Reklamı Kapat

“Milli Görüş anlayışıyla belediyelerimizi ayağa kaldıracağız”

Saadet Partisi, yerel seçim beyannamesini kamuoyuna duyurdu… Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Yusuf Sunar, detayları paylaştı…

Mehmet Fahri Özkan
Mehmet Fahri Özkan Tüm Haberleri
Büyütmek için resme tıklayın

Yerel seçimlere doğru Saadet Partisi, Seçim Beyannamesi’ni kamuoyuyla paylaştı. Millî Görüş’ün belediyecilik ruhunu temsil eden beyannamede önemli tespitler ve yapılacaklara ilişkin detaylar yer alıyor. Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Yusuf Sunar, beyanname ile ilgili detayları paylaştı. Sunar, beyannamenin hazırlanmasında uzman ve akademisyenlerin beş aylık bir emeğinin olduğunu kaydederek, en kılcal problemlerin çözümüne kadar sorunların ele alındığını aktardı.

Ülkemiz yeni bir seçim sürecinde. Yerel seçimlere kısa bir süre kaldı. Parti olarak yeni bir çalışmayı ortaya koydunuz ve beyannameyi kamuoyuna duyurdunuz. Ancak öncesinde ülkemizde yaşanan genel sorunlara ilişkin tespitleriniz neler?

Türkiye, yine bir seçim atmosferine girdi. Kendi gerçek gündemlerini konuşamadan seçim meydanlarına kilitlenmiş durumda tüm vatandaşlarımız. Ekonomik darboğaz, Gazze’de yaşanan vahşet, aile kurumuna yapılan saldırılar ve devletin imkânlarının pervasızca savrulmasına şahit olduğumuz bir ortamda Saadet Partisi olarak buna bigâne kalmamız mümkün değildir.

Türkiye kadar hızlı gündem tüketen başka bir ülke yoktur herhalde. Sabah başka, akşam başka, gece ajanslarında farklı başlıkları ana gündem yaptığımıza çok kez şahit oluyoruz. Ama her şeye ve hepsine rağmen bilmemiz gerekir ki, Türkiye’nin en önemli gündemi ekonomi. Vatandaş ciddi şekilde ekonomik darboğaz yaşıyor. Türkiye’yi konuşanların böyle bir derdi yok ama vatandaşın derdi kendi ev ekonomisi. Bu seçimde ısrarla gündemimizde tutmamız ve yeri geldiğinde üzerinde en çok duracağımız ana konumuz ekonomidir. 

“EN ÖNEMLİ GÜNDEMİMİZ FİLİSTİN VE GAZZE”

Filistin meselesi 150 güne yakındır tüm dünyanın ve haliyle Türkiye’nin de gündeminde yer alıyor. Dikkat ederseniz son iki aydır artık ana haber bültenlerinin öncelikli gündemi olmaktan düştü. Filistin’de katliam durduğu için değil bu. Filistin’de masum Müslümanlar tüm dünyanın gözü önünde vahşice katlediliyor, aç bırakılıyor, kış günü açıkta bırakılıyor, sığındıkları kamplarda bile bombalanıyor… Ama Türkiye’de hükümet başından beri bu katliama engel olacak hiçbir somut ve sahici adım atabilmiş değil. Birkaç miting, birkaç tweet, birkaç telefon trafiği dışında hiçbir şey... Hangi partiye oy verdiğine bakmaksızın herkesin vicdanen Türkiye’nin bu konudaki tutumundan rahatsız olduğu ortadadır.

“EN ÖNEMLİ KURUMUMUZ AİLE”

Devletin yaptığı savurganlık, kamu kaynaklarının gereksiz veya israf edilerek kullanılması anlamına gelir. Devletin bütçe kaynaklarını, vergi mükelleflerinin ödediği paraları etkili ve verimli bir şekilde kullanması beklenir. Ancak Türkiye’de durum bunun tersi şekilde işliyor. Yanlış planlama, kötü yönetim, yolsuzluk ve ihmaller nedeniyle kaynaklar boşa harcanıyor.

