Rasulullah Aleyhisselam’ın son tavsiyeleri-ııı

Abone Ol

İslâm’ın en temel referansları, en temel delilleri hiç şüphesiz “Kur’an ve Sünnet”tir. Bu iki temel referans, İslâm’ın anlaşılması, hayata nizam vermenin yollarını göstermesi, hayatımızı dizayn edebilmek için gerekli tüm bilgi ve emirleri ihtiva etmesi bakımından hayati önem arz etmektedir. Kısacası Kur’an ve Sünnet, Müslüman’ın yolunu aydınlatan kutup yıldızlarıdır. Kur’an ve Sünnet, Müslüman’ın hem dünyaya nizam vermesini hem de ahiretini teminat altına alması için olmazsa olmazdır. Dünya ve ahiret mutluluğun sırrı, bu iki delil de bu iki referanstadır.

Bir Müslüman için Allah ve Resulü’nden daha yüce hiçbir değer yoktur. Bu yüzden Müslüman’ın malı da, canı da, hayatı da Allah yoluna fedadır. Bizler Allah’ın davasına baş koymuş, başını bu davaya satmış kahramanlarız. Allah-u Teâlâ da müminlerin canlarını ve mallarını cennet karşılığında satın almıştır. Kur’an-ı Kerim’de “Şüphesiz Allah, müminlerin canlarını ve mallarını, kendilerine vereceği cennet karşılığında satın almıştır. (Onun) Tevrat’ta, İncil’de ve Kur’an’da (anılan bu vaadi) kendi üzerinde hak bir vaattir. Allah’tan daha ziyade sözünde duran kim olabilir? O halde, yaptığınız bu hayırlı alışverişten dolayı sevinin. İşte en büyük saadet budur” (Tevbe, 111) buyrulmaktadır.

Bunun için Kur’an-ı Kerim, Allah’a ve Resulü’ne itaati emreder. Kur’an’da “Yine de ki: Allah’a ve Peygamberine itaat edin. Eğer yüz çevirirlerse, şüphesiz Allah kâfirleri sevmez” (Al-i İmran, 32), “Allah’a ve Peygamber’e itaat edin ki, rahmete erdirilesiniz” (Al-i İmran, 132) ayetleri hakla batılı, müminle kâfiri birbirinden ayıran yegâne şartın Allah ve Resulü’ne ittiba olduğunu göstermektedir. Bundan dolayı “Kelime-i Şehadet” ve “Kelime-i Tevhid” dinin anahtarıdır.

12- Kur’an ve Sünnet’e ittiba:

Peygamber Efendimiz (s.a.v)’in son tavsiyelerinden birisi Kur’an ve Sünnet’e ittiba hakkındadır. Bu konuda şöyle buyurmuştur: “Ey müminler, benden sonra küfre dönmeyin, birbirinin boynunu vuran kâfirler gibi olmayın. Size iki emanet bırakıyorum, onlara sımsıkı sarılıp emirlerine uyarsanız yolunuzu hiç şaşırmazsınız. O emanetler Allah’ın kitabı Kur’an-ı Kerim ve Peygamberinin sünnetidir”.

13- Allah yolunda cihad:

Hakkın batıla galebe çalması, yeryüzünde hakkın hâkimiyeti, zalimlerin zulmünün son bulması, mazlumların ahının dinmesi, batılın yaptığı kötülüklerin düzeltilmesi ve şeytanın çocuklarının Allah-u Teâlâ’nın arzında planladığı fıtrata müdahale çabaları, zulüm ve gözyaşı ancak güç ve cihadla önlenebilir.

Kâfirlerin ancak güçten anlayacağı da şu ayetlerde açıkça beyan edilmektedir: “Ey Peygamber! Kâfirlere ve münafıklara karşı cihad et, onlara güç göster. Onların varacakları yer cehennemdir. O, ne kötü bir varış yeridir” (Tevbe, 73; Tahrim, 9)

Yeryüzünde zulme dur denilirken pasif olunmaması, gözü dönmüş kâfirlere karşı onurlu ve güçlü olunmasını emreder Allah-u Teâlâ, “Onlar sizde sertlik ve üstün gayret görsünler. Bilin ki, Allah (kötülükten ve adaletsizlikten) sakınıp korunanlarla beraberdir” (Tevbe, 123) buyurmaktadır.

