Geçtiğimiz hafta sonu Nişasta Üreticileri Derneği (NÜD)
Başkanı Rint Akyüz ile Ekonomi Gazetecileri Derneği nin Kartepe deki
programında bir araya geldik. Kendisini yakından tanıma fırsatı buldum.
Aleyhinde birçok haber yapmış olmamıza rağmen hiç o konulara girmedi.
Oturduğu koltuk ve temsil ettiği kitle bakımından
görevini yapıyor. Şeker pancarının en büyük düşmanı olan nişasta bazlı
şekerlerin yani NBŞ nin Türkiye deki en önemli savunucularının başında geliyor.
NBŞ nin şeker pancarının düşmanı tanımlamasına kendisi
karşı çıkacaktır ama Türkiye deki durumu başka bir kelime ile anlatamayız.
Sektördeki gelişmeleri yakından takip ettiğimiz için NBŞ ye tanımlanan her bir
ayrıcalık pancar tarımının daha az yapılmasına neden oluyor. Ve Türkiye pancar
ülkesi olmasına rağmen pancara gösterilmeyen ayrıcalık nedense her seferinde
NBŞ ye gösteriliyor.
Bildiğiniz üzere en son ihracat gerekçesiyle NBŞ
firmalarının yatırımları teşvik kapsamına alınmıştı. Bunda ne var
diyebilirsiniz Ancak şeker fabrikalarının ihracat yetkisi elinden alınmaya
çalışıldığı bir dönemde NBŞ firmalarına ihracat gerekçesiyle teşvik desteğinin
verilecek olması büyük bir çelişki olarak duruyor karşımızda.
***
Rint bey, şekeri bir bütün olarak görüyor. Ona göre şeker
pancarı / NBŞ ayrımı yok. Bundan dolayı son zamanlarda şekeri tüketmeyin,
şeker zehir gibi sözde uzmanların açıklamalarına karşı çıkarak meselenin neyin
tüketildiği değil ne kadar tüketildiği ile ilgili olduğunu söyledi.
Şekere yönelik olumsuz kamuoyu çalışmalarını da şekerin
sahibinin olmamasına bağlıyor. Burada da kendisiyle aynı düşünmediğimizi
belirtmek istiyorum. Şekerin sahibinin olmaması doğru ancak NBŞ nin sahibi var.
Kamuoyunda farkındaysanız; sürekli kristal şekeri tüketmeyin propagandası
yapılırken ama nedense kimse nişasta bazlı şekerleri tüketmeyin demiyor.
Sağlık Bakanlığı bile kamu kurumlarında içilen çayın
yanında verilecek kristal şekere kısıtlama getirirken nedense çocukların en çok
tükettiği çikolata, bisküvi ve meyve sularındaki nişasta bazlı şekerlerin kullanımı
ile ilgili bir uyarısı dahi bulunmuyor.
***
Toplantıda Rint beyin en fazla dert yandığı konuların
başında da enzim konusu geldi. Malumunuz nişastadan tatlandırıcı yapılırken
belli enzimler kullanılıyor. GDO bulaşığından dolayı da enzim ithalatı çok sıkı
tutuluyor. İşte buradaki sıkı prosedürden şikâyetçi olan Rint Akyüz, sektörde
üretimin durma noktasına geldiğini iddia etti.
Rint Akyüz, buradaki sıkıntıları anlatırken aslında
önemli bir bilgiye de bizimle paylaşmış oldu. 2010 yılından buyana enzim
ithalatında GDO bulaşığı konusunda hiçbir sorunla karşılaşmadıklarını ve ona
göre ithalat yapıldığını ancak 2014 ten itibaren GDO bulaşığının sorun olmaya
başladığını söyledi.
Rint beyin verdiği bu bilgilere göre, NBŞ firmalarının
2010-2014 yılları arasında ithal ettiği enzimlerin GDO bulaşığı olsa dahi
ülkeye rahat bir şekilde girdiğini gösteriyor. Burada vatandaşın tükettiği gıda
ürünleri konusunda büyük bir skandal var.
Bu konuda bir an önce Gıda Tarım ve Hayvancılık
Bakanlığı nın bir açıklama yapması gerekiyor. GDO bulaşığı konusunda enzim
ithalatı 2014 te sıkı bir takibe alınırken 2010-2014 yılları arasındaki
ithalatlarda bu hassasiyet neden gösterilmedi
Bugüne kadar kamuoyunun gözünden kaçırılan bu konunun
aydınlığa kavuşturulması gerekiyor.