Bizim en önemli kurumumuz ailedir. Aile kurumu zarar görünce millet olarak toparlanmamız kolay olmaz. Aile kurumu bu toplumun en kutsalı olmalıdır. Maalesef gittikçe en çok yara alan yanımız bu kurumumuz oluyor. Ekonomik buhranın getirdiği zorluk en başta bu kuruma zarar veriyor. Enflasyonun artması, beraberinde toplumsal çözülmeyi de getiriyor, ahlaki yozlaşmanın ana müsebbibi olabiliyor. Düğün masraflarından, evi geçindirememe endişesinden dolayı evlenme oranları düştü, boşanmalar arttı. Televizyon ekranlarında sabah kuşağı programları, neredeyse tüm televizyonlarda gösterilen çok büyük bütçeli diziler topluma ahlaksızlık pompalıyor her gün. Hükümetin en hassas olması gereken neslin korunması konusu maalesef ıskalanıyor. Sapkın dernek ve yapılanmalar bu dönemde kendilerine mecra buldular.

Yerel seçimler şehirlerimizi, yereli ilgilendiriyor. Saadet Partisi olarak bu seçimi nasıl değerlendiriyorsunuz?

Birlikte yaşama erdeminin en yüksek olduğu mekânlar olarak şehirler; toplumsal gelişme ve medeniyet tasavvurunda önemli bir role sahiptir. Bir arada yaşama kültürünün temelinde ise hak ve adalete dayalı bir yönetim anlayışı vardır. Biz, şehirlerdeki yaşam kalitesinin yükseltilmesi ve ideal noktaya ulaşmasında ana itici güç olarak yerel yönetimleri görmekteyiz. İyi yönetilen şehirler, her türlü zorluğu aşma becerisi gösterirler. İdeal bir yönetim için sosyal, kültürel, ekonomik ve özellikle manevi bütün dinamiklerin harekete geçirilmesi son derece önemlidir. Ülkemiz bu minvalde coğrafi konumu, tarihî müktesebatı, inanç ve kültürel kodları itibarıyla çok yüksek bir potansiyele sahiptir. Ancak bu potansiyelin harekete geçmesi için liyakat sahibi, emanet ve sorumluluk bilincinde hakkaniyetli ve erdemli yöneticilerin iş başına gelmesi gerekmektedir. 31 Mart 2024’te yapılacak mahalli idareler genel seçimlerinde şehirlerimizin kaderini etkileyecek önemli bir karar vereceğiz. Saadet Partisi olarak bu seçimlerde halkımıza menfaatçiliğin, kayırmacılığın, israfçılığın, yozlaşmanın, yolsuzluğun aksine; yeni bir yönetim anlayışını, Millî Görüş belediyeciliğini, Saadet kadrolarını teklif ediyoruz.

“MİLLETİMİZE ‘DAHA İYİ BİR YAŞAM SENİN HAKKIN’ DİYE SESLENİYORUZ”

Saadet Partisi, “Daha iyi bir yaşam senin hakkın” konsepti ile sahalara indi. Neden böyle bir konsept düşündünüz? Ne anlatıyorsunuz?

Bu seçimlerde, halkımıza sunacağımız yerel yönetim modelimiz, yerel gücün insanlığa nasıl katkı sağlayabileceğini gösterecektir. Parti olarak, bu seçimlerde halkımıza en iyi hizmeti sunma taahhüdümüzü yineliyor, insanımızın hak ettiği şehirler, insanca yaşamın tesis edileceği başka bir Türkiye’nin mümkün olduğuna inanıyoruz. Niçin “Daha İyi Bir Yaşam Senin Hakkın” diyoruz?

