Gizle

Pancar Motor, 2011'de tasfiye edildi

“Yerli otomobil” tartışmalarını ve bu minvalde yaşanan gelişmeleri Yrd. Doç Dr. Abdullah Demir ile konuştuk. 

Haber albümü için resme tıklayın

Hükümetin yerli otomobil çıkışını samimi buluyor musunuz?

Samimi bulmak istiyorum. Hatta samimi olması için dua ediyorum. Ancak burayla ilgili hala kafamda bazı haklı soru işaretleri de yok değil.

Bazı gerçeklerin unutulmaması gerekir. O tarihtir. O toplumun hafızasını harekete geçirir ve o tecrübe bir bilince dönüşür. Gümüş Motor güncel ismiyle Pancar Motor maalesef 2011 yılında tasfiye edildi. Aynı yıl Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan , TÜSİAD’ın 41. Genel Kurul Toplantısı’nda yüzde 100 yerli otomobil çıkışı yaptı. Bu çıkışın olduğu bir dönemde yarım asır boyunca tarım ve denizcilik sektörlerine yönelik mamuller üreten Pancar Motor’un, kapısına kilit vuruluyordu. Bugün hala ülke genelinde ve bölge ülkelerinde Pancar Motor’un 500 binden fazla çalışan motoru var. Bu markanın korunması gerekiyordu.

2 Kasım 2017’de Cumhurbaşkanımız tarafından yerli otomobil ile ilgili çalışmaları yürütecek 5 babayiğit açıklandıktan bir gün sonra gazetelere bir başka üzücü haber düştü. “Türkiye’nin ilk havaalanlarından bir tanesi olan Divriği Havaalanı tarla oldu. Planlanan ilk uçak fabrikasının bulunduğu arazide ise inekler otluyor. Nuri Demirağ’ın doğum yeri olan Sivas’ın Divriği İlçesi’nde ki uçak fabrikası hayalleri üzerinde bugün inekler otluyor. Türkiye’nin ilk demiryolu müteahhidi olan Nuri Demirağ, demiryolu alanındaki başarılarının yanı sıra havacılık alanında da Türkiye’de ilklere imza atmıştır. Türkiye’nin ilk havaalanlarından birisi olan ve ilk ilçe havaalanı olan Divriği Havaalanını 1936 yılında Divriği ilçesinde açtı. Demirağ aynı yıllarda Sivas’ın hiçbir ilçesinde ortaokul bulunmazken Divriği’de Gök Ortaokulu’nu açarak birçok pilotun yetişmesini sağladı. Demirağ, 1941 yılında ilk Türk yapımı uçak ile İstanbul ’dan Divriği’ye inmeyi başardı. Demirağ Türkiye’nin ilk uçak fabrikalarından bir tanesini de Divriği’de yapmayı planladı. Fabrikanın temelleri atıldı. Ancak zamanında yaşanan engeller yüzünden fabrika bir türlü kurulamadı. Bugün ise fabrikanın temelleri atılan, idari binası ile harabeye dönen arazi üzerinde inekler otluyor. Demirağ tarafından Divriği’de kurulan ilk havaalanı ise 90’lı yıllarda Demir-Çelik İşletmesi’ne devredildi. Daha sonra Demir-Çelik İşletmesinin özelleştirilmesi ile fabrika el değiştirdi ve 2011 yılında satışa çıkartıldı. Divriğili bir iş adamı tarafından 430 bin TL bedelle satın alınan tarihi hava limanı bugün tarla olarak kullanılıyor.” Bu acı. Hem de çok acı. Bu ifadeyle ne tarlayı ne de ineklerin otlamasını küçümsüyor değilim. Ancak ülkemizin tarihi ve teknolojik mirasa sahip çıkamazsak yerli otomobili sürdürülebilir hayata da kavuşturamayız. Korkum, tereddüdüm bundandır. Bir haberle seviniyoruz ancak bu tür haberlerle de üzülüyoruz. Vicdanımız sızlıyor. Bu olumsuz örnekleri niye veriyorum. Karamsarlık için değil elbet. Süreçlerdeki çelişkilerin de iyi gösterilmesi, görülmesi ve gerekli tedbirlerin alınması için.

Mesela General Motors bir ara iflas etmek üzere idi. ABD 2009 yılında müdahale etti ve bu markanın iflasını engelledi. Niçin bizde kendi öz girişimlerimize sahip çıkmıyoruz.

