2008 yılında 132 milyar dolara çıkan ihracatımız, 2010 sonunda ancak 114 milyar dolara ulaşabilmiştir. İşsizlik oranları % 9‘lar seviyesine inmişti. Ancak şimdi bile hala % 11.5 seviyelerinde bulunuyor. Yani bir çok açıdan fatura ödedik. Ödemeye devam ediyoruz. 2011 yılında durumun kriz seviyesine ancak dönebileceğini tahmin ediyoruz. Ancak, eğer herhangi bir ilave siyasi kriz olmazsa. Cari açık riskimiz yeniden yükseliyor. Bu anlamda yeni risk alanlarımız gelişebilir.
2008‘de tüm dünyanın girdiği küresel ekonomik krizin Türkiye‘ye faturası ne oldu? 2011 krizin tamamen sıfırlanacağı bir yıl olacak mı?
2008 krizinin tüm dünyaya olduğu gibi, ülkemize de çok ciddi faturası olmuştur. Kriz öncesi projeksiyonlara baktığımız zaman bunlarla ilgili daha rahat değerlendirme yapabiliyoruz. Kriz öncesinde yapılan üç yıllık projeksiyonlarda ülkemizin 2010 yılında GSYH‘ 1 Trilyon dolar noktasına geliyordu. Ancak biliyorsunuz şimdi konuştuğumuz GSYH 750 milyar dolar civarında. Genel bir değerlendirmeyle bu kaybı görebiliriz. Bu sonucun, ihracat rakamlarına, istihdam rakamlarına, bütçe dengelerine yansıyan tarafları var. Oralarda da ciddi kayıplarımız oldu. 2008 yılında 132 milyar dolara çıkan ihracatımız, 2010 sonunda ancak 114 milyar dolara ulaşabilmiştir. İşsizlik oranları % 9 lar seviyesine inmişti. Ancak şimdi bile hala % 11.5 seviyelerinde bulunuyor. Yani bir çok açıdan fatura ödedik. Ödemeye devam ediyoruz.
2011 yılında durumun kriz seviyesine ancak dönebileceğini tahmin ediyoruz. Ancak, eğer herhangi bir ilave siyasi kriz olmazsa. Cari açık riskimiz yeniden yükseliyor. Bu anlamda yeni risk alanlarımız gelişebilir.
Yapısal sorunların çözülmesi gerek
Türkiye, ekonomik parametrelerin anlık değişimler yaşanabileceği bir ülke. Bu bağlamda korku ve endişe duyacağımız risk faktörleri nelerdir?
Doğrusu bu değişimlerin o kadar hızlı yaşandığı dönemleri biraz gerilerde bıraktığımız bir gerçektir. Yani 2001‘de olduğu gibi 5 milyar dolarlık bir portföy oyunu ile ülke krize girmişti. Ancak artık daha sağlam bir kısım basamaklarımız var.
Tabi bu değerlendirme ülkemizde yapısal sorunların çözüldüğü, işlerin makamına oturduğu, her şeyin doğru yönetildiği anlamına gelmiyor. Kalıcı olarak işsizliği düşürmek, cari açığı minimize etmek, ara mal üretimini istenen seviyede gerçekleştirmek, yeni stratejilerle ülkemizin Ar-Ge, üretim merkezi ve lideri olacak şekilde planlanıp yönetilmesi önemlidir. Bunlar olmadıkça, sabit risklerimiz devam edecek demektir.
Gelir dağılımı düzeltilmeli
İşsizlik en önemli açıklarımızdan birisi. İşsizliği azaltmanın formülleri olarak reel sektörün çözüm önerileri nelerdir?
Hiç şüphesiz yatırımdır. Ülkenin büyüme politikasının istihdam dostu olarak planlanması gerekir. Ne olursa olsun büyümek değil. Herkesin mutlu olabileceği bir büyüme başarıdır. Batı krizi bize bunu öğretmiş olmalıdır. Büyük ekonomiler, yaygın olarak vatandaşları memnun etmeye yetmiyor. Ekonomiyi insani olmaktan çıkarmamak gerekir. İnsaniliği mutlaka işin merkezine yerleştirmek gerekir. Bölgesel güç olma istikametinde büyüyen ülkemiz, insani gelişmişliği de paralelinde kurgulaması gerekir. Gelir dağılım dengesi bozuk 30 bin dolarlık bir büyüme yerine dengeli dağılımı olan 20 bin dolarlık bir büyümenin planlanması tercih edilmelidir.
2011 yılı içinde kur riskini hangi pencereden görüyorsunuz? Kur nereye ulaşabilir?
Kur tahminlerini paylaşmak gibi bir geleneğimiz yok. Bu konuda isabet şansı da son derece düşük. Özellikle kriz döneminde herkes sınıfta kaldı. Ancak, TL ile döviz karşılaştırmasında sürprizler beklemiyoruz. Fakat hiç kimse de mesela dolar/Avro paritesi konusunda çok doğru projeksiyon yapamayabilir. Portekiz kendini kurtarabilecek mi, İspanya batış sürecine düşecek mi? Bunlar tam tahmin edilemiyor. AB‘nin kurtarma becerisi ne kadar yükselecek? Bunlar bilinemiyor. Onun için kamuya açık tahmin yapması doğru bulmuyoruz.
Türkiye 2011 yılında bir seçim dönemi yaşayacak. Bu sürecin ekonomik parametreleri olumsuz etkileyebileceğini düşünüyor musunuz? Seçim ekonomisi ne kadar etkili olur?
Doğrusu Türkiye‘nin bu konudaki kötü teamülleri biraz gerilerde kaldı. Seçim ekonomisi kısmen uygulansa bile, bütçeyi çok zorlamayacak diye düşünüyoruz. Dolayısıyla bu açıdan fazla endişeye gerek yok. Hükümet bu politikasıyla da güven toplamaya devam ettiği için muhtemelen çok değiştirmeyecek.
Af mekanizmaları sorunlu
Vergi affı konusunda neler söyleyeceksiniz?
Af mekanizmaları sorunlu ama zaman zaman zorunlu uygulamalar haline geliyor. Hiç şüphesiz ödemesini zamanında yapanı cezalandırmak gibi bir anlamı var. Bu temel güveni sarsıcı bir sonuç. Ancak samimi çalıştığı halde sıkıntıya giren işletmeleri de kurtarmak doğru bir adım olur. Zira bir KOBİ‘nin kurtulması birçok kişinin istihdamı anlamına da gelebilir. Sadece bir kişiye iş imkanı oluşturmanın maliyeti giderek 100 bin dolarlarla ifade edilen boyutlara ulaştı. Bunları da, paralel olarak düşünmek gerekir.
Ayrıca kümülatif hesap ta yapılıyor. 150 milyarlık total alacağı hiç alamamaktansa 50 milyarını almak cazip geliyor. İçinde haksızlık barındırsa da.
Ayrıca eğer sırf bir kısım büyük gruplara özel kıyak anlamında hesaplar varsa artık onları da Allah‘a havale etmek gerekiyor.
Devlet Bakanı Ali Babacan, sicil affıyla ilgili olarak bundan böyle pozitif sicilin tutulacağını, sicillerin Bankalar Birliği‘nce takip edileceğini söyledi. Bu konudan muzdarip esnafımız açısından bu durumu nasıl karşılıyorsunuz?
Olumlu bir karar. Hem iyi tarafın hem kötü tarafın görülmesi esnafın işini kolaylaştırır. Olumlu buluyoruz.
ASKON 2011 yılında artık kendi binasında olacak. Bu süreci değerlendirir misiniz? Gelinen nokta nedir?
İnşallah önümüzdeki aylar itibariyle ASKON açısından son derece önemli olan bir sıçrama imkanı bulacağız. Sivil Toplum Faaliyetlerinin de daha rahat ve etkili yapılabilmesi için farklı imkanlara sahip olmaları son derece önemli. Hem üyelerimize hem de ülke ekonomisine çok daha ciddi katkılar sunmak için büyük bir fırsat olacağını düşünüyoruz.İnşallah açılışımızı kamuoyu ile paylaşma imkanı bulacağız. Bu çerçevede yeni vizyonumuzu o zaman daha kapsamlı bir şekilde paylaşırız.


