Zor bir maratondan geçtikten sonra, istediğiniz bölümü
tutturmuş ve üniversiteye başlamışsınızdır. Hayallerinizin seyri değişmiştir,
mezun olup istediğiniz bir kurumda işe başlamayı düşünürsünüz.
Yıllar bir yaz yağmuru gibi geçip gider. Okulunuzu
bitirir ve işe başlarsınız. Fakat hayat sizin hayallerinizde canlandırdığınız
gibi değildir. İş yaşamınızın çerçevesi çizilmiştir, belli rutinleri vardır.
Sabah sekizde işe başlayacaksınız, akşam beşte çıkacaksınızdır. Vaktinizin
neredeyse tamamını elinize tutuşturulan evraklarla geçirirsiniz. Onca yıllık
edindiğim bilgi ve birikimleri, aldığım eğitimi bu evrakları bir düzene
koyabilmek için mi edinmiştim diye sorarsınız ve bu sorunun cevabını hiçbir
zaman alamazsınız.
Ya da bir okulda eğitimcisinizdir. Yapmanız gereken
şeyler bellidir. Sabah gelip derse gireceksiniz, müfredatta belirlenen konuları
öğrencilere aktarıp belirlenen vakitte evinize gideceksinizdir. Ömrünüz,
sınırları çizilmiş konuları öğrencilere anlatmakla geçer. Kendinizi kurulmuş
bir saat gibi hissedersiniz. Her şey belli bir vakte sığdırılmıştır. Dersinizi
anlatır ve çıkarsınız sınıftan. Öğrenci ile hiçbir iletişiminiz yoktur.
Elektronik bir araç gibisinizdir. Neye kurgulanmışsanız ancak onu
yapabilmektesinizdir.
Ya da bir kurumda müdürsünüzdür. Size verilen işin
sınırları çizilmiştir. Kurumunuzdaki elamanları işe teşvik edecek ve onların
motivasyonlarını yükseltmeye çalışacaksınızdır. Kurumun düzenini sağlayacak,
bir sorun varsa müdahale edeceksinizdir. Kurumda çalışan Ayşe hanımı, kapıcı
Ahmet beyi, elamanlardan Erdem ve Hakan ı hiç tanımayacaksınız. Onlar sizin
için cansız birer nesne konumunda olacaklar. Nasıl yaşadıklarını hangi
ortamlardan geldiklerini ve hangi zorluklardan geçtiklerini hiç
bilmeyeceksiniz. Size elemanlarla muhatap olmayın denecek ve siz de buna aynen
uyacaksınız.
Bir hanım, hastanede yatmakta olan eşini ziyaret için
izin isteyecek. Fakat bu durum sizde büyük rahatsızlık uyandıracak. Neden
geldin der gibi yüzüne bakıp kadını azarlayacaksınız. Size göre çalışan kişinin
hiçbir mazereti olmamalı, robot gibi gelip gitmeli ve verilen işi en iyi
şekilde yapmalı. İzin istememeli, hastalığından, yoksulluğundan bahsetmemeli.
Çalışan, çalışan gibi olmalı neye kurgulandıysa onu yapmalı.
Bütün hayatınızı cansız bir nesne gibi geçirecek ve insanların
da öyle olmalarını bekleyeceksiniz. Duygularınızdan arınacak ve artık
hissedemez hale geleceksiniz. Ölüm, yoksulluk ve acıya karşı
duyarsızlaşacaksınız. Yolda baygın vaziyette yatan adamın üzerinden basıp
geçecek, acılı bir babayı gülerek dinleyecek, yoksulluktan bahseden adama
hakaretler savuracaksınız. Çünkü size göre çalışan insan canlılık emaresi
taşımamalı, birer robot gibi yaşamalı ve ölmelidir.