Gündem

Ramazanoğlu Mahmud Sami Efendi (1)

Ramazanoğlu Mahmud Sami Efendi (1)

Abone Ol

"Hayru‘l-halef-i Es‘ad-i dergah-i Kelamî

Fahrü‘l-urefâ bedr-i hafâ Hazret-i Sâmî"

(Kemal Edib Kürkçüoğlu, 25.07.1973)

Çocukluktan gençliğe geçtiğimiz yıllardan beri bazen bir şekilde içinde yer aldığımız, bazen de kenarında kıyısında kaldığımız irşad havzalarından biri de, Ramazanoğlu Mahmud Sami Efendi Hazretlerinin irşad havzasıdır. Bizim bu sahada maceramız çok fakat kalender kalem dervişliğinden öte yapabildiğimiz bir şey de yok.

Çok açık söylemek gerekirse ki, gerekir, açık ve net olmakta fayda var. Bunca macera içinde gül bahçesindeki kil ya da külün gülden nasibi neyse, bizim de Ramazanoğlu Mahmud Sami Efendi Hazretlerinin irşad havzasından nasibimiz odur.

EDEB ÜZRE BİR ÖMÜR

Ehl-i irfan arasında aradım kıldım taleb.

Her hüner makbul illa edeb illa edeb!

Edebdir tac-ı Rabbani, komazlar her başa anı,

Olagör Gaybî ruhani, edeb gözle edeb gözle!

Sunullah-ı Gaybi

Edeb bîr taç imiş nûr-u Hûda‘dan.

Gey ol tacı emin ol her belâdan!

mısralarının abide şahsiyeti Mahmud Samî Ramazanoğlu, 1892‘lerde Adana‘da dünyaya gelmiş.

İlk, orta ve lise tahsilini memleketinde, yüksek tahsili İstanbul‘da tamamlamış.

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi o zamanki adıyla Darul Fünun Hukuk Mektebi mezunu olan Sami Efendi yedek subay olarak yaptığı askerlik hizmetinden sonra, Kelami Dergahı Şeyhi Meclis-i Meşayıh Reisi (Şeyhler Meclisi Başkanı) M. Esad Erbili Hazretlerine intisab etmiş.

M. Esad Erbili Hazretlerinden icazet aldıktan sonra memleketine dönen Sami Efendi, orada, Adana‘da muhasebeciliğe başlamış.

Varlıklı bir aileye mensub olduğu halde o babasından ve ailesinden kendisine intikal eden büyük serveti almamış ve:

- Hiç kimse kendi kazanandan daha hayırlı bir yiyecek asla yememiştir! hadis-i şerifi gereğince kendi el emeğiyle geçinmeyi tercih etmiştir.

Bereketli bir ömür süren ve doksan iki yıllık hayatı boyunca defalarca hac ve umre yapan Sami Efendi ilk haccını 1946‘larda yapmış.

1951‘lerde İstanbul‘a yerleşen Sami Efendi, 1979‘larda Medine‘ye hicret etmiş ve 12 Şubat 1984 tarihinde Medine‘de Hakka yürümüştür. Cennet-ül Baki‘de medfundur.

NEFSİNE TAVİZ VERMEDİ

Çocukluk ve gençlik yılları da dahil hayatının her karesini:

"Hasibû enfüsekum kable en tuhâsebu,

Vezinü a‘mâlekum kable en tu vezenû!"

Hesaba çekilmeden önce kendinizi hesaba çekin, Tartılmadan önce amellerinizi kendiniz tartın! düsturuyla dolduran Sami Efendi, öyle titiz, öyle dikkatli öyle rikkatli yaşamış ki, kendi nefislerini sürekli azimete tabi tuttukları halde başkalarına karşı ruhsat açan bir veli.

"Ya hayır söyle, ya sus!" Hadis-i Şerifi doğrultusunda yaşadığı için, "Zaruret olmazsa saatlerce konuşmadığı olurdu. Bu sessizlik hallerinde daimi olarak zikir ve murakebe ile meşgul olurlardı." Sohbetlerinde sıkça az yemenin faziletinden, çok yemenin zararlarından bahseder, bunu ayet, hadis ve hikmetli sözlerle anlatırdı. Kendisi sünnet üzre günde iki öğün yemeği tercih ederdi. Yediği zaman da yarım dilim ekmek ve birkaç lokma katıkla kifaf-ı nefs ederdi. İhvanla birlikte yenildiğinde:

Devamı Yarın