Ramazan?ın gölgesi

Abone Ol

Rahmet, mağfiret, fazilet ve gufran ayı Ramazan ayına

birkaç gün kaldı. Ramazan ayı ile birlikte bambaşka bir manevi atmosfere geçiş

yapacağız, bu mübarek ayın bizlere sunduğu rahmet ve bereket donanımlarını

idrak etmeye çalışacağız. Yaklaşık bir haftadır televizyonlarımızın ana haber

bültenlerinde Ramazan ayı ile ilgili haberler yapılıyor. Dikkatimizi çekiyor,

haberlerin ana eksenini Ramazan da ne yenilecek, ne içilecek sorusu

oluşturuyor. İftarda yenilecek zeytin, peynir, hurma, sahurda yenilecek kahvaltılık

haberleriyle Ramazan ayı için bir beklenti çıtası oluşturulmaya çalışılıyor.

Öncelikle bu tür haberlerin Ramazan ın manevi donanımıyla kesinlikle ilgisi,

alâkası yoktur. Çünkü, Ramazan ayı yeme içme ayı değil, yememe, oruç tutma,

fakirin fukaranın halleriyle hallenme, toplumun tüm katmanlarıyla bu ay içinde

empati kurabilme yeteneğini geliştirme ayıdır. Din ve diyanetle olan ilişkisi,

Bu sene de hac ile kurban aynı aya denk geldi Cenaze namazına duranların

secde etmedikleri görüldü gibi akıllara seza çıkarımlar yapabilecek bir boyut

sergileyen medyamızın, Rabbimizin rahmetinin coştuğu, şeytanların bağlanarak

ibadetlerin feyzine feyiz katıldığı bir ay için böylesi sığ bir değerlendirme

yapmasını yadırgamamak gerekir. Gerçi, televizyonlarda Ramazan için iftar ve

sahur programları, özel yapımlar, belgeseller yayınlanacağına dair fragmanlar

da izliyoruz. Bu fragmanların da, onların yapacağı ve Ramazan da huzurumuza

getireceği hiçbir şey bu mübarek ayın faziletini hakkıyla idrak edebilme

bağlamında genel medya mantalitesi yansıtmaktan uzaktır.

Zira bizim medya mantalitemiz, reyting üzerine

kurguludur Bizim medya mantalitemiz insanlarımızın maneviyatını yok etmek,

dejenere etmek, ahlâkını ortadan kaldırmak, iffeti değil, şehveti başrole

koyan anlayışı içselleştirmek ve toplumun genetik kodlarında var olan

hakkaniyet unsurlarını ortadan kaldırmak üzere çaba göstermektedir. Yılın 11

ayında, insanlarımızı kapitalist, hedonist, egoist, nerde sabah orda akşam bir

yaşam felsefesiyle dönüştürmek, zihinleri biçimlemek ve toplumun maneviyatını

çürütebilmek için var gücüyle çalışan medya anlayışı, Ramazan ayı gelince bu

felsefeyi terk edip, hangi damardan beslenerek bizleri ahlâk iklimine

yöneltebilecek

Her türlü gayri meşru ilişkinin mubah gösterildiği,

tarihe hükümferma olmuş padişahlarımızı bile uçkur düşkünü ve harem oyuncağı

gibi gösteren, hayatları mantar tiplerin hayatları mantar senaryoların

gözümüzün içine sokulduğu medya ortamının, bu ikiyüzlülüğünü hangi kategoriye

koyacağız

Yılın 11 ayında, bizleri zehirleyen, afyonlayan,

damarlarımıza Amerikanvari ve Avrupai yaşam tarzını dayatmaya, böyle bir yaşam

tarzı sürmemiz için bizleri dönüştürmeye çalışan medyamızın, Ramazan ayı ile

birlikte her şeyi ters yüz edebilecekleri bir maneviyat dönüşümüne ne kadar inanacağız

Bu zihniyetin İslam dan kaynaklanan ahlâki değerleri

sıfırlamaya uğraştığı, kötülüklerin içselleştirildiği kara bombardıman sürecini

yok mu sayacağız

Bu medya anlayışı değil mi ki, Ramazan ın bittiği gün

yine aynı yayın boyutuna yönelecek ve Ramazan da kazandığımız tüm hasletleri de

ortadan kaldırmak için çaba gösterecek

Bu bilgi kıtlığında ve gıdası reyting olan programlarla,

Ramazan ın maneviyatını yaşayabilmek için çaba gösterecek bizim durumumuz ne

acıdır!