Gündem

Resmen soygun

Resmen soygun

Abone Ol

1990‘lı yıllarda yüzde 30 olan ithal ilaç oranının son yıllarda yüzde 70‘lere kadar çıkmasından dolayı sektörde yabancılar tekel haline geldi. SSK‘nın İstanbul‘daki ilaç fabrikasının da hastanelerin Sağlık Bakanlığı‘na devredilmesinin ardından 2005 yılında kapatılmasıyla ilaç pazarı tamamen yabancıların hâkimiyetine geçti.

Aylardır eczacılar ile hükümet arasında yaşanan ‘ilaç krizi‘ farklı soruları gündeme getirdi. Danıştay‘ın eczane protokolü iptal kararını durdurmasıyla ilaç krizi yeni bir boyut kazansa da geçen süreçte yaşanan tartışmalar Türkiye‘nin ‘ilaç‘ üzerinden nasıl soyulduğunu da gözler önüne serdi. 1990‘lı yıllarda yüzde 30 olan ithal ilaç oranının son yıllarda yüzde 70‘lere kadar çıkmasından dolayı sektörde yabancılar tekel haline geldi. SSK‘nın İstanbul‘daki ilaç fabrikasının da hastanelerin Sağlık Bakanlığı‘na devredilmesinin ardından 2005 yılında kapatılmasıyla ilaç pazarı tamamen yabancıların hâkimiyetine geçti. Hükümetin ‘ilaç fiyatlarını‘ düşürüyoruz iddiasıyla eczacılar üzerinden sürdürdüğü kavganın temelinde de bu olgu yatıyor. Türkiye‘deki ilaç pazarını tamamen ele geçirmelerinden dolayı istedikleri şekilde at koşturan uluslar arası yabancı ilaç devlerine bir yaptırım uygulamayan hükümet, ilaç fiyatlarını sadece eczacılar üzerinden düşürmeye çalışıyor.

80 liralık bir ilacın 10 liraya kadar düşmüş

İlaç kavgası kamuoyuna açıklanması gereken birçok soruyu da gündeme taşıdı. Hükümetin ‘ilaç fiyatlarını düşürüyoruz‘ şeklindeki açıklamaları dikkatleri bugün fiyatı düşürülen ilaçların geçmiş yıllarda hangi fiyattan alındığına çevirdi. Geçen 4 yıl içinde 80 liralık bir ilacın 10 liraya kadar düştüğü belirtiliyor. Hükümet buradaki indirimi bir başarı gibi göstermeye çalışsa da kamuoyu Sağlık Bakanlığı‘ndan şu sorunun cevabını bekliyor; Bugün 10 liraya alınabilen ilaç 4 yıl önce neden 80 liradan alındı? Bu aradaki rantı hangi ilaç devleri paylaştı?

İthal ilaç oranını azaltmak için çaba yok

Yaşanan bu tartışmalarda ‘yüksek ilaç giderleri‘ sürekli ön plana çıktı. Görünürde gereksiz ilaç tüketimi artışmış gibi gösterilmeye çalışılsa da aslında ilaç giderlerinin artmasının temelinde de yüzde 500 ile 1500 arasında değişen kar oranıyla çalışan ve bu karlılıklarından hiç bir şekilde taviz vermeyen dev ilaç firmalarının fiyat dayatmaları yatıyor. Sağlık Bakanlığı‘nın bütçeden ‘ilaç giderlerini‘ düşürme girişimlerinde sürekli olarak vatandaşın ilaca ulaşımını zorlaştıracak kararlar almasına rağmen, ithal ilaç oranını azaltmak için bir adım atmaması ise manidar karşılanıyor. Sağlık Bakanlığı yerli ilaç sanayisi için bir adım atmak bir tarafa SSK‘nın İstanbul‘daki ilaç fabrikasının hastanelerin Sağlık Bakanlığı‘na devrinin ardından kapısına kilit vurulmuştu.