Kurban merhametle kesilir

İstanbul Müftüsü Hasan Kamil Yılmaz hocamızla, kurbanı konuştuk.

Büyütmek için resme tıklayın

Nedim ODABAŞ

Allah’ın rızasına uygun şekilde incitmeden, şefkatle yatırarak, hoyrat bir tavırla değil, hatta bıçağı göstermeden, gözlerini kapatarak, son derece nazik bir şekilde yatırarak, hayvanı kesmek zorundayız. Orda bile hoyratlığı, kabalığı Efendimiz (sav) caiz görmüyor. Bıçağını havyanın gözü önünde bileyen sahabisine, “Ne yapıyorsun sen?” diyor. Bıçağını göstermesini istemiyor, itip kakanı azarlıyor. Dolayısıyla kurbanda hayvana karşı nasıl muamele edilmesi gerektiğini, bize emanet olarak verilen, bize nimet olarak sunulan bu hayvanların kesiminde de zerafetin, nezaketin, nahifliğin önemli olduğunu, ayetlerden ve hadislerden öğreniyoruz.

Hocam, kurban vefa, kurban sadakat, kurban teslimiyet, Kurban İbrahim’ce İsmail’le imtihanı kazanmak. “O halde Rabbin için namaz kıl ve kurban kes” ayeti kerimesinin sırrını nasıl algılamamız gerekiyor?

Kurban kelimesi, Arapça bir kelime. Ve Kur’an-ı Kerim’de de kurban olarak geçiyor. Ayet-i kerimede, Hz. Adem (as)’ ın oğulları, Habil’le Kabil kısasında kurban kelimesi, “Onların her birinin Allah’a kurbanlarını sundukları, birinin kabul edilip, öbürünün kabul edilmediği” şeklindeki geçiyor, “Allah sadece takva sahiplerinden Kurbanlarını kabul eder” tahsisiyle ifade ediliyor ki, bu, kurbandaki niyetin takarrub, teslimiyet, O’na boyun eğme, sadakat kavramlarıyla birlikte ta Adem’in çocuklarından itibaren varolduğunu biliyoruz. Bizim dinimizdeki kurban vecibesinin bize işarı olan kelime, sizin de ifade ettiğiniz Kevser suresindeki ayeti kerimedir. Malumlarınız Efendimiz (sav)in son erkek çocuğu da vefat edince, müşriklerin bir kısmı bunu kendileri için fırsat bilerek, Efendimiz’i rencide etmek için, “Ebter” kelimesini kullandılar. Soyu kesik, zürriyeti yok manasına. İncitmek istediler bu kelimeyle… Güya diyorlardı ki, Peygamber (sav) kendisi vefat ettikten sonra, onun davasını devam ettirecek oğlu bile yok. Böyle bir algıya kapıldılar. Peygamber Efendimize (sav) bu şenaati işlediler. Allah (c.c.)’de buyurdu ki, “Ya Muhammed, biz sana kevseri verdik”. Kevser kelimesi, kesure kökündendir. Kesura, kesrettir, çokluktur. Ümmetini çoğaltmakla, çok ümmet sahibi yapmakla, bir şerefle taltif ediyoruz. Kevser kelimesinin bu yönüne baktığımızda. Bir de ahirettekine baktığımızda, Şarabul kevser’den bahsediliyor. Yani, hem dünyada ümmetin çokluğuyla dünyada şereflerin en büyüğünü verdik. Soyundan birisinin ölmüş olmasıyla senin davan, sahipsiz kılacak değil. Biz senin şanını bu dünyada da ahirette de yücelttik. Bu dünyada çok ümmet vererek, ahirette de Kevser havuzunun etrafında sana tabi olan ümmetinle birlikte, ayrı bir şeref bahşettik buyurarak, bu şerefin karşılığı olmak üzere “Sen Allah’a dua et, namaz kıl ve kurban kes”, ifadesiyle, Peygamberimizin (sav) şahsında bize de kurban kesmek emredilmiştir.

