Reklamın kötüsü

Abone Ol

Reklam, günümüzde öylesine etkili bir propaganda mecraı

oldu ki, bir zamanların maksatlı propaganda yayınlarının ve kitleleri bir

kalıba sokmaya yönelik uygulamalarının hepsinin önüne geçiverdi. Üstelik bu

etkileme ve yönlendirme işini öyle ustaca yapıyor ki, eğlenceli, komik,

sempatik, yeri gelince dramatik vs gibi imgeleri kullanarak bilinçaltına etki

ediveriyor kitlelerin.

Bu kadar etkili bir aracın verdiği her mesaj, kullandığı

her araç ister istemez birtakım karşılık buluyor toplum üzerinde. Reklamın

iyisi kötüsü olmaz sözü, reklamla birlikte bir mesaj verme haricinde bir de

hedef kitle üzerinde öyle veya böyle bir etki bırakmak olduğunu gösteriyor.

Anlatacağını anlatması yanında bir şekilde muhatabının ilgisini çekiyor yani.

Hitler Almanyası nın baskıcı idaresiyle zapturapt altına

alınan toplumun, bir de ustalıkla kullanılan propaganda silahıyla belli bir

moral-motivasyona getirilmesi önemlidir. Aynı şekilde, Soğuk Savaş yıllarında

yaşanan ABD-Sovyet çekişmesinde, sıklıkla propaganda vasıtalarının

kullanılması, hatta bazen sadece namımız yürüsün kabilinden (yani reklamını

yapmak için) girişilen eylemler bir şeyler söyler bize. Toplumu etkilemek ve

istenen yöne sevk edebilmek adına büyük bir güçtür reklam-propaganda aracı.

Kendisini dünyaya süper güç olarak ezberleten ABD nin

propaganda silahını ne kadar etkin kullandığına her gün şahit oluyoruz. Dünyaya

verdiği bu süper güç mesajını filmlerle, dizilerle, popüler kültür ikonlarıyla

destekleyen ABD, kültürel hegemonyasını bu yumuşak güce borçlu. Fark

ettirmeden kendisini tüm dünyaya kabul ettirirken, bir bakıma reklamını iyi

yapmış oldu ABD.

Tüm dünya üzerindeki farklı kültürlerin giderek her

açıdan birbirine benzemesi, yani kültürel ve toplumsal küreselleşme diye bir

olgu varsa, bunun başlıca sebeplerinden birisi olarak bu reklam-propaganda

araçları başa yazılabilir. Giderek tektip insanlar, tektip kültürler, tektip

bir kafa yapısı yer etmeye başlıyorsa dünya genelinde, şaşırtıcı derecede

gelişen haberleşme imkanları kadar bu imkanların bu tektipleştirme için

kullanılması da etkendir.

Reklam deyip geçmemek gerekiyor bunun için. Misal, bir

ülkenin, bir toplumun geçirdiği değişimi, uğradığı farklılaşma ve belki de

yozlaşmayı reklamlara bakarak bile anlamak mümkün olabilir. Elbette, tüm diğer

yayınlarla birlikte değerlendirmek gerekir ama etki bakımından kısa ve öz

olmaları daha kesin sonuç sağlamaktadır.

Son dönemlerde Türk toplumunun, gençliğinin yaşadığı

cehalet krizi, ne oldum deliliği, gösteriş ve popüler olma çılgınlığı gibi

sorunlara bir bakın. Elbette ki bunların müsebbibi reklamlar değildir. Her biri

başlı başına incelenmesi gereken, sebep-sonuç ilişkisiyle değerlendirilmesi

gereken ciddi hususlardır. Ancak tüm bu sorunların cem edildiği bir mecra

olarak reklam kuşakları, toplumun önüne konmak istenen bu hastalıklı tip e

çanak tutmaktadır.

Devamlı surette işlenen ve giderek toplumda karşılık

bulmaya başlayan bu prototip , ambalajı parlak içi bomboş bir genç

karikatürüdür. Özellikle telefon operatörü reklamlarının baş karakterine

dönüşen bu saçma prototip, hayretini ifade ederken Vauvv der, beğenince Çok

cool diye tepki verir. Tüm derdi arkadaşlarıyla mesajlaşmak, yavuklusuyla

saatlerce saçma sapan konularda konuşmak, ömrünü partilerde takılarak

geçirmektir. Tüketmekten, pahalı ve markalı giysiler giymekten, son model

bilmemkaç bin liralık telefonlar kullanmaktan gerçek dünyaya bir türlü

gelemeyen bir tiptir bu. Amerika daki, Avrupa daki muadilinden bir farkı

olmadığı gibi hayata dair bir kaygısı da olmayan bir tiptir. Varoluş gayesi

anı yaşamak tır, haz almak tır.

Devamlı surette işlenen bu tip le istenen, bir gencin en

idealist çağını hiçbir şeyi dert etmeyerek, hiçbir şeye (siyaset, hayat vs)

kafa yormayarak, kapitalizm gibi bozuk bir düzene bile muhalif olmayarak, tam

bir çöp gibi geçirmesidir. İşin kötüsü, bu tip giderek kanıksanmakta,

toplumda karşılık bulmakta ve gamsız, patavatsız, hiçbir derdi ve ideali

olmayan, sadece eğlence ve haz üzerine bir hayat amaçlayan bir oksijen israfı

kalabalığının vücuda gelmiş olmasıdır.

Reklamlar belki masum gibi görünür ve bu kadar büyük bir

önem atfetmek de doğru olmayabilir. Ama bir gerçek var ki, o da reklamın iyisi

kadar kötüsünün de olduğudur.