Reconquista II

Abone Ol

Yusuf Sancak diye gazeteci bir arkadaşı hatırlayanınız var

mı Bir dönem Milli Gazete ve Türkiye gazetelerinde çalışmıştı. Gazetecilikle

muharipliği birbirine karıştırdığı gerekçesiyle basın mensubu arkadaşları

tarafından linç ve infaz edildi. Bosna Hersek’te cephede Sırp mevzilerine doğru

ateş açtığı gerekçesiyle ipini çektiler. Yaptığı etik miydi değil miydi o başka

bir tartışma konusu. Bununla birlikte, Yusuf Sancak’ın mazisine ve gazetecilik

kariyerine hiç acımadılar. Hakkında hiçbir mazeret kabul etmediler. Neyse olay

geçmişte kaldı. 

 Hüda Hüseyni adlı

Arap bayan yazar Eymen Zevahiri’nin Mali ve Cezayir kapısından yeniden

Avrupa’ya ulaşmak istediğini yazıyor. Lakin Hüda Hüseyni, Eymen Zevahiri ve

benzerlerini bahane ederek Batılıların Mali veya Afganistan’a ulaşmak

istediklerini veya bilfiil ulaştıklarını niçin söylemiyor Batılılar

reconquista siyasetiyle yeniden Afrika içlerine ulaşmak istiyorlar. Haçlı

Savaşları sırasında ruhanileri bile İslami doğunun bal ve yağ akıttığını

söylüyor ve ‘haydin yağmaya’ diyorlardı. Şimdi de Mali’ye uranyumu ve yeraltı

zenginliklerini yağmalamaya gidiyorlar. Yusuf Sancak’ın cani Sırpların

siperlerine silah doğrultması tabu ve yasak sayılıyor lakin Prens Harry’nin

ülkesinin ve ABD’nin işgal ettiği Afganistan’da Taliban asileri öldürdüğünü

söylemesi kahramanlık olarak algılanıyor. Bunu yapan da bir prens bozuntusudur.

Taliban ise Prens Harry’nin bunu yapamayacak kadar korkak olduğunu

söylemektedir. Mali’de işgal gücü olarak hareket eden Fransız askerleri

başlarına kuru kafa maskesi geçirmişler (skeleton mask). Bununla, ülkeyi

yağmalamaya ve halkına da ölüm yağdırmaya geldikleri mesajını vermektedirler.

Kuru kafa maskesi giyerek terörizm yapmak suç olmuyor ama halkın kendisini ve

topraklarını tercih ettiği bir bayrak altında savunması kabahat olmaktadır.

*

Bush ile bugünkü İngiltere veya Fransa’yı yönetenler

arasında pek bir fark bulunmamaktadır. Napolyon Bonapart, Churchill ile

Bush’lar arasında bir farkın bulunmaması gibi. Giderayak Hilllary Clinton

skandal bir değerlendirme yapmış ve Mali’nin İslamcıların güvenli bölgesi ve

sığınağı haline gelmesine izin vermeyeceklerini söylemiştir. İslamcıların

Mali’nin kuzeyindeki varlıklarının Amerikan çıkarlarına ters olduğunu da

söylemiştir. Sanki Batı’nın yeniden Mali’ye çöreklenmesi başta bölge halkı

olmak üzere İslam dünyasının zararına olmuyor Kimse neyin İslam dünyasının

yararına neyin de zararına olduğunu sorma zahmetine bile katlanmıyor. Sanki

onların hiç çıkarı ve zararı yok!

*

Önce Mali işgali ne anlama geliyor, yakından bakalım! Fransa

Savunma Bakanı Jean-Yves Le Drian Mali’deki hedeflerini iki kelime ile

özetlemiştir: Topyekûn yeniden işgal (Total rconquest). Bu ifade bize Ferdinand

ve İsabella dönemlerinde İspanya’da yaşanan Reconquista sürecini

hatırlatmaktadır. Reconquista, irredantizm örneklerinden birisidir.   Fransız Bakan’dan sonra Mali operasyonunu

değerlendiren İngiltere Başbakanı David Cameron ise Batı’nın onlarca yıldan

beri Kuzey Afrika’da İslami terörizmle yüzleştiğini söylemektedir. Batı olarak

İslami aşırılık ve Kaide tipi örgütlenmelerle yüzleştiklerini ifade ediyor.

Batı, kuzey Afrika’nın neyi oluyor ki o topraklarda terörizmle yüzleşiyor   Bu, Kuzey Afrika’yı sömürge olarak

gördüklerini açık ediyor. Daha sonra bu sözlerini şöyle açıyor:   Onlar bizim hayat tarzımızı tahrip

ediyorlar! (France, UK return to Africa ‘to stay until end’,  Daily News, January 22, 2013) Bu sözler bir

şuuraltı boşaltımıdır. İkincisi, George W. Bush’un sözlerinin bir yankısı ve

tekrarıdır. 11 Eylül olaylarının akabinde Bush, “Onlar bizim hayat tarzımıza

saldırıyorlar” demişti. Demek ki David Cameron’a göre, Mali olayları 11 Eylül

saldırılarının zımnen bir devamı. Mali’de veya Cezayir’de İslamcıların iktidara

yürümelerini bir tehdit olarak algılıyor. İyi de David Cameron İngiltere’de çoğulculuk

modelinin iflas etiğini söyleyerek İngiltere’deki Müslümanları istemediklerini

ima etmemiş midir Onlar İngiltere’de Müslümanları ve Mali’de İslamcıları

istemiyorlar. ‘İngiltere Hıristiyan bir ülke ve bunu söylemekten imtina

etmeyiz’ demiştir. Mali’de eski sömürgecilerin birbirlerini desteklemeleri

gösteriyor ki, Hollande ve Cameron’un şahsında yeni bir Ferdinand ve İzabella

örneğiyle karşı karşıyayız. Kimin İsabella kimin ise Ferdinand olduğunu tayin

ise okuyucuların ferasetine kalmış bir husustur!