KURBAN KESMEK VACİPTİR

Bu ayette muhatap Peygamber Efendimiz (sav) olduğu için, acaba mü’minler de buna dahil midir? Sorusuna cevap veren İslam alimlerimiz, o yüzden bizim mezhebimizde farz değildir, sünnet de değildir, vaciptir. Bazı mezheplerde sünnettir. Bu emir Peygamber Efendimize (sav) münhasırdır, “Biz Peygambere ittisalen kurban keseriz” sünnettir o zaman derler. Farz diyemiyoruz. Dolayısıyla Hanefi uleması bunu vacip kavramıyla karşılamış, farz ve sünnet arasında orta bir kavram, güzel bir kavram. Kurban sadece bir kan akıtmak eylemi değildir. Onun ruhu vardır, tüm ibadetlerin olduğu ğibi. Asl ında her şeyin ruhu vardır. Kainatta cemadatın da, hayvanatın da, bitkilerin de hepsinin ruhu var. Dolayısıyla ibadetlerin de bu manada bir bedeni bir de ruhu var. Mesela Namaz ibadetinin de bir bedeni, bir ruhu var. Namaza ait 12 farzın 11 tanesi bedenidir, bir tanesi ruh yönüyle ilgilidir. O da niyet, ki onun karşılığı da huşudur. Namazın ruhu dolayısıyla niyetle birlikte huşudur. Orucun bir ruhu var. Nasıl bir ruhu var? “Umulur ki, takvaya erişirsiniz” diyor Allah (c.c.). Yemekten içmekten kesiliyorsunuz, ama hedefiniz ve gayeniz takvaya ermek. Zekatın da ruhu var. “Onların mallarından zekat ve sadaka al, böylece hem mallarını arındır, temizle, kalplerini temizle” diyor Allah (c .c.). Haccın da bir ruhu var. Allah (c .c) azığın en iyisi takvadır” buyuruyor, hacla ilgili ayeti kerimede. Kurbanın da ruhu takva. “Sizin kestiğiniz kurbanların ne etleri, ne kanları Allah’a ulaşacak değildir. Allah’a ulaşacak olan tek şey kalbinizdeki takvadır. Burada kalbi bir tarafın olması önemli. Niyet önemli.

KURBAN, AFRİKA’DAKİLER İÇİN SEVGİ MEKTUBU

Kurban’ın sosyal olarak ifade ettiği değer nedir?

Kurban’da bir teslimiyet boyutu var, sadakat boyutu var, toplumsal boyutu var. Efendimiz (sav) efendimizden öğrendiğimiz şekliyle, üçte birini kendisine ayırma, üçte birini akrabalara, üçte birini fakirlere ayırma var ya. Her derecedeki insanı gözeteceksin. O zaman sen işte, toplumda barışın oluşmasına katkı sağlamış olursun. Hakikaten bugün eti sofrasında bir kez gören insanlar var, hatta görmeyen insanlar var. Dolayısıyla son yıllarda vekalet yoluyla kesilen kurbanlarda da ihtiyaç sahiplerine bir sevgi mektubu gibi ulaştığını görüyoruz. Türkiye’den sizin verdiğiniz bir kurban Afrika’nın en ücra yerine, bir köyüne gidiyor. Oradaki insanlar, “Türkiye’den bunu bir kardeşimiz göndermiş” diye Türkiye’ye karşı muhabbet duyuyorlar. Ben Afrika’ya gitmiştim… Tanıtırken “Bu size kurbanları gönderen vakfın temsilcisidir” deyince, bir alkış koptu. Bu bir iletişim adresi gibi, iletişim vesilesi gibi oluyor. Ve sizi öyle hatırlıyor insanlar ve dolayısıyla bizim bağlı olduğumuz millete, memlekete bir muhabbet besliyor. Dolayısıyla ben vekaletle kurban kesiminin, Türkiye’nin itibarının artması, Türkiye dışındaki ülkelerde muhabbetin oluşmasında önemli payı olduğunu düşünüyorum. Sadece Afrika’da değil, Rusya’da da… Buralarda insanlar kurbanı unutmuşlar, kalmamış. Yeniden kurban kesmeyi öğrenmeleri gerekiyor. Zekatı unutmuşlar, önemli bir ibadet… Bilmeyen insanların bunu vermesi kolay değil., Çünkü vermek zor bir şey. Bu bir eğitim işi. Kurbanın da zekatın da bu manada sadece kan akıtmaktan ibaret olmadığını insanlarımıza anlatmamız gerekiyor. Bu işle meşgul olan insanlar olarak biz bunu çok önemsiyoruz.

