Reklamı Kapat

Çocuklarımıza Ramazan’ın manevî havasını solutalım

Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan’la Ramazan’ın psikolojik boyutunu konuştuk...

Haber albümü için resme tıklayın

Ramazan, insanın kendini tanıması, yaptığı hataların farkına varması, tekrara düştüğü konuları düzeltmesi, hayat yolculuğunda dur-düşün-yeniden başla yapmasıdır. Hayat yolculuğunda  yeniden inşa demek, Ramazan ayı için çok önemli.

Nedim Odabaş

Hocam, rahmet, bereket ve gufran ayı Ramazan Müslümanları psikolojik olarak nasıl inşa eder?

Ramazan’ın insanı psikolojik olarak inşa etmek gibi bir fonksiyonu var mı ona girelim. Genellikle Ramazan sadece oruç ibadeti değil. Oruç insanın aç kalmasıyla ilgili bir ibadet kısmı. Ramazan ayının bir de diğer sosyal yönü var, aile ilişkileri yönü var, insan ilişkileri yönü var, diğer yönü de mali yönü var. Bu dönemde sadaka-ı fıtır var. Teşvik edilmiş yardımlaşmalar var. Ramazan’ın insanı yeniden inşası açısından neler söylenebilir. Monotonluk, yeknesaklık insanı körelten bir şeydir. Tekrara düşmek bir insanı köreltir ve yok edicidir. Sürekli bir insan aynı ortamda aynı kişilerle yaşıyor. Yıllarca sürüyor. Orada bir insanın kendini geliştirmesi, bir medeniyet inşa etmesi, diğer eşref-i mahlukat yeteneklerinin ortaya çıkması için bu insanı körelten bir durumdur, monotonluk. Ramazan insanı bu kendini inşa  etmede  monotonluktan kurtarıyor insanı, yeknesaklıktan kurtarıyor. Ramazan’da ne oluyor? 11 ay normal hayat sürüyor, bir ay kişi bir çok şeyi dur-düşün-yeniden başla yapıyor. Ne demek? Yaptığı rutin işi bitiriyor, yeniden başlıyor. Şimdi girişimciliğin bir kuralı vardır. Yüzde 15 kuralı. Bir insan girişimci olmak istiyorsa yüzde 15 kuralına dikkat etsin. Yüzde 15 kuralı şöyledir. Bir insan 10 saat çalışıyorsa, 1.5 saatini yaptığı iş hakkında düşünsün. Yaptığı işin felsefesi hakkında düşünsün.

Hedonizm yalnızlığa götürüyor

Ramazan aynı zamanda Müslümanların birbirleri arasında empati yapmalarını sağlayan bir ay. Bu konuda neler söyleyeceksiniz? Zekat var, fitre var, infak var.

Son yıllarda  kapital sistem insanı ben merkezci yaptı. Ben merkezci yaptığı için, hatta California sendromu diye bir sendromdan bahsediliyor. California, ABD’nin en zengin, en gelişmiş bölgesi. Eğlence endüstrisinin Hollywood’un olduğu, aynı zamanda Silikon vadisinin olduğu bölge. O bölgede bir hastalıktan bahsediliyor. Kitaplara girmemiş ama popüler bir hastalık. California sendromunun dört tane ana unsuru var. Birincisi hedonizm zevkcilik. Zevkin peşinde koşmak, zevki tatmin etmeyi yaşamın amacı görmek. Ramazan’da en önemli zevklerine bir ay boyunca sınır koyuyorsun, engelliyorsun. Bunu Ramazan yapıyor. Hedonizm zevklerini ertelememe, zevklerinin peşinde koşmaktır diyor. Kapital sistem. Bunu tüketerek, tüket-kazan, kazan-tüket çarkına yapıyor insanı. Böylece de ekonomi rekabet getiriyor. Üretimi artırıyor. Ama tüketimi artırarak  üretimi artırıyor. İşte bu sebeple 15 yılda davranış iktisatçısı Nobel ödülü aldı. Araştırma konusuna baktığımızda Kriz yönetiminde psikolojik etkenler. Satın alma davranışında psikolojik etkenler diye. Güvenin satın alma davranışındaki rolü. Bu konularda çalışan insanların olduğunu görüyoruz. İşte hedonizm ne yapıyor? Mesela, adamın eşi hasta oluyor, diyor ki, “Dünyaya bir kere geldim, bir de onunla mı uğraşacağım” diyerek evliliği bitiriveriyor. Zevkcilik, ben merkezcilik yapıyor. Narsizmi besliyor. Narsist kimse çıkarcıdır. Dünyanın kendi etrafında dönmesini ister. Kendisini üstün, önemli görür. Üçüncüsü de bu insanlar yalnız kalıyor ileri yaşta.

Sadece almak değil vermek de mutluluk getiriyor

Altı hafta boyunca yaşlılarla ilgileniyor, engellilerle ilgileniyor, dezavantajlı kişilerle ilgileniyor. Bunları altı hafta boyunca raporlüyor, bundan not veriyorlar. Batı daha önce bu kültürle, bizim sadaka kültürümüzle dalga geçiyordu. Şimdi ise kendileri isimlerini değiştirerek sosyal sorumluluk projeleri şeklinde, insanın sosyal bir varlık olduğunu, ilişkisel bir varlık olduğunu, ancak paylaşarak mutlu olacağını anlamış durumdalar. Paylaşarak insan verenin de alanın da beyninde mutluluk hormonu çıkıyor. İki tarafta mutlu oluyor. Ramazan bu nedenle kişilik yolculuğuna çıkarıyor insanı. Güçlü yönlerim nedir, zayıf yönlerim nedir, kendimi nasıl geliştirebilirim? Başkalarını düzetmek değil, öncelikle kendimizi düzeltmemiz gerekiyor. Dünyayı  değiştirmeyi öncelikle kendimizi değiştirerek başlamak. Ramazan dönemi insanın kendini gözlemlemesi için bir fırsat. İnsanın içindeki dürtüler ona patronluk yapmamalıdır. Asıl özgürlük, insanın duvarları yıkması, zincirleri kırması değil, asıl özgürlük, içindeki üşengeçlik eğilimine, tembellik eğilimlerine, yoldan çıkarıcı dürtülere hayır diyebilmektir. İçimizdeki vahşi atı terbiye etmemiz gerekiyor. Biz içimizdeki vahşi atı terbiye etmemiz için Ramazan dönemi iyi bir fırsat. Bencillik eğilimlerimiz var, aç gözlük eğilimlerimiz var. İnsan doyumsuzdur. Başkalarının hakkına saygı göstererek kendi haklarını öğrenmesi gerekiyor. Bu da sosyal ilişkilerle ortaya çıkar. Aynı zamanda insanda mal düşkünlüğü vardır, makam düşkünlüğü vardır, şehvet düşkünlüğü vardır. Her insanda bazı zaaflar vardır. Bu zaafları kişiye göre terbiye etmek, o yönünü düzeltmekle ilgili Ramazan döneminde kendini tanımayla ilgili kendini geliştirmekle ilgili kazanım sağlıyor. Başkalarını değiştirmek kendinden başlar. Zaferi önce kendi arzu ve isteklerine karşı kazan. Ramazan dönemi kendimizi tanıma, arzu ve dürtülerimizi tanıma ve hayatımızdaki dürtülere hayır demenin farkına varmayı sağlıyor. Kendimizi sınırlayarak da kendini sınırlamayı öğreniyor. Araba giderken nerde duracağını bilmezseniz kaza yaparak. İçimizdeki duygu ve dürtüler de bazı zamanlar, ne zaman kızacağız, ne zaman  üzüleceğiz, ne zaman duygularımızı belli edeceğiz, araba kullanmak gibi beceridir.

Yalnızlık bakanlığı kuruyorlar

Şu anda İngiltere’de yalnızlık bakanlığı kurulma çalışması yapılıyor. Evde ani ölümler var, intiharlar var. İngiltere’de 8.5 milyon kişi evde yalnız kaldıkları için sağlık sorunları yaşıyorlar. Nüfusun yüzde 10’unda fazlası. Yalnızlıktan sonra mutsuzluk ortaya çıkıyor. Seviye yükseldi ama mutluluk seviyesi ona paralel yükselmedi. California sendromunun en büyük etkenleri, insanı yalnızlaştırmaya götüren sosyal bağların zayıflaması olduğu anlaşıldı. Ama insan ilişkisel bir varlıktır. İnsan tek başına yaşamaya genetik olarak kodlanmamış. İlişkisel bir varlık. Onu bir dağın başına tek başına koysanız, bunalıma girmesi için yeter. Hatta hücre cezalarının, 15 günden fazla hücre cezalarının insan haklarına aykırı olduğu Dünya Af Örgütünün bir uyarısı var. Devamlı  15 günden fazla bir hücrede kalırsa şizofren oluyor kişi. İnsan uyaransız kaldığı zaman akıl hastalığı ortaya çıkıyor. Bu nedenle insan ilişkisel bir varlık, insanlarla paylaşmak istiyor. Ramazan’daki ibadetlerden bir tanesi de mali ibadetler başkalarını da düşünmeye itiyor. İlişkisel varlık olduğumuzu hissettiriyor. Sen dünyada tek değilsin, başkaları da var. Ben ve diğerleri olarak düşünme, sosyal yapının bir parçasısın sen. Sosyal yapının bir parçası olduğunu hatırlatıyor insana. Sosyal olduğunu hatırlatıyor. Sadece kendi haklarını düşünen bir insan değil de, başkasının haklarını, başkalarının ihtiyaçlarını, başkalarının duygularını düşünen bir insan da olduğunu hatırlatıyor. Özellikle mali konuda mal canın yongasıdır diye b.ir laf vardır ya. Yonga nedir, ağacın bir parçasıdır. Bazı insanlar var, malını alacağın zaman çocuğunu alıyorsun gibi, cebinde yılan var gibi, akrep var gibi. Mülkünü sevmeyle ilgili insanda bir zayıf damar vardır. Mali ibadet o cimrilikle ilgili dürtüleri terbiye etmektir. İnsanın bir şekilde vermeyi öğrenmesi gerekiyor. Şu anda bakıyoruz, hayatı sadece alış gibi gören insanlar var. Vererek mutlu olmak. Alarak mutlu olmayı öğretiyor kapital sistem. Şu anda sosyal sorumluluk başlatarak insanın ruh sağlığının bozulması, depresyonun artması çözüm olarak insana özellikle insanın özellikle sosyal sorumluluk projeleri başlattılar. Bu sosyal sorumluluk projelerinde insan, hiç tanımadığı bir ortamda, hiç tanımadığı bir kişiye yardım ediyor. Bunu özellikle lise seviyesindeki öğrencilere altı haftalık, sekiz haftalık süreler içinde sosyal sorumluluk projesi olarak veriyorlar.