Bizim Millî Görüş hareketi olarak siyaset sahnesine çıkışımızın temelinde hak mücadelesi yatmaktadır. Biz, insanımızın haklarından mahrum bırakıldığını düşüyor, insanımıza hakkını teslim etmek için siyaset yapıyoruz. Bir insanımızın çalışkanlığına, ülkemizin imkânlarına ve zenginliklerine bakıyoruz, bir de insanımızın yaşadığı hayata bakıyoruz; bu haksızlığa rıza gösteremiyoruz. Bugüne kadar hep çalışan insanımıza geçim sıkıntısı reva görülmüştür. Bize göre çalışan her insan rahat bir şekilde geçinmeye layıktır. Yıllarca okuyan gençlerimize işsizlik reva görülmüştür. Bize göre kendini yetiştiren her insan ehil olduğu alanda iş güç sahibi olmaya layıktır. Emeklilerimize; maaş değil, bağış denilebilecek ücretler reva görülmüştür. Bize göre her emekli, yoksulluk sınırının üstünde bir maaşı almaya layıktır. İnsanımıza yoksulluk reva görülmüştür. Oysa insanımız “Daha İyi Bir Yaşam”a layıktır. Bundan dolayı milletimize “Daha İyi Bir Yaşam Senin Hakkın” diyerek sesleniyoruz.

Kimsenin yolsuzluğa, ranta, israfa meyletmeye hakkı yok; insanımızın “daha iyi bir yaşam” sürmeye hakkı var diyoruz. Her belediyeyi; insanımıza “Daha İyi Bir Yaşam” sunacak güçlü kurumlar haline getirmeyi hedefliyoruz. Tüm imkân ve kaynakları insanımızın bireysel faydasını gözeterek seferber edeceğimizin sözünü veriyoruz.

“BİZE VERİLECEK MÜHÜR BİR EMANETİR”

Millî Görüş belediyeciliği nedir? Nasıl bir belediyecilik vaat ediyor? 94 ruhu nedir?

Millî Görüş belediyeciliği özünde menfaati değil hizmeti, tepeden bakmayı değil eşitliği, çifte standardı değil adil paylaşımı, hor görmeyi değil hoş görmeyi, desiseyi değil ahlaklı olmayı esas almaktadır. Millî Görüş belediyeciliği kadim medeniyetimizin şehremini ve şehremaneti (güvenirlik ve emanet bilinci) anlayışını bütünüyle benimsemiş bir misyona sahiptir. Her zaman ve her dönemde milletimizin her türlü sıkıntısına karşı kendi düşünce ve değer ölçülerimiz etrafında milli çözümler üretmeyi gaye edinmiştir. Millî Görüş belediyeciliğinin temelinde ve hareket noktasında sevgi, şefkat, barış, kardeşlik ve herkesin saadetini istemek vardır. Temel şiarımız, şehrin her bir ferdinin derdiyle dertlenmek, hizmeti ibadet aşkıyla yapmaktır. Halka hizmetin Hakk’a hizmet olduğu bilinciyle çalışan Millî Görüş’ün belediye başkanlarının taşıdıkları mühür, kendilerine verilmiş bir emanettir. Emanetin sahibi Allah Tealâ’dır.  O’nun kullarına hizmet edecek, O’nun emanetine hıyanet etmeyecek ve o emaneti şahsi menfaatlerle zedelemeyecek, hesap gününe inanan belediye başkanlarımızla seçmenlerimizin karşısına çıkıyoruz.

“Milli Görüş anlayışıyla belediyelerimizi ayağa kaldıracağız”

“MÜTEVAZI BİR YÖNETİM GETİRECEĞİZ”

Saadet Partisi’nin belediyecilik vizyonunda neler var?

