Ramazan-ı Şerif‘te nefsle birlikte şeytanların da farz olan zorunlu riyazatla bir tür çile hapsine tabi tutuluyor olması ile Ramazanoğlu Mahmud Sami Efendl‘nin ömrü boyunca nefsine hiç yüzvermemesi, nefsini sürekli edeb orucuna tabi tutması, nefsini sürekli edeb ateşi içinde "yakin" de yakması, Hazretin soyadındaki yakıcılığın sakıncalı duygu düşünce ve davranışları yakıcılığın şahsiyetini de sarıp sarlamadığını, isimle müsemmanın bütünleştiğini gösteriyor.
Televizyon
Hazretin Erenköy içindeki evinde, bir gün
- Efendi Hazretleri, bizleri televizyon konusunda aydınlatır mısınız? diye sormuş.
Hazretin damadı Ömer Kirazoğlu sual sahibine:
- Bu soru müfti işi be adam! Git Müftiye sor! diye celallenince, insanların bu şekilde azarlanmasını doğru bulmayan Sami Efendi, damadının celalini kendi cemaliyle örterek çok veciz bir cevab vermiş:
- Kalbi meşgul eder, huzura manidir...
Allah hatırı
Bir gün ihvandan birinin mağazasında sohbet edilirken, içeriye bir kadın müşteri girmiş:
Kadıncağız biraz açık saçık olduğu için mağaza sahibi yüzünü ekşitince, bu tatsız sahnenin farkına varan Hazret:
- Müşteriye iyi muamele etmek lâzım! Müşteride Allah hatırı var!... diyerek, ihvanı her halükarda nezakete ve nezahete davet etmiş,
Allah korkusu
Yunak Müftüsü Süleyman Tanrıkulu bir gün bir ziyaretınde Sâmi Efendi Hazretlerine:
- Efendim. Said-i Nursi Hazretleri o karanlık günlerde nasıl korkusuzca cihada devam etti? diye sorunca,
Şunu söylemiş Hazret:
- Allah korkusu bir insanın her tarafını ihata ederse, sair korkular ona girmeye yer bulamaz!




