Rekor Seviyede Tıklanan Polemik ve Kavga Yazıları

Abone Ol

Şöyle bir densizlik yapsam: Müslüman bir yazara, fikir

adamına öfkelensem, öfke baldan tatlıdır ya, isim vererek ona hakaret eden, onu

aşağılayan ağır ve seviyesiz bir polemik yazısı kaleme alsam.

Bu yazı çok okunacak ve tıklanacaktır.

Densizce saldırdığım zat iki tavır koyabilir: Ya, ayıp

yaptığımı söyler, bana cevap vermez. Ben de ağzımın payımı alır susarım,

böylece dedikoducuların hevesleri ve iştahları birinci rauntta kursaklarında

kalır. İkincisi: O da benim düştüğüm nefsaniyet tuzağa düşer, daha ağır bir

yazıyla cevap verir, ben onun üzerinden bir kova çamur döktüysem, o benim

tepemden iki kova döker. Dedikoducuların istediği olur.

Böylece çirkin bir polemik savaşı başlar. Sen ha sen ha

sen ha!..  Sen şöylesin Tencere senin

dibin kara Ben yükseğim, sen alçaksın Alçak sensin!..

Her iki muharririn yazıları tıklanma rekorları kırar

Dedikoducular, polemikçiler gayet memnun Okudun mu Eygi nasıl vermiş

veriştirmiş Onunki bir şey değil öbürü Eygi yi yedi kat dibine batırmış Ya

öyle mi ne demiş .. Aman saniye geçirmeden oku

Cenab-ı Hak bu fakiri bu hallere düşmekten muhafaza

buyursun.

Vaktiyle gençliğimde merhum Osman Yüksel ile böyle bir

polemik yapmışımdır. Bunu,  irtikâb

ettiğim bir eşeklik olarak kabul eder ve hâlâ üzülürüm. Belki ben haklıydım ama

tartışmamam, hürmetsizlik etmemem gerekirdi.

Müslüman halk, iki Müslüman yazar veya düşünür polemik yaptığında, birbirlerine

saldırdığında, ikisine de Ayıptır yahu!.. Müslümanlar böyle mi tartışır ..

Kesin şu utanç verici polemiği!.. Devam ederseniz ikinizi de kara listeyle

alır, boykot ederiz demelidir.

Polemik ve şahsiyat yapanları desteklemek, yazılarını

âb-ı hayat gibi içercesine okumak, yangını alevlendirmek; polemik kadar çirkin

ve yanlıştır.

Peki Bir soru: Biri yanlış yapsa, mutlaka tashih

edilmesi gereken bir hatâ etse ne yapılacak

Bunu polemiksiz, tartışmasız, hakaretsiz, sövüp saymasız

halletmek gerekir.           

En doğrusu isim vermemek, yanlışı ele alarak onu

düzeltmektir.

Mutlaka isim verilmek gerekiyorsa İslam ahlak ve edebiyle

edepli olarak, yumuşak ve elden geldiği kadar kibar bir üslupla yapılmalıdır.

Tabiî ki, yanlışlar tashih edilmelidir. Nasıl bir

niyetle Allah ın rızasını kazanmak için ihlasla.

Halkın, okurların münakaşa, polemik, saldırı yazılarını

rekor seviyede tıklamaları, kışkırtmaları büyük bir noksanlıktır.

Bozuk fikir, inanç ve görüşler İslam ın red, cerh, ibtal,

tâdil metoduyla, hikmetle çürütülmelidir.

İki Müslüman muharrir seviyeli fikir münakaşası yapabilir

ama asla seviyesiz polemikler yapmamalıdır.

Yahu güreşin, boksun, karatenin bile kuralları var.

Kültürlü ve faziletli kimselerin tartışmasının kuralı olmaz mı

Faydalı, lüzumlu, aydınlatıcı yazıları okumayıp da kavga yazılarını rekor seviyede

tıklamak elbette fazilet değildir.

(İkinci yazı)

Vesayetçilerin Son Çırpınışları

Ülkemizde birkaç yıldan beri büyük ve temel değişiklikler

olduğunu görmeli ve kabul etmeliyiz.

Eskiden Mason Dönme Kripto bir vesayet rejimi vardı,

pastayı onlar yiyordu. Şimdi Müslüman çoğunluk da pasta yiyor. Pastalar hep

helâl midir, bu konuda kesin konuşamam. Acaba yüzde kaçı helal, yüzde kaçı

haramdır .. Hepsine toptan helal veya haram demek adalete pek uymaz. 

Vesayetçiler, pastanın bir kısmı ellerinden gidince,

eskiden pek önem vermedikleri helal haram meselesini dillerine doladılar.

Paşa hazretleri Cumhuriyetin ilk yılında Kâzım

Karabekir e ne demişti:

Dini ve namusu olanlar kazanamazlar!.. Fakir kalmaya

mahkûmdurlar... Böyle kimselerle memleketi zenginleştirmek mümkün değildir.