Saadet Partisi olarak halkımızın omuz hizasında onlarla beraber şehirlerimizi yöneteceğiz. Ve belediyenin asıl sahipleri olan halkımızla aynı hizada duracağız. Onlarla yönetimi paylaşarak şehirlerimizi, ilçe ve beldelerimizi beraber büyütüp geliştirecek ve yaşanabilir mekânlar haline getireceğiz. Bunun için:

“Mütevazı yönetim”

Sosyal medya, “billboard” ve rant belediyeciliği yerine halka hizmeti esas alan mütevazı bir anlayışla değişimi hayata geçireceğiz. Hizmetleri, sadece zamanında ve eksiksiz sunmakla kalmayacak, her ihtiyaca özel ve mükemmel bir düzende hayata geçirmeye çalışacağız.

“Yetkinliğin zirvesinde yönetim”

İşi ehline vereceğiz. Liyakat en temel ilkemiz olacaktır. “Torpil yüzünden iş bulamadım” söylemi bizim dönemimizde tarih olacaktır. İşe alımlarda yetkinlik ve liyakat dışında hiçbir kriteri dikkate almayacağız.

“Toleransımız yok: Yolsuzluk ve savurganlığa son vereceğiz”

Kaynakları, vatandaşlarımızın refahı ve huzuru için akıllıca etkin bir şekilde kullanacağız. İhalelerde yolsuzluğa ve kayırmacılığa son vereceğiz. Lüks ve şatafat için yapılan her türlü harcamanın önüne geçecek, belediyenin imkânlarını tümüyle doğrudan vatandaşlarımızın hizmetine sunacağız.

“Bizim anlayışımızda; belediye malı, yetim hakkı kadar kutsaldır!”

Bize emanet edilen her kaynak ve mülk, en büyük sorumluluğumuzdur. Belediye malı olan her bir kâğıdı, her bir kalemi milletimizin emeği ve alın teri olarak koruyacak ve kullanacağız.

“Eşitlik ve tarafsızlık”

Hizmette partizanlık ve ayrımcılığa asla yer vermeyeceğiz. Bu topraklarda yaşayan her birey bizim için eşit değerdedir.  Farklı diller, dinler, ırklar ve mezhepler arasında hiçbir ayrım yapmadan, barış ve kardeşlik içinde birlikte yaşayacağız.

“Kapılarımız daima açık”

Kapalı kapılar ardında, vatandaştan uzak bir yönetim anlayışına bizde yer yoktur. Gönlümüzün ve belediyemizin kapıları, tüm halkımıza daima açık olacaktır. Vatandaşlarımızın her sorunu, bizim için birinci öncelik taşıyacak ve bütün meseleleri birlikte çözeceğiz.

“Kültürel mirasımızı yaşatacağız”

Bu toprakların zengin kültürel ve tarihî mirasını sadece korumakla kalmayacak, gelecek nesillere aktarılması için çalışacağız. Şehirlerimizin her köşesindeki kültürel değerleri, gelecek nesillere aktarmak için özenle koruyacağız, korumakla kalmayacak, tanıtacağız ve geliştireceğiz.

“Her hizmette mükemmeliyet”

Hızlı, doğru ve estetik; işte bu bizim hizmet anlayışımız olacak. Ulaşımdan altyapıya, kaldırım yenilemeden temizliğe kadar her alanda, şehirlerimizin özüne uygun, estetik ve etkili çözümler sunacağız. Halkımıza sunduğumuz tüm hizmetlerde mükemmeli arayacağız.

“Şeffaflık ve katılımcılık”

Yaptığımız her iş, halkımızın gözleri önünde, açık ve şeffaf olacak. Şehrin yönetiminde, şehrin vatandaşlarını aktif birer katılımcı yapacağız.

“Halkımızla bütünleşeceğiz”

Vatandaşlarımızın her derdi bizim derdimiz olacak. “Bu bizim işimiz değil” demeden, her sorunu dinleyecek ve çözüm üretmek için var gücümüzle çalışacağız.

“Adil imar politikaları”

İmar uygulamalarında, haksız rant elde etme yoluna asla izin vermeyeceğiz. Şehirlerimizin planlamasında ortaya çıkan rantı, toplumsal refahın artırılması için kullanacağız.

