Türkiye’nin önümüzdeki 3 yıl boyunca izleyeceği ekonomi programı (Orta Vadeli Program) dün Başbakan Yardımcısı Ali Babacan tarafından açıklandı. Bilindiği üzere bu tür ekonomi programları üç açıdan ele alınır ve ona göre değerlendirilir. Programda bir tutarlılık var mı İnandırıcı mı Ve önceki programlardan farkı ne
***
Ekonomideki bütün hedeflerin temeli `üretime’ endekslidir. İşsizlik, enflasyon, ihracat, cari açık gibi temel göstergelerde `üretebildiğiniz kadar’ başarılı olursunuz. Üretemiyorsanız işsizlikle, enflasyonla mücadele edemezsiniz! Üretemiyorsanız cari açığınızı kapatamazsınız! Üretemiyorsanız yaptığınız ihracatın size bir faydası olmaz! Yani ekonomi hedeflerindeki tutarlılık ve inandırıcılık üretimle doğru orantılıdır, işin sırrı burada yatıyor.
***
Programda ortaya konulan hedeflere bakıldığında kendi içinde tutarlı ve inandırıcı gibi görülse de rakamların detaylarına inildiğinde bu tutarlılığı ve inandırıcılığı göremiyoruz. Örneğin büyümede, iç tüketime dayalı değil ağırlıklı olarak dış taleple bir büyüme öngörülüyor. Yani ihracata dayalı bir büyüme hedefleniyor. İthalata bağımlı hale getirilmiş bir ekonomide ihracata dayalı bir büyüme nasıl gerçekleştirilebilir Anlaşılır gibi değil.
***
Yıllardır bu ülkeye ithalata ve sıcak paraya dayalı bir ekonomi modelini dayatan ve bunu da `büyük bir başarı’ olarak ortaya koyan Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın konuşmasında `yerli üretime’ vurgu yapması da dikkat çekti. Babacan ve hükümetin çok savunduğu ve toz kondurmadıkları `reel politik’leri değişmeye başladı. Buna sevinmeli miyiz, üzülmeli miyiz bilemiyorum.
***
Orta Vadeli Programda 76 milyonu ilgilendiren asıl bölümü ise `tasarruf’ vurgusu oluşturuyor. Hükümet, ortaya konulan hedeflerin tutturulabilmesi için sıkı mali politikalardan taviz vermeyecek ve tasarruf oranlarını artıracak. Babacan, konuşmasında bu iki konunun altını özenle çizdi. Sıkı mali politika ve tasarruf demek vatandaşın kemerinin daha da sıkılacağı anlamına geliyor.
***
Babacan, konuşmasında bütün hedefleri sıraladı ama nedense `denk bütçe’den hiç söz etmedi. Çünkü hükümet programında ve hedefleri arasında böyle bir niyet ve gayeleri yok. Denk bütçe demek, halktan ve haktan yana bir ekonomi politikası uygulayacağım demektir… Denk bütçe demek ülkeyi faiz lobisine teslim etmeyeceğim demektir. Hükümet aslında safını/tarafını buradaki duruşu ile belli ediyor. Dün açıklanan orta vadeli program da `küresel sermayeye’ ve `faiz lobisine’ selam çakmaktan başka bir anlam taşımıyor.