En kısa sürede 2 hamle yapılmalıdır. Birincisi Pancar Motor’un (Gümüş Motor’un) yeniden küllerinden diriltilmesi, ikincisi ise Nuri Demirağ’ın emanetlerine sahip çıkılması. Daha aklımıza gelmeyen böyle onlarca konu vardır. Hükümet bu gibi durumlarda önden çekişli bir araç gibi sektörü taşımalıdır. Yani biraz daha fazla kendini işin içine sokması lazım. İlk yatırım riskine devletinde katkı sunması lazım.

Pancar motor (gümüş motor) niçin önemliydi?

Pancar Motor’un 56 yıllık öyküsü “Makine sanayiinin öyküsüdür”. Pancar Motor’un son Genel Müdürü Yalçın Arsan’ın kapanma süreciyle ilgili feryadını sizlerin gözlerine ve kulaklarına taşımak istiyorum. Yalçın şöyle sesleniyordu: “Pancar Motor zor durumda olsa da aslında bir ‘Yerel Kahraman’dı. Sadece Türkiye’de satılmakla kalmamış, başta Afrika ve Ortadoğu olmak üzere yurt dışında birçok ülkeden alıcı bulmuştur. Görebildiğim kadarıyla sadece iki şeye ihtiyacı vardı: ‘Biraz kaynak, biraz da kararlılık.’ Ulusal bir marka, iyi bir ürün, seri üretim ve Ar-Ge yetkinliği, bayi ve tedarikçi ağı, yurt içi ve dışındaki iş ilişkileri, ortaklıkları, lisans ve patentleri ile Pancar Motor, bir daha oluşturulması belki de on yıllar alacak bir değerdi. Pancar Motor’un hikayesi, devlet politikası olarak yerli otomotiv, teknoloji ve sanayi markalarının oluşturulmaya çalışıldığı bir dönemde, ilk yerli sanayi markamızın ellerimizin arasından kayıp gitmesinin çelişkili öyküsüdür. Pancar Motor’dan geri kalanların bir şekilde devlet korumasına alınmasını talep ettim. Sn. Babacan beni dikkatle dinledi ve şu yanıtı verdi: ‘Biz devlet olarak artık özel sektöre hiçbir şekilde müdahale etmiyoruz. Bizim yapacağımız bir şey yok. Eğer markanız söylediğiniz gibi değerliyse yine özel sektörden bir alıcı bulacaktır.”

Türkiye’ye ait, ülkeye mal olmuş bir marka değeri. 56 yıl boyunca ülkemiz çiftçisinin topraklarını sulayan, balıkçı teknelerini denizlere taşıyan, jeneratörler ile Türkiye’nin dört bir tarafını aydınlatan, traktörlere güç veren Pancar Motor, aslında o günlerde adından çokça bahsedilen ve oluşturulması için bir babayiğit aranan “Türk sanayi markasının ta kendisiydi”.

Yerli otomobilin ülke için sunacağı katma değer hakkında bilgi verebilir misiniz?

Otomotiv sektörü bu büyük ekonomik hacmi ile dünyanın altıncı büyük sektörüdür ve günümüzde hem gelişen hem de gelişmekte olan ülkeler için çok önemlidir. Bu sektör yüksek katma değer ve istihdam, rekabetçilik, birçok teknolojiyle ilişkisi ve ülkenin teknolojik gelişmesindeki çarpan etkisi gibi nedenlerden dolayı stratejik bir sektördür.

Sanayileşmiş ülkelerin ekonomileri incelendiğinde, otomotiv sanayiinin bu ekonomilerde önemli bir başrol oyuncusu olduğu görülür. Otomotiv sanayinin ekonomideki bu rolünün sebebi, diğer sanayi dalları ile olan bütünleşik ilişkisidir. Bu sektörlerin; demir-çelik, petro-kimya, kauçuk, plastik, cam, tekstil, elektrik, elektronik ve yazılım gibi birçok temel alanın en önemli müşterisi olmasından ötürü bu sanayilerin de gelişiminin en önemli destekçisidir. Bu bağlamda, otomotiv sanayi ülke sanayisinin gelişmesinde kritik ve bir o kadar da kilit bir rol üstlenmektedir. Sektör ürünleriyle; inşaat, ziraat ve turizm gibi sektörlerle doğrudan, savunma sanayine katkısıyla da ülke güvenliğine dolaylı katkı sağlamaktadır.

Ülkemizde yerli otomobil çalışmaları niçin önemlidir?

Her şeyden önce konu her ne kadar "yerli otomobil" diye adlandırılıyor olsa da aslında bu konu sadece bir otomobil yapma meselesi değildir. Bu mesele ülkemizin ileri teknolojisinin bağımsızlaşması meselesidir.