“Merhamet ve adaletle yönetim”

İnsanımıza, toplumumuza ve şehirlerimize karşı her zaman merhametli ve adil olacağız. Kendimiz için istemediğimizi başkası için de istemeyeceğiz.

“KENTSEL DÖNÜŞÜMÜN MERKEZİNE İNSANI KOYACAĞIZ”

Şehirlerde kentsel dönüşüm büyük bir rant ve aynı zamanda sorun olarak insanımızın karşısında duruyor. Saadet Partisi’nin bu konudaki yaklaşımı nasıl olacak?

Günümüzde kentsel dönüşüm ve şehir planlaması, şehirlerimizin karşılaştığı en büyük zorluklardan biri olarak öne çıkıyor. Bu alanda yaşanan sorunlar, sadece şehirlerin fiziksel çehresini değil; aynı zamanda ekonomik, sosyal ve çevresel dengeyi de temelden sarsıyor. Modern şehircilik anlayışı, bu meydan okumalar karşısında daha yenilikçi, kapsayıcı ve sürdürülebilir çözümler üretmek zorundadır. Şehirlerimizdeki hızlı ve kontrolsüz şehirleşme; altyapı yetersizliklerine, trafik sıkışıklığına ve genel yaşam kalitesinin düşmesine sebep oluyor. Özellikle hızla büyüyen metropollerimizde bu durum, yoğun nüfus artışı ve sürekli devam eden göç dalgaları ile daha da karmaşık bir hâle bürünüyor. Plansız şehirleşme sonucu ortaya çıkan yeşil alanların yok olması, hava ve su kirliliği gibi çevresel sorunlar hem toplum sağlığını tehdit ediyor hem de doğal kaynakların sürdürülebilirliğini zorlaştırmaktadır.

Kentsel dönüşüm ve şehir planlaması sorunlarının çözümü, yalnızca fiziksel altyapıya odaklanmakla kalmayıp sosyal, ekonomik ve çevresel faktörleri de kapsamlı bir şekilde ele almayı gerektirir. Bu; yerel yönetimler, şehir planlamacıları, sivil toplum kuruluşları ve yerel topluluklar arasında sağlam bir iş birliği ve açık bir diyalog gerektiren karmaşık ve çok boyutlu bir süreçtir. Şehirlerimizin geleceğini şekillendirirken bu sürecin merkezine insanı ve çevreyi koyarak herkes için adil, yaşanabilir ve sürdürülebilir kentsel alanlar inşa etme sorumluluğumuz bulunmaktadır. Bu sorumluluk yalnızca bugünün ihtiyaçlarını karşılamakla kalmayıp gelecek nesillere; sağlıklı, güvenli ve müreffeh bir çevre bırakma amacını da içermelidir.

“ŞEHİRLERİMİZİN DEPREM DİRENCİNİ İYİLEŞTİRECEĞİZ”

Depremler, afetler çok önemli bir problem olarak yerel yönetimlerin önünde duruyor. Bu konuyu sizler nasıl ele alıyorsunuz? Bu konuda ne gibi çalışmalar planlıyorsunuz?

Kentsel nüfusun büyümesi ve kentsel alanlardaki yoğun yapılaşma, doğal afetler karşısında kırılganlığı önemli ölçüde artırmıştır. Öte yandan küresel iklim değişikliği gibi süreçler de doğal afetlerin sıklığını artırmıştır. Deprem başta olmak üzere yaşanan bütün afetler, fiziksel, ekonomik ve sosyal altyapıyı, yaşam alanlarını; hasılı toplumun genelini ciddi şekilde tehdit etmekte, şehirlerimizin dayanıklılığını zorlamaktadır.