İÇİMİZDEKİ ŞEYTANLARI TAŞLAMAK

Hocam, Hz. İbrahim (as) ile Hz. İsmail (as) arasındaki kurban ritüelini biliyoruz biz. Aynı zamanda şeytanın da bize musallat olmasıyla ilgili güzel örnekler var. Biz Kurban dolayısıyla içimizdeki şeytanları nasıl taşlayalım hocam?

Meşhur nükte ya, “Bu sene de kurban hacca denk gelecek” denilir. Hacca denk gelince de, aynı zamanda şeytan taşlamaya da denk geliyor. Aslında hacdaki ve diğer ibadetlerdeki ritüellerin, sembolik değerleri var. Bunların her biri ayrı bir değere denk geliyor. Şeytan taşlamak, saçınızı traş ettirmek… Burada sadece saçınızı traş etmiyorsunuz. Nefsinizdeki hamlık, kabalık ve nefsani duygularınızı da traş ediyorsunuz. Kurban ettiğiniz zaman, sadece hayvanı kesmiyorsunuz. Kendi nefsinizi, kendi azgın nefsinizi hak yolunda kurban etmiş olmanın duygusunu yaşıyorsunuz. Mina’da şeytan taşlarken de aslında atılan taş oradaki cemarata değil, aslında bizim içimizdeki şeytana. Bize musallat olan, bize kan damarlarımızda dolaşan, oruçla yollarını daralttığımız şeytana. Bizde kötülüğe çağıran bir ses var, buna nefis diyoruz, şeytan diyoruz. Sonuçta içimizde böyle bir şey var. İşte o duygunun tasnifi, tamiri adına bizim ön kabullerle ona savaş açmamız, “Sen bana şerri tavsiye ediyorsun, kötülük tarafını gösteriyorsun, dolayısıyla ben sana direnmek zorundayım, ben senin söylediklerini

kabullenme taratarı değilim.

KURBAN MERHAMETLE KESİLİR, HOYRATÇA DEĞİL

Hocam, kurbanızı nasıl keselim? Arzu edilmeyen görüntülerin yaşandığı, merhametin yok olduğu kurban kesimleriyle ilgili ne diyeceksiniz?

Allah’ın rızasına uygun şekilde incitmeden, şefkatle yatırarak, hoyrat bir tavırla değil, hatta bıçağını göstermeden, gözlerini kapatarak, son derece nazik bir şekilde yatırarak, hayvanı kesmek zorundayız. Orda bile hoyratlığı, kabalığı Efendimiz (sav) caiz görmüyor. Bıçağını havyanın gözü önünde bileyen sahabisine, “Ne yapıyorsun sen?” diyor. Bıçağını göstermesini istemiyor, itip kakanı azarlıyor. Dolayısıyla kurbanda hayvana karşı nasıl muamele edilmesi gerektiğini, bize emanet olarak verilen, bize nimet olarak sunulan bu hayvanların kesiminde de zerafetin nezaketin, nahifliğin önemli olduğunu, ayetlerden ve hadislerden öğreniyoruz.

KREDİYLE, FAİZE BULAŞARAK KURBAN KESİLMEZ

Hocam, Kredi kartıyla kurban kesilebilir mi?

Kesilir… Yani faize bulaşmamak şartıyla. Bir adamın maaşını aldığında ödeyeceği bir kredi kartı var. Bu kredi kartıyla kart çektiriyor ve aybaşı olduğunda ödüyorsa, ona faiz tahakkuk etmiyor. Dolayısıyla faiz tahakkuk etmediğine göre, onun borcu faize bulaşmadan ödeniyorsa herhangi bir sorun olmaz. .

Peki hocam uzun vadeli şekilde kurban alırsa?

Bu durumda faiz tahakkuk ediyorsa, bu olmaz. Riskli işlerden kaçınmamız gerekiyor. Bizler maaşlı çalışanlarız, aybaşı itibariyle kredi kartının borcunu ödüyorsak, buna faiz tahakkuk etmiyor. Bu tür bir alışveriş yapıyorsanız, bunda mahzur olmadığını düşünüyorum. Ama siz bunu taksitlendiriyorsanız, bu durumda faiz tahakkuk ediyor sanıyorum, o zaman işte risk başlıyor.

31 Ağustos 2017 -


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Anket Seçim barajı ile ilgili ne düşünüyorsunuz?