Bunun için, önce din ve namus telakkisini kaldırmalıyız. Partiyi, bunu kabul

edenlerle kuvvetlendirmeli ve bunları çabuk zengin etmeliyiz. Bu suretle

kalkınma kolay ve çabuk olur.

Vesayetçi egemen azınlık dine, dindar çoğunluğa çok zulm

etti, çoğunluğun temel insan haklarını ayaklar altına aldı.

Merve Kavakçı yı Meclis e sokmamışlardı, o terör günleri

geride kaldı. Meclis te başı örtülü hanım milletvekilleri var. Başörtüsü tabu

olmaktan çıkartıldı.

Vesayetçiler zamanında bir lisenin bodrum katında küçük,

pis, karanlık bir odada üç beş genç namaz kılınca kızıl kıyamet

kopartıyorlardı. O günler de mazide kaldı, vesayetçilik derin bir yara aldı.

Çünkü artık okullarda ibadet yeri açılmasına izin çıktı. Niçin çıkmasın ki,

İngiltere nin Büyük Britanya kısmında, sabahları derslerden önce, okul

şapelinde (kilisesinde) ibadet etme mecburiyeti var.

Şapka Kanunu na ve Kemalizm e en büyük hıyaneti

vesayetçiler, baş açık gezmek suretiyle yapmışlardı. Silindir şapka, melon şapka,

hasır şapka, kolonyal şapka giymeleri gerekirdi. Kendileri şapka giymiyorlardı

ama Müslümanların takke, fes, bere, sarık ile dolaşmalarına da izin

vermiyorlardı. Artık şapka kanunu geçerli değil. İnkılapların en büyüğü

yıkıldı.

Eski vesayet devirlerinde Mason locaları hürriyet içinde

çalışırken, Müslümanların tasavvuf tekkeleri ve zaviyeleri yasaktı. Artık o

yasak da gevşedi. 

Böyle giderse, İngiltere de olduğu gibi ülkemizde de

Şeriat mahkemeleri açılırsa hiç şaşmamak gerekir.

Vesayet sistemi son 90 yıllık tarihimizde hep faşist bir

azınlık sistemi olagelmiştir. Vesayetçilerin, kendileri için kötü olan gidişatı

tersine çevirebilmek için siyasî seçimlerden ümidi yoktur.

Şimdi en büyük ümitleri askerî veya sivil bir darbe ile,

halk tarafından seçilmiş iktidarı devirmek ve eski egemen azınlık vesayet

sistemine dönmek, pastanın yüzde seksenini yemektir.

Geçen senenin sonunda, ülkemizde bazı bahar hareketleri

olacağını haber vermiştim. Bahara kalmadı, başladı bile.

Çok büyük, çok genel, çok yoğun ve yaygın yeni bir GEZİ

kalkışması yapacaklar ve Kemalizm bayrağını tekrar göndere çekeceklerdir.

Planları, ümitleri, hayalleri budur.

Başarılı olabilirler mi .. Çok zor. Malaparte, hükümet

darbesi tekniği adlı kitabında, darbeciler sıkı çalışırlarsa başarılı olurlar;

siyasî iktidar bütün tedbirlerini alırsa, darbeyi önleyip ayakta kalabilir

diyor.

Vesayetçiler cinayetleri, cenazeleri alabildiğine

kullanıyor.

Vesayetçiler lise gençliğini sokağa dökmek istiyor. 

Yurt çapında halk hareketleri için hazırlık ve yoğun

propaganda yapıyorlar.

İktisat ve maliyeyi çökertmek için her türlü sabotajı

yapabilirler.

Önümüzdeki bahar onların (sanırım) son şanslarıdır.

Amaçlarına ulaşmak için iç savaş bile çıkartabilirler.

Bu fakirin, Müslüman bir yazar olarak bu gelişmeler karşısında

ne yapması gerekir

Askerî veya sivil darbeye karşı olmam gerekir.

Yağcılık yapmadığım gibi yıkıcı muhalefet de yapmamam

gerekir.

İnsanların isteklerinin değil, Allah ın irade ve

kaderinin yerine geleceğini bilmem gerekir.

Müslüman çoğunluğu birleşmeye, tek bir Ümmet olmaya, âdil

ve râşid bir reise biat ve itaat etmeye çağırmam gerekir.

Türkiye temiz ve şeffaf bir ülke midir .. Uluslararası

Şeffaflık ve Temizlik anketinde ülkemizin notu 10 üzerinden 5 tir

Kendimizi, ülkemizi, halkımızı, devletimizi, işlerimizi

ıslah niyetine, iradesine, azmine, sebatına, sabrına, plan ve programına sahip

olursak inşaallah düzelme olacaktır.

Müslümanların bugünkü ittihadsızlığı ve gafleti,

Vesayetçilerin azgınlığı devam ederse gelecek karışık gibi görünüyor.