Dayanıklı altyapıların inşası, acil durum ekipmanlarının temini gibi temel ihtiyaçlar için yeterli finansmanın bulunmaması, etkili müdahale kapasitemizi sınırlamakta, şehirlerimizin afetlere karşı direncini azaltmaktadır. İstanbul başta olmak üzere şehirlerimizin deprem direncini iyileştirmezsek afetler sonucu ortaya çıkacak yıkım ve kayıpların büyüklüğü gün geçtikçe daha da artacak, mevcut kapasitemizin ötesine geçecektir. İstanbul gibi büyük bir şehirde meydana gelebilecek bir depremin etkileri, sadece yerel değil; ulusal, hatta uluslararası düzeyde hissedilecektir. Bu nedenle şehir planlama ve afet yönetimi stratejilerinin ivedilikle yeniden gözden geçirilmesi zorunluluk halini almıştır.

Türkiye’nin doğal afet potansiyeli ve bu afetlere karşı şehirlerimizin dirençli olması gerekliliği göz önünde bulundurulduğunda, belediyelerin afet yönetimi kapasitelerini artırmaları, kaynak ve eğitim eksikliklerini gidermeleri, etkili iletişim ve koordinasyon mekanizmaları kurmaları ve kentleri süreçlere dahil etmeleri zorunludur. Sadece bu şekilde, afetlere karşı daha dirençli ve hazırlıklı kentler oluşturmak mümkün olacaktır.

“SOSYAL ADALETİ SAĞLAYACAK BİR ANLAYIŞLA HAREKET EDECEĞİZ”

Sosyal belediyecilik anlayışınızdan biraz bahseder misiniz?

Biz toplumun her kesimine hizmet etmeyi, sosyal adaleti sağlamayı ve her vatandaşın onurlu bir yaşam sürdürmesini garanti altına almayı öncelikli görevimiz olarak görüyoruz. Bu vizyon doğrultusunda eşitlikçi ve kapsayıcı bir sosyal politika anlayışını hayata geçirmek için kararlı adımlar atacağız. Sosyal politikalarımızı, bireylerin hem bugünün hem de yarının zorluklarına karşı dayanıklı olmalarını sağlayacak şekilde tasarlayacağız. Bu sadece bir vaat değil, aynı zamanda toplumsal bir sorumluluktur. Bu bağlamda birkaç örnek verebiliriz:

  • 1. Sosyal yardım programlarını güçlendireceğiz: Yoksullukla mücadele için daha etkili sosyal yardım programları oluşturacak ve geliştireceğiz.
  • 2. İşsizlikle mücadele merkezleri kuracağız: İşsizlikle mücadelede daha etkili olabilmek için belediyelerin işsizlikle mücadele merkezleri kurmasını teşvik edeceğiz ve iş bulma programları geliştireceğiz.
  • 3. Eğitim bursları fon oluşturacağız: Dezavantajlı gençlere eğitim bursları sağlayarak eğitim fırsatlarındaki adaletsizliği azaltacağız.
  • 4. Sosyal rehabilitasyon merkezleri açacağız: Engellilere yönelik sosyal rehabilitasyon merkezleri açacak ve bu merkezlerin yaygınlaştırılmasını destekleyeceğiz.
  •  5. Evde bakım hizmetleri vereceğiz: Yaşlı ve engelli bireyler için evde bakım hizmetleri sunacak ve bu hizmetlere daha kolay erişimi sağlayacağız.
  •  6. Sosyal politika odaklı konut ve kentsel dönüşüm projeleri geliştireceğiz: Kentsel alanlarda yaşayan dezavantajlı gruplara yönelik kentsel dönüşüm projeleri başlatacağız. Konut sahibi olmayı teşvik etmek için uygun fiyatlı sosyal konutlar inşa edeceğiz.
  •  7. Aile destek merkezleri kuracağız: Ailelere yönelik destek programları oluşturacak ve aile destek merkezleri açacağız.
  •  8. Evlilik destek programı geliştireceğiz: Evlenmek isteyenlere maddi destek sağlayacak programları hayata geçireceğiz.

22 Şub 2024 - 04:30 -

Mahreç  Mehmet Fahri Özkan


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi