Refah Partisine tahammül edemeyen o Bakan öldü!

Abone Ol

Adı, Talat Halman…

Önceki gün bir üniversitede ders verirken öldü.

Peki, kimdir, Talat Sait Halman

* Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk Kültür Bakanı. Türkiye’nin kültür elçiliğini yaptı; son yıllarda ise Türkiye ve ABD üniversitelerinde edebiyat dersleri, Ortadoğu ve İslâm konularında konferanslar verdi. 

* Sadece şâir, gazete yazarı değil, bir dönem siyaset de yaptı.

* Lise sonrası eğitim için gittiği ABD’de bir ömür geçirdi.

* Karadenizli bir ailenin, Donanma Komutanlığı’na kadar yükselmiş amiral bir babanın oğlu.

* Çok genç yaşında evlendiği ilk eşi Musevi Barbara da Amerikalı’ydı. Bu evliliği fazla uzun sürmedi, evlilikten oğlu Hür Halman doğdu.

* Musevi eski-eş, Talat Bey’den olma oğlu Hür’ü yanına alarak İsrail’e yerleşti. Halman’ın oğlu Hür’ün, önce Budist olduğu, sonra karizmatik bir rahibin EST tarikatına girdiği, Maoistliği denediği, Presbiteryen Kilisesi’ne devam ettiği biliniyor. Doğruysa, Hür Bey son olarak İslâm’ı kabul etti.

* Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün Fikir Sofrası’na katılıp şarap içerek, ılımlı İslam sohbeti yapan Prof.

***

Talat Halman’ın benim en çok dikkatimi çeken özelliği ise 30 Nisan 1997 tarihli Milliyet Gazetesi’ndeki yazısı. “RP’yi bölmek” başlığını taşıyan yazıda Halman, neler diyor, neler… Refahyol’u hedef alan ve çok dikkat çeken bu mektubu arşivlerinizde olsun diye tam metin olarak buraya alıyorum;

“Hükümetin akıbeti ne olursa olsun, RP’nin bir parti olarak bölünmesi, daha iyisi, parçalanması, ülkemizin siyasal geleceği için hayırlı uğurlu olacak. 70 yıl boyunca laik yönetim egemen olduktan sonra, birleşik bir İslam cephesi oluştu. Devlet işlerinde biraz daha fazla din unsuru olmasını isteyen ılımlı dindarlardan tutun da amansız yobazlara, Batı düşmanlarından mutlak köktendincilere, nostaljik gelenekçilerden iflah olmaz gericilere kadar, türlü türlü seçmenler, RP’ye doluştular.

Aleviler ve Fethullah Hocacılar RP’yi tutmadı ama laik partilerin bocaladığı ve bölündüğü bir dönemde, değişik kesimlerdeki müminler, kendileri için tek seçenek olarak RP’yi gördüler. Yurt dışında, Türk ve Müslüman oldukları için horlanan işçiler, Hıristiyanlığa karşı kırgın ve kızgın tepkilerle, RP’ye para yağdırdılar.

Suudi Arabistan ve İran için, başarılı laikliği ortadan kaldırmak, ateşli bir tutkuydu. Gizli yollardan muazzam mali destek sağladılar bu uğurda. Ama Refah’ı kılpayı farkla oy birincisi yapan, fakir halkı temsil eder gibi görünmesi, pek çok yoksul seçmene çeşitli yardımlar sağlamasıydı. 1996 Temmuz’unun başından bugüne kadar 10 aylık iktidarında, hiç değilse kendi taraftarlarından 10 numara alabilirdi: ideolojisini aşırı uçtan merkeze çekebilseydi, laiklikle kavgaya tutuşacağı yerde köylüye ve işçiye hizmet verseydi, Silahlı Kuvvetler’i ve basını karşısına almasaydı, dış politikada yarım yamalak Müslüman devletlerin eline sakalı vermeseydi, içerde şaibe ve skandalları örtbas etmek uğrunda türlü oyunlar çevirmeseydi, halka bu kadar yalan söylemeseydi...

Şimdi, “sekiz yıl” anlaşmazlığı yüzünden, RP içinde çekişmeler, çatışmalar başladı. Başka inanç ve strateji ayrılıkları da baş gösterebilir. Aslında, sosyal demokratlar gibi, din partilerinde de, görüş farkları yüzünden bölünmeler olması doğaldır. RP’de yakın gelecekte çatlamalar, kopmalar olması beklenebilir.

Refah bölünmese bile, yeni din partileri kurulması mümkündür. Düşünün, Refah’tan üç parti doğarsa bundan sonraki seçimlerde hiçbiri barajı aşamayabilir. Ya da, yepyeni bir din partisi kurulursa, RP ve yeni parti, belki küçümen partiler olurlar TBMM’de.

Milletçe okuyalım, üfleyelim de birleşik din cephesi delinsin, bölünsün, parçalansın. Demokrasi denememizin hayırlı bir gelişme göstermesi, Refah’ın zayıflamasıyla, din partisine giden oyların bölünmesiyle olacaktır. Öteki partiler akıllarını başlarına, toplamadıkları için, tek çıkar  yolumuz bu olsa gerek. (Talat Halman, 30 Nisan 1997, Milliyet)

***

Okudunuz değil mi mektubu, dikkatlice…

Sağlığında sorsaydınız, “En büyük demokrat benim…” derdi, hiç kuşkunuz olmasın!

Bu nasıl demokratlıksa!

Ve bu isim, üstelik de bu satırların hedefi olan partinin eski bir üyesi tarafından Köşk’e çağrılıp taltif edildi!..

Toprağı bol olsun…

Bedelli askerlik için farklı bir formül!

Esselamü Aleyküm,

Malum bedelli askerlik çıktı. Herkesin aklında birçok soru var.

Benim de âcizâne bir talebim var, eğer ilgili yerlere ulaştırırsanız sevinirim.

Ben yaklaşık 10 yıldır kamu personeli olarak çalışıyorum evli ve üç çocuk babasıyım.

Her ne kadar 18.000 TL az bir ücret gibi dursa da bir memur için bayağı bir para ve böyle bir borca girmek hiç te kolay değil bizim için. (Zaten girme durumumuz da olamaz)

Yetkililerimizden bizim de bir talebimiz var. Benim gibi kamuda çalışan ve bedelli askerlik yapmak isteyen birçok arkadaş mevcut.

Acaba çalıştığımız hizmet süresi boyunca hak ettiğimiz tazminatlarımız bedelli askerlik borçlanmasına mahsup edile- bilir mi

Böylelikle bizleri de büyük bir mağduriyetten kurtarmış olurlar. Hem de devletin bir kurumundan diğer kurumuna para aktarımı olmuş olur.

Özel sektörde çalışan arkadaşlar böyle bir imkândan faydalanabiliyorlar.

Umarım yetkililerimiz bizlerin de sesine kulak verir de bu mağduriyetimize çare olurlar. Saygılar Efendim.(H.M.)

NOT: Bugün 7 Aralık 2014, Pazar… 1) Emekliler yılda 15–20 TL zamla, hâlâ sürünmeye devam ediyor. 2) An itibariyle asgari ücretli “nasıl geçineceğim ” diye feryat ediyor. 3) Bu parlamento ve mevcut AKP iktidarı, 2011’den bu yana verdiği yeni ve sivil anayasa sözünü yerine getiremedi. 4) 28 Şubat darbesi döneminde kapatılan, yoksul-zeki Anadolu çocuklarının barındığı Başbakanlığa bağlı Vakıf Öğrenci Yurtları hâlen kilitli. Otur, sıfır!