Kendi otomobilimizi üretirken, tasarımından fiilî üretim organizasyonuna kadar önemli bir “öğrenme” sürecinden de geçmiş olacağız. Bu tecrübemizi daha farklı alanlara da uygulayarak daha yeni şeyler üretme potansiyelimizi geliştirebileceğiz.

Yerli otomobil ile ilgili çalışmaları yürütecek 5 babayiğit açıklandı. bu gelişmeyi nasıl değerlendiriyorsunuz?

Yerli otomobil fikrini yıllar sonra, Ocak 2011’de dönemin Başbakanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan, ilk olarak TÜSİAD Genel Kurulu’nda dile getirdi. Daha sonra hükümetin 2023 programı içerisindeki en önemli hedeflerden biri oldu. Bu açıklamadan sonra Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı yerli otomobil çalışmasında NEVS (National Electric Vehicle Sweden) firması ile işbirliği sonucunda Saab’ın 9-3 modeline ait Sedan, Wagon, Coupe ve SUV olarak dört modelin bütün fikri, mülkiyet haklarını yaklaşık 46 milyon Euro gibi bir bedelle satın aldı. 2015 yılında üret/tir/ilmiş 3 prototipin bilgisi basına duyuruldu. Bu 3 araçtan biri benzinli, biri menzili uzatılmış elektrikli, diğeri ise sadece elektrikli araçtı. Yetkililer tarafından 2016 yılının sonuna kadar Gebze’de 30-40 adet aracın üretilerek, ülkemizin her türlü arazi ve iklim şartlarında teste tabi tutulacağı da belirtilmişti. Bu hususta bir gelişme olmadı. Bakan değişikliği oldu ve modelin ikinci defa değiştiği duyuruldu. Sonra 2 Kasım 2017’de Cumhurbaşkanımız tarafından yerli otomobil ile ilgili çalışmaları yürütecek 5 babayiğit açıklandı. İlk açıklama ile son açıklama arasında yaklaşık 7 yıllık bir süre var.

“Türkiye’nin Otomobili Ortak Girişim Grubu”nu oluşturan Anadolu Holding, Zorlu Holding, Kıraça Holding, BMC ve Turkcell’e başarılar diliyorum. Bu ortak girişim grubunun toplam ciroları yaklaşık 65 milyar TL ve istihdamları yaklaşık 110 bin kişidir. Ülkemiz bu boyutta bir ortaklığa ilk kez şahitlik etmektedir. Burada en önemli husus ülke menfaatlerini önceleyerek uyumlu, ahenkli bir çalışma ortamının oluşturulması ve sağlıklı bir koordinasyonun sağlanmasıdır. Bu büyük projenin ortakları olan “babayiğitlerin” ilgili kurum/lar nezdinde (Cumhurbaşkanlığı ve/ya Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı) kurulacak olan koordinasyon ofisi ile proje kapsamlı olarak takip edilmelidir. Bu sürecin birçok ayağı bulunmaktadır. Sadece hatırlatma babında bir kaç hususu zikretmek isterim. Bunlar; dokümantasyon, bölgesel lobi faaliyetleri, gizlilik ve bilgi güvenliği, kamu-akademi-sanayi dünyasıyla koordinasyon, insan kaynakları, ulusal ve uluslararası hukuk yetkinliği, finansal model, proje yönetimi/takibi, teknik faaliyetler ve basın-yayın vb..

Türkiye’nin Otomobili Ortak Girişim Grubu, günümüz şartlarının gerektirdiği yüksek teknolojiye sahip aracı üretecek dinamiklere sahiptir. Ancak konuyla ilgili uzman kurumlardan, özel sektörden, araştırma merkezlerinden, Ar-Ge merkezlerinden ve Üniversitelerimizden alacakları diğer destekler ile bilimsel ve teknolojik yönden daha güçlü hale gelmeli ve eksikliklerini gidermelidirler.

YERLİ OTOMOBİLİN YILLIK SATIŞI 100 BİNİN ALTINDA OLMAMALI

Başlangıçta bu araç hangi segmentte olmalıdır?

ODD verilerine göre otomobil ve hafif ticari araç satışları 2016’da bir önceki yıla kıyasla yüzde 1.6 artışla 983 bin 720 adede ulaşmıştır. Yine aynı yılda otomobil pazarının yüzde 81.85’ini vergi oranları düşük olan A, B ve C segmentlerinde yer alan araçlar oluşturdu. Segmentlere göre en yüksek rakama yüzde 49.88 payla C segmenti ulaştı. Kasa tiplerine göre en çok tercih edilen gövde tipi ise yüzde 47,86 payla sedan otomobiller oldu.

