Referandumun yıldızı Saadet Partisi

Abone Ol

Bismillahirrahmanirrahim;

HEPİNİZ izliyorsunuz! Referandum sürecinde en basiretli, en ferasetli üslubu Saadet Partisi kullanıyor. Milletimizin bütününe karşı sorumluluk hissediyor. 15 senedir gerilim, kutuplaştırma, ayrıştırma siyasetinden beslenen AKP ve CHP’nin oyuncaklarını ellerinden aldı. Ezber bozan bilgece siyaset sebebiyle tutarsız tavırlar ortaya koymaya başladılar. Saadet Partisi ise, “Gel kardeşim! Beraber düşünelim; Türkiye’nin huzuru, refahı, saadeti ve akıbeti için düşünerek karar verelim” diyerek halkı birlikte müzakereye çağırıyor.

Anayasa hazırlama sürecinde toplumsal ve siyasi uzlaşma sağlanamadı. Her oturumda kavga, hakaret, bir milletvekilinin bacağının ısırılmasına varan sertlikler yaşandı. Anayasa değişikliği bu atmosferde görüşüldü.

Saadet Partisi halkımıza rehberlik için, “Anayasa Değişikliği Ne Getiriyor, Ne Götürüyor?” başlıklı 36 sayfalık bir kitapçık hazırladı. Evet, hayır holiganları, referandum dışında her şeyi konuşarak halkı etkilemeye çalışıyorlar. Ama Saadet Partisi söz konusu referandumsa konunun dışına çıkmadan eksisiyle artısıyla, anayasa değişikliğiyle ilgili analizler yapıyor. 

Kitapçıkta bir anayasanın temel özellikleri anlatılıyor: “Anayasalar adaletin teminatıdır. İnanç hürriyetinin teminatıdır. Ülkede huzurun, güvenin ve güvenliğin teminatıdır.”

Anayasa, yöneticileri denetleyici özellikte olmalıdır, diyorlar: “Anayasalar, hükümetlerin hukuk içinde hareket etmesi için vardır. Kuvvetler arasında denge sağlanması için vardır. Yönetenlerin kendi menfaatlerini değil, halkın menfaatini gözetmesi için vardır. Mahkemeler zulüm değil, adalet dağıtması için vardır. İnsanların huzur içinde çalışması, üretmesi ve hakça paylaşması için vardır. Toplum içinde ayrılık, kutuplaşma, çatışma tohumları ekmez.”

ADALETTEN VAZGEÇİLMEZ

SAADET Partisi, cumhurbaşkanı ve başbakanın yetkilerini “Başkan”a veren “Başkanlık Sistemi”nin “yönetimde istikrar ve güçlü bir hükümet imkânı sunacağı”nı düşünüyor. Fakat cumhurbaşkanına yürütme yanında; yasama ve yargıyı yönlendirme yetkisi verilirse, bu alanların kurumsal kimliğini zedeleyeceğini savunuyor.

Saadet Partisi yargı bağımsızlığının vazgeçilmezliğine inanıyor. Getirilen değişiklikle, Anayasa Mahkemesi üyelerinin 15’inden 12’sini; HSYK üyelerinin 13’ünden 6’sını cumhurbaşkanının belirleyecek olmasını, adalet mekanizmasının cumhurbaşkanının kontrolüne girmesi olarak görüyor. Partili cumhurbaşkanlığında, partisinin milletvekili adaylarını da cumhurbaşkanının belirleyeceği düşünülürse, bu yöntemle oluşan bir Meclis’in “adalet mekanizması” cumhurbaşkanının görüşü yönünde şekillenir. Bir kişinin yönlendirmesiyle oluşan “adalet mekanizması” bağımsız olabilir mi? 

Kalıcı olması istenen anayasa değişikliğini bugünkü yöneticilerden ayrı ele almak gerekir.   Cumhurbaşkanını adalet mekanizması ve kurumların üstünde tutarak devlet yönetilmez. Adaletin yara alması vicdanları kanatır. Toplumun huzurunu bozar. ABD’deki adalet mekanizması “Başkan”ın üstündedir. Oradaki Yüksek Mahkeme kaç kere Trump’ın kararlarını bozdu. Damadını sorguya çekti. Yoksa Trump belki dünyayı hemen ateşe verecek!

Demek ki, denetim mekanizması şart. ABD’de devlet; Başkan, Yüksek Mahkeme, Temsilciler Meclisi, Senato gibi kurumlarla yönetiliyor. CİA gibi açık; ABD derin devleti gibi gizli denetleme kurumları var. Cumhurbaşkanına yalnız yürütme yetkisi verilmesi gerekirken; referanduma sunulan değişiklik metninde yasama ve yargı gibi en temel erkler de cumhurbaşkanının inisiyatifine bırakılıyor. 

TEK ADAM YÖNETİMİ OLMAZ

Yasama, yargı, güvenlik gibi kurumların işleyişinin kanunla belirlenmesi yerine; cumhurbaşkanlığının çıkaracağı Kanun Hükmünde Kararnamelerle (KHK) yürütülecek olması yetki paylaşımını önlüyor; güçlü ve itibarlı olması gereken hassas kurumları cumhurbaşkanının inisiyatifine veriyor.

Yürütmenin tamamen cumhurbaşkanına verilmesine evet ama yasama ve yargının itibarının da korunması şarttır. Her an, gerekçe göstermeden cumhurbaşkanına feshetme yetkisi veren bir Meclis’in itibarı ne kadar olur? Böyle bir Meclis milli iradeyi temsil edebilir mi? Yetki ve itibarı zayıflatıldıktan sonra milletvekili sayısının artırılması neye yarar?

Bu durum yürütmenin denetlenemez noktaya gelmesine yol açar. Güvenoyu yok. Bakanlara sözlü soru sorma imkânı yok. Bütçe yapma yetkisi yok.  İşleyiş hakkında bilgi edinme hakkı zayıflatılıyor. Suç işleyen cumhurbaşkanı yardımcıları ve bakanlar hakkında Meclis soruşturması açılması oldukça zorlaştırılıyor. Cumhurbaşkanının uygulayacağı usul ve atama esaslarında açıklık yok. Tereddüt uyandıran o kadar soru işareti var ki!

Saadet Partisi anayasa değişikliği konusunda “Birlikte düşünelim” daveti yapıyor. Geleceğimizi ilgilendiren bir konuda isabetli karar vermeye çağırıyor.

Referandumda “Evet” çıkarsa telafisi zor bir sürece girebiliriz. “Hayır” çıkarsa endişe verici maddeler yeniden gözden geçirilir; sakıncalı kısımlar giderilir. Milletimize layık daha güzel bir anayasa hazırlamanın yolu açılır.

Dua edelim; Saadet Partisi’nin deyimiyle, “Niyet hayır, akıbet hayır” olsun! Problemin çözümü; konuyu anayasa değişikliği üzerinden düşünerek aklımızı kullanmamıza bağlı!