Nice Ramazanlar gibi bu sene de Ramazan-ı şerifi
uğurluyoruz.
İslam ülkeleri içerisinde bu kadar sorunlar, bu kadar
zulümler yaşanırken bizler normal ve rahat bir şekilde Ramazanımızı
uğurluyoruz.
Şu anda var olan İslam ülkeleri arasında en rahat ülke
Türki ye kabul ediliyor.
Gazze de eli kolu bağlı masum insanlara havadan,
karadan ve denizden zalim İsrail saldırıyor.
Yaşlı, çoluk-çocuk, hasta, kadın, erkek demeden
saldırıyor ve insanları göz göre göre öldürüyorlar
Suriye de, Irak ta, Mısır da ve diğer İslam diyarında
büyük katliamlar yapılıyor
İslam ın şahlanışa geçtiği bu çağda, bu kadar felaketlere
katlanmak gerçek büyük sabır istiyor.
İslam dünyası ve Müslümanlar çok ama çok zor günler
geçiriyorlar ama bizler rahat bir şekilde Ramazan ı geçirdik ve bayrama
giriyoruz.
***
Nerede o eski Ramazanlar edebiyatını yapacak değilim.
Her Ramazan ın kendine göre güzellikleri ve özellikleri
vardır.
Aslında bütün Ramazanlar güzeldir.
Önemli olan, Ramazan ın ruhuna uygun olarak paylaşma
duygusunu yaygınlaştırabilmek.
Eski bayramları, eski Ramazanları yaşayabilmek elimizde
olmadığına göre var olan bayramları ve ramazanları amacına uygun olarak yaşamak
önemli.
Ziyafetlere gitmek, eşi dostu görmek, çeşit çeşit
ikramlarla iftar yapmak güzel ama, bu çağda açlıktan ölenleri düşünmek de bir
Müslüman ın görevi, öyle değil mi ..
Ramazan ayı, hayatımıza ve ruhumuza çeki düzen vermiyorsa
kendimizi yeniden sorgulamamız gerek miyomu
Yardım yapmıyorsak veya yapamıyorsak, onca mazlum
Müslüman kardeşlerimize dua da mı yapamıyoruz
Ramazan da açlık çeken insanların iftar vaktinde karnını
doyurma umutları var.
Böyle bir umudu olmayan insanların açlıklarını hiç
düşündünüz mü
***
İslam âlimleri: oruç, ihtiyaç sahibini görmemizi
sağlayan bir gözlük olmalı diyorlar.
Bireylerde oluşan bu duygu, etrafımıza ve çevremize
yayıldığında toplumsal mutabakat ve paylaşma ruhu da gelişmiş olur.
İslam ın özünü temsil eden : Kendisi için istediğini
başkaları için de istemek mesajını uygulayan kulluk görevini yerine getirmiş
olur.
Bu mesajı kuvvetlendiren efendimizin başka bir sözü bu
durumu açıkça ortaya koyuyor: Kendisi tokken komşusu aç ise o bizden değildir
buyuruyor.
İnsanlar hayatları boyuca beslenmek için çalışıyorlar.
Bu kişisel bir gayret ve ömür boyu süren bir uğraştır.
Ramazan da iftarlarda ve ikramlarda bu kişisel uğraşın
yerini, toplumsal bir uğraş alıyor.
İslami bir yaşam tarzı olmayan insanlardan bazıları,
Ramazan ayında özellikle oruç tutma isteğinin oluşması düşündürücü bir
davranıştır.
Aç durma pahasına bu ibadeti yapmanın isteği, gerçekten
ibret verici bir davranış
Bu durumdaki insanlarla görüşüldüğünde, oruç tutarak
ruhlarının dinlendiğini ve kendilerini mutlu hissettiklerini ifade ediyorlar.
***
Böylesine güzel, böylesine muhteşem bir ibadet
hazinesini ellerinde bulunduran Müslümanlar, bunun kıymetini bilmeli ve Yüce
Yaratanımıza bol bol şükretmeli.
Sağlıklı bir bedene sahip olmak ve ruhen rahat olabilmek
için sadece Ramazan ayında değil, diğer zamanlarda da oruç tutma alışkanlığı
edinilmeli.
İnsanın psikolojik yapısında devamlı isteyen, devamlı
çıkarı için koşuşturan bir arzusu her zaman vardır.
Psikologlar, oruç tutarak, aç kalarak bu duygunun
köreleceğini söylüyorlar.
Açlık duygusu, insanın düşüncesini değiştirebiliyor ve
radikal kararlar almasına vesile olabiliyor.
Kendisi için istediğini, başkası için de istemek
hadisi, oruç sayesinde daha rahat ve daha kolay bir şekilde gerçekleşiyor.
Oruç ibadetinin diğer ibadetlerden ayrı ve çok özel bir
konumu daha vardır.
Bizler bütün ibadetlerimizi yaparken kendimiz için
yapıyoruz.
Oruç ibadeti ise böyle değil.
Allah-u Teâlâ oruç ibadeti, benim içindir buyuruyor.
Onun sevabı özeldir ve tamamıyla Allah a aittir.
Rabbim oruçlarımızı kabul eylesin.
Hayırlı ve bereketli bayramlar diliyorum.