İnsanın derin düşünceye ihtiyacı var

Birçok gözden kaçan işletme körlükleri olur mesela. Bunları düzeltme imkanı verir insana. Aynı zamanda yenilikcilik, girişimcilik, bir örümcek, bir karınca bir sene önce yuvasını nasıl yapıyorsa, aynı şekilde yapıyor. Ama insan öyle değil. Şu anda insanlara katkı sağlayanlar hem manevi liderler, hem maddi yöneticilere baktığımızda hepsinin değişimci ve öncü kişilerdir. Hz. Peygamber (sav) hayatına baktığımızda, peygamberlikten önce Hira mağarasına gidiyor orada derin düşünce yapıyor. Derin düşünceyi varoluşla alakalı uyguluyor, o zaman öyle bir süreç.  İnsanın da yaptığı iş hakkında derin düşünceye ihtiyacı var. Bu derin düşünce olduktan sonra insan yeniden yapılandırma yapıyor. İşletmelerde körlükler vardır, insanın psikolojisinde de zihinsel körlükler vardır. Aynı  şeyi devamlı yapan insanlarda zihinsel körlük oluşur. Mesela bir insan evinde hiç eşyalarının yerini değiştirmese, bir işyerinde aynı şeyler olsa, yıllarca aynı yere girse gelse, bazı hatalar vardır,  onları görmez. Ama o işyerine ilk defa gelen birisi o hataları görür. İnsan hayatında rutin hatalar vardır. Onları düzeltmek yeniden inşa etmektir. Psikolojimizi yeniden inşa etmek, hayatımızdaki lüzumsuz tekrarlardan kurtulmak gerekiyor. Zihinsel körlüklerimizi yeniden yapılandırmak gerekiyor. İşte Ramazan ayı. 11 aydan bir ay. Yüzde 15 kuralına gerçekten çok benziyor. Bir ay kişi kendisi hakkında düşünecek. İnsanın kendini yeniden inşa edebilmesi için zihinsel çaba gerekiyor. Zihinsel isyan gerekiyor. Bunları yapacak sorgulayacak, ondan sonra bir çok şeyi yeniden yapılandıracak, inşa edecek. Ramazan, insanın kendini tanıması, yaptığı hataların farkına varması, tekrara düştüğü konuları düzeltmesi, hayat yolculuğunda dur-düşün-yeniden başla yapmasıdır. Hayat yolculuğunda  yeniden inşa demek, Ramazan ayı için çok önemli.

Çocuklarımıza manevî havayı solutalım

Hocam Ramazan’la ilgili vereceğiniz bir mesaj var mı?

Benim söyleyeceğim, aileler çocuklarını Ramazan iklimine soksun. Ramazan’da çocukları için şefkati kötüye kullanıyor aileler. Konformist, benmerkezci bir gençlik yetişiyor. Bunun nedeni, şefkatin kötüye kullanımı. Annelik babalık, çocuğu mutlu etmek değil, çocuğu hayata hazırlamaktır. Nasıl çocuğa sabah erken kalkmanın okula gitmenin önemini veriyorsak, hayattaki manevi sorumluluklar da var. Öz yönetim diyoruz buna. Öz bilinç ve öz yönetim kazanma dönemidir Ramazan. Çocuğa da  Ramazan ayı dayanabileceği kadar nefis eğitimi vermek gerekiyor. Ramazan’daki paylaşımcılığı çocuğa öğretmek, yoksula, yetime, fakire yardımı çocuğa öğretmek gerekiyor. Çocuk sahura kalktığında oruç tutmasa bile kendisini büyüdü hisseder. Ramazan dönemindeki sosyal iklim çocuklarımıza yansıdığı zaman çocuklarımız hayata daha iyi hazırlanmış olurlar.

12 Mayıs 2019 -


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


İstanbul Markaları

Milli Gazete, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

0 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Meclis lokantasında yemek ücretlerinin artırılmasını doğru buluyor musunuz?