Kur’an-ı Kerim’de Yahudi ve Hıristiyanların kâfir oldukları belirtildikten sonra “O kendilerine kitap verilenlerden, Allah’a ve âhiret gününe inanmayan, Allah’ın ve Peygamber’in haram ettiği şeyi haram tanımayan ve (İslâm’ı) din edinmeyen kimselerle; onlar hor ve küçülmüş oldukları halde kendi elleriyle (boyun eğerek) cizye verinceye kadar savaşın” (Tevbe, 29) ve “Yeryüzünde fitne (şirk) kalmayıp, din yalnız Allah’ın oluncaya (ondan başkasına ibadet edilmeyinceye) kadar onlarla savaşın, cihad edin…” (Enfal, 39) ayetleriyle Müslümanlara, tüm dünyaya Allah’ın hâkimiyetini tesis için hedef gösterilir. Bundan dolayı tarih boyunca Müslümanlar, İ’lây-ı Kelimetûllah yani Allah’ın adını ve dinini yüceltmek, adaleti bütün cihana yaymak için “cihad” etmiştir.

Cihadla kötülükler düzeltilir, mazlumlar zalimlerin zulmünden kurtulur, hak gelir, batıl zail olur. Allah-u Teâlâ, Kur’an-ı Kerim’de kötülükleri Müslümanların eliyle düzeltmek istediğini emrederek, “Onlarla savaşın ki, Allah sizin elinizle onları cezalandırsın, onları rüsvay etsin; onlara karşı size yardım ve zafer nasip etsin ve (baskı ve zulüm altındaki) mü’min toplulukların gönüllerini ferahlatsın” (Tevbe, 14) buyurmaktadır.

Peygamber Efendimiz (s.a.v)’in son tavsiyelerinden birisi de cihaddır. Bu emirle Müslümanların dâima diri, güçlü ve dirençli olması için son uyarılardır bunlar. Cihadı terk eden Müslüman’ın zillete düşeceğini iyi bilen Peygamberimiz (s.a.v), bu son büyük buluşmada cihadı hatırlatmış ve şöyle buyurmuştur: “Ey insanlar! Yeryüzü Allah ve Rasûlü’ne aittir. İnsanlar, Allah'tan başka ilah yoktur deyip, benim Allah'ın Rasûlü olduğumu kabul edinceye kadar, insanlarla mücadele etmem, savaşmam emredildi. İnsanlar, kelime-i tevhidi söyleyince, kanlarını, canlarını ve mallarını korumuş olurlar. Ancak İslam’ın koyduğu sorumluluk gereği uygulanan gerekçeli karara dayalı cezalar müstesnadır. Ahiretteki hesapları ise Allah'a aittir. Kendinize, birbirinize haksızlık etmeyin!”

14- Üstünlük Allah’tan korkmakta ve takvadadır:

Peygamber Efendimiz (s.a.v)’in son tavsiyelerinden birisi de ırkçılığı yasaklamasıdır. Kimsenin kimseye üstünlüğünün olmadığını belirten Peygamberimiz (s.a.v), insanların birbirinden ancak Allah’tan korkarak, hakkı üstün tutup batılı terk ederek, iyiliği emredip kötülükten ve günahlardan sakınarak elde edilebileceğini beyan buyurmuştur. Bu üstünlük dünyada başkalarına üstünlük taslamak değil, ahirette makam üstünlüğüdür. Allah’tan çokça korkan ve günahlardan sakınarak takva elbisesini giyinen kişi elbette dünyada da diğer insanlar içinde fark edilecektir ancak asıl fark edilme ahirette Cennet’teki makamında kendini gösterecektir.

Peygamber Efendimiz (s.a.v), dünyaya veda etmeden yaptığı son büyük mitinginde, müminlerle son büyük buluşmasında yani Veda Hutbesi’nde şöyle buyurmuştur: “Ey insanlar! Rabbiniz birdir, babanız da birdir. Hepiniz Adem’in çocuklarısınız. Adem ise topraktan yaratılmıştır. Arab’ın Arab olmayana, Arab olmayanın da Arab’a üstünlüğü olmadığı gibi kırmızı tenlinin siyah tenliye, siyah tenlinin de kırmızı tenliye üstünlüğü yoktur. Üstünlük ancak takvada (günahlardan sakınmada) ve Allah’tan korkmaktadır. Allah yanında en kıymetli olanınız Allah’tan en çok korkanınızdır”.

(Devam edecek)