Son yıllarda rezil televizyon dizileri öteden beri üzerinde nefretle görüşler belirtilen gündem konuları olagelmiştir. Bu defa da bunun üzerine birkaç cümle görüş belirtelim derken, bazı şaşılacak şeyler fark ettik.
Örfümüzü, adetimizi, dinimizi, aile yapımızı, gençlerimizi ifsat etmekle görevli gibi olan bu aşağılık televizyon dizileri ile; son yıllarda Türkiye’yi yöneten kadrolarla ilgili, bakan, milletvekili, üst düzey bürokrat, danışman ve benzeri kalbur üstü şahsiyetlere ait gelen bir takım suçlayıcı ithamlar ne kadar da birbirine benziyor. Bu rezil diziler nasıl kusturucu etki yapıyorsa, yapılan bu suçlamalar da aynı etkiyi yapıyor.
Örnek mi ararsınız?
Bu rezil dizilerde ne konular işleniyor, izleyenler hafızalarını yoklasınlar:
Bir büyük holding veya gayr-i meşru bir örgüt etrafında bulunanların çevirdikleri dolaplar. Rakipler arasında komplolar, ithamlar. Milyon dolarlık rüşvetler, üst düzey bakan veya bürokratlarla iş pişirmeler. Çapraz ve çapraşık aşağılık ilişkiler, sahte güzellikler, zehirli gülücükler, yağmalanıp yığılan servetler, böcek gibi ezilen garibanlar, büyük şefin malikânesinden çalınan, aşırılan değerli eşyalar…
Bu dizilerin senaryolarında bulunan uyuşturucu kaçakçıları, pudra şekeri kullanırcasına uyuşturucu çekenler, tuzağa düşürülüp uyuşturucuya alıştırılan körpecik gençler, işin içine dâhil olan bakan, bürokrat, emniyet mensupları, mafya oluşumları, gümrüklerde çevrilen fırıldaklar, yağcılıklar, müfsit medya patronları, ikiyüzlü tipler, cazibesi artırılmış kadınlar, şıklıkları pekiştirilmiş erkekler, gülen yüzlerin arkasındaki çirkin kişilikler, din istismarcıları, üfürükçüler, büyük iş adamı kılığında mafya babaları, perdelerin arkalarına yerleştirilmiş aşağılık planlar…
Eşlerini rüşvet olarak yukarıdakine takdim edenler mi ararsınız, temin ettiği kadınlarla yukarıdakinin kasetini çekip şantaj yapmalar mı dersiniz, suikast planları yapıp hayata geçirmeler mi dersiniz, erkek erkeğe veya kadın kadına muamele-i şehvetiye icraları mı dersiniz? Resmi nakil vasıtalarını kaçakçılık işlerinde kullananları mı ararsınız, kumar iptilası yüzünden eşlerini masaya koyanları mı ararsınız, izleyicileri özendirircesine rollere sokulan erkeksi kadınları, kadınsı erkekleri mi ararsınız, tecavüzcüleri mi ararsınız, kutsallara dil uzatan şirk abideleri mi ararsınız, dindar görünüp arka planda keferelik yapanları mı ararsınız, günde üç öğün yemek yer gibi rahat bir şekilde yalan söyleyenler mi dersiniz, yalanları meziyet gibi sunanlar mı dersiniz, iftira, uyduruk haber, çarpıtma ustaları mı dersiniz, iffet katilleri mi dersiniz, her tipten figürler mevcut.
İpten adam alan kelli felli, hatırlı şahıslar, hapishaneden mahpus kaçıran emniyet mensupları, devletin yaptığı sınavların sorularını çalıp servete çeviren reziller, hastanedeki elebaşını koronaya yediren çete elemanları, şantaj kasetiyle kendini aklattıran suçlular, görünmez ve yanına yaklaşılmaz olan ve dizilerin finalinde icabına bakılacak olan büyük şefler…
Sizce de tıpatıp aynı değil mi yıllardan beri gündemi meşgul eden rezaletlerle!
Ayrıca bu alçak dizilerin en cüretlileri yandaşlığı aşikâr olan kanallarda gösterilir. Bahse konu suçlamalar da iktidar cenahında yoğunlaşıyor.
Bir benzerlikleri daha var:
Hem rezil dizilerin denetimi ile görevli olanlar, hem bu suçlanan yöneticileri murakabe etmesi gerekenler, bu rezaletlere sadece seyirci durumdalar. Adeta gıkları çıkmıyor.
Şöyle bir düşünce hâsıl oluyor belleklerde:
Acaba bu rezil dizilerin senaristleri bu suçlananlarla beraber mi çalışırlar? Bunlar yaptıkları rezaletleri senaristlere anlatıp diziye mi dönüştürüyorlar? Ya da hayali geniş olan senaryo müellifleri, dizi çekiminden önce bu senaryolarını bu kişilere veriyorlar da onlar hayata mı geçiriyorlar? İnsan şüpheleniyor doğrusu.
Bu rezil dizileri çoluk çocuğumuza seyrettirmemenin yollarını arardık. Şimdi günlük haberleri de yasaklıyoruz. Çünkü etkisi aynı.
Bu her iki anlamdaki rezil diziler daha bir müddet devam edeceğe benziyor.
Ya millet topyekûn kafayı yiyip ifsat tezgâhında eriyecek, ya da işin farkına varan bir takım iyi niyetli kişiler birleşip bu ifsatları sonlandıracaklar.
“Görelim Mevla’m neyler, neylerse güzel eyler!”
TIRLARLA SOYGUN
Devlette soygunlar var çeşit çeşit,
Doluyor rüşvetle, hatırla tırlar,
Ülkem dolu, yetim, gazi ve şehit;
Bir gün bu hesabı hatırlatırlar…