Bu değerler bir segmentte çıkış yapılacaksa segmentin C ve gövde tipinin de sedan olması gerektiğini söylemektedir.

Yerli otomobil yapımında ülkemizin mevcut insan kaynakları ve teknik altyapısını yeterli görüyor musunuz?

Otomotiv sanayiimiz yarım asır gibi bir sürede montaj sanayiinden, Ar-Ge yatırım ve çalışmalarının yapıldığı, fikri ve sınai mülkiyet haklarının kısmen yerli firmalarımıza ait olduğu araçların tasarlanması aşamasına geçte olsa gelmiştir. Ülkemizde çok çeşitli ve önemli kalitede araçlar faklı lisanslarla üretilmektedir. Yılda 1 milyon 750 bin adetlik üretim yapabilecek kapasiteye sahiptir. Araç üretebilme açısından kapasite ve yeterlilik sorunu yoktur. Ülkemizdeki işçi ve mühendislerimiz hünerlidir. Ülkemizdeki fabrikalar, ilgili markaların dünyadaki en verimli, teknolojik ve en kaliteli üretim yapan fabrikalarıdır.

İhtiyacımız olan; kendi otomobilimizi üretme iradesine sahip olmaktır. Bu iradeyi gerekli teşvik ve destekleri yaparak ortaya koymaktır. Müteşebbis firmaların riskleri göze alarak gerekli sermayeyi ortaya koyma cesaretini göstermeleridir. Bu güzide firmaların samimi olmalarıdır. Yalnızca kendi menfaatlerini öncelememeli, ülkemizin menfaati için gösterdikleri çabayı samimi olarak sürdürmeleridir. Bu uzun soluklu bir yürüyüştür. Bu yürüyüşte karşılaşılacak zorluklar karşısında çabuk havlu atmadan kenetlenerek, süreci sabırla yönetmektir. Ve bu şartlar bugün oldukça olgunlaşmıştır.

Bu olumlu hava bize rekabeti sağlayabilecek, ekonomik üretim yapabilecek satış adetlerine ulaşabilme imkanlarını da oluşturacaktır. Bu husus önemlidir. Bir otomobil modelinin dizaynı, Ar-Ge çalışmaları, prototip üretimi, testleri, kalıpların hazırlanması, imalat hatlarının oluşturulması, pazarlanması, dağıtım kanallarının oluşturulması, satılması ve satış sonrası hizmetlerinin sağlanması gibi faaliyetlerin toplam maliyeti 1.5 milyar euronun üzerindedir. Yıllık satış adedi yılda 100 bin bandının altında olmaması gerekir. Filo kiralamada dahil bunu destekleyecek finansal modeller oluşturulmalıdır. Bu nedenle üretilecek otomobili hem iç piyasaya hem de dünyaya beğendirebilmeli ve dünya piyasalarında var olabilmeliyiz.

Erbakan hocamızın kuruluşuna öncülük etmiş olduğu teknik elemanlar derneği’nin (tekder) yerli otomobil projesine ne tür katkısı olabilir?

İzlediğim ve takip ettiğim kadarıyla projenin özel sektör tarafını temsilen TOBB Başkanı Sn. Rıfat Hisarcıklıoğlu, kamudaki muhatabı Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanımız Sn. Faruk Özlü’dür. Bu çalışmanın bilimsel/teknolojik/teknik koordinatörlüğünün de eşzamanlı ve uyumlu bir şekilde yürütülmesi gerekmektedir. Teknik Elemanlar Derneği (TEKDER) projenin başarıya ulaşması için projenin tüm safhalarında, izleyebildiğimiz ölçüde gerekli önerilerde ve gerektiğinde uyarılarda bulunmaya çalışacak yeterliğe sahiptir. Bir akademisyen olarak değerlendirmem ise; proje yönetimini ve koordinasyonunu olumsuz etkilememek koşuluyla, bu projede nitelikli tüm insan kaynaklarımızı devreye alabilecek bir işbirliği ortamının oluşturulması gereklidir. Özellikle ayırt etmeksizin konusunda uzman akademisyenlerin birikimlerinden azami derecede istifade edilmelidir. Bu ülkemizin meselesidir.

TEKDER, bu projenin insan kaynağının sağlanması, akademi ve sanayi dünyası koordinasyonu alanlarında aktif rol alabilir.

Millî Gazete / Ekonomi Servisi

28 Kasım 2017 -


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Anket Seçim barajı ile ilgili ne düşünüyorsunuz?