bulunur.</p>

<p>En yaygın türleri kaba ölüm hızı, bebek ölüm hızı ve özel ölüm hızı olarak ayrılır.</p>

<p>Kaba Ölüm Hızı: Bir yıl içinde her 1.000 kişi başına düşen ortalama ölüm sayısıdır.</p>

<p>Bebek ölüm hızı: Bir yıl içinde 1 yaşını doldurmadan ölen bebek sayısının, aynı yıldaki canlı doğan bebek sayısına oranlanıp 1.000 ile çarpılmasıyla hesaplanır.</p>

<p>Hastalığa bağlı ölüm hızı: Belirli bir hastalıktan (örneğin kalp veya kanser) ölenlerin sayısını gösterir.</p>

<p>Ölüm hızı, toplumların genel sağlık durumunu, yaşam standartlarını ve gelişmişlik düzeyini takip etmek için kullanılır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Genelde binlik oran (‰) cinsinden ifade edilir…</p>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.milligazete.com.tr/turk-insani-en-cok-hangi-hastaliktan-oluyor-iste-olum-hizinin-en-yuksek-oldugu-il</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Jul 2026 08:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://milligazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/milligazete-com-tr/uploads/2026/07/turk-insani-en-cok-hangi-hastaliktan-oluyor-iste-olum-hizinin-en-yuksek-oldugu-il-2.webp" type="image/jpeg" length="93726"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sıcak hava kalp damar hastalıklarını nasıl etkiliyor?]]></title>
      <link>https://www.milligazete.com.tr/sicak-hava-kalp-damar-hastaliklarini-nasil-etkiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.milligazete.com.tr/sicak-hava-kalp-damar-hastaliklarini-nasil-etkiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kardiyoloji Doç. Uzmanı Doç. Dr. Muhammed Süleymanoğlu, Milli Gazete Batman Bölge Muhabiri Yusuf Öztek’e konuştu: “5 dakikayı geçen göğüs ağrısını asla hafife almayın.” Yaz aylarında etkisini artıran aşırı sıcakların kalp ve damar sağlığı üzerindeki etkilerini değerlendiren uzman, özellikle hipertansiyon ve kalp hastalarının büyük risk altında olduğuna dikkat çekti. Sıvı kaybı, tansiyon dengesizlikleri ve ritim bozukluklarının ciddi sonuçlar doğurabileceğini belirten uzman, erken müdahalenin hay]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz aylarında kalp krizi vakalarının belirgin şekilde arttığı yönünde toplumda yaygın bir kanaat bulunduğunu belirten Kardiyoloji Doç. Uzmanı Doç. Dr. Muhammed Süleymanoğlu , mevcut bilimsel verilerin bunu net olarak doğrulamadığını ifade etti. Buna rağmen aşırı sıcakların kalp ve damar sistemi üzerinde ciddi olumsuz etkiler oluşturduğunu belirten uzman, sıcak çarpması, ritim bozuklukları, tansiyon dengesizlikleri ve çarpıntı şikâyetlerinde yaz döneminde belirgin artış görüldüğünü söyledi.</p>

<p>Özellikle hipertansiyon, kalp yetmezliği ve kronik kalp hastalığı bulunan vatandaşların yaz aylarında çok daha dikkatli olması gerektiğini vurgulayan uzman, aşırı terleme nedeniyle meydana gelen sıvı kaybının ani tansiyon düşüklüğüne yol açabileceğini ifade etti. Baş dönmesi, halsizlik, mide bulantısı, kusma, çarpıntı ve bayılmaya kadar uzanan bu tablonun, yüksek risk grubundaki hastalarda kalp krizi riskini artırabileceğine dikkat çekti.</p>

<p>Uzman, sıcak havalarda kalp sağlığını korumak için vatandaşların susamayı beklemeden düzenli su tüketmesi gerektiğini belirterek, özellikle ileri yaş grubundaki bireylerin ve kronik hastaların yaz aylarında daha dikkatli davranmasının hayati önem taşıdığını söyledi.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 25 At 19.00.44 (1)" class="detail-photo img-fluid" height="2048" src="https://milligazetecomtr.teimg.com/milligazete-com-tr/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-25-at-190044-1.jpeg" width="1536" /></p>

<h2><strong>HAYAT KURTARAN UYARILAR: SU TÜKETİN, GÜNEŞTEN KORUNUN, KONTROLLERİNİZİ AKSATMAYIN</strong></h2>

<p>Kardiyoloji Doç. Uzmanı Doç. Dr. Muhammed Süleymanoğlu, yaz aylarında alınacak basit tedbirlerin hayati önem taşıdığını belirterek vatandaşların günlük en az 2-3 litre su tüketmesi, güneş ışınlarının en etkili olduğu 11.00 ile 16.00 saatleri arasında mümkün olduğunca dışarı çıkmaması, ağır fiziksel aktivitelerden kaçınması ve uzun süre güneş altında kalmaması gerektiğini söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Özellikle tansiyon ve kalp ilacı kullanan hastaların yaz döneminde mutlaka kardiyoloji kontrolünden geçerek ilaç dozlarının yeniden değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden uzman, sağlıklı beslenmenin de kalp sağlığında büyük önem taşıdığını belirtti. Sebze ve meyve ağırlıklı beslenmenin tercih edilmesi, tam tahıllı ürünlerin tüketilmesi, günlük tuz tüketiminin 5 gramın altında tutulması, trans yağlardan uzak durulması, haftada en az bir veya iki kez balık tüketilmesi ve işlenmiş gıdaların sınırlandırılması gerektiğini dile getirdi.</p>

<p>Düzenli egzersizin kalp ve damar hastalıklarından korunmada vazgeçilmez olduğunu ifade eden uzman, haftada en az 150 dakika orta şiddette aerobik egzersiz veya 75 dakika yüksek yoğunluklu egzersiz yapılmasını önerdi. Bunun yanında haftada iki gün kas güçlendirici direnç egzersizlerinin de ihmal edilmemesi gerektiğini belirterek, sağlıklı yaşam alışkanlıklarının kalp hastalıklarına karşı en güçlü koruyucu unsur olduğunu söyledi.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 25 At 19.00.07" class="detail-photo img-fluid" height="2048" src="https://milligazetecomtr.teimg.com/milligazete-com-tr/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-25-at-190007.jpeg" width="1536" /></p>

<h2><strong>GENÇLER DE RİSK ALTINDA: GÖĞÜS AĞRISI 5 DAKİKAYI GEÇERSE 112’Yİ ARAYIN</strong></h2>

<p>Son yıllarda genç yaşlarda görülen kalp krizi vakalarında dikkat çekici bir artış yaşandığını belirten Kardiyoloji Doç. Uzmanı, bunun başlıca nedenleri arasında hazır ve katkı maddeli gıdaların yaygınlaşması, hareketsiz yaşam tarzı, obezite, sigara ve alkol kullanımı ile hipertansiyon ve diyabet vakalarındaki artışı gösterdi.</p>

<p>Kalp krizinin en önemli belirtisinin göğsün orta kısmında hissedilen baskı, sıkışma ve yanma tarzındaki ağrı olduğunu ifade eden uzman, bu ağrının boyun, çene, sırt ve sol kola yayılabileceğini söyledi. Nefes darlığı, çarpıntı, yoğun terleme ve halsizlik gibi belirtilerin de tabloya eşlik edebileceğini belirten uzman, göğüs ağrısının 5 dakikadan uzun sürmesi halinde vakit kaybetmeden 112 Acil Çağrı Merkezi’nin aranması gerektiğini vurguladı.</p>

<p>Sağlık ekipleri gelene kadar evde bulunması halinde 300 mg Ecoprin veya Coraspin kullanılabileceğini belirten uzman, erken müdahalenin kalp kasının korunması ve hayat kurtarılması açısından kritik öneme sahip olduğunu ifade etti.</p>

<p>Uzman, yaz mevsiminin keyifli geçmesi için sıcak havaların oluşturduğu risklerin göz ardı edilmemesi gerektiğini belirterek, düzenli doktor kontrolü, sağlıklı beslenme, yeterli su tüketimi ve aktif yaşam tarzının kalp sağlığını korumanın en etkili yolları olduğunu sözlerine ekledi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Yusuf Öztek</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.milligazete.com.tr/sicak-hava-kalp-damar-hastaliklarini-nasil-etkiliyor</guid>
      <pubDate>Sun, 26 Jul 2026 09:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://milligazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/milligazete-com-tr/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-25-at-190044.jpeg" type="image/jpeg" length="32580"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hayat boyu dikkat etmemiz gereken dişlerimiz… Dikkat! Dişlerde gözükmeyen tehlike]]></title>
      <link>https://www.milligazete.com.tr/hayat-boyu-dikkat-etmemiz-gereken-dislerimiz-dikkat-dislerde-gozukmeyen-tehlike</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.milligazete.com.tr/hayat-boyu-dikkat-etmemiz-gereken-dislerimiz-dikkat-dislerde-gozukmeyen-tehlike" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hayat boyu sağlığımız için dikkat etmemiz gereken en önemli organlarımız… Pek çoğumuzun bakımını ihmal ettiği dişlerimiz neden bu kadar önemli? Öncelikle bunu irdeleyelim...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Dişlerimiz…</p>

<p>Hayat boyu sağlığımız için dikkat etmemiz gereken en önemli organlarımız…</p>

<p>Pek çoğumuzun bakımını ihmal ettiği dişlerimiz neden bu kadar önemli? Öncelikle bunu irdeleyelim;</p>

<p>Doğru beslenmeyi sağlamak, kaliteli bir sindirim süreci başlatmak ve genel vücut sağlığını korumak için çok önemli…</p>

<p>Ağız ve diş sağlığı bozulduğunda bu durum tüm vücudu olumsuz etkileyebilir.</p>

<p>Dişlerimiz, besinleri küçük parçalara ayırarak sindirimi kolaylaştırır.</p>

<p>Sağlıklı dişler sayesinde her türlü taze gıda rahatça çiğnenir.</p>

<p>İyi çiğnenmeyen yiyecekler mide ve bağırsakları yorar.</p>

<p>Ağızdaki mikroplar kan yoluyla kalbe zarar verebilir.</p>

<p>Tedavi edilmeyen diş iltihapları diğer organları olumsuz etkiler.</p>

<p>Diş eti sorunları kan şekerini dengelemeyi zorlaştırabilir.</p>

<p>Dişler, kelimelerin ve harflerin doğru çıkmasını sağlar.</p>

<p>Sağlıklı bir gülüş insanlarla rahat iletişim kurmaya yardım eder</p>

<h2><strong>DİŞLERİMİZDE GÖZÜKMEYEN TEHLİKE!</strong></h2>

<p>Diş çürüğü olmadan yaşanan gizemli diş kayıplarının arkasındaki gerçek ne?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Tükürüğün kimyası, stresin dişler üzerindeki şaşırtıcı yıkıcı etkisi ve yanlış hijyen alışkanlıkları yeni bir bilimsel araştırmayla masaya yatırıldı.</p>

<p>Diş fırçalamaktan vazgeçmeyen, düzenli bakım yapan milyonlarca insanı tehdit eden ancak adı pek bilinmeyen "çürüksüz diş kayıpları", modern bilim insanlarını laboratuvarlara yöneltti.</p>

<p>Yeni bir kapsamlı bilimsel araştırma; tükürüğün kimyasal savunmasından günlük stres seviyelerine, asitli gıdaların tuzaklarından hatalı fırçalama tekniklerine kadar diş minesini sessizce yok eden tetikleyicileri gözler önüne serdi.</p>

<h2><strong>ÇÜRÜKSÜZ SERVİKAL LEZYONLAR NEDİR?</strong></h2>

<p>Necmettin Erbakan Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi’nde Arş. Gör. Dt. Damla Yılmaz’ın hazırladığı uzmanlık tezine göre;</p>

<p>Bakteri olmaksızın gelişen yapısal kayıplar; dişin koruyucu mine tabakasının incelmesine, alttaki sarı dentin dokusunun açığa çıkmasına ve buna bağlı olarak şiddetli hassasiyet şikayetlerine yol açıyor.</p>

<p>Bilimsel çalışmalara göre bu durum tek bir nedene dayanmıyor; biyolojik, mekanik, davranışsal ve psikolojik etkenlerin karmaşık birleşimiyle tetikleniyor.</p>

<p>Diş hekimliği literatüründe bakteriyel çürüklere bağlı olmayan, dişlerin diş etiyle birleştiği servikal bölgede ortaya çıkan doku kayıpları uzun süredir merak konusu olmaya devam ediyor.</p>

<h2><strong>TÜKÜRÜĞÜN KORUYUCU KALKANI ÇÖKÜNCE NE OLUYOR?</strong></h2>

<p>Ağız içi ekosisteminin en büyük savunucusu olan tükürük, içerdiği bikarbonat ve fosfat tampon sistemleriyle asidik atakları nötralize etmeye çalışıyor.</p>

<p>Ancak gerçekleştirilen son araştırmalar, istirahat halindeki tükürük pH değerinin ve tamponlama kapasitesinin düşük olduğu bireylerde diş aşınma hızının katbekat arttığını kanıtladı.</p>

<p>Tükürüğün bu koruyucu gücü zayıfladığında, diş yüzeyleri en ufak bir asit atağına karşı dahi savunmasız kalıyor. Özellikle reflü veya mide ekşimesi gibi iç kaynaklı asit maruziyetleri yaşayan bireylerde bu tablonun çok daha ağır seyrettiği, hatta diyabet gibi sistemik rahatsızlıkların da diş aşınma skorlarını (TWI) doğrudan yükselttiği tespit edildi.</p>

<h2><strong>PİPET KULLANMANIN ÖNEMİ!</strong></h2>

<p>Araştırma, asidik içeceklerin (kola, gazoz, maden suyu vb.) pipet kullanılmadan doğrudan tüketilmesinin diş yüzeyindeki erozyon riskini belirgin şekilde artırdığını ortaya koydu. Pipet kullanımı, asitli sıvının dişlerle temas yüzeyini ve süresini sınırlandıran pratik ama etkili bir koruma kalkanı oluşturuyor.</p>

<h2><strong>STRES DİŞLERİ NASIL ÖĞÜTÜYOR?</strong></h2>

<p>Bilim dünyasının en çarpıcı bulgularından biri de psikolojik faktörlerin diş sert dokuları üzerindeki doğrudan izleri oldu.</p>

<p>Günlük yaşamın kaçınılmaz bir parçası haline gelen kronik stresin, bireylerin diş aşınma şiddetini doğrudan artırdığı bilimsel olarak belgelendi.</p>

<p>Merkezi sinir sistemi aracılığıyla artan kas aktivitesi ve motor kontrol değişiklikleri, diş minesinin sessizce aşınmasına zemin hazırlıyor.</p>

<p>Uzmanlar, stres ile diş dokusu kaybı arasındaki bu güçlü bağın, psikolojik sağlığın ne denli somut fiziksel sonuçlar doğurabileceğinin en net kanıtı olduğuna dikkat çekiyor.</p>

<h2><strong>İYİ NİYETLİ HATALAR: YANLIŞ FIRÇALAMA VE ASİT TUZAKLARI</strong></h2>

<p>Daha sağlıklı ve beyaz dişlere sahip olmak amacıyla uygulanan bazı günlük alışkanlıklar, paradoksal biçimde diş dokusunu tahrip ediyor. Yapılan detaylı analizler; diş fırçalama sıklığı ve süresi arttıkça aşınma skorlarının yükseldiğini gösterdi. Özellikle yukarı-aşağı sert fırçalama teknikleri kullanan ve fırçalama sırasında aşırı kuvvet uygulayan bireylerde servikal bölgedeki madde kayıplarının çok daha belirgin hale geldiği saptandı.</p>

<p>Bununla birlikte; sirke, turşu, turunçgiller ve gazlı içeceklerin tüketim sıklığı ile diş aşınmaları arasında doğrudan bir paralellik bulunuyor. Düşük pH değerine ve yüksek tamponlama kapasitesine sahip bu gıdalar, mine yüzeyini yumuşatarak mekanik aşınmalara karşı en zayıf halkayı oluşturuyor.</p>

<h2><strong>BİLİMSEL PERSPEKTİFTE YENİ UFUKLAR</strong></h2>

<p>Bu kapsamlı araştırma, diş kayıplarını yalnızca lokal bir ağız içi problemi olarak ele almanın ötesine geçiyor.</p>

<p>Tükürük biyokimyasından beslenme alışkanlıklarına, psikolojik stres faktörlerinden mekanik kuvvetlere kadar uzanan bu çok boyutlu perspektif; koruyucu diş hekimliğinde yepyeni tanı ve tedavi yaklaşımlarının kapısını aralıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.milligazete.com.tr/hayat-boyu-dikkat-etmemiz-gereken-dislerimiz-dikkat-dislerde-gozukmeyen-tehlike</guid>
      <pubDate>Sat, 25 Jul 2026 07:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://milligazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/milligazete-com-tr/uploads/2026/07/dis-temizligi.jpg" type="image/jpeg" length="26009"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Aile hekimliğinde bir mağduriyet daha: Ağır kronik hasta olduklarında önce gelirlerinin üçte biri kesiliyor sonra da sözleşmeleri feshediliyor!]]></title>
      <link>https://www.milligazete.com.tr/aile-hekimliginde-bir-magduriyet-daha-agir-kronik-hasta-olduklarinda-once-gelirlerinin-ucte-biri-kesiliyor-sonra-da-sozlesmeleri-feshediliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.milligazete.com.tr/aile-hekimliginde-bir-magduriyet-daha-agir-kronik-hasta-olduklarinda-once-gelirlerinin-ucte-biri-kesiliyor-sonra-da-sozlesmeleri-feshediliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Aile hekimleri, artan iş yükü ve kesintilerin ardından şimdi de 'hastalık cezasıyla' karşı karşıya. İSTAHED, kanser gibi ağır hastalıklar nedeniyle 180 günden fazla rapor alan hekimlerin sözleşmelerinin feshedildiğini duyurarak duruma tepki gösterdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Aile hekimleri; plansız yönetmelikler, yetersiz cari ödenekler ve hastaların 6 ay boyunca merkeze uğramaması halinde maaştan kesinti yapılması gibi uygulamalar nedeniyle ciddi gelir kayıpları yaşıyor.</p>

<p>Artan enflasyon karşısında eriyen gider ödemeleri ve merkezi sistem (SİNA) baskısı mesleki tükenmişliğe yol açıyor.</p>

<p>Aile hekimlerinin karşı karşıya kaldığı temel mağduriyetler şu başlıklar altında toplanmaktadır:</p>

<p>* Maaş Kesintileri (Performans ve Takip Şartı): Hastaların 6 ay boyunca Aile Sağlığı Merkezine (ASM) başvurmaması durumunda aile hekiminin maaşından kesinti yapılması, hekimleri doğrudan gelir kaybına uğratmaktadır.</p>

<p>* Yetersiz Cari Giderler: ASM'lerin kira, personel maaşı, elektrik, su ve tıbbi sarf malzeme gibi sabit giderleri devlet tarafından tam olarak karşılanamamakta, bu durum hekimleri ekonomik krize sürüklemektedir.</p>

<p>* Şiddet Olayları ve Güvenlik: Birinci basamak sağlık hizmeti sunulduğundan dolayı hastalarla en çok yüz yüze gelen grup olan aile hekimleri, fiziksel ve sözlü şiddet riskleriyle sık sık karşı karşıya kalmaktadır.</p>

<p>* Mesleki Baskı ve SİNA Mağduriyeti: Sağlık Bakanlığı'nın devreye soktuğu denetim ve performans sistemleri (SİNA) sebebiyle hekimler üzerinde idari baskı oluşmakta ve hak kayıpları yaşanmaktadır</p>

<h3><strong>İŞTE ÖNEMLİ BİR MAĞDURİYET DAHA…</strong></h3>

<p>Kanserle, ağır kronik hastalıklarla mücadele eden aile hekimlerinin sözleşmeleri feshediliyor!</p>

<p>İstanbul Aile Hekimliği Derneği (İSTAHED) Yönetim Kurulu, aile hekimliği çalışanlarının karşı karşıya kaldığı mağduriyetlere ilişkin yazılı bir açıklama yayınlayarak şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>* "Aile hekimliği çalışanları olarak, Sağlık Bakanlığı tarafından birbiri ardına çıkarılan yönetmeliklerle her geçen gün daha ağır hak kayıplarına ve daha büyük mağduriyetlere maruz bırakılıyoruz.”</p>

<p>* “Son olarak yürürlüğe konulan Aile Hekimliği Ödeme ve Sözleşme Yönetmeliği ile aylık gelirlerimizin yaklaşık yüzde 65’i performans kriterlerine bağlanmıştır. Bu düzenleme, özellikle uzun süreli tedavi görmek zorunda kalan meslektaşlarımızı ağır bir ekonomik ve mesleki yıkımla karşı karşıya bırakmıştır.”</p>

<p>* “Kanserle, ağır kronik hastalıklarla, ciddi sağlık sorunlarıyla mücadele eden meslektaşlarımız; önce gelirlerinin üçte ikisini kaybetmiş, ardından 180 günü aşan rapor süreleri gerekçe gösterilerek sözleşmeleri feshedilmiştir. Üstelik mevcut mevzuat nedeniyle bu meslektaşlarımızın iki yıl boyunca yeniden aile hekimliğine dönmelerinin de önü kapatılmıştır.”</p>

<p>* “Yani bugün, yıllarca bu ülkenin insanına hizmet etmiş, salgınlarda, depremlerde, afetlerde fedakârca görev yapmış hekimler ve sağlık çalışanları, hasta oldukları gün sistem tarafından kapının önüne konulmaktadır.”</p>

<p>* “Bu konuda açtığımız davada Danıştay tarafından önce yürütmenin durdurulmasına karar verilmiş, ancak daha sonra yapılan itiraz üzerine bu karar kaldırılmış ve sözleşme fesihleri uygulanmıştır. Hukuki süreç devam etmekle birlikte ortaya çıkan mağduriyet, telafisi güç ve derin yaralar bırakmıştır.”</p>

<p>* “Bizler şunu açıkça söylüyoruz: Hasta olduğu için gelirinden olan, tedavi gördüğü için işinden edilen, yaşam mücadelesi verirken bir de geçim ve gelecek kaygısıyla baş başa bırakılan meslektaşlarımızın uğradığı bu muameleyi kabul etmiyoruz.”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>* “Hekimlik suç değildir. Hastalanmak hiç değildir. Bu tablo ne hukukla, ne vicdanla, ne de sosyal devlet ilkesiyle bağdaşmaktadır.”</p>

<p>* “Sözleşmeleri feshedilen tüm arkadaşlarımızın yanında olduğumuzu, bireysel davalarının açılmasından görevlerine iade edilecekleri güne kadar her platformda bu haksızlığa karşı mücadelemizi sürdüreceğimizi ve bu mağduriyetin takipçisi olacağımızı kamuoyuna saygıyla duyururuz."</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Ekonomi, Sağlık</category>
      <guid>https://www.milligazete.com.tr/aile-hekimliginde-bir-magduriyet-daha-agir-kronik-hasta-olduklarinda-once-gelirlerinin-ucte-biri-kesiliyor-sonra-da-sozlesmeleri-feshediliyor</guid>
      <pubDate>Thu, 23 Jul 2026 07:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://milligazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/milligazete-com-tr/uploads/2026/07/aile-hekimliginde-bir-magduriyet-daha-agir-kronik-hasta-olduklarinda-once-gelirlerinin-ucte-biri-kesiliyor-sonra-da-sozlesmeleri-feshediliyor.webp" type="image/jpeg" length="58873"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Öz Sağlık-İş'ten uluslararası iletişimde yeni adım: Arapça yayın başladı]]></title>
      <link>https://www.milligazete.com.tr/oz-saglik-isten-uluslararasi-iletisimde-yeni-adim-arapca-yayin-basladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.milligazete.com.tr/oz-saglik-isten-uluslararasi-iletisimde-yeni-adim-arapca-yayin-basladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Öz Sağlık-İş, kurumsal yayıncılığını uluslararası alana taşıyor. Türkçe ve İngilizce yayın yapan resmi internet sitesine Arapça dil seçeneğini de ekleyen sendika, faaliyetlerini artık üç dilde dünya kamuoyuna sunacak.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Öz Sağlık-İş, çalışma hayatı ve endüstriyel ilişkiler alanındaki kurumsal iletişim çalışmalarına bir yenisini daha ekledi. Daha önce Türkçe ve İngilizce yayın yapan resmi internet sitesi, Arapça dil seçeneğinin de eklenmesiyle üç dilde yayın yapmaya başladı. Yeni uygulamayla birlikte sendikanın sağlık ve sosyal hizmet emekçilerine yönelik faaliyetleri, uluslararası çalışmaları, akademik sendikacılık alanındaki projeleri ve kurumsal duyuruları artık Türkçenin yanı sıra İngilizce ve Arapça olarak da takip edilebilecek.</p>

<h2><strong>ULUSLARARASI GÖRÜNÜRLÜK GÜÇLENECEK</strong></h2>

<p>Üç dilli yayıncılık anlayışı sayesinde, Öz Sağlık-İş'i yurt dışından takip eden sendikalar, sivil toplum kuruluşları ve küresel emek hareketi içinde yer alan örgütler, sendikanın faaliyetlerine daha kolay erişebilecek. Böylece Türkiye'deki sağlık ve sosyal hizmet çalışanlarının sendikal mücadelesi ve kazanımları uluslararası kamuoyuna daha geniş bir kitleye ulaştırılacak.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 07 21 At 14.01.11" class="detail-photo img-fluid" height="853" src="https://milligazetecomtr.teimg.com/milligazete-com-tr/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-21-at-140111.jpeg" width="1280" /></p>

<h2><strong>SERT: "ÖZ SAĞLIK-İŞ ARTIK BİR DÜNYA MARKASI"</strong></h2>

<p>Yeni internet sayfalarının yayın politikasıyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Hak-İş Genel Başkan Yardımcısı ve Öz Sağlık-İş Genel Başkanı Devlet Sert, sendikanın uluslararası alanda önemli bir konuma ulaştığını belirtti. Öz Sağlık-İş'in küresel emek hareketi içinde güçlü bir temsil kabiliyeti kazandığını ifade eden Sert, şu değerlendirmede bulundu:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>"Sendikamız artık bir dünya markasıdır. Uluslararası ilişkiler ve emek örgütleri nezdinde sağlık ve sosyal hizmet işçileri adına söz söyleyebilen, uluslararası sempozyum ve çalıştaylarda Türk işçi hareketini temsil eden bir sendikayız. Bu çalışmalarımızı dünyanın farklı bölgelerine daha etkin şekilde ulaştırabilmek amacıyla İngilizcenin ardından Arapça web sayfamızı da hizmete açtık. Sürekli güncellenen internet sitemiz sayesinde küresel emek hareketinin temsilcileri ve dünya sendikaları, Türkiye'deki sağlık ve sosyal hizmet işçilerinin faaliyetlerini, hak mücadelesini ve sendikal çalışmalarını artık üç dilde takip edebilecek."</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Abdullah Kutay Eskalen</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.milligazete.com.tr/oz-saglik-isten-uluslararasi-iletisimde-yeni-adim-arapca-yayin-basladi</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Jul 2026 14:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://milligazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/milligazete-com-tr/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-21-at-140110.jpeg" type="image/jpeg" length="47957"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çay Tiryakilerini Üzen Gerçek: Mutfakta Yapılan O Hata Tüm Lezzeti Yok Ediyor]]></title>
      <link>https://www.milligazete.com.tr/cay-tiryakilerini-uzen-gercek-mutfakta-yapilan-o-hata-tum-lezzeti-yok-ediyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.milligazete.com.tr/cay-tiryakilerini-uzen-gercek-mutfakta-yapilan-o-hata-tum-lezzeti-yok-ediyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Mutfakların vazgeçilmezi çay, yanlış saklama koşulları nedeniyle demliğe girmeden önce tüm özelliğini yitirebiliyor. Severek tüketilen bu lezzetin bayatladığını anlamanın yolları ve doğru muhafaza yöntemleri tiryakiler için büyük önem taşıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Günün her saatinde sofralara eşlik eden çay, aslında oldukça hassas bir organik yapıya sahip. Paketi açıldığı andan itibaren çevresel faktörlere maruz kalan çay yaprakları, uygun olmayan ortamlarda hızla kalitesini kaybediyor. Tüketiciler genellikle demlenme süresine veya kullanılan suyun sıcaklığına odaklansa da asıl sorun çoğu zaman mutfak dolaplarındaki saklama hatalarından kaynaklanıyor. Küflenme belirtisi göstermediği sürece tazeliğini koruduğu düşünülen ürünler, demlendiğinde renksiz ve aromasız, sıradan bir sıvıya dönüşebiliyor.</p>

<h2>ÇAY YAPRAKLARI NEDEN ÖZELLİĞİNİ YİTİRİYOR?</h2>

<p>Tamamen organik bir yapı barındıran çay, oksijenle temas ettiği andan itibaren içerisindeki aromatik uçucu yağları yavaş yavaş kaybediyor. Nem, ışık, hava ve ortamdaki diğer baskın kokular, bu eşsiz lezzetin en büyük düşmanları arasında yer alıyor. Güneş ışınları yapraklardaki kimyasal dengeyi altüst ederken, nem ise doğrudan küf oluşumuna zemin hazırlıyor. Süngerimsi yapısı nedeniyle çevresindeki tüm kokuları hızla hapseden çay, dünyanın en kaliteli hasadı dahi olsa yanlış muhafaza edildiğinde tüm formunu yitiriyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>BAYAT ÇAYI ELE VEREN 7 ÖNEMLİ İŞARET</h2>

<p>Vatandaşlar, mutfaklarında uygulayacakları birkaç basit kontrolle çayların tazeliğini kolayca test edebiliyor.</p>

<p>Taze bir paket açıldığında etrafa ferah ve keskin bir koku yayılırken, bayatlamış ürünlerde bu etki kayboluyor. Kutu koklandığında karton benzeri cansız bir his uyanıyorsa, yaprakların aroması tamamen yok olmuş sayılıyor. Kaliteli ve taze bir dem, bardağa doldurulduğunda parlak, canlı bir kırmızı ton sunuyor. Özelliğini yitiren çayların demi ise bulanık, mat ve soluk bir görünüme bürünüyor.</p>

<p>Damakta zengin bir tat bırakması gereken içecek, bayatladığında adeta renkli bir su içiliyormuş hissi yaratıyor. Sonradan eklenen şeker veya limon da bu yavan tadı düzeltmeye yetmiyor. Sağlıklı çay yapraklarının kuru ve hafif çıtır bir yapıda olması gerekiyor. Topaklanan veya bükülen yapraklar, ürünün ortamdaki nemi çektiğini ve bozulmaya başladığını gösteriyor.</p>

<p>Baharat veya deterjan gibi ürünlerle aynı dolapta saklanan çaylar, bu güçlü kokuları doğrudan bünyesine çekiyor. Paketten çay dışında farklı esintiler gelmesi, o ürünün atılma vaktinin geldiğine işaret ediyor. Taze yapraklar sıcak suyla buluştuğunda saniyeler içinde etrafa yoğun bir buhar ve koku yayıyor. Kaynama sonrasında ortamda hiçbir çay kokusu oluşmuyorsa, yapraklardaki aromatik yağlar çoktan uçmuş oluyor. Ambalaj üzerindeki son tüketim tarihi ideal koşullar için geçerli bir bilgi sunuyor. Paketi sık açılıp kapanan ve hava alan ortamda bekletilen ürünler, belirtilen tarihten çok daha önce bayatlayabiliyor.</p>

<p><img alt="Çaykur Atamalarında Yaş Müjdesi! O Şart Tamamen Kalktı (1)-1" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://milligazetecomtr.teimg.com/milligazete-com-tr/uploads/2026/04/caykur-atamalarinda-yas-mujdesi-o-sart-tamamen-kalkti-1-1.webp" width="1280" /></p>

<h2>ÇAYIN TAZELİĞİNİ KORUMAK İÇİN ALTIN KURALLAR</h2>

<p>Çayın lezzetini ilk günkü gibi muhafaza etmek, mutfaktaki ufak değişikliklerle mümkün hale geliyor. Ürünlerin mutlaka hava almayan, sıkı kapaklı kaplarda saklanması tavsiye ediliyor. Işık geçiren cam kavanozlar yerine içi sırlı seramik veya opak metal kutuların tercih edilmesi büyük önem taşıyor. Cam kavanoz kullanılacaksa, bu kapların kesinlikle karanlık dolaplarda tutulması gerekiyor.</p>

<p>Ocak, fırın veya su ısıtıcı gibi cihazlardan uzak, serin ve kuru kiler dolapları, çay saklamak için en ideal ortamlar olarak öne çıkıyor. Kutu içerisine daldırılan nemli kaşıklar, tüm paketin bozulmasına yol açabiliyor. Ayrıca çay kutularının baharat, bitki çayı veya kahve gibi keskin kokulu ürünlerden ayrı bir bölümde tutulması gerekiyor. Aromasını yitiren çaylar doğrudan sağlık sorunu yaratmasa da nem çekmiş ve küflenmiş ürünlerin kesinlikle tüketilmemesi ve çöpe atılması isteniyor.</p>

<h2>SİYAH ÇAYIN İDEAL TÜKETİM SÜRESİ NE KADAR?</h2>

<p>Doğru koşullarda saklanan açılmamış bir siyah çay paketi kalitesini bir ila iki yıl boyunca koruyabiliyor. Paket açıldıktan sonra ise en yüksek lezzetin alınabilmesi için ürünün üç ila dört ay içerisinde tüketilmesi öneriliyor.</p>

<p>Vatandaşlar arasında sıkça yapılan en büyük hatalardan biri de çayı buzdolabında saklamak oluyor. Buzdolabındaki yüksek nem ve diğer gıdaların kokuları, çay yapraklarına anında nüfuz ederek ürünü içilmez hale getiriyor. Demlikteki lezzetsizliğin faturası genelde suya veya demleme süresine kesilse de asıl problemin kaynağında, tezgahlarda açık unutulup yanlış muhafaza edilmiş çaylar yatıyor. Çayın tadı bozulduğunda, demleme yöntemini değiştirmeden önce doğrudan kavanozdaki yaprakların koklanması çözüm için yeterli oluyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.milligazete.com.tr/cay-tiryakilerini-uzen-gercek-mutfakta-yapilan-o-hata-tum-lezzeti-yok-ediyor</guid>
      <pubDate>Tue, 14 Jul 2026 13:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://milligazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/milligazete-com-tr/uploads/2026/04/2026-sezonu-baslamadan-fiyatlar-katlandi-caya-10-zam-geldi.webp" type="image/jpeg" length="65481"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hafızaya Ne İyi Gelir? Beyin Hücrelerini Yenileyen 8 Mucizevi Meyve]]></title>
      <link>https://www.milligazete.com.tr/hafizaya-ne-iyi-gelir-beyin-hucrelerini-yenileyen-8-mucizevi-meyve</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.milligazete.com.tr/hafizaya-ne-iyi-gelir-beyin-hucrelerini-yenileyen-8-mucizevi-meyve" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Son günlerde zihinsel performansını artırmak ve güçlü bir hafızaya sahip olmak isteyenler, beslenme uzmanlarının önerdiği doğal yöntemlere yoğun ilgi gösteriyor. Özellikle sınav dönemlerindeki öğrenciler ve yoğun iş temposunda çalışanlar, beyin sağlığını koruyan yiyecekleri araştırarak sofralarına ekliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Hangi meyveler hafızayı güçlendirir, zeka geliştiren besinler nelerdir, odaklanmayı artıran meyveler hangileri gibi aramalar arama motorlarında zirveyi zorluyor. İşte konuya dair tüm merak edilen o soruların yanıtları...</p>

<p>Günlük hayatın koşuşturmacası içinde pek çoğumuz odaklanma sorunu yaşıyor veya isimleri, olayları ve görevleri çabuk unutuyoruz. Zihnimizi zinde tutmanın sırrı ise sadece bulmaca çözmekten veya kitap okumaktan değil, aynı zamanda doğru beslenmekten geçiyor. Uzmanlar, tek başına zekayı bir anda uçuracak sihirli bir yiyecek olmadığını söylese de, doğanın bize sunduğu bazı mucizevi meyveler beyin hücrelerini korumada başrol oynuyor. Özellikle "hafızaya ne iyi gelir" ve "beyin dostu gıdalar" araması yapan okurlarımız için hazırladığımız bu listedeki meyveler, içerdikleri güçlü antioksidanlar ve vitaminlerle zihinsel gerilemeyi yavaşlatıyor. Bilimsel araştırmaların ışığında kanıtlanmış, düzenli tüketildiğinde bilişsel fonksiyonları destekleyip adeta zekanızı keskinleştirecek o özel meyveleri sizler için derledik.</p>

<h2>HAFIZAYI GÜÇLENDİREN YABAN MERSİNİ BEYNE NASIL ETKİ EDER?</h2>

<p>Beyin sağlığı dediğimizde akla gelen ilk meyve tartışmasız yaban mersini oluyor. Mavi rengini veren antosiyanin maddesi sayesinde hem öğrenme kapasitesini artırıyor hem de hafızayı sağlamlaştırıyor. İlerleyen yaşlarda ortaya çıkan zihinsel gerilemenin hızını kestiği için bilim insanları yaban mersininin düzenli tüketilmesini tavsiye ediyor.</p>

<h2>ÇİLEK UNUTKANLIĞA İYİ GELİR Mİ?</h2>

<p>Canlı renginin ardında devasa bir C vitamini ve flavonoid deposu saklayan çilek, gerçek bir beyin dostu olarak öne çıkıyor. Yapılan araştırmalar, flavonoid yönünden zengin beslenen kişilerin uzun vadede hafıza fonksiyonlarını çok daha iyi koruduğunu kanıtlıyor.</p>

<h2>BEYİN HÜCRELERİNİ KORUYAN NARIN FAYDALARI NELER?</h2>

<p>Polifenol ve antioksidan açısından son derece zengin olan nar, beyin hücreleri için adeta aşılmaz bir kalkan görevi görüyor. Vücutta hücrelere zarar veren serbest radikallerin olumsuz etkilerini silerek, zihnin berrak kalmasını ve bilişsel işlevlerin sorunsuz çalışmasını sağlıyor.</p>

<p><img alt="Meyve" class="detail-photo img-fluid" height="667" src="https://milligazetecomtr.teimg.com/milligazete-com-tr/uploads/2026/04/meyve.jpg" width="1000" /></p>

<h2>ODAKLANMAYI ARTIRAN PORTAKAL ZİHNİ NASIL AÇAR?</h2>

<p>Turunçgillerin gözdesi portakal, içerdiği yüksek C vitamini ile dikkat çekiyor. Beyin hücrelerini erken yaşlanmaya iten ve tahribat yaratan oksidatif strese karşı savaşta en güçlü silahımız olan C vitamini, zihnin sürekli açık ve zinde kalmasına destek oluyor.</p>

<h2>ZİHİNSEL PERFORMANSI ARTIRAN AVOKADO NASIL TÜKETİLMELİ?</h2>

<p>Mutfaklarımızda sıkça sebze gibi kullansak da botanik olarak meyve sayılan avokado, sağlıklı tekli doymamış yağlar barındırıyor. Bu özel yağlar kan dolaşımını kusursuz hale getirerek beynin ihtiyaç duyduğu oksijen ve besinlerin hedefe çok daha hızlı ve kayıpsız ulaşmasına kapı aralıyor.</p>

<h2>SİNİR HÜCRELERİNİ YENİLEYEN ELMANIN İÇİNDE NELER VAR?</h2>

<p>Lif ve C vitamini deposu elma, aynı zamanda kuersetin isimli son derece güçlü bir antioksidan taşıyor. Bu özel bileşen doğrudan sinir hücrelerini koruyor. Uzmanlar elmanın doğrudan bir IQ artışı sağlamadığını, ancak beyni dış tehlikelere karşı koruyan muazzam bir zırh oluşturduğunu ifade ediyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>BİLİŞSEL SAĞLIĞI DESTEKLEYEN SİYAH ÜZÜMÜN SIRRI NE?</h2>

<p>Özellikle koyu renkli üzümlerin içinde bolca yer alan resveratrol adlı polifenol, beyne giden kan akışını hızlandırıyor. Kan akışının artmasıyla birlikte düşünme, karar verme ve hatırlama gibi bilişsel süreçler çok daha sağlıklı, akıcı bir şekilde işlemeye başlıyor.</p>

<h2>DİKKAT EKSİKLİĞİNE İYİ GELEN MUZ HANGİ VİTAMİNLERİ İÇERİR?</h2>

<p>Beyin fonksiyonlarının kusursuz işlemesi için kritik öneme sahip B6 vitamini muzda bolca bulunuyor. B6 vitamini, insan beynindeki odaklanma, enerji ve motivasyon süreçlerini yöneten serotonin, dopamin ve GABA gibi sinir ileticilerinin üretilmesinde başrol oynuyor.</p>

<h2>ZEKAYI ARTIRMAK İÇİN SADECE MEYVE YEMEK YETERLİ Mİ?</h2>

<p>Beslenme uzmanları ve bilim insanları, saydığımız bu meyvelerin beyin sağlığını harika şekilde desteklediğini ancak tek başlarına zeka seviyesini zirveye taşımayacağını okurlara sıklıkla hatırlatıyor. Zihinsel potansiyeli en üst düzeye çıkarmak için bu güçlü besinleri tüketmek şart; ancak bunun yanına mutlaka kesintisiz ve kaliteli bir uyku, düzenli spor, stresten uzak bir yaşam rutini ve dengeli beslenme alışkanlığı eklemek gerekiyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Tunahan Türkoğlu</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.milligazete.com.tr/hafizaya-ne-iyi-gelir-beyin-hucrelerini-yenileyen-8-mucizevi-meyve</guid>
      <pubDate>Tue, 14 Jul 2026 12:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://milligazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/milligazete-com-tr/uploads/2026/07/meyve-5.jpg" type="image/jpeg" length="37635"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[O hijyen malzemelerine aman dikkat! Hangi ıslak mendil satışı yasaklanıyor? Su ve sabun kullanımı her zaman en güvenli seçenek]]></title>
      <link>https://www.milligazete.com.tr/o-hijyen-malzemelerine-aman-dikkat-hangi-islak-mendil-satisi-yasaklaniyor-su-ve-sabun-kullanimi-her-zaman-en-guvenli-secenek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.milligazete.com.tr/o-hijyen-malzemelerine-aman-dikkat-hangi-islak-mendil-satisi-yasaklaniyor-su-ve-sabun-kullanimi-her-zaman-en-guvenli-secenek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Plastik içermeyen organik peçeteler ve yeniden kullanılabilir temizlik ürünleri satışta kalmaya devam edecek. Tıbbi kullanım için ise hastaneler ve eczaneler belirli istisnalar kapsamında plastik içerikli mendilleri kullanabilecek.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Islak mendiller…</p>

<p>İçerdiği alkol, paraben ve parfüm gibi kimyasallar nedeniyle cilt bariyerini zayıflatarak kuruluk, kızarıklık ve kontakt dermatit gibi alerjik reaksiyonlara yol açabiliyor.</p>

<p>Ayrıca suda çözünmeyen plastik yapıları çevre kirliliğine ve kanalizasyon tıkanıklıklarına neden oluyor.</p>

<p>Islak mendillerin sık kullanımı, içerdiği kimyasallar yüzünden cildin doğal yağ ve nem dengesini de bozabilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Alkol ve parfümlü yapıları, hassas ciltlerde ciddi tahribata ve alerjik reaksiyonlara sebep olur.</p>

<p>Özellikle bebeklerde ve hassas cilt yapısına sahip bireylerde egzama ataklarını tetikleyebilir ve pişik sorunlarını artırabilir.</p>

<p>Cilt kuruluğu oluşurmasının yanı sıra, uzmanlar sedef hastalarının alkol bazlı ıslak mendil kullanımından özellikle kaçınmaları gerektiği konusunda uyarıyor.</p>

<h2><strong>SU VE SABUN KULLANIMI HER ZAMAN EN GÜVENLİ SEÇENEK</strong></h2>

<p>Piyasada satılan bazı ıslak mendillerin, yeterli sterilizasyondan geçmemesi veya kimyasal koruyucu dengesinin bozulması durumunda bakteri üremesine açık olduğu bilinmekte…</p>

<p>Steril olmayan mendillerin kullanımı, ciltte ciddi enfeksiyonlara ve hatta bazı sağlık krizlerine yol açabiliyor.</p>

<p>Plastik bazlı ve suda çözünmeyen ıslak mendillerin tuvalete atılması, büyük kanalizasyon tıkanıklıklarına, çevre kirliliğine ve arıtma tesislerinde büyük maddi hasarlara neden olmakta…</p>

<p>Uzmanlar, ıslak mendil seçerken parabensiz, alkolsüz ve parfümsüz olanların tercih edilmesi gerektiğini vurguluyor.</p>

<p>Günlük el ve yüz temizliğinde su ve sabun kullanımı her zaman en güvenli seçenektir</p>

<h2><strong>PLASTİK İÇERİKLİ ISLAK MENDİL SATIŞI YASAKLANIYOR</strong></h2>

<p>Tam da ıslak mendil kullanımı hakkında son bir gelişme…</p>

<p>Birleşik Krallık’ta plastik içerikli ıslak mendil satışı yasaklanıyor…</p>

<p>Birleşik Krallık, çevre kirliliği ve kanalizasyon tıkanmalarını önlemek için plastik içerikli tek kullanımlık ıslak mendil satışını 2026’dan itibaren kademeli olarak yasaklıyor.</p>

<p>Birleşik Krallık hükümeti, çevre kirliliğini azaltmak ve kanalizasyon altyapısında yaşanan tıkanmaları önlemek amacıyla plastik içerikli tek kullanımlık ıslak mendillerin satışını yasaklama kararı aldı.</p>

<p>Düzenleme hem fiziki mağazalarda hem de internet satışlarında geçerli olacak.</p>

<p>Kararın temel amacı, doğada uzun yıllar çözünmeyen ve mikroplastik kirliliğine yol açan ürünleri ortadan kaldırmak olarak açıklandı. Yasak, bebek mendillerinden makyaj temizleme mendillerine kadar geniş bir ürün yelpazesini kapsıyor.</p>

<h2><strong>KADEMELİ UYGULAMA TAKVİMİ AÇIKLANDI</strong></h2>

<p>Yasak Birleşik Krallık genelinde aynı anda değil, kademeli olarak hayata geçirilecek:</p>

<p>Galler: 18 Aralık 2026</p>

<p>İngiltere ve Kuzey İrlanda: Mayıs 2027</p>

<p>İskoçya: Ağustos 2027</p>

<p>Bu süreçte üreticilerin ve satıcıların mevcut stoklarını eritmesi ve alternatif ürünlere geçiş yapması hedefleniyor.</p>

<h2><strong>HANGİ ÜRÜNLER KAPSAM DIŞINDA KALACAK?</strong></h2>

<p>Plastik içermeyen organik peçeteler ve yeniden kullanılabilir temizlik ürünleri satışta kalmaya devam edecek. Tıbbi kullanım için ise hastaneler ve eczaneler belirli istisnalar kapsamında plastik içerikli mendilleri kullanabilecek.</p>

<p>Çevre uzmanları, “biyolojik olarak parçalanabilir” olarak satılan bazı ürünlerin bile kanalizasyon sistemlerinde tam anlamıyla çözünmediğini ve mikrofiber kirliliğine yol açabileceğini belirtiyor.</p>

<p>Bu nedenle tüm ıslak mendillerin tuvalet yerine çöp kutusuna atılması gerektiği vurgulanıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.milligazete.com.tr/o-hijyen-malzemelerine-aman-dikkat-hangi-islak-mendil-satisi-yasaklaniyor-su-ve-sabun-kullanimi-her-zaman-en-guvenli-secenek</guid>
      <pubDate>Tue, 14 Jul 2026 06:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://milligazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/milligazete-com-tr/sites/2024/07/25/sadece-1-su-bardagi-dokun-tuvaletlerinizin-bembeyaz-parlamasini-seyreden-daha-hijyenik-bir-cozumu-yok-2.webp" type="image/jpeg" length="79486"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sessizce ve sinsice ilerleyen bir hastalık! Yüksek tansiyonun sessiz belirtileri neler? Vücutta bu belirtiler varsa dikkate alınmalı!]]></title>
      <link>https://www.milligazete.com.tr/sessizce-ve-sinsice-ilerleyen-bir-hastalik-yuksek-tansiyonun-sessiz-belirtileri-neler-vucutta-bu-belirtiler-varsa-dikkate-alinmali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.milligazete.com.tr/sessizce-ve-sinsice-ilerleyen-bir-hastalik-yuksek-tansiyonun-sessiz-belirtileri-neler-vucutta-bu-belirtiler-varsa-dikkate-alinmali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hipertansiyon, çoğu zaman belirti vermeden ilerlediği için “sessiz katil” olarak tanımlanıyor. Uzmanlar, erken teşhis ve düzenli tansiyon takibiyle kalp krizi, felç ve böbrek yetmezliği gibi ciddi sağlık sorunlarının önlenebileceğine dikkat çekiyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Hipertansiyon…</p>

<p>Çoğu zaman hiçbir belirti vermeden yıllarca ilerler…</p>

<p>Bu yüzden sağlık çevrelerinde “sessiz katil” olarak da anılır.</p>

<p>Erken teşhis bu manada çok önemli…</p>

<p>Erken teşhis ve doğru yaşam alışkanlıkları; kalp krizi, felç ve böbrek yetmezliği gibi ciddi hastalıkların önüne geçebilir.</p>

<h2><strong>SESSİZCE VE SİNSİCE İLERLEYEN BİR HASTALIK</strong></h2>

<p>Yüksek tansiyon (hipertansiyon), atardamarlardaki kan basıncının normal sınırların üzerine çıkmasıdır.</p>

<p>En tehlikeli yönü ise çoğu insanda uzun yıllar boyunca hiçbir belirti vermeden ilerlemesidir.</p>

<p>Kişi kendisini tamamen sağlıklı hissedebilir.</p>

<p>Ancak bu süreçte damarlar, kalp, böbrekler ve beyin yavaş yavaş zarar görmeye devam eder.</p>

<p>Bu nedenle hipertansiyon, tıp dünyasında “sessiz katil” olarak tanımlanmaktadır.</p>

<h2><strong>HER BAŞ AĞRISI ELBETTE TANSİYON DEĞİLDİR; AMA BU BELİRTİLER DİKKATE ALINMALIDIR</strong></h2>

<p>Hipertansiyon çoğu zaman belirti vermese de bazı kişilerde şu şikâyetler görülebilir:</p>

<p>Sabahları daha belirgin olan baş ağrısı</p>

<p>Baş dönmesi</p>

<p>Kulaklarda uğultu</p>

<p>Bulanık görme</p>

<p>Burun kanaması</p>

<p>Çarpıntı</p>

<p>Nefes darlığı</p>

<p>Göğüste baskı hissi</p>

<p>Çabuk yorulma</p>

<p>Ense ağrısı</p>

<p>Bu belirtiler elbette yalnızca tansiyona özgü değildir.</p>

<p>Ancak özellikle risk grubundaki kişilerin mutlaka tansiyonlarını ölçtürmeleri gerekir.</p>

<h2><strong>KİMLER DAHA FAZLA RİSK ALTINDA?</strong></h2>

<p>Hipertansiyon gelişme riski şu kişilerde daha yüksektir:</p>

<p>40 yaş üzerindekiler</p>

<p>Ailesinde hipertansiyon bulunanlar</p>

<p>Fazla kilolu bireyler</p>

<p>Hareketsiz yaşam sürenler</p>

<p>Sigara kullananlar</p>

<p>Aşırı tuz tüketenler</p>

<p>Diyabet hastaları</p>

<p>Böbrek hastalığı bulunanlar</p>

<p>Sürekli stres altında yaşayanlar</p>

<p>Son yıllarda yanlış beslenme ve hareketsizlik nedeniyle genç yaşlarda da hipertansiyon görülme sıklığı artmaktadır.</p>

<h2><strong>TEDAVİ EDİLMEZSE HANGİ HASTALIKLARA YOL AÇABİLİR?</strong></h2>

<p>Kontrol altına alınmayan hipertansiyon;</p>

<p>Kalp krizi</p>

<p>İnme (felç)</p>

<p>Kalp yetmezliği</p>

<p>Böbrek yetmezliği</p>

<p>Göz damarlarında hasar</p>

<p>Görme kaybı</p>

<p>Damar sertliği gibi ciddi sağlık sorunlarına neden olabilir.</p>

<p>Bu yüzden yalnızca ilaç kullanmak değil, yaşam tarzını değiştirmek de tedavinin önemli bir parçasıdır.</p>

<h2><strong>TANSİYONU KONTROL ALTINDA TUTMANIN YOLLARI</strong></h2>

<p>Uzmanların önerdiği temel korunma yöntemleri şunlardır:</p>

<p>Tuz tüketimini azaltmak</p>

<p>Düzenli yürüyüş yapmak</p>

<p>İdeal kiloyu korumak</p>

<p>Sigara ve alkolden uzak durmak</p>

<p>Sebze ve meyve ağırlıklı beslenmek</p>

<p>Stresi yönetebilmek</p>

<p>Düzenli uyumak</p>

<p>Doktor kontrollerini aksatmamak</p>

<p>İlaçları düzenli kullanmak</p>

<p>Özellikle 40 yaşından sonra hiçbir şikâyet olmasa bile belirli aralıklarla tansiyon ölçümü yaptırılması tavsiye edilmektedir.</p>

<h2><strong>HİPERTANSİYON NEDİR?</strong></h2>

<p>Yüksek tansiyon olarak da bilinen hipertansiyon, atardamarlarda kanın normalden daha yüksek basınçla akması sonucu kan basıncının normal değerler üzerine çıkarak 140/90'ın üzerinde olması durumudur.</p>

<p>Tansiyonu yükselten yaygın nedenler, aşırı kilo, sağlıksız beslenme (az meyve-sebze, fazla yağ ve tuz tüketimi), fazla sigara ve alkol tüketimi ile fiziksel aktivite azlığı yanı sıra böbrek rahatsızlıkları, obstrüktif uyku apnesi, doğum kontrol hapları ve çeşitli ilaçlar ve tiroid hastalıklarıdır.</p>

<p>Yüksek tansiyonun bir sonucu olarak baş ağrısı, baş dönmesi, görüşte bulanıklık, nefes darlığı, kalp ritminde düzensizlik, sık idrara çıkma, burun kanaması ve kulak çınlaması gibi belirtiler görülebilir.</p>

<h3><strong>Geceleri daha sık idrara çıkma</strong></h3>

<p>Kan basıncının olması gerekenden daha yüksek seviyeye çıkması durumu olan yüksek tansiyonun belirtilerinden biri de kişinin sık idrara çıkmasıdır.</p>

<h3><strong>Bulanık veya çift görme</strong></h3>

<p>Yüksek tansiyon, kalp ve beyin gibi önemli organlara zarar verdiği gibi gözde de hasar meydana getirebilir. Yüksek tansiyon hastalığı olan kişiler baktıkları yeri bulanık veya çift görebilir. Görme problemi şiddetlenen kişiler ise vakit kaybetmeden doktora başvurmalıdır.</p>

<h3><strong>Kalp çarpıntısı</strong></h3>

<p>Aşırı yüksek kan basıncına bağlı olarak tansiyonun yükseldiği sırada kalp çarpıntısı semptomu ortaya çıkar. Kalp çarpıntısı da hipertansiyonun yaygın görülen belirtilerindendir.</p>

<h3><strong>Halsizlik ve yorgunluk</strong></h3>

<p>Yüksek tansiyon hastalığıyla mücadele eden kişilerde halsizlik ve yorgunluk semptomları sık bir şekilde görülür.</p>

<h2><strong>Baş ağrısı</strong></h2>

<p>Yüksek tansiyon meydana geldiğinde kan basıncı damarlara baskı yaptığı için kişide şiddetli ve zonklayıcı bir baş ağrısı hissedebilir. Baş ağrısı, yüksek tansiyonun yaygın belirtileri arasındadır.</p>

<h3><strong>Nefes darlığı</strong></h3>

<p>Yüksek tansiyon, kalbin vücudun geri kalanına kan pompalamak için daha fazla çalışmasına neden olur ve bu süreç yaşandığında kan basıncının aşırı bir şekilde yükselir. Bu yükseliş esnasında da kişi nefes darlığı semptomu hisseder.</p>

<h3><strong>Burun kanaması</strong></h3>

<p>Yüksek tansiyonun burnun içindeki kan damarlarına zarar verebileceğine yönelik çalışmalar, burun kanamasının yüksek tansiyon belirtileri arasında yer almasına neden olur.</p>

<h3><strong>Kulak çınlaması</strong></h3>

<p>Kan basıncının yükselmesi sonucu oluşan yüksek tansiyon, kan damarlarını etkileyerek kanın damarlar ve atardamarlarınızda daha fazla kuvvetle hareket etmesine neden olur. Bu kan akışı değişiklikleri kulak çınlamasına sebebiyet verebilir.</p>

<h3><strong>Baş dönmesi</strong></h3>

<p>Tansiyon yükseldiğinde beyne giden oksijenin yetersizliğinden dolayı kişi baş dönmesi yaşar. Baş dönmesi, yüksek tansiyonun en erken uyarısı olarak da değerlendirilir. Şiddetli baş dönmesi söz konusuysa önce tansiyonunuzu ölçüp, yüksek çıktıysa doktora başvurmanız gerekir.</p>

<h3><strong>Mide bulantısı ve kusma</strong></h3>

<p>Yüksek tansiyona bağlı kan basıncı çok yüksek olduğunda bu durum beyin hasarına neden olabilir. Baş dönmesiyle kendisini gösteren bu durum, baş dönmesiyle ilişkili olarak kişide mide bulantısı ve kusmaya kadar gidebilir.</p>

<h3><strong>Ani tansiyon yükselmesi belirtileri nelerdir?</strong></h3>

<p>Ani tansiyon yükselmesi belirtileri baş ağrısı, baş dönmesi, kalp çarpıntısı ve nefes darlığıdır. Ayrıca burun kanaması, kulak çınlaması çarpıntı, denge kaybı gibi belirtilerde görülebilir.</p>

<h3><strong>Strese Bağlı Yüksek Tansiyon Belirtileri Nelerdir?</strong></h3>

<p>Yüksek tansiyonun sebeplerinden biride strestir. Yoğun stres altında yaşayan kişilerin tansiyon değerleri yüksek çıktığında bu durum bazı belirtiler doğurur. Strese bağlı yüksek tansiyon belirtileri arasında kalp çarpıntısı, baş ağrısı, uyku bozukluğu, baş dönmesi, depresyon, terleme, agresiflik ve mide problemleri gösterilir.</p>

<h2><strong>BU BELİRTİLER VARSA ŞAYET…</strong></h2>

<p>Vücutta bu belirtiler varsa hemen en yakın bir sağlık kuruluşuna müracaat edilmesi hekimler tarafından tavsiye edilmektedir…</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>---</p>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.milligazete.com.tr/sessizce-ve-sinsice-ilerleyen-bir-hastalik-yuksek-tansiyonun-sessiz-belirtileri-neler-vucutta-bu-belirtiler-varsa-dikkate-alinmali</guid>
      <pubDate>Tue, 07 Jul 2026 08:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://milligazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/milligazete-com-tr/uploads/2026/06/evde-saglik-hizmetleri-genisliyor-palyatif-bakim-hastane-takibiyle-entegre-featured.webp" type="image/jpeg" length="53657"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Doktor, ebe ve hemşirelerin hastalanma lüksü yok! Hastalanan hekim, ebe ve hemşire işini kaybediyor! Aile Hekimliği Sözleşme ve Ödeme Yönetmeliği değişmeli]]></title>
      <link>https://www.milligazete.com.tr/doktor-ebe-ve-hemsirelerin-hastalanma-luksu-yok-hastalanan-hekim-ebe-ve-hemsire-isini-kaybediyor-aile-hekimligi-sozlesme-ve-odeme-yonetmeligi-degismeli-izin-donemlerinde-de-ucret-kesintisi-iddiasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.milligazete.com.tr/doktor-ebe-ve-hemsirelerin-hastalanma-luksu-yok-hastalanan-hekim-ebe-ve-hemsire-isini-kaybediyor-aile-hekimligi-sozlesme-ve-odeme-yonetmeligi-degismeli-izin-donemlerinde-de-ucret-kesintisi-iddiasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Aile Hekimleri Sendikası (AHESEN) Genel Başkanı Dr. Ahmet Kandemir, aile sağlığı merkezlerinde (ASM) görevli doktor, ebe ve hemşirelerin hastalık ve izin süreçlerinde yaşadığı mağduriyetlere dikkat çekti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Aile Hekimliği Çalışanları Sendikası, aile hekimleri, ebeler ve hemşirelerin uzun süreli hastalık raporlarında ciddi hak kayıpları yaşadığını belirtti.</p>

<p>Aile Hekimleri Sendikası (AHESEN) Genel Başkanı Dr. Ahmet Kandemir, aile sağlığı merkezlerinde (ASM) görevli doktor, ebe ve hemşirelerin hastalık ve izin süreçlerinde yaşadığı mağduriyetlere dikkat çekti.</p>

<p>Sağlık çalışanlarının hastalık durumuyla ilgili öne çıkan hususlar şunlar;</p>

<p>* Vekil Hekim/Personel Zorunluluğu: Aile sağlığı çalışanları hastalandıklarında veya rapor aldıklarında, yerlerine kendi imkanlarıyla vekil bir hekim veya sağlık personeli bulma zorunluluğuyla karşı karşıyadır.</p>

<p>* Maaş Kesintileri: Son 6 ayda merkeze hiç gelmeyen hastalar (veya kronik takip hastaları) nedeniyle, hekim ve aile sağlığı hemşirelerinin maaşlarından haksız kesintiler yapıldığı belirtilmektedir.</p>

<p>* Performans ve Nöbetler: Artan angaryalar ve yeni yönetmeliklerin hem aile hekimliği sistemine zarar verdiği hem de sağlık çalışanlarını tükettiği vurgulanmaktadır…</p>

<h2><strong>DR. AHMET KANDEMİR NELER SÖYLEDİ?</strong></h2>

<p>AHESEN Genel Başkanı Dr. Ahmet Kandemir, kanser, kaza, kalp krizi ve yoğun bakım gibi durumlarda 180 günü aşan raporların sözleşme feshiyle sonuçlanabildiğini belirterek, “Bu durum ne insani ne hukuki ne de vicdani olarak kabul edilebilir” dedi.</p>

<p>Aile Hekimliği Çalışanları Sendikası, aile hekimliği sisteminde görev yapan sağlık çalışanlarının uzun süreli hastalık durumunda karşı karşıya kaldığı hak kayıplarına dikkat çekti.</p>

<p>AHESEN, kanser tedavisi gören, ağır kaza geçiren, kalp krizi yaşayan ya da yoğun bakım sürecinden geçen aile hekimi, ebe ve hemşirelerin yalnızca gelir kaybına uğramadığını, 180 günü aşan sağlık raporlarında sözleşmelerinin de feshedilebildiğini bildirdi.</p>

<p>Sendika, uygulamanın acilen değiştirilmesi gerektiğini vurguladı.</p>

<h2><strong>“AİLE HEKİMLİĞİ ÇALIŞANLARININ HASTALANMASI ADETA LÜKS”</strong></h2>

<p>AHESEN Genel Başkanı Dr. Ahmet Kandemir, mevcut Aile Hekimliği Sözleşme ve Ödeme Yönetmeliği’nin sağlık çalışanlarını mağdur ettiğini söyledi.</p>

<p>Kandemir, aile hekimliği çalışanlarının “mevsimlik işçi” gibi değerlendirildiğini savunarak, gelirlerinin fiziken yerine getirilmesi güç performans kriterlerine bağlandığını belirtti.</p>

<p>Kandemir, “Aile Hekimliği Yönetmeliği’ne göre aile hekimliği çalışanlarının hastalanması adeta lüks. Ani gelişen hastalıklarda 180 günü aşan rapor sürelerinde çalışanlar hem iş güvencelerini hem de mesleklerini kaybetme riskiyle karşı karşıya kalıyor” dedi.</p>

<h2><strong>“BU UYGULAMA HİÇBİR VİCDANA SIĞMIYOR”</strong></h2>

<p>Aile hekimleri, ebeler ve hemşirelerin hastalandıklarında ya da kaza geçirdiklerinde mevcut performans sistemi nedeniyle önemli ücret kayıpları yaşadığını belirten Kandemir, uzun süreli hastalık halinde sözleşme feshi riskinin de ortaya çıktığını ifade etti.</p>

<p>Kandemir, “Hastaları iyileştirmek için görev yapan sağlık çalışanlarının, kendileri hastalandığında işlerini kaybetmeleri hiçbir vicdana sığmıyor. Kanser tedavisi gören ya da ağır hastalıkla mücadele eden sağlık çalışanlarının iş güvencesi ortadan kaldırılamaz” diye konuştu.</p>

<h2><strong>İZİN DÖNEMLERİNDE DE ÜCRET KESİNTİSİ İDDİASI</strong></h2>

<p>AHESEN, mağduriyetin yalnızca uzun süreli hastalıklarla sınırlı olmadığını belirtti.</p>

<p>Sendikaya göre aile hekimliği sisteminde yıllık izin, doğum izni, babalık izni ve gebelik izni gibi temel yasal hakların kullanıldığı dönemlerde de aile hekimleri, ebeler ve hemşirelerin ücretlerinde kesinti yapılabiliyor.</p>

<p>Bu durumun çalışanların yasal haklarını kullanırken maddi kaygı yaşamasına neden olduğunu belirten sendika, sistemin yeniden düzenlenmesi gerektiğini ifade etti.</p>

<h2><strong>SAĞLIK BAKANLIĞI’NA DÜZENLEME ÇAĞRISI</strong></h2>

<p>AHESEN Genel Başkanı Kandemir, Sağlık Bakanlığı’na çağrıda bulunarak aile hekimliği çalışanlarının uzun süreli hastalık nedeniyle sözleşmelerinin feshedilmemesini istedi.</p>

<p>Kandemir, performans kaynaklı gelir kayıplarının önlenmesi ve sağlık çalışanlarının izin haklarını kullanırken maddi kayba uğramayacağı yeni bir yasal düzenleme yapılması gerektiğini söyledi.</p>

<p>AHESEN, sağlık çalışanlarının hem hastalık hem de izin dönemlerinde iş güvencesi ve gelir güvencesiyle korunmasının zorunlu olduğunu vurguladı.</p>

<h2><strong>DR. AHMET KANDEMİR KİMDİR?</strong></h2>

<p>Aslen Adanalıdır. Hazırlık ve 6 yıllık tıp eğitiminin ardından 2009 yılında Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesinden mezun oldu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Mesleğine Kahramanmaraş Göksun ilçesinde 112 Acil Sağlık hizmetlerinde başladı. 13.12.2010 tarihinde Kahramanmaraş Göksun 14 nolu AHB de Aile hekimliğine geçtikten sonra sırasıyla İstanbul Arnavutköy 29 nolu AHB de, İstanbul Kağıthane 64 Nolu AHB de çalışan Ahmet Kandemir halen İzmir Seferihisar 11 Nolu AHB de görev yapmaktadır.</p>

<p>2021-2023 döneminde (İzmir Aile Hekimleri Derneği) İZAHED YK üyesi olarak görev yaptı. 2021-2023 döneminde AHESEN Yönetim Kurulu Üyesi olarak Sosyal İlişkiler, Dış İlişkiler ve Basın Yayın Sekreterliği ve Hukuk ve Mevzuat Sekreterliğini yürüttü.</p>

<p>23.01.2023 itibariyle AHESEN Genel Başkanlığı’na seçildi.</p>

<p>30.09.2023 tarihinde yeniden AHESEN Genel Başkanlığına seçildi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.milligazete.com.tr/doktor-ebe-ve-hemsirelerin-hastalanma-luksu-yok-hastalanan-hekim-ebe-ve-hemsire-isini-kaybediyor-aile-hekimligi-sozlesme-ve-odeme-yonetmeligi-degismeli-izin-donemlerinde-de-ucret-kesintisi-iddiasi</guid>
      <pubDate>Tue, 07 Jul 2026 06:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://milligazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/milligazete-com-tr/uploads/2026/07/aile-hekimligi.jpg" type="image/jpeg" length="75002"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Atama bekleyen Diyetisyenlerden Sağlık Bakanlığı'na çağrı]]></title>
      <link>https://www.milligazete.com.tr/atama-bekleyen-diyetisyenlerden-saglik-bakanligina-cagri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.milligazete.com.tr/atama-bekleyen-diyetisyenlerden-saglik-bakanligina-cagri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanı Memişoğlu'nun toplumun önemli bir bölümünün fazla kilolu olduğuna dikkat çekerek obeziteyle mücadele kapsamında yeni bir farkındalık kampanyası başlatmasının ardından, kamuya atanmayı bekleyen diyetisyenler istihdam taleplerini yineledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu'nun toplumda fazla kilo ve obeziteye karşı yeni bir farkındalık kampanyası başlatmasının ardından, kamuya atanmayı bekleyen diyetisyenler istihdam taleplerini bir kez daha gündeme taşıdı. Meslek temsilcileri, obeziteyle etkili mücadele edebilmek ve koruyucu sağlık hizmetlerini güçlendirebilmek için kamuda daha fazla diyetisyen görevlendirilmesi gerektiğini belirtiyor.</p>

<p>Cumhuriyet'ten Taylan Gülkanat'ın haberine göre, Bakan Memişoğlu'nun "Hareket yaşını öğren, sağlıklı kal" kampanyasını duyurmasının ardından obeziteyle mücadelede önemli rol üstlenen diyetisyenlerin çalışma koşulları ve istihdam durumu yeniden tartışılmaya başlandı. Geçtiğimiz yıl kamuya yalnızca 116 diyetisyenin atanması ve büyükşehirlerde dahi sınırlı kontenjan ayrılması, atama bekleyen sağlık çalışanlarının tepkisine neden oldu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>“OBEZİTE TEDAVİSİNDE TEMEL GÖREV DİYETİSYENLERE AİT”</strong></p>

<p>2023 yılında Beslenme ve Diyetetik Bölümü'nden mezun olan ve iki yıldır atama beklediğini ifade eden bir diyetisyen, obezitenin yalnızca kilo fazlalığı olarak değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi. Diyetisyen, "Obezite tedavisinde ilk basamakta yer alan meslek grubuyuz. Kamuda daha fazla istihdam edilmemiz, hem hastalık yükünün hem de ilaç kullanımının azalmasına katkı sağlayacaktır. Avrupa'nın en yüksek obezite oranına sahip ülkelerinden biriyiz ve kamuda yaklaşık 25 bin hastaya yalnızca bir diyetisyen düşüyor. Bu tablo, etkili tedavi süreci açısından yeterli değil." ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>KAMU KADROLARI ARTIRILMALI</strong></p>

<p>KPSS'den yüksek puan almalarına rağmen atanamayan diyetisyenler, obeziteyle mücadelenin yalnızca kilo kontrolüyle sınırlı olmadığını vurguladı. Diyetisyenlerin metabolik hastalıklar, kalp ve damar hastalıkları, çocuk beslenmesi ile birçok kronik rahatsızlığın tedavisinde aktif rol üstlendiğini belirten sağlık çalışanları, kamu kadrolarının artırılması gerektiğini dile getirdi.</p>

<p>Dört yıldır atama beklediğini söyleyen bir başka diyetisyen ise aile sağlığı merkezlerinden okullara, gebelik takip süreçlerinden yaşlı sağlığı hizmetlerine kadar birçok alanda diyetisyen desteğine ihtiyaç duyulduğunu belirterek, kamu istihdamının artırılmasının toplum sağlığı açısından önemli olduğunu ifade etti.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>İlayda Duman</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.milligazete.com.tr/atama-bekleyen-diyetisyenlerden-saglik-bakanligina-cagri</guid>
      <pubDate>Mon, 06 Jul 2026 13:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://milligazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/milligazete-com-tr/uploads/2026/07/kemal-memisoglu-bpia-cover.jpg" type="image/jpeg" length="71337"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hastaneden zehir çalındı! İtalya'da Fentanil alarmI]]></title>
      <link>https://www.milligazete.com.tr/hastaneden-zehir-calindi-italyada-fentanil-alarmi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.milligazete.com.tr/hastaneden-zehir-calindi-italyada-fentanil-alarmi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İtalya'da bir hastanenin eczanesinden, morfinden 100 kat daha güçlü olan ve 20 bin doza eşdeğer 80 ampul fentanilin çalınması, hükümeti alarma geçirdi. Başbakanlık acil toplanırken, hiçbir zorlama izi olmayan soygun akıllarda soru işareti bıraktı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Roma sokaklarında bugünlerde büyük bir panik havası hakim. Amerika kıtasını kasıp kavuran ve "zombi ilacı" olarak da bilinen ölümcül fentanil kabusu, bu kez İtalya'nın başkentinde patlak verdi. Eczane kasasından buharlaşan güçlü anestezi ilaçları, sadece yerel güvenlik güçlerini değil, devletin en üst kademelerini de harekete geçirdi. Şiddetli ağrılarla boğuşan kanser hastaları için şifa olan bu maddenin, sokaklarda zehir tacirlerinin eline geçme ihtimali bölgedeki tansiyonu zirveye taşıdı.</p>

<p><img alt="Images (3)-13" class="detail-photo img-fluid" height="415" src="https://milligazetecomtr.teimg.com/milligazete-com-tr/uploads/2026/07/images-3-13.jpg" width="739" /></p>

<h2><strong>KASADA TEK ÇİZİK BİLE YOK</strong></h2>

<p>Olayın merkezinde Roma'daki ünlü İsrail Hastanesi var. Eczane sorumlusunun 24 Haziran'da polise yaptığı ihbarla gün yüzüne çıkan soygunun detayları adeta polisiye filmleri aratmıyor. İçinde 80 ampul fentanilin bulunduğu çelik kasanın kapısında hiçbir zorlama izine veya çiziğe rastlanmadı. Anahtarların sadece belli başlı birkaç personelin elinde bulunması, dikkatleri hastane içindeki köstebek ihtimaline çevirdi.</p>

<p>Çalınan miktarın büyüklüğü ise kan dondurucu seviyede. Uzmanlar, kayıp olan 80 ampulün yasa dışı uyuşturucu laboratuvarlarında rahatlıkla 20 bin doza dönüştürülebileceğine dikkat çekti. Sadece 3 miligramı bir insanı öldürmeye yeten bu sentetik opioid'in piyasaya sürülmesi ihtimali, Roma Savcılığı'nı acil olarak harekete geçirdi. Dosya hızla Jandarma'nın Sağlık Ekipleri Birimi'ne (NAS) teslim edilirken, hırsızlık ve uyuşturucu madde ticareti iddiaları üzerinden çok yönlü bir soruşturma başlatıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="111252321 Nurse Padova.jpg" class="detail-photo img-fluid" height="360" src="https://milligazetecomtr.teimg.com/milligazete-com-tr/uploads/2026/07/111252321-nurse-padovajpg.webp" width="640" /></p>

<h2><strong>BAŞBAKANLIK ACİL TOPLANDI</strong></h2>

<p>Skandalın patlak vermesinin ardından devlet mekanizmaları ardı ardına tepki verdi. Başbakanlık Sarayı Palazzo Chigi'de, Müsteşar Alfredo Mantovano başkanlığında acil bir kriz toplantısı düzenlendi. Hükümet cephesinden yapılan ilk açıklamada şu ifadelere yer verildi:</p>

<blockquote>
<p>"Önümüzdeki günlerde, fentanil karşıtı planın uygulanmasını izleme komitesi, dahil olan tüm tarafların gerekli koruma ve kontrolleri uygulamasını sağlamak amacıyla Palazzo Chigi'de yeniden toplanacak"</p>
</blockquote>

<p><img height="411" src="https://milligazetecomtr.teimg.com/milligazete-com-tr/uploads/2026/07/image-3343.png" width="755" /></p>

<h2><strong>MÜFETTİŞLER HASTANELERE İNDİ</strong></h2>

<p>Sağlık Bakanı Orazio Schillaci'nin talimatıyla da hastane üzerinde ayrı bir inceleme başlatıldı. Skandalın boyutları o kadar büyüktü ki, yerel Lazio Bölge Yönetimi sadece İsrail Hastanesi'ni denetlemekle kalmadı. Bölge yönetimi, eyalet sınırlarındaki tüm sağlık kuruluşları için geniş çaplı bir tarama başlatıldığını şu sözlerle duyurdu:</p>

<blockquote>
<p>"Bölgedeki çeşitli hastanelerde uyuşturucu maddelerin doğru yönetildiğini doğrulamak üzere bölge genelinde yetkili yerel sağlık birimlerine talimat verildi, böylece kontrol önlemlerini en yüksek güvenlik standartlarını garanti edecek şekilde tüm bölge geneline yayıldı."</p>
</blockquote>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Cihat Yunus İzmirli</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.milligazete.com.tr/hastaneden-zehir-calindi-italyada-fentanil-alarmi</guid>
      <pubDate>Sun, 05 Jul 2026 16:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://milligazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/milligazete-com-tr/uploads/2026/07/111602159-2.png" type="image/jpeg" length="55654"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sıcaklık sağlığımızı nasıl etkiliyor? Sıcaklardan korunmanın yolları nelerdir? Bebeklere ve çocuklara özel ihtimam]]></title>
      <link>https://www.milligazete.com.tr/sicaklik-sagligimizi-nasil-etkiliyor-sicaklardan-korunmanin-yollari-nelerdir-bebeklere-ve-cocuklara-ozel-ihtimam</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.milligazete.com.tr/sicaklik-sagligimizi-nasil-etkiliyor-sicaklardan-korunmanin-yollari-nelerdir-bebeklere-ve-cocuklara-ozel-ihtimam" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Günlerce sürebilen sıcak hava dalgaları, yani aşırı sıcak ve bunaltıcı hava, ısıya bağlı ölümlerin artması da dahil olmak üzere toplum üzerinde önemli bir etkiye sahip olabilir.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Havalar sıcak…</p>

<p>Havaların ısınması, Dünya'nın eksen eğikliği nedeniyle Güneş ışınlarını daha dik açıyla almasından veya küresel iklim değişikliklerinden kaynaklanıyor.</p>

<p>Başta İstanbul olmak üzere…</p>

<p>Yurt genelinde sıcaklıkların mevsim normallerinin üzerinde seyrettiği bu dönemde termometreler yer yer yüksek seviyelere ulaşıyor.</p>

<p>Sıcaklık artışlarının etkileri elbette var; Aşırı sıcaklar vücut dengesini zorlayabiliyor, bu nedenle güneşin dik olduğu saatlerde dışarıda bulunmamak önemli…</p>

<p>Mevsimsel alerjiler olabilir… Bahar ve yaz aylarında artan polenler nedeniyle saman nezlesi gibi alerjik durumlar tetiklenebilir.</p>

<p>Ruh hâlimizde etkilenebilir sıcaklardan… Güneş ışığındaki artış serotonin (mutluluk hormonu) salgılanmasını destekleyerek psikolojiyi olumlu ya da olumsuz etkileyebilir.</p>

<p>Günlerce sürebilen sıcak hava dalgaları, yani aşırı sıcak ve bunaltıcı hava, ısıya bağlı ölümlerin artması da dahil olmak üzere toplum üzerinde önemli bir etkiye sahip olabilir.</p>

<p>Isının etkileri, kentsel ısı adası (UHI) etkisi nedeniyle şehirlerde daha da şiddetlenebilirken, kırsal kesimdeki toplulukların geçim kaynakları ve refahı da alışılmadık derecede sıcak hava dönemlerinde ve sonrasında ciddi şekilde sekteye uğrayabilir.</p>

<p>Isıya karşı hassasiyet, yaş ve sağlık durumu gibi fizyolojik faktörlerin yanı sıra meslek ve sosyoekonomik koşullar gibi maruz kalma faktörlerinden de etkilenir.</p>

<h2><strong>SICAKLIK SAĞLIĞI NASIL ETKİLER?</strong></h2>

<p>Hangi önlemleri almamız lazım?</p>

<p>Sıcaklardan nasıl korunuruz?</p>

<p>Daha da önemlisi çocuklar ve bebekler bu olumsuz durumdan nasıl etkilenir ve nasıl korunur?</p>

<p>Artan sıcaklarla ilgili sizler için genel bir değerlendirme derledik.</p>

<p>Bu gibi durumlarda vücudun iç sıcaklığını düzenleyememesi ve ısı artışını ortadan kaldıramaması, ısı bitkinliği ve ısı çarpması riskini artırır.</p>

<p>Vücudun kendini soğutmaya çalışırken maruz kaldığı zorlanma, kalp ve böbrekleri de strese sokar.</p>

<p>Sonuç olarak, aşırı sıcaklıklar kronik rahatsızlıklardan (kardiyovasküler, zihinsel, solunum ve diyabetle ilgili rahatsızlıklar) kaynaklanan sağlık risklerini kötüleştirebilir ve akut böbrek yetmezliğine neden olabilir.</p>

<p>Sıcak havanın sağlık üzerindeki etkilerinin boyutu ve niteliği, sıcak hava olayının zamanlamasına, yoğunluğuna ve süresine, ayrıca yerel nüfusun, altyapının ve kurumların mevcut iklime uyum sağlama ve adapte olma düzeyine bağlıdır.</p>

<h2><strong>SICAKTAN KORUNMAK İÇİN NE GİBİ ÖNLEMLER ALABİLİRSİNİZ?</strong></h2>

<p>Sıcaklardan uzak durun…</p>

<p>Günün en sıcak saatlerinde dışarı çıkmaktan ve yorucu aktivitelerden kaçının.</p>

<p>Gölgede kalın. Güneş altında hissedilen sıcaklığın 10-15 °C daha yüksek olabileceğini unutmayın.</p>

<p>Gün içinde 2-3 saat serin bir yerde vakit geçirin.</p>

<p>Boğulma riskine dikkat edin. Asla yalnız yüzmeyin.</p>

<p>Resmi sıcaklık uyarıları hakkında bilgi sahibi olun.</p>

<h2><strong>EVİNİZİ SERİN TUTUN!</strong></h2>

<p>Gece havasından faydalanarak evinizi serinletmek için, dışarıdaki sıcaklığın içerideki sıcaklıktan daha düşük olduğu karanlık çöktükten sonra pencereleri açın.</p>

<p>Gündüzleri dış sıcaklıklar iç sıcaklıktan daha yüksek olduğunda, pencereleri kapatın ve doğrudan güneş ışığını engellemek için panjur veya perdelerle örtün. Mümkün olduğunca çok elektrikli cihazı kapatın.</p>

<p>Elektrikli vantilatörleri yalnızca sıcaklık 40 ˚C / 104 ˚F'nin altında olduğunda kullanın.</p>

<p>Sıcaklık 40 ˚C / 104 ˚F'nin üzerinde olduğunda vantilatörler vücudu ısıtır.</p>

<p>Klima kullanıyorsanız, termostatı 27 ˚C / 81 ˚F'ye ayarlayın ve elektrikli bir vantilatör çalıştırın; bu, odanın 4 ˚C daha serin hissedilmesini sağlayacaktır.</p>

<p>Ayrıca, soğutma için elektrik faturanızda %70'e varan tasarruf sağlayabilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Unutmayın ki dışarıda, gölgede daha serin olabilir.</p>

<p>Vücudunuzu serin ve nemli tutun</p>

<p>Hafif ve bol giysiler ve yatak çarşafları kullanın.</p>

<p>Serin suyla duş alın veya banyo yapın.</p>

<p>Nemli bir bez, sprey veya ıslak ince bir giysi kullanarak cildinizi nemlendirin.</p>

<p>Düzenli olarak su için (saatte 1 bardak ve günde en az 2-3 litre).</p>

<p>Çevrenizdeki savunmasız kişilerle, özellikle 65 yaş üstü kişilerle ve kalp, akciğer veya böbrek rahatsızlığı olanlarla, engellilerle ve yalnız yaşayanlarla düzenli olarak iletişim kurun.</p>

<h2><strong>BEBEKLERİ VE ÇOCUKLARI KORUYUN</strong></h2>

<p>Park halindeki araçlarda çocukları veya hayvanları asla uzun süre yalnız bırakmayın, çünkü sıcaklıklar hızla tehlikeli seviyelere ulaşabilir.</p>

<p>En yoğun güneş ışığına maruz kalmaktan kaçının, gölge arayın veya içeride kalın.</p>

<p>Gölge, vücut ısınızı 10 °C'den fazla düşürebilir.</p>

<p>* Bebek arabasını/puseti asla kuru kumaşla örtmeyin; bu, arabanın içini daha da ısıtır. Bunun yerine, ıslak, ince bir bez kullanın ve sıcaklığı düşürmek için gerektiğinde tekrar ıslatın. Daha da fazla soğutma için taşınabilir bir vantilatörle birlikte kullanabilirsiniz.</p>

<p>* Çocukları hafif, bol ve tenlerini örten kıyafetlerle giydirin ve onları güneş ışınlarından korumak için geniş kenarlı şapkalar, güneş gözlükleri ve güneş kremi kullanın.</p>

<p>* Bol su tüketerek vücudunuzun susuz kalmasını önleyin - Gün boyunca yeterli miktarda su için. Yeniden doldurulabilir bir su şişesi yanınızda bulundurun. Aşırı kafein ve alkolden kaçının.</p>

<p>* İdrarınızın rengine dikkat edin - Koyu sarı idrar yeterince su içmediğinizin bir göstergesi olabilir.</p>

<p>* Hafif giysiler giyin – Nefes alabilen, bol ve açık renkli kıyafetler tercih edin ve kendinizi güneşten korumak için bir şapka takın.</p>

<p>* Güneş kremi kullanın – Cildinizi korumak için düzenli olarak SPF 30 ve üzeri güneş kremi uygulayın.</p>

<p>* Gölge arayın – Mümkün olduğunca gölgeli alanlarda veya klimalı ortamlarda mola verin.</p>

<p>* Sıcak çarpmasının belirtilerini bilin – Baş dönmesi, mide bulantısı veya kafa karışıklığına dikkat edin. Gerekirse tıbbi yardım alın.</p>

<p>* Serinleyin – Termal rahatlığı artırmak için ıslak havlular, buhar püskürten vantilatörler kullanın veya yüzünüze ve kollarınıza su serpin.</p>

<p>* Sağlıklı kalın – eğer bir sağlık sorununuz varsa veya düzenli olarak ilaç kullanıyorsanız, doktorunuza danışın.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.milligazete.com.tr/sicaklik-sagligimizi-nasil-etkiliyor-sicaklardan-korunmanin-yollari-nelerdir-bebeklere-ve-cocuklara-ozel-ihtimam</guid>
      <pubDate>Sat, 04 Jul 2026 08:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://milligazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/milligazete-com-tr/uploads/2026/06/yurt-genelinde-yagis-yok-sicakliklar-yukseliyor-1.webp" type="image/jpeg" length="34682"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Oturarak çalışanlar bu habere dikkat! Milyonları ilgilendiren sağlık haberi! 30 dakikadan uzun süre kesintisiz oturmak…]]></title>
      <link>https://www.milligazete.com.tr/oturarak-calisanlar-bu-habere-dikkat-milyonlari-ilgilendiren-saglik-haberi-30-dakikadan-uzun-sure-kesintisiz-oturmak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.milligazete.com.tr/oturarak-calisanlar-bu-habere-dikkat-milyonlari-ilgilendiren-saglik-haberi-30-dakikadan-uzun-sure-kesintisiz-oturmak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kanser, vücuttaki hücrelerin kontrolsüz bir şekilde bölünüp çoğalarak doku kitleleri (tümör) oluşturduğu ve bazen diğer organlara yayılarak (metastaz) hayati tehlike yarattığı bir hastalık grubu... Günümüzde erken teşhis ve gelişen modern tıp yöntemleriyle kontrol altına alınabilen veya kısmen tedavi edilebilen bir hastalık…]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kanser…</p>

<p>Henüz kesin tedavisi tam manasıyla olmayan hastalık…</p>

<p>Malum, bir zamanlar “ince hastalık” olarak bilinen ‘Verem”in yıllardan sonra çaresi bulundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Peki, nedir kanser hastalığı?</p>

<p>Kanser, vücuttaki hücrelerin kontrolsüz bir şekilde bölünüp çoğalarak doku kitleleri (tümör) oluşturduğu ve bazen diğer organlara yayılarak (metastaz) hayati tehlike yarattığı bir hastalık grubu...</p>

<p>Günümüzde erken teşhis ve gelişen modern tıp yöntemleriyle kontrol altına alınabilen veya kısmen tedavi edilebilen bir hastalık…</p>

<p>Sağlıklı hücrelerin DNA'sında meydana gelen mutasyonlar, hücrelerin programlandığı gibi yaşayıp ölmesini engeller ve kontrolsüz büyümelerine neden oluyor.</p>

<p>Oluşan anormal kitleler iyi veya kötü huylu olabilir; kötü huylu (kanserli) tümörler çevre dokulara ve kan/lenf yoluyla uzak organlara sıçrayabilir.</p>

<p>Kanser tedavisinde en kritik aşama erken teşhistir. Erken fark edilen vakalar tedavi şansını ve yaşam süresini ciddi oranda artırır</p>

<p>Peki, kanserden korunmanın yolları var mıdır?</p>

<p>Şimdi anlatacağımız bir araştırma bu konuda bazı ipuçları vermekte</p>

<h2><strong>30 DAKİKADAN UZUN SÜRE KESİNTİSİZ OTURMAK KANSERDEN ÖLÜM RİSKİNİ ARTIRABİLİR</strong></h2>

<p>İngiltere'de 91 binden fazla kişi üzerinde yapılan araştırma, uzun süre ara vermeden oturmanın kanserden ölüm riskiyle ilişkili olabileceğini ortaya koydu.</p>

<p>İngiltere'de 91 binden fazla kişinin verilerinin incelendiği yeni bir araştırma, 30 dakikadan uzun süre kesintisiz oturmanın veya hareketsiz kalmanın kanserden ölüm riskinde artışla ilişkili olabileceğini ortaya koydu.</p>

<p>Araştırmacılar, gün içerisinde kısa süreli hareket molaları vermenin bu riskin azaltılmasına katkı sağlayabileceğini belirtti.</p>

<h2><strong>91 BİNDEN FAZLA KİŞİNİN VERİSİ YAKLAŞIK 12 YIL BOYUNCA İNCELENDİ</strong></h2>

<p>Hakemli bilim dergisi PLOS Medicine'da yayımlanan çalışmada, UK Biobank veri tabanında yer alan 91 binden fazla kişinin yaklaşık 12 yıl boyunca giyilebilir cihazlarla kaydedilen hareket verileri analiz edildi.</p>

<p>Elde edilen bulgulara göre, tek seferde 30 dakikayı aşan hareketsizlik süreleri, kanserden ölüm riskindeki artışla ilişkilendirildi.</p>

<p>Ayrıca her gün buna eklenen her 1 saatlik kesintisiz hareketsizlik, kanserden ölüm riskinde yaklaşık yüzde 10'luk artış ile bağlantılı bulundu.</p>

<h2><strong>"YARIM SAATTE BİR KISA YÜRÜYÜŞ BİLE FAYDA SAĞLAYABİLİR"</strong></h2>

<p>Araştırmada uzun süre ara vermeden oturmanın önemli bir risk faktörü olabileceğine dikkat çekti.</p>

<p>"İyi haber şu ki, oturma süresini yarım saatte bir kısa bir yürüyüşle bölmek bile koruyucu etki sağlayabilir." değerlendirmesinde bulunuldu.</p>

<p>Araştırmacılar, mevcut sağlık önerilerinin ağırlıklı olarak orta ve yüksek yoğunluklu egzersizlere odaklandığını, ancak hafif fiziksel aktivitelerin de sağlık açısından önemli katkılar sağlayabileceğini vurguladı.</p>

<h2><strong>HAFİF EV İŞLERİ DE OLUMLU ETKİ GÖSTEREBİLİR</strong></h2>

<p>Çalışmada, uzun süre hareketsiz geçirilen zamanın yerine hafif veya orta yoğunluklu fiziksel aktivitelerin konulmasının daha düşük riskle ilişkili olduğu belirtildi.</p>

<p>Günde 1 saatlik hareketsizliğin ütü yapmak veya bulaşık yıkamak gibi hafif aktivitelerle değiştirilmesi, kanserden ölüm riskinde yüzde 12 azalma ile ilişkilendirildi.</p>

<p>Günde 30 dakikalık hareketsizliğin normal tempolu yürüyüş gibi orta yoğunluklu egzersizle değiştirilmesi, riskte yüzde 8 düşüş ile bağlantılı bulundu.</p>

<p>Her gün 5 dakikalık hareketsizliğin yoğun fiziksel aktiviteyle değiştirilmesi ise kanserden ölüm riskinde yüzde 22 azalma ile ilişkilendirildi.</p>

<h2><strong>ARAŞTIRMACILARDAN ÖNEMLİ UYARI</strong></h2>

<p><strong>Bilim insanları, araştırmanın gözlemsel nitelikte olduğunun altını çizerek, elde edilen bulguların uzun süre oturmanın doğrudan kansere bağlı ölümlere neden olduğunu kanıtlamadığını vurguladı.</strong></p>

<p>Bununla birlikte <strong>araştırma, gün içerisinde düzenli hareket etmenin ve uzun süre kesintisiz oturmaktan kaçınmanın genel sağlık açısından önemli faydalar sağlayabileceğine işaret ediyor.</strong></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.milligazete.com.tr/oturarak-calisanlar-bu-habere-dikkat-milyonlari-ilgilendiren-saglik-haberi-30-dakikadan-uzun-sure-kesintisiz-oturmak</guid>
      <pubDate>Sat, 04 Jul 2026 06:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://milligazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/milligazete-com-tr/uploads/2026/07/5d78cf2345d2a023a0d38f9d.webp" type="image/jpeg" length="47275"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bu üçlüye dikkat! Kırkkilit Otu… Civan Perçemi… Gül Yağı…. Birçok derde deva olan şifalı bitkiler]]></title>
      <link>https://www.milligazete.com.tr/bu-ucluye-dikkat-kirkkilit-otu-civan-percemi-gul-yagi-bircok-derde-deva-olan-sifali-bitkiler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.milligazete.com.tr/bu-ucluye-dikkat-kirkkilit-otu-civan-percemi-gul-yagi-bircok-derde-deva-olan-sifali-bitkiler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Şifalı bitkiler…

Bağışıklığı güçlendirmek, sindirimi rahatlatmak ve ağrıları dindirmek gibi amaçlarla kullanılan doğal destek ürünleri…

Doğru doz ve şekilde kullanıldıklarında hastalıkları önlemeye ve mevcut şikayetleri hafifletmeye yardımcı olurlar.

Tabiattan gelen en popüler şifalı bitkiler nelerdir?]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<p>Bağışıklık Güçlendiriciler: Zencefil ve ekinezya; antioksidan içerikleriyle vücudu zararlı mikroorganizmalara karşı korur, soğuk algınlığına iyi gelir.</p>

<p>Sindirimi Rahatlatanlar: Nane ve rezene; hazımsızlık, gaz problemleri ve mide bulantısını hafifletir.</p>

<p>Doğal Antiseptikler: Adaçayı ve kekik; antiseptik özellikleriyle boğaz enfeksiyonlarına ve ağız içi yaralarına karşı etkilidir.</p>

<p>Sakinleştiriciler: Papatya ve lavanta; stres ve kaygıyı azaltarak uyku kalitesini artırır.</p>

<p>Şifalı bitkilerin ve bitki çaylarının hastalıkların tedavisinde yalnızca destekleyici olarak kullanılabileceğini, ilaçların yerine geçmediğini unutmamak gerekir</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 06 30 At 23.45.03-1" class="detail-photo img-fluid" height="375" src="https://milligazetecomtr.teimg.com/milligazete-com-tr/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-06-30-at-234503-1.jpeg" width="375" /><img alt="Whatsapp Image 2026 06 30 At 23.45.02" class="detail-photo img-fluid" height="400" src="https://milligazetecomtr.teimg.com/milligazete-com-tr/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-06-30-at-234502.jpeg" width="600" /><img alt="Whatsapp Image 2026 06 30 At 23.45.02 (3)" class="detail-photo img-fluid" height="1222" src="https://milligazetecomtr.teimg.com/milligazete-com-tr/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-06-30-at-234502-3.jpeg" width="1834" /><img alt="Whatsapp Image 2026 06 30 At 23.45.02 (2)" class="detail-photo img-fluid" height="700" src="https://milligazetecomtr.teimg.com/milligazete-com-tr/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-06-30-at-234502-2.jpeg" width="700" /></p>

<p><strong>BU ŞİFALI BİTKİLER DE ÖNEMLİ; KIRKKİLİT OTU… CİVAN PERÇEMİ… GÜL YAĞI…</strong></p>

<p>Şimdi yine şifalı bitkilerden üçünü mercek altına almak istiyoruz.</p>

<p><strong>1) KIRKKİLİT OTU…</strong></p>

<p>Kırkkilit otu (Latince: Equisetum arvense), halk arasında atkuyruğu olarak da bilinen, yüksek silika ve antioksidan içeriğiyle öne çıkan şifalı bir bitki...</p>

<p>Kemik, saç, cilt ve tırnak sağlığını destekler; güçlü idrar söktürücü özelliğiyle ödem atmaya ve idrar yolu sağlığını korumaya yardımcı olur.</p>

<p><strong>KIRKKİLİT OTUNUN BAŞLICA FAYDALARI</strong></p>

<p>* Kemik ve Eklem Sağlığı: İçerisindeki yüksek silika sayesinde kemik yoğunluğunu destekler ve kolajen üretimini artırır; osteoporoz (kemik erimesi) ve eklem ağrılarına karşı önerilir.</p>

<p>* Ödem ve İdrar Yolu: Doğal bir idrar söktürücüdür. Vcuttan toksinlerin ve fazla suyun atılmasına (ödem) yardımcı olur, idrar yolu enfeksiyonlarının temizlenmesini destekler.</p>

<p>* Cilt, Saç ve Tırnak: Saç dökülmesini azaltır, tırnak kırılmalarını önler ve cilt elastikiyetini korumaya katkı sağlar.</p>

<p>* Yara İyileşmesi: Antimikrobiyal özellikleri sayesinde küçük kesikler ve hafif yanıkların iyileşme sürecini hızlandırabilir.</p>

<p><strong>NASIL TÜKETİLİR?</strong></p>

<p>Kırkkilit otu genellikle kurutulmuş formuyla çay şeklinde tüketilir: 1 tatlı kaşığı kurutulmuş kırkkilit otunu 1 su bardağı kaynar suya ekleyin. Ağzı kapalı şekilde 10-15 dakika demlemeye bırakın. Süzdükten sonra günde 1-2 fincan tüketebilirsiniz.</p>

<p>Dikkat Edilmesi Gerekenler</p>

<p>Kullanım Süresi: Kırkkilit otu çayı düzenli olarak 1 haftadan uzun süre tüketilmemelidir. Kullanım sonrası yaklaşık 1 hafta ara verilmesi önerilir.</p>

<p>Olası Riskler: İdrar söktürücü etkisi nedeniyle uzun süreli kullanımlarda potasyum kaybına yol açabilir. Hamileler, emziren anneler ve kronik böbrek/tansiyon ilacı kullananların mutlaka bir uzmana danışarak kullanması gerekir</p>

<p><strong>2) CİVAN PERÇEMİ</strong></p>

<p>Civan perçemi (Achillea millefolium), papatyagiller familyasına ait, beyaz veya sarı çiçekli, çok yıllık otsu bir bitki…</p>

<p>Geleneksel tıpta yaygın olarak kullanılan bu şifalı bitki; özellikle adet sancılarını hafifletmek, sindirimi düzenlemek ve küçük yaraların iyileşmesini hızlandırmak amacıyla tüketilir.</p>

<p>Başlıca Faydaları</p>

<p>Kadın Sağlığı: Adet döngüsünü düzenlemeye, adet sancılarını ve kramplarını hafifletmeye yardımcı olur. Menopoz dönemindeki hormonal dalgalanmaları dengelemede destekleyicidir.</p>

<p>Sindirim Sistemi: Hazımsızlık, gaz ve mide ekşimesi gibi şikayetleri azaltır. Bağırsak hareketlerini düzenlemeye katkı sağlar.</p>

<p>Yara İyileşmesi: Antiseptik ve iltihap giderici özellikleri sayesinde küçük sıyrıkların, kesiklerin ve cilt yaralarının iyileşmesini hızlandırır.</p>

<p>Sakinleştirici Etki: Hafif yatıştırıcı özelliği ile anksiyete ve uykusuzluk problemlerine karşı rahatlatıcı bir etki sunar.</p>

<p>Nasıl Kullanılır?</p>

<p>Civan perçeminden en yaygın şekilde bitki çayı yapılarak faydalanılır.</p>

<p>Çay Hazırlanışı: 1 tatlı kaşığı kurutulmuş civan perçemi bir fincan sıcak suya eklenir ve 5-10 dakika demlenmeye bırakılır. Süzüldükten sonra günde 2-3 fincan tüketilebilir.</p>

<p>Diğer Kullanımlar: Bitki tozu balla karıştırılabilir veya lapası harici olarak cilt üzerine uygulanabilir.</p>

<p>Kimler Dikkat Etmeli? (Uyarılar)</p>

<p>Bu şifalı bitki bazı kişilerde istenmeyen reaksiyonlara yol açabilir. Kullanmadan önce mutlaka bir uzmana danışılması önerilir.</p>

<p>Alerji Riski: Papatya, pelin otu ve devedikeni gibi bitkilere alerjisi olanlarda alerjik reaksiyonlar gelişebilir.</p>

<p>Kan Sulandırıcılar: Kan sulandırıcı ilaç kullanan kişilerin bu bitkiyi tüketmesi sakıncalı olabilir.</p>

<p>Hamilelik: Rahim kasılmalarını tetikleyebileceğinden hamilelik döneminde kullanılmamalıdır!</p>

<p><strong>3) ORJİNAL GÜL YAĞI</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Saf gül yağı; cilt yenileyici, yaşlanma karşıtı ve ruhsal dinginlik sağlayıcı özellikleri ile öne çıkan değerli bir uçucu yağdır.</p>

<p>Doğal nemlendirme sağlar, akne ve sivilce oluşumunu engeller, cilt tonunu eşitler ve stres azaltıcı aromaterapi etkisi sunar.</p>

<p>Cilt ve Saç Sağlığına Faydaları</p>

<p>Yaşlanma Karşıtı Etki: Kolajen üretimini destekleyerek ince çizgilerin ve kırışıklıkların görünümünü hafifletir.</p>

<p>Nemlendirici ve Yatıştırıcı: Kuru ve hassas ciltleri derinlemesine nemlendirir, kızarıklık ve iltihaplanmaları yatıştırır.</p>

<p>Akne ve Leke Karşıtı: Antiseptik ve antibakteriyel özellikleri sayesinde sivilceye neden olan bakterilerle savaşır, cilt lekelerini ve ton eşitsizliklerini düzenler.</p>

<p>Saç Bakımı: Saç derisini besler, tahrişi giderir ve saç köklerini güçlendirerek sağlıklı uzamaya yardımcı olur.</p>

<p>Ruhsal Faydaları (Aromaterapi)Stres ve Kaygıyı Azaltır: Yoğun ve zarif kokusu, sinir sistemini yatıştırarak anksiyete ve depresyon belirtilerini hafifletmeye yardımcı olur.</p>

<p>Uyku Düzenleyici: Uyku kalitesini artırır ve zihinsel gevşemeyi destekler.</p>

<p>Kullanım Önerileri</p>

<p>Saf gül yağı güçlü bir uçucu yağ olduğundan doğrudan cilde uygulanmamalıdır.</p>

<p>Cilt Uygulaması: 1 tatlı kaşığı badem, jojoba veya Hindistan cevizi yağı gibi bir "taşıyıcı yağ" içerisine 1-2 damla saf gül yağı damlatarak cildinize masaj yapabilirsiniz.</p>

<p>Aromaterapi: Buhurdanlığınıza veya sıcak su dolu bir kaba birkaç damla ekleyerek kokunun ortama yayılmasını sağlayabilirsiniz.</p>

<p>Banyo: Banyo suyunuza birkaç damla damlatarak tüm vücutta rahatlama sağlayabilirsiniz…</p>

<p><strong>“KOŞARKEN OLUMLU ETKİLEDİ”</strong></p>

<p>Uzun süredir şifalı bitkilerle ilgili araştırmaları ve okumaları olan araştırmacı-karikatürist Cengiz Dönmez<strong>, </strong>ölçülü ve bilinçli olarak kırkkilit otu ve civan perçemi kullanıldığında faydalarına dikkat çekiyor.</p>

<p>“Bu şifalı bitkilerle ilgili 100’e yakın kitap okudum. 61 yaşındayım. Geçenlerde amatör kentsel yürüyüş maratonunda rekora yakın derece yaptık… Bu bitkiler dediğim gibi ölçülü ve bilinçli olarak kullanıldığında insan sağlığını olumlu yönde etkiliyor.” diyen Cengiz Dönmez, şifalı bitkilerin önemine ve etkisine dikkat çekti.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.milligazete.com.tr/bu-ucluye-dikkat-kirkkilit-otu-civan-percemi-gul-yagi-bircok-derde-deva-olan-sifali-bitkiler</guid>
      <pubDate>Wed, 01 Jul 2026 06:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://milligazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/milligazete-com-tr/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-06-30-at-234502-1.jpeg" type="image/jpeg" length="84878"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İçeceğinize Atılan Buza Dikkat: İshal ve Kusma Vakalarının Altından O Gerçek Çıktı!]]></title>
      <link>https://www.milligazete.com.tr/iceceginize-atilan-buza-dikkat-ishal-ve-kusma-vakalarinin-altindan-o-gercek-cikti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.milligazete.com.tr/iceceginize-atilan-buza-dikkat-ishal-ve-kusma-vakalarinin-altindan-o-gercek-cikti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yaz aylarının kavurucu sıcaklarında serinlemek için kafelerde tükettiğimiz buzlu içecekler, mide ve bağırsak enfeksiyonlarının artmasıyla yeniden gündem oldu. Uzmanlar, hijyenik olmayan ortamlarda üretilen buzların ciddi hastalıklara davetiye çıkardığı konusunda peş peşe uyarılarda bulunuyor. Kafelerde içeceğinize atılan buza dikkat etmeli misiniz, buz mikropları öldürür mü, dışarıda buzlu içecek tüketmenin riskleri neler? İşte konuyla ilgili tüm merak edilenlerin yanıtları...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sıcaklıkların zirve yapmasıyla birlikte serinletici içeceklere olan talep adeta patlama yaşadı. Ancak dışarıda, özellikle de kafelerde içtiğimiz buzlu soğuk içecekler sağlığımızı gizliden gizliye tehdit ediyor. Uzmanlar son günlerde artan ishal, kusma ve karın ağrısı vakalarının ardında çoğu zaman masum görünen buz küplerinin yattığını belirtiyor. Hastanelerin acil servislerine yapılan başvuruların çoğalmasıyla birlikte, dışarıda buz tüketiminin zararları internette en çok aranan konulardan biri haline geldi. Peki, tehlike tam olarak nerede başlıyor, buzun içindeki mikroplar nasıl hayatta kalıyor ve kimler daha fazla risk altında?</p>

<h2>KAFELERDEKİ BUZLAR NEDEN HASTA EDİYOR? TEHLİKE SADECE SUDAN MI KAYNAKLANIYOR?</h2>

<p>Necmettin Erbakan Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalından Dr. Öğretim Üyesi Mehtap Yücel'e göre buzu sadece donmuş bir su olarak değil, doğrudan tüketilen bir gıda olarak değerlendirmek gerekiyor. Hazır buzlar güvenilir tesislerde içme suyu kalitesinde bir suyla üretilse bile risk tamamen ortadan kalkmıyor. Üretimden taşımaya ve servise kadar her aşama büyük tehlikeler barındırıyor. Düzenli temizlenmeyen buz makineleri, kirli buz kovaları, yıkanmamış buz kürekleri ve çalışanların buza çıplak elle temas etmesi doğrudan çapraz bulaşmaya yol açıyor.</p>

<p><img alt="Kafe Buz 2" class="detail-photo img-fluid" height="675" src="https://milligazetecomtr.teimg.com/milligazete-com-tr/uploads/2026/06/kafe-buz-2.jpg" width="1200" /></p>

<h2>DONDURMA İŞLEMİ MİKROPLARI ÖLDÜRÜR MÜ?</h2>

<p>Toplumda en çok inanılan yanlışların başında buzun mikropları dondurarak öldürdüğü düşüncesi geliyor. Dr. Yücel, dondurma işleminin bakteri ve virüsleri tamamen yok etmediğini, sadece onların çoğalmalarını geçici olarak durdurduğunu vurguluyor. Buz bardağın içinde erimeye başladığında, uykuya geçen mikroorganizmalar yeniden aktif hale geliyor ve hızla enfeksiyona neden oluyor. Bu nedenle işletmenin genel hijyeni, buzların kapalı ortamlarda saklanması ve temiz maşalarla servis edilmesi sağlığımız için büyük önem taşıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>BUZ KAYNAKLI ENFEKSİYONLARIN BELİRTİLERİ NELERDİR VE KİMLER DAHA FAZLA RİSK ALTINDA?</h2>

<p>Temiz olmayan sularla üretilen veya kötü koşullarda saklanan buzlar; norovirüs, salmonella, shigella ve E.coli gibi son derece tehlikeli mikroorganizmaları taşıyor. Mide ve bağırsak sistemini vuran bu durum; şiddetli ishal, kusma, bulantı, karın ağrısı, halsizlik ve yüksek ateş gibi belirtilerle kendini gösteriyor. Hastalığın seyri ise bazı gruplarda çok daha ağır geçiyor. Özellikle çocuklar, yaşlılar, hamileler, bağışıklık sistemi zayıf olanlar ve kronik rahatsızlığı bulunanlar ciddi sıvı kaybı tehlikesiyle karşı karşıya kalıyor. Üstelik buzun dışarıdan şeffaf, berrak ve temiz görünmesi, onun mikropsuz olduğu anlamına gelmiyor. Gözle görülmeyen mikroplardan korunmanın tek yolu, güvenilir ve hijyen kurallarına harfiyen uyan işletmeleri tercih etmekten geçiyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.milligazete.com.tr/iceceginize-atilan-buza-dikkat-ishal-ve-kusma-vakalarinin-altindan-o-gercek-cikti</guid>
      <pubDate>Tue, 30 Jun 2026 20:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://milligazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/milligazete-com-tr/uploads/2026/06/kafe-buz-1.jpg" type="image/jpeg" length="54098"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Zayıflama iğnesi alarmı! Zehirlenme vakaları patladı]]></title>
      <link>https://www.milligazete.com.tr/zayiflama-ignesi-alarmi-zehirlenme-vakalari-patladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.milligazete.com.tr/zayiflama-ignesi-alarmi-zehirlenme-vakalari-patladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hollanda'yı alarma geçiren zayıflama iğneleri büyük bir sağlık krizine dönüştü. İnternetten denetimsiz alınan iğneler yüzünden zehirlenme vakaları bir yılda ikiye katlanırken, organ iflasına kadar giden kalıcı hasarlar ülkeyi ayağa kaldırdı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Fazla kilolarından kurtulmak isteyenlerin mucize çözüm olarak sarıldığı o iğneler aslında sessiz birer katile dönüşüyor. Güzellik uğruna merdiven altı piyasadan sipariş edilen dozlar, hastanelerin acil servislerini dolup taşırmaya başladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="Images (1)-66" class="detail-photo img-fluid" height="415" src="https://milligazetecomtr.teimg.com/milligazete-com-tr/uploads/2026/06/images-1-66.jpg" width="739" /></p>

<h2><strong>HASTANELERE ZEHİRLENME AKINI</strong></h2>

<p>Hollanda Kamu Yayın Kuruluşu'nun (NOS) paylaştığı çarpıcı rapor, tablonun ne kadar vahim olduğunu gözler önüne serdi. Ulusal Zehirlenme Bilgi Merkezi'nin verilerine göre, İki sene önce 76 olan bildirim sayısının geçtiğimiz yıl itibarıyla 149'a fırladığı kaydedildi.</p>

<p><img alt="Images (2)-22" class="detail-photo img-fluid" height="415" src="https://milligazetecomtr.teimg.com/milligazete-com-tr/uploads/2026/06/images-2-22.jpg" width="739" /></p>

<h2><strong>İNTERNETTEKİ ÖLÜMCÜL PAZAR BÜYÜYOR</strong></h2>

<p>Uzmanları asıl dehşete düşüren detay ise bu tehlikeli ilaçların tedarik yöntemi oldu. Kayıtlara geçen zehirlenmelerin çok büyük bir bölümünün doktor gözetimi dışında, tamamen kulaktan dolma bilgilerle yapılan kullanımlardan kaynaklandığı ifade edildi. Vakaların yüzde 40'lık devasa bir kısmında ilaçların resmi sağlık kanalları yerine internetteki merdiven altı satıcılardan temin edildiği vurgulandı. Kontrolsüz pazarın bu denli büyümesinin ve bireysel kullanıma geçişin, yanlış doz alma riskini doruk noktasına çıkardığı aktarıldı.</p>

<p><img alt="Zayiflama Igneleri Hakkinda Carpici Aciklama Herkeste Kullanilamaz 3344546" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://milligazetecomtr.teimg.com/milligazete-com-tr/uploads/2026/06/zayiflama-igneleri-hakkinda-carpici-aciklama-herkeste-kullanilamaz-3344546.webp" width="1280" /></p>

<h2><strong>ORGANLARI İÇTEN İÇE ÇÜRÜTÜYOR</strong></h2>

<p>Bedeni hızla incelten bu sıvıların iç organlarda meydana getirdiği tahribat ise korkunç boyutlarda. Aşırı ve hatalı doz kullanımının acil tıbbi müdahale gerektiren akut krizlere neden olduğu belirtilirken, uzun vadeli faturanın bedeli daha da ağır. Doktor kontrolü olmadan vücuda enjekte edilen iğnelerin karaciğer, böbrekler ve sinir sistemi üzerinde büyük potansiyel zararlar oluşturduğu ifade edildi.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.milligazete.com.tr/zayiflama-ignesi-alarmi-zehirlenme-vakalari-patladi</guid>
      <pubDate>Tue, 30 Jun 2026 10:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://milligazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/milligazete-com-tr/uploads/2026/06/images-136.jpg" type="image/jpeg" length="12542"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[SGK'dan kararı açıklandı! İlaç ve SMA tedavisi sil baştan!]]></title>
      <link>https://www.milligazete.com.tr/sgkdan-karari-aciklandi-ilac-ve-sma-tedavisi-sil-bastan</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.milligazete.com.tr/sgkdan-karari-aciklandi-ilac-ve-sma-tedavisi-sil-bastan" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sosyal Güvenlik Kurumu, milyonlarca hastayı yakından ilgilendiren Sağlık Uygulama Tebliği'nde (SUT) radikal değişikliklere imza attı. Resmî Gazete'de yayımlanan kararla ilaç bedelleri, SMA tedavi kriterleri ve evde bakım hizmetleri baştan aşağı yenilendi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Hastanelerde ve eczanelerde yeni bir dönem resmen başlıyor. Özellikle SMA hastası çocukların aileleri ile evde bakım bekleyen yaşlıların gözü kulağı Ankara'dan gelen bu kritik düzenlemedeydi. Konuyla alakalı yeni düzenleme hayata geçti...</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="33113 Sayılı Resmî Gazete Yayında İşte 20 Aralık’ta Alınan Kararlar!" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://milligazetecomtr.teimg.com/milligazete-com-tr/uploads/2025/12/33113-sayili-resmi-gazete-yayinda-iste-20-aralikta-alinan-kararlar.webp" width="1280" /></p>

<h2><strong>CÜZDANLARI ETKİLEYECEK İLAÇ HAMLESİ</strong></h2>

<p>Yeni kararla birlikte SUT'un EK-4/C ilaç listesinde yer alan çok sayıda ilacın fiyatında geniş çaplı bir revizyona gidildiği kaydedildi. Maliyet hesaplamaları nedeniyle bazı ürünler listeden tamamen silinirken, yerlerine güncel tedavilere uygun yeni ilaçların eklendiğine dikkat çekildi. Barkod ve isim bilgilerindeki güncellemelerle birlikte eczanelerdeki rafların da yeni ödeme sistemine göre şekilleneceği ifade edildi.</p>

<h2><strong>SMA TEDAVİSİNDE KRİTERLER DEĞİŞTİ</strong></h2>

<p>Düzenlemenin en hassas noktalarından birini şüphesiz Spinal Musküler Atrofi (SMA) hastaları oluşturdu. Tebliğde yer alan <strong>"Spinal Musküler Atrofi hastalığında nusinersen sodyum ve risdiplam kullanım ilkeleri"</strong> başlıklı maddede kritik değişiklikler yapıldığı vurgulandı. Minik bedenlerin yaşama tutunmasını sağlayan bu tedavilere erişim ve devletin geri ödeme şartları yeniden masaya yatırıldı. Ayrıca kardiyoloji, kalp damar, girişimsel radyoloji ve omurga cerrahisinde kullanılan hayati tıbbi malzemelerin fiyatlarının da güncellendiği aktarıldı.</p>

<p><img alt="33098 Sayılı Resmi Gazete'de Bugün! (5 Aralık 2025)" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://milligazetecomtr.teimg.com/milligazete-com-tr/uploads/2025/12/33098-sayili-resmi-gazetede-bugun-5-aralik-2025.webp" width="1280" /></p>

<h2><strong>HASTANEYE GİTMEDEN TEDAVİDE YENİ DÖNEM</strong></h2>

<p>Hizmet Başı İşlem Puan Listesi ile Tanıya Dayalı İşlem Listesi adeta yeniden yazıldı. Sezaryen sonrası vajinal doğum, uyku testleri (polisomnografi), kemik mineral yoğunluğu ölçümü, bronkoskopik kriyobiyopsi ve Actinyum-225 PSMA tedavisi gibi birçok ileri düzey işlemin devletin ödeme listesine dahil edildiği kaydedildi. Sadece hastaneler değil, evde sunulan sağlık hizmetleri ile fizik tedavi ve rehabilitasyon uygulamalarının seans süreleri, sağlık kurulu raporu şartları ve geri ödeme kurallarının da baştan aşağı değiştiği ifade edildi.</p>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.milligazete.com.tr/sgkdan-karari-aciklandi-ilac-ve-sma-tedavisi-sil-bastan</guid>
      <pubDate>Mon, 29 Jun 2026 11:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://milligazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/milligazete-com-tr/uploads/2026/05/resmi-gazete-de-yayimlandi-konaklama-vergisi-yuzde-1-e-dusuruldu.jpg" type="image/jpeg" length="37722"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Veteriner Hekim-Sen'den 10 Bin Atama Çağrısı!]]></title>
      <link>https://www.milligazete.com.tr/veteriner-hekim-senden-10-bin-atama-cagrisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.milligazete.com.tr/veteriner-hekim-senden-10-bin-atama-cagrisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Veteriner Hekim-Sen, kamuya en az 10 bin veteriner hekim, veteriner sağlık teknikeri ve teknisyeni atanmasını istedi. Sendika, personel yetersizliğinin hayvancılığı, gıda güvenliğini ve halk sağlığını tehdit ettiğini belirterek mevcut atama sayılarının ihtiyacı karşılamaktan uzak olduğunu vurguladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Veteriner Hekim-Sen Genel Merkez Yönetim Kurulu, düzenlediği basın toplantısında Tarım ve Orman Bakanlığı bünyesindeki veteriner hekimler ile veteriner sağlık teknikeri ve teknisyenlerinin sayısının mevcut ihtiyacı karşılamadığını belirterek acil personel alımı çağrısında bulundu. Toplantıda, veteriner hekim istihdamının yalnızca meslek grubunu ilgilendiren bir konu olmadığı, hayvan sağlığı, güvenilir gıda, üretim, ihracat ve halk sağlığının doğrudan bu hizmetlere bağlı olduğu ifade edildi.</p>

<p><strong>"PERSONEL YETERSİZLİĞİ HİZMETLERİ AKSATIYOR"</strong></p>

<p>Türkiye'de yaklaşık 18 milyon büyükbaş, 58 milyon küçükbaş, 384 milyon kanatlı hayvan ile milyonlarca evcil hayvan ve arılı kovan bulunduğuna dikkat çekilen açıklamada, bu büyük hayvan varlığına rağmen kamuda görev yapan yaklaşık 10 bin veteriner hekim, veteriner sağlık teknikeri ve teknisyeninin iş yükünü karşılamakta yetersiz kaldığı belirtildi.</p>

<p><strong>"ASLİ GÖREVLER DIŞINDA İŞLER YAPTIRILIYOR"</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Açıklamada, veteriner hekimlerin yalnızca mesleki görevlerini yerine getirmediği, şoförlük, mutemetlik, tebligat işlemleri, idari yazışmalar ve yabancı uyruklu çobanların takibi gibi farklı görevleri de üstlenmek zorunda bırakıldığı belirtildi. Bu durumun hem çalışanların iş yükünü artırdığı hem de veterinerlik hizmetlerinin etkinliğini olumsuz etkilediği ifade edildi.</p>

<p><strong>"EN AZ 10 BİN ATAMA"</strong></p>

<p>Veteriner Hekim-Sen, mevcut personel açığının kapatılması için kamuya geniş kapsamlı atama yapılması çağrısında bulunarak şunlar kaydedildi: “400-600 gibi komik rakamlarla yapılan atamalar kamudaki ihtiyacı karşılamayacaktır. Mevcut KPSS puanlarının geçerlilik süresi dolmadan en az 10 bin veteriner hekim, veteriner sağlık teknikeri ve teknisyeni ataması derhal gerçekleştirilmelidir.”</p>

<p><strong>"VETERİNER İŞLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ YENİDEN KURULMALI"</strong></p>

<p>Sendika ayrıca, yıllar önce kaldırılan Veteriner İşleri Genel Müdürlüğü'nün yeniden kurulmasını talep etti. Açıklamada, güçlü bir veteriner teşkilatının güçlü hayvancılık, güvenilir gıda ve halk sağlığının en önemli güvencelerinden biri olduğu belirtilerek, taleplerinin yalnızca atama bekleyen meslektaşları için değil, üreticiler, gıda sektörü ve toplumun tamamı adına dile getirildiği ifade edildi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Ahmet Sesli</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.milligazete.com.tr/veteriner-hekim-senden-10-bin-atama-cagrisi</guid>
      <pubDate>Thu, 25 Jun 2026 13:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://milligazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/milligazete-com-tr/uploads/2026/06/i-m-g-1565-j-p-g.jpeg" type="image/jpeg" length="71834"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Avrupa'da kırmızı alarm! Fransa'da ilk Ebola vakası!]]></title>
      <link>https://www.milligazete.com.tr/avrupada-kirmizi-alarm-fransada-ilk-ebola-vakasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.milligazete.com.tr/avrupada-kirmizi-alarm-fransada-ilk-ebola-vakasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Batı Afrika'yı yıllardır kasıp kavuran ölümcül Ebola virüsü Avrupa'ya sıçradı. Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nden dönen bir doktorda tespit edilen ilk vaka, kıta genelinde paniğe ve kırmızı alarm verilmesine neden oldu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sınırları aşan görünmez tehlike bu kez Avrupa'nın kalbini vurdu. İnsani yardım için gittiği Afrika'dan dönen bir doktorun taşıdığı virüs, kıtada derin bir endişe dalgasına neden oldu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>BAKANLIKTAN KORKUTAN HABER GELDİ</strong></h2>

<p>Sağlık birimlerini teyakkuza geçiren o kritik bilgi doğrudan Fransa Sağlık Bakanlığı tarafından duyuruldu. Demokratik Kongo Cumhuriyeti'ndeki zorlu insani yardım görevini tamamlayarak ülkesine dönen bir doktorun Ebola testinin pozitif çıktığı aktarıldı.</p>

<p><img height="644" src="https://milligazetecomtr.teimg.com/milligazete-com-tr/uploads/2026/06/image-3222.png" width="1125" /></p>

<h2><strong>ACİL İZOLASYON VE TAKİP SÜRECİ BAŞLADI</strong></h2>

<p>Kabusun daha fazla büyümemesi için yetkililer adeta zamanla yarışıyor. Söz konusu hastanın derhal yüksek güvenlikli bir hastanede izole edildiği ve virüsün yayılmasını engellemek adına acil temas takibi başlatıldığı kaydedildi.</p>

<h2><strong>DSÖ'NÜN ACI TABLOSU: 267 CAN KAYBI</strong></h2>

<p>Dünya Sağlık Örgütü'nün (DSÖ) bu hafta kamuoyuyla paylaştığı resmi veriler, salgının ulaştığı ürkütücü boyutu bir kez daha masaya yatırdı. Demokratik Kongo Cumhuriyeti'ndeki mevcut Ebola kabusunda şu ana kadar tam 1048 vakanın saptandığı ve 267 kişinin hayatını kaybettiği <strong>vurgulandı</strong>. Hatırlanacağı üzere DSÖ, bölgedeki önlenemeyen can kayıpları ve yayılım hızı nedeniyle 17 Mayıs'ta küresel acil durum ilan etmişti.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.milligazete.com.tr/avrupada-kirmizi-alarm-fransada-ilk-ebola-vakasi</guid>
      <pubDate>Wed, 24 Jun 2026 15:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://milligazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/milligazete-com-tr/uploads/2026/06/fransada-ebola-alarmi-ilk-vaka-tespit-edildi-3343657.webp" type="image/jpeg" length="25730"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
